Sayfa yolu
Münih Teknik Üniversitesi'nde harç protestosu: 'Paran kadar eşitsin'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
sol-almanya
Yayın Tarihi: 18.10.2023 , 11:54 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Geçtiğimiz günlerde, Münih Teknik Üniversitesi’nde (TUM) Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) dışından gelen yeni kayıtlı uluslararası öğrenciler için yüksek miktarlarda harç ücreti yürürlüğe konulacağına dair haberler kamuoyuyla paylaşılmıştı. 2024-2025 öğretim yılında yürürlüğe girmesi planlanan bu karar, öğrenciler arasında tepkiye yol açmış durumda. Dün konuya ilişkin basın açıklaması gerçekleştiren öğrenciler, bu kararın geri çekilmesini talep etti.
Bavyera’da yükseköğretimin ticarileşmesi yönünde ilk adım sayılabilecek bu uygulama, TUM öğrencilerinin yanı sıra Münih’teki diğer üniversitelerden de lisans ve lisansüstü öğrencilerinin oluşturduğu “Öğrenci Harçlarını Durdurun” (Stoppt Studiengebühren) platformu tarafından yapılan bir basın açıklaması ile protesto edildi. Öğrenciler arasındaki ayrımcı uygulamaya da dikkat çekilen açıklamada, TUM’un harç tasarısının Almanya’nın diğer üniversiteleri için de örnek oluşturacağından yüksek öğretim sisteminin geleceğine dair kaygı ve hayal kırıklığı yarattığı belirtilirken, eğitimin paralılaştırılmasına karşı tüm üniversite öğrencileri dayanışmaya çağrıldı.
Basın açıklamasına katılan Münih Öğrenci Dayanışma Birliği'nden öğrenciler konuyla ilgili soL'un sorularını yanıtladı.
Yeni öğretim yılının açılışını bir protesto eylemiyle yapmış oldunuz TUM’un önünde. soL okurları için konuyu biraz açabilir misiniz? Neydi protestonun içeriği?
Anıl Güney Altun: Yaptığımız eylem Münih’deki iki büyük üniversitenin öğrencileriyle birlikte gerçekleştirdiğimiz bir eylemdi. Geçmişte başka eyaletlerde eğitimin ticarileşmesine ön ayak olmuş şimdi de Bavyerada gerçekleştirilmek istenen ve oldukça keyfi bir eğitim ücreti tartışması. Yalnızca kendi üniversitelerimiz için değil, eğitimin genel olarak ticarileştirilmesine karşı durduğumuz da bir protestoydu.
Kurtay Karayel: Bavyera Eyalet Meclisi’nde bu yılın başında geçen bir kanun ile Avrupa Ekonomik Bölgesinin dışından gelen öğrencilere harç uygulanmasının önü açılmıştı ve TUM da bunu hayata geçireceğini duyuran ilk üniversite oldu. Bugünkü protestoda yapılan ayrımcılığa ve eğitimin ticarileştirilmesine tepki gösteren öğrenciler bir araya geldi. Harç uygulamasının geri çekilmesi yönündeki talebimizi duyurmuş olduk.
Mine Büyükişcan: Buradaki Türk arkadaşlarla birlikte (ve sonra Alman ve diğer yabancı arkadaşlar da dahil oldu) örgütlediğimiz protestonun hedefinde Münih Teknik Üniversitesinde ve tüm Bavyera eyaletinde uygulanması tasarlanan ayrımcı harç politikası vardı. Aynı zamanda, hep birlikte eğitimin ticarileştirilmesine ve üniversitenin büyük şirket patronlarının tekelinde karar alan kurumlar olmasına karşı ses çıkardık. Çünkü biliyoruz ki TUM'un harç alma kararının çıktığı komitede öğrencilerden ve akademisyenlerden çok, BMW gibi büyük şirketlerin patronları yer almakta.
Sizce bu uygulamanın amacı nedir? Özellikle Türkiye’deki üniversite öğrencileri arasında TUM, son yıllarda oldukça rağbet gören üniversitelerin başında geliyor. Harç ücretleri ile ilgili telaffuz edilen rakamlar, lisans programları için 2 bin ile 3 bin avro, yüksek lisans programları için ise 4 bin ile 6 bin avro civarında. Akademik başarısı Almanya üniversitelerinde öğrenim görmeye yeterli birçok öğrenci için bu rakamların karşılanamayacak oranda yüksek olması ne anlama geliyor?
Mine: "Sosyal Devlet" olarak telaffuz edilen ve birçok kişinin, vatandaşların refah içerisinde yaşadığı bir yer olarak varsaydığı Almanya'nın gerçekliğinin aslında hiç de böyle olmadığını açıkça gün yüzüne çıkarıyor bence.
