Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Öğretmenleri atamayı bile beceremediler

Milli Eğitim Bakanlığı'nın beceremediği bir şey daha var: Öğretmen atamaları. Bir eğitim-öğretim yılı öğretmen ataması yapılmadan kapanırken öğretmenlerle yaşadıkları süreci konuştuk.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 28.05.2021 , 16:34 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Pandemi sebebiyle birçok alan gibi eğitim de bu süreçten etkilendi. Bir buçuk yıldır okulların açılması adına alınan ve sürekli değişen kararlar, okula birkaç ay gidip sonra evlerine gönderilen öğrenciler, 2020 Mart ayından bu yana okula hiç gidemeyen, uzaktan eğitime ulaşamayan öğrenciler, ne yapacağını bilemeyen veliler, tüm bu düzensizlik içinde kalmış öğretmenler...

Ülkede genele yayılan bu yönetememe haline en büyük katkıyı sunan Milli Eğitim Bakanlığı oldu. Fakat bakanlığın bu bir yıl içinde beceremediği başka bir şey daha oldu: Öğretmen atamaları. Öğretmenler 2020'de yapılan KPSS'den beri atama bekliyorlar. Bir eğitim öğretim yılı öğretmen ataması yapılmadan kapanırken öğretmenlerle yaşadıkları süreci konuştuk. 

Sohbetimize sizleri tanıyarak başlayalım. 

Ali (Gaziantep): Okul  öncesi öğretmeniyim. 3 senedir öğretmenim, 2 sene KPSS'ye girdim. Özel sektörde çalışıyordum. Sonra KPSS'ye çalışmaya başladım çünkü özel sektörde düşük maaşlarla çalıştırılıyoruz.

Beril (Gaziantep): Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğretmeniyim. İki yıl önce mezun oldum ve KPSS çalışmaya başladım. Mezun olur olmaz KPSS’ye çalışmamın nedeni, mezun olduktan sonra iş aradığım süreçte yaşadığım olumsuz şeyler oldu. Ucuz iş gücü, sigorta yapmak istemeyen patronlar, görev tanımı yapılmayan iş, "esnek çalışma saatleri" adı altında sömürü ve deneyimsizliğin de bahane edildiği tablo bana bu sınava çalışmak zorunda olduğum düşüncesini getirdi.

Emre (İstanbul): 7 senedir farklı özel kolejlerde müzik öğretmenliği yapıyorum. Özel sektördeki özlük haklarıyla ilgili eksiklere bir de pandemi gibi hak gaspının daha da arttırıldığı bir süreç eklendi. Ben de çareyi iş güvencesi ve özlük haklarının görece daha iyi olduğu kamuya geçmekte gördüm. Sınav hazırlığı hayatınızdaki bir sürü şeyden feragat etmenizi gerektiren oldukça yorucu ve stresli bir süreçtir. 

Umut (Tekirdağ): Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. 2015 yılında üniversiteden mezun oldum. 2015'te verilen kontenjana giremedim. 2016'da bir kez daha hazırlandım ve 24 bin kişinin sınava girdiği branşıma ilk atamada 121, ek atamada 389 kontenjan verildi. Atamam yine yapılmadı. Branşıma verilen düşük kontenjanlar nedeniyle atanabilmek için makul bir umut kalmadığından KPSS'ye hazırlanmayı bıraktım. 2017, 2018, 2019 sınavlarına girmedim. Bu süreçte bir yıl ücretli öğretmenlik yaptım. Asgari ücret 1600 TL iken 30 saat derse girerek en fazla 1400 TL kazanabildiğim ve sigortamın 15 gün yatırıldığı bir eğitim öğretim yılını tamamladım. Askerliğimi yaptıktan sonra 1 yıl Doğa Koleji'nde emeğimin karşılığını alamayarak çalıştım. Bir sene sonunda işten çıkarıldım. Zamansız bir şekilde işimi kaybedince başka bir kurumda iş bulamadım ve bu vesileyle yeniden KPSS'ye hazırlanma kararı aldım.

