Sayfa yolu
NFT, biriciklik, demokratikleşme ve sanatın değeri
Yayın Tarihi: 16.10.2022 , 10:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Kısaca NFT
İngiliz sanatçı Damien Hirst, 10 milyon sterlin değerindeki eserlerlerini geçtiğimiz günlerde bir galeride yaktı. Öncesinde, son 1 yıl içerisinde ürettiği NFT koleksiyonundan eser satın almış olanlara çağrı yaptı; orijinal olan ile NFT eser arasında seçim yapmalarını istedi. NFT’si seçilen eserlerin orjinalleri yakıldı. NFT’lerin her biri 800 sterlindi, yakılan eser sayısından Hirst’ün yaktığı paracıklar hesaplandı ve sanatçı eleştirildi. Hirst ise, nasıl hissettiği sorusunda “beklediğimden iyi yanıtını” verdi.1
NFT (non-fungible token), blok zincir teknolojisi ile oluşturulmuş bir tür kripto para aslında. Kripto paradan farkı ise eşdeğer olarak alınıp satılamaması, değiştirilememesi. Yani altının dövize dönüşmesi gibi bir eşdeğer karşılığı yok. NFT olarak satılan-alınan her bir dijital eserin, müziğin, resmin orijinal bir sertifikası var. Bu manipüle edilemeyen sertifikalar sayesinde sanat eserinin “biricikliği” korunuyor. Her bir alım satımda sanatçıya ve satan kişiye telif ve/veya komisyon ödeniyor. NFT olarak satılan metaların mutlaka sanat ile ilişkisinin olması da gerekmiyor. Örneğin Twitter’ın kurucusu ilk twitt’ını, Polonyalı bir vatandaş dijital kimliğinin sevgi duygusunu, Saba Tümer kahkahasını satmış bile… Acun Ilıcalı da NFT alım-satım yapılabilen kendi platformunu kurmuş. Bu örnekler tartışmanın “sanat” olmadığını daha iyi gösteriyor. Şirketlerin duran varlıklarını ileride bu yolla akışkan hale getireceği bile söyleniyor. Konu sanat değil, yatırım; beğeni değil, sahip olma duygusu. Damien Hirst örneğinde de görüldüğü üzere, yakılan eserlerin sanatsal değeri değil, kaç milyon değerinde olduğu üzerine konuşuluyor.
Sanat eserinin değeri nasıl ölçülüyor?
Ekonomistlerin uzmanlık alanına fazla girmeden sadece hatırlatmak için özetlersek; bir nesne “kullanım” ve “değişim” değeri içerir. Kullanım değeri ile ihtiyaç karşılanır, değişim değeri ile malın meta haline gelmesi sağlanır. Sanat eserinin karşıladığı ihtiyacı “estetik ihtiyaç” olarak ifade edersek; bir müziği dinlediğimizde etkilenmemizi ya da bir romanı okuduğumuzda hissettiğimiz tatmin duygusunu örnek verebiliriz. Bazı sanat eserleri daha çok kişide tatmin, beğeni gibi duygular oluştururken; bazı sanat eserleri daha az insan üzerinde etkileyiciliğe sahip olabilir. Buradaki tehlike, yaygın beğeni kazanmak anlamında popüler olanın, mutlaka “iyi sanat eseri” sayılmasında olacaktır. Sanat eserlerinin izlenmek, dinlenmek, okunmak için üretildikleri düşünüldüğünde bu amacı mümkün olduğunca çok sayıda kişiye ulaşarak karşılaması doğru bir beklenti. Ancak, beğeniyi oluşturan en önemli etmenlerden birisi bilgi ise; sanat bilgisi edinerek eğitim almadığımız, iktidarın bilinçli bir politika ile sanatı her geçen gün gericileştirdiği ve “iyi” sanattan mahrum bırakıldığımız düşünüldüğünde yaygın olan beğeniye de güvenmemek gerekiyor. “İyi sanat” tanımlanması zor bir şey. Her sanat dalına ait belli başlı kurallar var, bunlar akademide öğretiliyor. İşin teknik kısmına bakmak her zaman daha kolay. Diğer taraftan modern resim deyince aklımıza gelen ve sanat tarihinde de iyi sanat olarak tanımlanan eserler, akademinin kuralları ile üretilmediler. Picasso bu yüzden akademiyi yarıda bıraktı çünkü, kuralların dışına çıkabilirse yeni bir yere ulaşabileceğini biliyordu. Ancak çocukluğundan itibaren, babası ilk öğretmeni olmakla birlikte, sayısız resim dersi almıştı ve resmin akademik bilgisine çoktan hakimdi. Her yeni arayışın bir karşılığı da olmayabilir elbette. Bazı arayışlar sanatçı saçmalaması olarak kalabilir. Kendinden sonraki üretimleri de etkileyebilen yeni denemeler sanatta öncü adımlar olarak kabul ediliyor. Döneminde anlaşılamamış olmak gibi bir şart olmamakla birlikte -ki kübizm döneminde popüler bir akım- geleceğe yönelik üretmek önemli bir ayrım noktasını oluşturuyor. Son olarak, bir eseri anlamaya çalışırken her zaman sanatçının içinde bulunduğu toplumla, dönemle olan ilişkisine bakıyoruz. Picasso örneği ile devam edecek olursak; Guernica tablosunu, İspanya iç savaşı sırasında Nazi’lerin Guernica şehrini bombaladığı gerçeğini atlayarak anlayabilir miyiz?
