Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Moncada Baskını'nın 70. yıldönümü kutlandı: 'Küba yalnız değildir!'

Ankara'da dün bir araya gelen Küba dostları, Moncada Baskını'nın 70. yıldönümünü kutladı.

soL - Ankara

Yayın Tarihi: 28.07.2023 , 13:56 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ve José Martí Küba Dostluk Derneği (JMKDD) geçtiğimiz gün Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde 26 Temmuz 1953 Moncada Kışlası Baskını’nın 70. yıldönümünde bir kutlama gerçekleştirdi.

Küba’da "Ulusal İsyan Günü" olarak da kutlanan 26 Temmuz’un yıldönümü etkinliğinde Küba Cumhuriyeti Konsolosu Luis Javier Cabañas, JMKDD Yönetim Kurulu Başkanı Nahide Özkan ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Parti Meclisi üyesi Erhan Nalçacı konuşma yaptı. Etkinlikte ayrıca Kübalı yönetmen Roberto Chile’nin “Devrime Övgü” belgeseli gösterildi.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren JMKDD Yönetim Kurulu Başkanı Nahide Özkan sözlerine “26 Temmuz 1953'te Fulgencia Batista diktatörlüğüne karşı gerçekleştirilen, devrimin işaret fişeği niteliğindeki Moncada Kışlası baskınının 70. yıldönümünde Küba halkını ve onun devrimci liderliğini selamlıyoruz” diyerek başladı.

'Küba halkı sömürü düzeninin değişmesi için büyük mücadeleler verdi'

Küba’nın, İspanyol sömürgeciliği sonrası cumhuriyetin ilan edildiği 1902 yılından devrimin gerçekleşeceği 1959 yılına kadar Amerikan kuklası hükümetler altında yönetildiğini söyleyen Özkan, bu hükümetlerin Küba halkının emeğini ülkeye çöreklenen sermaye sınıfına ve ABD emperyalizmine peşkeş çektiğini bildirdi. 

“Küba halkı bu baskı ve sömürü düzeninin değişmesi için büyük mücadeleler verdi, önemli grevler düzenledi. Ama seçimlerde bel bağladıkları siyasi partiler onları hep yarı yolda bıraktı. Büyük reform vaatleriyle iktidara gelen partiler sözlerini hiçbir zaman tutmadı. Bu kısa zaman diliminde gerek seçimler gerekse darbeler yoluyla 21 devlet başkanı gördü Küba halkı.”

'Fidel ve yoldaşları emekçi kitlelerle birlikte tarihte yeni bir sayfa açtı'

Nahide Özkan, Fidel ve yoldaşlarını 26 Temmuz 1953’te Küba’nın en büyük askeri kışlası olan Moncada Kışlası’na baskınla başlayacak mücadeleye yönlendiren koşulların bunlar olduğunun altını çizdi: 

"Başarısızlığa uğrayan onca demokratikleşme girişiminden önemli dersler çıkarmışlardı. Bu düzenin çarkları, her türlü demokrasi vaadine karşın egemenlerin çıkarlarına hizmet eden siyasi partileri iktidara taşıyordu. Reform yanlısı siyasi figürler samimi olsalar bile halkın talepleri ile sermaye sınıfının ve emperyalizmin çıkarları arasında sıkışıyor, dürüst olduğuna inanılan siyasetçiler hızla yozlaşıyordu. ABD’nin ve Kübalı sermaye sınıfının tahakkümü sürdüğü̈ müddetçe hiçbir siyasi parti azgelişmişlik, çürüme, işsizlik, hayat pahalılığı, ırk ayrımcılığı, cehalet gibi sorunları çözemeyecekti.

Halkın gerçek taleplerinin mevcut düzende asla karşılanamayacağını kavrayan Fidel ve yoldaşları, emekçi kitlelerle birlikte tarihte yeni bir sayfa açtı. Bu sayfaya altı yıl sonra altın harflerle devrim yazıldı.

'Eşitsizliğin, sömürünün, savaşın kol gezdiği bir dünyada sosyalizmden aşağısı kurtarmaz' diyerek kendi yolunda ısrar eden Küba, abluka yüzünden bugün sosyalist blokun yıkılışı sonrasında ortaya çıkan ekonomik krize yakın ağır güçlükler yaşıyor.