Anıl: Bu, ‘eşitlikçi Avrupa’nın’ Avrupa dışından gelecek olan öğrencilere paran kadar eşitsin demenin bir diğer yolu. Bu ücretleri bırakın yalnızca Türkiye’den gelen öğrencilerin karşılayamamasını Avrupa dışında olan ülkelerden gelecek öğrenciler için de çok yüksek rakamlar. Dolayısıyla bunun gerçekleşecek olması yeni gelecek öğrenciler için çok büyük bir fırsat eşitsizliği olması anlamına geliyor. Bunun karşısında olmaya devam edeceğiz.
Kurtay: Öğrencilerin eğitim hakkının satışa çıkarılması anlamına geliyor. Bahsedilen ücretler, öğrencilerin karşılayabileceği boyutlarda değiller. Yalnızca zengin ailelere sahip olan öğrenciler bu eğitime ulaşabilecektir. Dolayısıyla, zaten var olan eşitsizliğin daha da derinleşmesine yol açacaktır.
Uygulamanın aynı zamanda, yalnızca Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) dışından gelen yeni kayıtlı uluslararası öğrencileri kapsayacağı için ayrımcı bir vurgu içerdiğini söylüyorsunuz açıklamanızda. Oysa Almanya da “kapsayıcılık” (inclusion) ve “entegrasyon”, siyasi söylem düzeyinde oldukça önemli bir yer tutuyor ve sıkça karşımıza çıkıyor. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?
Kurtay: Aslında son dönemlerde yaşanan birçok gelişmede Almanya’nın ‘kapsayıcılık’
ve ‘entegrasyon’ söylemlerinin ne kadar sınırlı olduğunu görebilme şansımız oldu. Göçmenler yalnızca ekonomik bir karşılığı olduğu sürece değerliler. İnsani hakların talep edildiği noktada bu söylemlerin sınırına gelmiş oluyorsunuz. Piyasa zihniyetinin hâkim olduğu bir sistemde kar getiren ile kar getirmeyenin ayrılması tabidir. Bu zihniyetin eğitim alanına da yayılmasının sonuçlarını yaşıyoruz. Ücretini ödeyene ‘kapsayıcılık’ da ‘entegrasyon’ da bedava (!).
Mine: Bu konuda yalnızca şu örneği vermek istiyorum, sanırım oldukça iyi anlaşılacaktır. Almanya politikasının "eşitlikçi ve dahil edici" söylemlerinin yanına, henüz geçen gün gerçekleşen, Filistin halkından insanların kendi bağımsızlıklarını talep etmek ve halklarına yapılan eziyeti protesto etmek amacıyla toplanmaları sırasında Alman polisi tarafından yaka paça alandan uzaklaştırıldığı videoları koyup tekrar bakalım. Sanıyorum ki durumun çelişkisi ve vahameti daha iyi anlaşılacaktır.
Münih Öğrenci Dayanışma Birliği olarak “Öğrenci Harçlarını Durdurun” platformunun da bir bileşenisiniz. Platform olarak nasıl bir araya geldiniz ve bu başlıkta hangi çalışmaları yürüteceksiniz?
Anıl: Öğrenci harçları gündeme geldiğinde buna karşı olan arkadaşlarımızla bir araya gelmek çok da zor olmadı. Çok kısa zamanda toplantılar yapıp nasıl bir protesto yapılabileceğine dair tartışmalarımız oldu. Bugün yaptığımız protestodan sonra yapacağımız ilk şey olabildiğince bu akılsız ve anlamsız harç gündemini herkese ulaştırmak ve üniversitelere geri adım attırabilmek.
Mine: Arkadaşlarım zaten kısaca açıkladılar, bunun dışında platformla birlikte bir forum çağrısında bulunduk harçlara yönelik. Öğrenci Dayanışma Birliği'ne dair de yeni dönemde yeni katılan arkadaşlarımızla gündeme dair tartışmalar yürütecek ve etkinlikler yapacağız.
Kurtay: Şubat ayında yaşanan depremin ardından yardım çalışmaları örgütlemek için bir grup öğrenci bir araya gelmişti. Bu grubun harçlar konusunu tartışmak üzere çağrı yaptığı bir toplantıda platform fikri ortaya çıktı. Biz de bu platforma bileşen olarak katılma kararı aldık. İlk adım olarak gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasından sonra daha da fazla öğrenciye ulaşmayı hedefleyen eylemler planlıyoruz.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Kurtay: Benim tekrar vurgulamak istediğim bir konu var. Dışarıdan konuyu duyan birinde yalnızca bir üniversitede başlayan harç uygulamasının o kadar da önemli olmadığı izlenimi oluşabilir. Fakat, bu bilinçli tercih eğitimi bir mal, üniversiteleri ‘işgücü’ yetiştiren bir işletme olarak gören zihniyetin yansımasıdır. Bu zihniyete karşı Almanya’da da Türkiye’de olduğu gibi sesimizi yükseltiyoruz ve ‘Müşteri değil öğrenciyiz!’ diyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