Dolayısıyla iyi bir sanat eseri için teknik bir donanım, yaşadığı dönem ile kurulan ilişkisellik ve ileriye dönük taşıdığı öncül olabilme etmenlerini Picasso örneğine bakarak çıkarsamış olduk. Modern dönemler için iyi sanatın ne olduğunu anlamak ve örnekler vermek daha kolay, güncel sanatı tartışmak ise her zaman zordur. Çünkü tarih henüz birçok konuyu derleyip toplayıp bir kenara koymamıştır. Her şey akışkan ve yer değiştiriyorken keskin analizlerin isabetli olma ihtimali düşüktür. Yine de aynı yönteme sadık kalırsak; güncel bir eserin teknik yeterliliğine (ya kendimizi donatarak anlayacağız ya da bir bilene sorarak), sanatçının bugün ile kurduğu ilişkiye yani, sanatçının o eseri bugün neden yaptığına ve yapma biçiminin geçmişe mi geleceği mi uzandığına baktığımızda yanılmayız. NFT alan kişiler için bunların bir önemi yok. Çünkü alınan şeyin “iyi sanat eseri” olması şart değil. İyi para getirmesi önemli. Nasıl ki bazı semtlerde ev fiyatları daha yüksektir, bazı sanat eserlerinin de fiyatı aynı sebeple daha yüksektir. İhtiyacı karşılayacak büyüklükte ve aynı özelliklerdeki iki evin fiyatı, iki semt arasında dramatik olarak farklı olabilir. Dolayısıyla belirleyen şey kullanım değeri değil değişim değeridir. Sanat eseri için de böyledir.
Sanatın biricik olması ve demokratikleşmesi
Bir tane Mona Lisa var, bir tane Davut heykeli, bir tane Sagra da Familia… Bu eserlerin “değeri” bir tane olmalarından da ölçülüyor. Yine kapitalizm içerisinde bir değer ölçme yönteminden bahsediyoruz; arz ve talepten. Herkes Van Gogh sahibi olmak ister ama o kadar sayıda Van Gogh eseri yok. Dolayısıyla olanlar da pahalı. Asıl soru neden o esere sahip olmak isteyeceğimiz. Söz konusu Van Gogh ise cevap daha kolay. Yukarıda özetlenen kullanım değerine dönersek, Van Gogh resimlerinde memnun kalınan estetik ihtiyaç yaygın kesimler nezdinde karşılanıyor. Ancak Damien Hirst’ün yaktığı serinin işleri için de aynı şey geçerli mi?