Bugün o yüzden Küba’nın devrim tarihini yad etmek yetmez; Küba halkının devrimci ideallere bağlılıkla sürdürdüğü bugünkü mücadelesini daha iyi anlamaya çalışacak ve anlatacağız. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen ablukaya rağmen kendi örgütlü, dayanışmacı düzenini sürdürmekte kararlı olan Küba halkıyla dayanışmamızı sürdüreceğiz. Küba’da yaşanan sorunların kaynağını sosyalizmde aramaya, yaşanan sıkıntıları Küba demokrasisine mal etmeye çalışanlara pabuç bırakmayacağız. Zorlukları kararlılık ve yaratıcılıkla aşmaya çalışan Küba’nın devrimci önderliği hakkında şüphe ve karamsarlık yayanları, onlar adına havlu atmaya kalkışanları ciddiye almayacağız.

Emperyalizmin tahakkümü altındaki bir dünyada sosyalizmin ayakta kalma, yol kat etme mücadelesi hiç bitmez. 1990’lardan bu yana sosyalizm bayrağını tek başına taşıyan Küba’da da çetin bir mücadele sürüyor; biz mücadelenin saflarında olacağız.

Özkan’ın ardından Küba Cumhuriyeti Konsolosu Luis Javier Cabañas bir konuşma gerçekleştirdi. Cabañas, José Martí’nin doğumunun 100. yılında mücadeleye girişen ve kendilerini 100. yıl kuşağı olarak adlandıran gençlerin Küba’da devrim ateşini 26 Temmuz 1953’te başlattıklarını söyledi. Luis Javier Cabañas, ABD ablukasının yarattığı tüm zorluklara rağmen Küba halkının 26 Temmuz kahramanlarının mirasına sahip çıkarak zaferden emin bir şekilde yolunda devam ettiğini aktardı. 

'TKP Küba’yı her zaman anlamaya çalıştı'

TKP adına konuşan Parti Meclisi üyesi Erhan Nalçacı ise "Küba devrimi gerçekleştikten sonra Sovyetler Birliği başta olmak üzere sosyalist dünyanın desteğini aldı, Küba halkının örgütlülüğü ve devrime olan inancı devrimin korunması ve sosyalizmin kurulmasında esas rolü oynadıysa da işçi sınıfı enternasyonalizminin desteği bu süreçte önemliydi. Küba da enternasyonalizmin gereğini yerine getirmekten kaçınmadı ve dünya halklarının eşitlik ve özgürlük mücadelesine gerektiğinde askeri birlik göndererek destek oldu" dedi.

Nalçacı’nın konuşması şöyle:

"Bu dönemde TKP ile Küba arasındaki ilişkiler araştırma konusu olabilir ancak Nâzım Hikmet’in 1960’lı yılların başında Küba’yı ziyaret etmesi bu ilişkinin başlangıcı olarak kabul edilebilir. 1990’da ise sosyalist Küba ve devrimci önderliği ile TKP’nin tarihsel olarak yollarının kesiştiği bir dönem başladı.

Karşı devrimle Sovyetler Birliği’nin çözülmesi ile Küba’da tek ülkede sosyalizm dönemi başlıyordu. Küba halkı ve Küba Komünist Partisi sosyalizmi büyük bir direnç ve devrimci yaratıcılıkla korumayı başardılar. Türkiye’de ise inançsızlıkla siyasetler tasfiye edilirken, sosyalist devrime derin bir inançla bağlı bir kadro öbeği tarafından TKP yeniden kuruldu.

Sosyalist Küba ve TKP son 30 yılın gericiliği içinde çok erken dönemde ilişki kurdular ve karşılıklı olarak işçi sınıfı enternasyonalizmin gereğini yerine getirdiler. TKP bu karanlık dönemde Küba’da sosyalizmin başarılarını bir ideolojik araç olarak kullandı. İzole edilmiş Küba ile sağlam bir dayanışma hattı oluşturdu ve tek ülkede sosyalizmin korunması konusunda deneyimlerini yakından gözlemledi. TKP bu süreçte Küba’yı eleştirmedi ama her zaman anlamaya çalıştı.

Küba devrimi yalnız kalmayacak, bir süre içinde dünyayı kaplayacak sosyalist devrim dalgası Küba halkının emperyalizme karşı direncini ve sosyalizmde ısrarını tarihsel olarak doğrulayacak.

Yaşasın Küba Devrimi,

Yaşasın Küba halkı ve TKP arasındaki sarsılmaz devrimci dayanışma"

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.