'Eylül'de bile atama yapılacağından emin değiliz'

Siz geçen sene sınava girdiniz. Bu sene okullar açılmadı ama online eğitimler devam etti. Bakanlık hem okulları açmadı hem de süreç içerisinde sürekli karar değiştirdi ve çok eleştirildi. Peki ataması yapılmayan öğretmenler için süreç nasıl işledi? Sınavdan beri neler yaşandı? Bu karmaşık durum sizi de etkiledi mi? 

Emre (İstanbul): Türkiye’de gündem oldukça yakıcı maddelerle hızla değiştiği için, öğretmen atamaları çok geri planda kaldı. Bakanlıktan veya devlet yetkililerinden aylarca tek bir açıklama gelmedi. Sınava girdiğim 2020 Eylül’den 2021 Mart’a kadar yani 7 ay boyunca  takvimi bile öğrenemedik. Öğrendiğimizde ise atamaların 2021 yılının Eylül ayında gerçekleşeceğini öğrendik. 2021 yılının Mart ayında başvuru ile başlayan atama süreci mülakat, mülakatı değerlendirme, itiraz süreci ve atamaların 2021 Eylül’de gerçekleştirilmesi ile birlikte irrasyonel bir şekilde aylara yayılıyor. Bu durum halen çalışmaya devam ettiğim özel okulla ilgili planlarımı, ailevi planlarımı da derinden etkiliyor. Psikolojik olarak oldukça yıpratıcı bir belirsizlik bu. İlk başta atamayı Şubat/Mart ayı gibi bekleyen binlerce öğretmen açıklanan takvimle birlikte büyük bir belirsizliğin içinde buldu kendini. Ayrıca güvenlik soruşturması kanununun öğretmenler için tekrar uygulamaya konulması ile ilgili son değişiklikten sonra atamanın 2021 Eylül’de bile yapılacağından emin değiliz. Aslında belki de ilk defa bir eğitim öğretim döneminde atama yapılmadı. Geçen sene girilen sınavın sonucunda sene başında ataması olurdu. Ya da ilerleyen aylarda. Ama ben sıralama içindeyken bir senedir atama takvimi bekliyorum. Bakan Ziya Selçuk zamanında atama takviminde büyük değişiklikler olmuştu. Bu sene ise bir ilki gerçekleştirdi. Atama yapmadı. Sadece bizleri oyaladı.

Beril (Gaziantep): Sınava çalışma süreci geçim derdi, çevre baskısı gibi nedenlerle her zaman zor olur. Üstüne bir de pandemi eklenince daha da zor oldu. Dediğiniz gibi plansızlıktan kaynaklanan sürekli karar değiştirmeler sınava hazırlanan herkesin gerginliğini çok artırdı. Çünkü beynimizde “Acaba atamalar ne kadar olacak?”, ”Bir sene daha işsiz mi kalacağım veya karın tokluğuna bir özel okulda mı sürüneceğim?” gibi sorular daha da sesini yükseltti. Bu sorularla sınava çalışmak gerçekten hiç de kolay olmayan bir şey. 

Kontenjan mağduriyeti 

Ali (Gaziantep): Bu sürecin atama bekleyen öğretmenler için nasıl işlediği sorusuna geçecek olursak çok zorlu geçtiğini söyleyebilirim. Ülkemizde en son atama 2019 yılında yapıldı. 2020 KPSS’ye giren öğretmenler için oluşturulan takvim Eylül ayına sarkıtıldı. Sürecin başından itibaren gerek sosyal medyada gerekse sahada birçok eylem ve etkinlik yapıldı. Ancak öğretmenlerin bu mücadelesine karşılık verilen atama sayısı 19.940 oldu. Bununla birlikte birçok bölüme kontenjan mağduriyeti yaşatıldı. Okul öncesi bölümü de bunlardan birisi. Pandemi döneminde açık olan tek kademe olmasına rağmen kontenjanımızda %50 azaltılma yapıldı. Ben bu yıl 80 puan aldım, bölümümdeki daha önceki atamalarda benden daha  düşük alan kişiler ilk atamada atanmışken biz şu an ek atama için mücadele veriyoruz.