Estetik ihtiyacın karşılanması ya da beğeni ile oluşturulmuş az sayıdaki talebi göz ardı edersek ve NFT’lerin yatırım amacıyla satın alındığını tekrar edersek, ortadaki durum at yarışı oynamaktan farksız. Ya yarışı kazanma umudu vaat eden eşeği bulacaksınız ya da yarışta birinci gelmesi neredeyse garanti olan ata oynayacaksınız. Damien Hirst hali hazırda yığınla para kazanmış, sarsıcı işler yapmış bir sanatçı. Özellikle formaldehit içerisinde dondurduğu ölü hayvanları sergilemesi ile ünlenmişti. İşleri sanat içi bir tartışmayı zorlamakla birlikte, hayvan hakları ihlali konusunda eleştirilmeyi hak ediyor. 1989 yılı itibariyle çeşitli türlerde toplam 913,450 adet hayvanın ölü bedenini işlerinde kullandığı hesaplanmış 3. Yarattığı sansasyon ve reklam ile zaten alıcısına kazandıracağını garantilemiş bir sanatçıdan bahsediyoruz. İşlerin galeride yakılması da bu şovun bir parçası. Dolayısıyla insanlar Damien Hirst eseri almak istiyor çünkü asla zarar etmeyeceklerini biliyorlar. Eserlerin biricikliğinin korunmasına karşın Hirst’ün alıcıları fiziksel ve dijital arasında tercih yapmaya zorlamasında ise sadece şov kaygısı olmayabilir. Walter Benjamin biriciklik kavramına şöyle açıklık getirmişti “Bir sanat eserinin en kusursuz biçimde çoğaltılmış halinde bile bir öğe eksiktir: o sanat eserinin zaman ve uzam içindeki buradalığı, eserin meydana getirilmiş bulunduğu yerdeki biricik varlığı. Sanat eserinin bu biricik varlığını belirleyen şey, onun var olduğu zaman dilimi boyunca tabi kaldığı tarihtir”4. Hirst’ün ya dijitali ya da fiziksel olanı orijinal kılma amacında hala geleneksel sanatsal kaygılar var. Çünkü ne olursa olsun gerçek bir sanat eserinin varlığı tarihselliğinden koparılamıyor. Aslında NFT olarak aldığınız bir eserin ne kadar orijinal olduğu da önemli değil. Çünkü zaten dijital olarak çoğaltılabilir bir şey alıyorsunuz. Aslında alınan şey -yatırım olarak da değindiğimiz- dijital imza, sertifika.
NFT pazarlarının sanat eserini almayı ve satmayı kolaylaştırması, herkesin ulaşabilmesi açısından “demokratikleşme” yarattığı söyleniyor. Sanat eserlerini görece uygun fiyatlara alabilmekte ya da sanatçının daha çok izleyiciye daha kolay ulaşmasında eleştirilecek bir yan yok. Müzik dinleme, film seyretme, kitap indirme platformlarının ulaşılabilirlik açısından kolaylık sağladığı aşikâr. Ancak, ulaşabildiğimiz ile besleneceğimiz için günden güne beğeni algımız platformların tercihleri ile şekilleniyor. Sanatçıların o platformlarda yer bulabilmek için yaşadığı zorluklar bir yana, “demokratikleşme” diyebileceğimiz bu kolaylık, rehbersiz kaldığımızda kaybolma riski barındırıyor.
Nerede duralım?
Damien Hirst’ün yaktığı eserleri için “beklediğinden iyi hissetmesi”, kopya olanın orijinal hale gelmesinin kaygısını içeriyor. Çünkü orjinallik değişim değeri için önemlidir. En azından “pop art” gibi çoğaltma yönteminin kendisinin bir sanatsal biçim olarak kullanılmadığı örnekler için. NFT pazarında sanatsal gayelerin tartışılmadığı gerçeğiyle birlikte bu yeniliklerin sanata getirecekleri ya da sanatta yapacağı değişikliklere dair hüküm vermek için erken. Ancak, piyasa tanrısı kuralını koyduğu oyunu kazanır.
Israr edilmesi gereken; herkesin barınma hakkı kadar, tiyatroya gitme, film izleme, beğendiği bir resmi evine asabilme hakkı olduğu. Estetik ihtiyaçlarımız da ihtiyaç olarak dillendirilmeli, daha azına razı değiliz. Bunun için “demokratikleşme” sağlayan dijital platformlara değil; sanat eserlerinin sahip olma duygusu ile satılıp alınmadığı, gelişmiş bir beğeniye göre değer görebildiği ve meta haline gelmediği bir sisteme ihtiyaç var.
- 1(1) https://haber.sol.org.tr/haber/ingiliz-sanatci-nftsi-satilan-10-milyon-sterlin-degerindeki-yuzlerce-eserini-yakiyor-351429
- 2(2) Damien Hirst’e ait daha fazla NFT örneği görmek için ziyaret edilebilir: https://currency.nft.heni.com/
- 3(3) Damien Hirst’ün türlere göre işlerinde kullandığı hayvanlar için: https://news.artnet.com/art-world/damien-whats-your-beef-916097
- 4(4) Walter Benjamin, “Fotoğrafın Kısa Tarihi” (çev: Osman Akınbay), 2013, agora kitaplığı, syf: 48
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


