Sayfa yolu
Nükleer silah isteyen MHP ve AKP’ye ‘basit’ sorular: Ülkemizdeki nükleer silahlardan haberdarsınız değil mi?
İncirlik Üssü'den bir görüntü...
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.01.2026 , 11:32 Güncelleme Tarihi: 13.01.2026 , 13:54
ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Venezuela’ya yapılan haydutça saldırı ve sonrasında Trump’ın Küba, Grönland, Meksika, İran ve Kolombiya’ya yönelik saldırı tehditleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilginç tartışmaları beraberinde getirdi.
Bunun çarpıcı örneklerinden biri MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız tarafından verildi. Yıldız, Türkiye'nin nükleer silaha sahip olması gerektiğini belirterek “Bugün nükleer silahlar, caydırıcı birer güç unsuru ve askeri koz oldukları kadar, insanlığın varlığına dönük tehdit olarak dünya gündeminin merkezindedir. Nükleer silaha sahip olmak, bir ülke için varlık ve güvenlik garantisi haline gelmiştir. Mevcut küresel şartlarda, Türkiye'nin de kendi nükleer programını başlatması elzemdir” dedi.
Yıldız’ın bu açıklamalarını Yeni Şafak gazetesinden İbrahim Karagül’ün yazısı takip etti.
“Bu son viraj ey insanlık! Küresel fırtına her ülkeyi vuracak! Peki biz ne yapacağız? Süper Türkiye, Süper Kuşak… Türkiye nükleer güç olmalı! Bölgesel savunma kalkanı şart! Örgütler tasfiye edilmeli, İsrail’in eli kesilmeli” başlığını taşıyan yazısında Karagül, Türkiye’nin acilen nükleer güç olmasının şart olduğuna değindi.
Karagül’ün yazısında “nükleer” dışında da ilginç vurgular var, onları da hatırlatalım:
- Çok tehlikeli bir döneme girdik. Bütün insanlık, “İsrail-ABD aşırı sağı”nın kıyamet savaşlarına dönecek işgalleriyle, hırsızlıklarıyla, talanlarıyla boğuşuyor.
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mısır ve İran’ı da katarak, bölge içi çatışmaları derhal durdurmalı. Sudan, Somali, Yemen, Suriye gibi, bütün kriz alanlarına askeri müdahaleler başlamalı.
- Herkes geleneksel düşmanlık tezlerini terk etsin. Batı’nın “zaaflar stratejisi” bu korukları besleyerek uygulanıyor. Zaaf alanları derhal kapatılmalı. Bölgenin merkez ülkeleri bu konuda birbirine yardım etmeli.
- ABD ve İsrail’in silah olarak kullandığı bütün örgütleri tasfiye etmeli. İsrail adına hareket eden BAE, Bahreyn gibi ülkeleri kontrol altına almalı. Bu güçlerin parçaladığı Suriye, Somali, Sudan gibi ülkelere askeri destek verip, bu ülkeleri toparlamalı.
- Türkiye, S. Arabistan, Pakistan, Endonezya, Malezya, Cezayir, Mısır, Özbekistan, Katar, Suriye, İran arasında çok acil savunma ortaklığı kurulmalı. Hiç değilse çekirdek olarak Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan arasında nükleer ortaklığı da içine alan bir savunma ortaklığı kurulmalı.
Ülkenin güvenliğinden yana olanlar bu 5 soruya yanıt verecek mi?
soL okurlarının yakından takip ettiği konulardan birini hatırlatalım öncelikle.
TKP geçtiğimiz yıl haziran ayında, ülke güvenliğine ilişkin Meclis’teki partilere 5 kritik soru yöneltmişti.
soL, çeşitli defalar yanıtsız kalan bu soruları gündeme getirerek Meclis’teki partilerin sessizliğine işaret etmişti.
Peki, neydi o sorular?
1- Partinizin ülkemizdeki yabancı asker ve üslerin varlığına ilişkin tutumu nedir?
2- Bölgedeki tüm saldırıların arkasında olan ABD liderliğindeki NATO’nun Türkiye’nin güvenliğinin teminatı olduğunu düşünüyor musunuz?
3- İncirlik başta olmak üzere Türkiye’deki ABD üslerinde bulunan nükleer silahlara ilişkin tavrınız nedir? Ülkemizin başka ülkelerin tasarrufundaki nükleer silahların deposu gibi kullanılmasının ne anlama geldiğinin bilincinde misiniz?