20 bin öğretmen ataması 'müjde' diye duyuruldu

Umut (Tekirdağ): Ben 2019'un Eylül ayında 2020 KPSS'ye hazırlanmaya başladım. Mart ayında ülkemizde Covid19 vakaları görülünce ve yayılınca sınavlar da ertelendi. KPSS de 6 Eylül ve 20 Eylül'e ertelendi. Pandemi sürecinde eğitim öğretimin işleyişiyle ilgili MEB'in istikrarsız uygulamaları; MEB'de çalışmak amacıyla sınava hazırlanan bir öğretmen olarak beni kaygılandırıyordu. Atama bekleyen bir öğretmen olarak kaygılarımın yersiz olmadığını süreç bana gösterdi. 20 Eylül'de KPSS'nin öğretmenlik için son oturumu olan ÖABT sınavına girdik. 23 Ekim'de sınav sonuçları açıklandı ve bizim için sınav maratonundan daha sancılı bir süreç başladı. Öğretmen atamaları ne zaman yapılacak ve kaç bin öğretmen alınacak sorularıyla 23 Şubat'a kadar tek resmi açıklama yapılmadan bekletildik.

Bu 4 aylık süre zarfında Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk katıldığı her programda konuyla ilgili sorulan her soruya ezberlediği şu cevabı vermekten bıkmadı: "Her sene 40 bin öğretmen alıyoruz, bu sene de aşağı yukarı böyle olur, bakanlıklara tahsis edilen kadrolardan biz her sene aslan payını alıyoruz."  2020 KPSS'ye 430 bin öğretmen atanabilmek umuduyla girmişken; 23 Şubat'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 bin öğretmen ataması yapılacağını müjde gibi duyurdu. MEB'in kendi verdiği bilgilere göre 2020 yılı içinde 15 bin öğretmenin emekli olduğunu biliyoruz ve 20 bin öğretmen alımı müjde olarak duyuruluyor. Bu durumu anlayabilmek ve kabul etmek mümkün değil.

20 bine yakın kişinin sınava girdiği branşa verilen kontenjan 155

5 Mart'ta branşlara ayrılan kontenjanlar açıklandı ve ben bir Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Branşımdan sınava 19.276 kişi girmişti ve Sosyal Bilgiler branşından yalnızca 155 alım yapılacağı duyuruldu. İyi bir sıralamam var, iyi bir başarı elde ettim. Sosyal Bilgiler'e önceki iki yılda daha yüksek kontenjan ayrılmışken 2020 KPSS kontenjanı 155 olarak verildi. Kontenjanların bu dağılımı, düşmesi hakkında kimse çıkıp bir açıklama yapmıyor, bir veri paylaşmıyor. Bu adaletsizliktir, hak yemektir, emek hırsızlığıdır. Öğretmen genel alımlarının ve branş dağılımlarının ortalama bir istikrarı olmalı. Ben bir Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak çok sıkıntılı bir süreç sonunda kazandığım sınavı kazanmak için yeniden masa başına oturmak zorunda bırakıldım.

'Ya tutarsa umuduyla her sene sınava girmek zorunda değilim'

MEB'in sisteminin hiçbir tutarlılığı ve güvenilirliği yokken ben her sene kumar oynar gibi veya piyango bileti alır gibi "ya tutarsa" umuduyla sınava girmek zorunda değilim. 28 yaşındayım ve her sene "acaba seneye ne yapacağım, nerede çalışacağım, iş bulabilecek miyim" diye düşünmekten yoruldum. Askerlik, polislik, bekçilik gibi mesleklerin alternatif olarak önüme koyulmasından yoruldum. Ben eğitim fakültesinde öğretmen olmak için okudum ve hak ettiğim mesleğimi insani koşullarda yapmak ve insanca yaşamak istiyorum. Yıllarımı artık dört duvar arasında, masa başında; umut tacirliğine dönüşen bir sınavı kazanmak için geçirmek istemiyorum. 

Belirsizlik psikolojik sorunlara da yol açıyor

Özer (Van): Geçen sene Temmuzda sınava girdim.  Eğitim öğretim yılının başında, Sayıştay raporlarındaki öğretmen ihtiyacı açıkça belirlenmesine rağmen Milli Eğitim Bakanlığı pandemi bahanesiyle okulları gerekli önlemleri alarak açmak yerine eğitim ve öğretim faaliyetlerini online olarak sürdürme kararı aldı. Tabii bu şirket mantığıyla  yönetilen Milli Eğitim  Bakanlığı için bulunmaz bir fırsattı ki Ziya Selçuk’un "Öğretmen maaşı yüktür" açıklaması ve sonrası  uygulamalar, eğitimde  masrafları minimize etmeye yönelik politikaların bir parçasıydı. Bu kapsamda MEB 20 binlik atama takvimini olabildiğince geç açıklayıp ek atama yapmamak için bu takvimi 2021 yılının tamamına yaydı. Bu takvimin gecikmesi ve sürekli atama yapılıp yapılmayacağına dair net olmayan açıklamalar zaten maddi zorluklar, işsizlik gibi sorunlarla mücadele eden benim gibi öğretmenleri bir de belirsizlikle yüz yüze getirdi. Bu belirsizlik ne yapacağını bilememe, umutsuzluk, kararsızlık gibi birçok psikolojik soruna da yol açtı. "Sıralamadayım, mülakat ne olacak?", "Mülakatı geçsem güvenlik soruşturması sudan bir bahaneyle sorun olur mu?", "Sınava hazırlanayım mı?", "Sınava hazırlanıp yeteri puanı aldıktan sonra aynı döngüye  girmeyeceğimin garantisi var mı?", "Bu emek yine boşa gider mi?" gibi birçok soru ve bu soruların yarattığı belirsizlikle yaşamak zorunda kaldım.

'Suçlu bir kişi değil ama en büyük suçlu Bakan Selçuk'

Sizce bu süreç neden bu kadar karmaşık bir hal aldı? Sebebi nedir? Sorumluyu kim olarak görüyorsunuz? 

Ali (Gaziantep): Devletin uyguladığı ücretli öğretmen sistemi bu kadar karmaşık bir hal almasına sebep oluyor. Ücretli öğretmenlere asgari ücretin altında bir maaşla, eksik sigorta yatırarak sömürü koşullarında çalıştırıyorlar. Hal böyle iken atama yapmak istemiyorlar. Kısaca şundan bahsetmek istiyorum: Çalıştırdıkları ücretli öğretmenlerin büyük bir kısmı eğitim fakültesi mezunu değil. Suçlu bir kişi değil, Maliye, MEB, Cumhurbaşkanı ve bunlara sessiz diğer kalan diğer yöneticilerdir. Tabii ki bu süreçte en büyük suçlu görevini yerine getiremeyen Ziya Selçuk’tur.

'Öğretmen maaşları yük olarak görülüyor'

Emre (İstanbul): Sürecin bu kadar karmaşık bir hal almasının ana nedeninin ekonomik konular olduğunu düşünüyorum. Baktığımız zaman online da olsa devam eden bir eğitim-öğretim süreci var ve öğrenciyle birlikte bu sürecin en temel unsuru öğretmendir. Yani online eğitimle birlikte öğretmen ihtiyacınız bitmiş değildir. Ancak Milli Eğitim Bakanı’nın da ifade ettiği gibi öğretmen maaşları bir yük olarak görülmekte ve atamayı olabildiğince geç yaparak 20 bin civarında öğretmen maaşının bütçeye yaratacağı etkiye önlem alınmak istenmektedir. Böylece atamanın ertelendiği her bir ay bir tür kar gibi görülmektedir. Oysa bir devlet için eğitimden daha önemli bir harcama kalemi olabilir mi? Bu sürecin sorumluluğu başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bütün devlet yetkililerindedir.