4- ABD ve NATO’nun kendi güvenliği için ülkemizi ateşe atan üslerin derhal kapatılması çağrısına yanıtınız nedir?
5- Türkiye’nin NATO’dan çıkması çağrısına yanıtınız nedir?
Hem Yıldız’ın hem de Karagül’ün açtığı tartışmaya ışık tutacak sorular değil mi?
Özellikle üçüncü soru bu açıdan son derece dikkat çekici.
Dün soL TV’deki Komünist Bakış programında nükleer tartışmalarına değinen TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, “Türkiye'de nükleer silah var. B-61 denilen, sürekli güncellenen ve yeniden güncelleme programına alınan atom bombaları ülkemizde konuşlandırılmış durumda. Türk hükümetinin de üzerinde herhangi bir yetkisi yok. Kağıt üzerinde onayı gerekse de. Silahların teknik ve siyasi anlamda kontrolü ABD elinde. Önce bunu sorgulasınlar” diyordu.
Ancak hem MHP hem de AKP cephesi bu konuda derin bir sessizlik içinde.
Kimse ülkemizdeki ABD kontrolündeki nükleer silahları konuşmuyor, adını ağzına dahi almıyor.
Bu silahlar, olası bir nükleer gerilimde ülkemizin doğrudan hedef olmasına kapı aralıyor.
soL Haber, ülke güvenliğini tehlikeye atan düzene, NATO ve ABD'ye dair hiçbir mecrada kendisine yer bulamayacak haberlere imza atmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek vermek için siz de soL'a abone olun.
Basit ve yanıtsız kalacak sorular
Başlıkta belirtmiştik, basit sorularımız var diye, oradan devam edelim.
“Çok tehlikeli bir döneme girdik. Bütün insanlık, ‘İsrail-ABD aşırı sağı’nın kıyamet savaşlarına dönecek işgalleriyle, hırsızlıklarıyla, talanlarıyla boğuşuyor” diyor Karagül.
Peki, AKP iktidarı neden şu anda İsrail ile ticaretin devam etmesine tek ses çıkarmıyor veya Suriye’de giderek daha geniş bir alanı üstelik Şara ile işbirliği içinde kontrolü altına alan İsrail’e “etkili” bir yanıt veremiyor?
Bu soru Karagül’ü zorlayabilir, daha basitini soralım: ABD madem dünyayı kıyamet savaşlarına götürüyor, AKP neden çıkıp Venezuela’daki haydutluğu açıkça kınayamıyor? Tek bir AKP’li yetkili dahi Maduro’nun kaçırılmasına ilişkin neden cümle kuramıyor? Bu da zor geldiyse, AKP iktidarı neden böylesi bir dönemde tam boy Amerikancı bir dış siyaset izliyor?
Bir basit soru daha, yine yazıya atıfla…
“ABD ve İsrail’in silah olarak kullandığı bütün örgütleri tasfiye etmeli” diyen Karagül’e Türkiye’de NATO yani ABD kontrolündeki 28 üssü hatırlatmak zorundayız. Karagül bu üslerin derhal tasfiye edilmesi gerektiğini söylüyor mu, söylüyorsa parçası olduğu AKP iktidarı bu konuda bir adım atacak mı? Türkiye, dünyanın en büyük terör örgütü NATO’dan ne zaman ayrılacak?
Nükleer silah Türkiye’yi korur mu?
Nükleer silah, İncirlik Üssü bağlamında hatırlattığımız üzere, sahibi olan ülkeye güvenlik değil, büyük bir tehdit de getiriyor.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, dünkü programda bu olasılıklara işaret ederek, “Türkiye'nin nükleer silah programı kime karşı olacak? Varsayımlardan gidelim. Resmi olarak ilan etmese de nükleer güç sahibi olan İsrail tehdidini dengelemek için diyelim. ABD'nin İsrail'e himayesi sürerken ve 5 binin üzerinde nükleer başlığa sahip olan ABD, İsrail'e karşı bir nükleer saldırıyı tolere edebilir mi? Hayır” demişti.
Ortada NATO’ya karşı çıkan, Amerikancılığı frenleyen değil tam tersine güçlendiren bir iktidar varken, nükleer tartışmasının Türkiye’nin güvenliğiyle hiçbir ilgisi bulunmuyor.
Tartışılan şey ABD’nin, NATO’nun ve Batı’nın güvenliği.
Gerçekten ülkenin güvenliğinden yana olanlar, yukarıdaki 5 soruya ya da soL’un bu vesileyle hatırlattığı basit sorulara yanıt vererek işe başlayabilir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.