'Ek 40 bin öğretmen alımı yapılmalı'

Umut (Tekirdağ): Sürecin belirsizliği hâlâ devam ediyor. Atama bekleyen öğretmenler olarak 5 Mart'tan bu yana ek 40 bin öğretmen alımı talep ediyoruz. İhtiyaçlar doğrultusunda 40 bin öğretmen alımının afaki bir rakam değil zorunluluk olduğunu biliyoruz. Ziya Selçuk'un katıldığı canlı yayın programında belirttiğine göre 50 bin öğretmen açığının ucuz işgücü olarak görülen ücretli öğretmenlik uygulamasıyla kapatılacak. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen varken ve Sayıştay raporuna göre 138 binin üzerinde öğretmen açığı varken öğretmen ihtiyacının ücretli öğretmenlerle kapatılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Bu durumu hem ücretli öğretmenlerin hem de atama bekleyen öğretmenlerin emeğinin sömürülmesi olarak görüyorum. Ziya Selçuk, ilk öğretmen alımının açıklanmasının ardından katıldığı tüm programlarda sorulan "Ek atama olacak mı?" sorularına da ezberlediği cevapları verdi. Biz de artık bu cevapları ezberledik ve bu açıklamalar bizi tatmin etmiyor. Bir senedir eğitime dair hiçbir şeyi beceremeyen Ziya Selçuk atamalar için, topu Maliye Bakanı Lütfi Elvan'a; o da cumhurbaşkanına atıyor. Binlerce insanın geleceği bir kişinin tasarrufuna bırakılamaz. Benim hayatım pazarlık konusu olacak kadar değersiz değil. 2021 KPSS'ye 3 aydan az bir zaman kalmışken belirsizlik içinde ne olacağını düşünmek bizi çok yıprattı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un kurduğu süslü cümleler içimizi rahatlatmadığı gibi bizi daha da belirsizliğin içine sürüklüyor. Bu süreçte yaşadığımız mağduriyetin giderilmesi için kısa erimli bir çözüm olarak  en kısa zamanda ek 40 bin öğretmen alımı yapılmasını ve çok düşük sayılar verilerek mağdur edilen branşların kontenjanlarının artırılmasını talep ediyorum. 

'Çözüm bu gericiliği ve piyasacılığı alt etmekte'

Beril (Gaziantep): Baktığımız zaman yıllar boyunca eğitimde özel okulların ağırlığının artması, eğitim fakültesi ve atanmayan öğretmen sayısının sürekli çoğalması birbiriyle paralel şeyler ve bir tercihin sonucu. Milli Eğitim Bakanı’nın özel okul patronu olduğu Türkiye’de bu tercih “atanmayan ve çaresiz öğretmenlerin özel okullara ucuz iş gücü olması şeklinde yapıldı. Kapitalizm, her alanda olduğu gibi eğitim alanında da büyük bir tahribata yol açarak hem piyasacı hem de gerici karakterini ortaya koydu. Buraları okuyan ve benim gibi ataması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımın meseleye bu gözle bakmasını tavsiye ediyorum. Çözüm ise bu gericiliği ve piyasacılığı alt etmekte. Hem hakkımızı alarak insanca çalışmak hem de eğitimin içeriğini çağdaş hale getirmekte. Bunu sağlayacak olan düzen ise eğitim alanında yaptıklarını tarih boyunca ortaya koymuş sosyalizm olacaktır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.