Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Milli Eğitim Bakanı patronlara 'Emrinize amadeyiz' dedi patronlar daha fazlasını istedi!

Eğitim, bakan Tekin’in iddiasının aksine AKP’li yıllar boyunca bilimsel niteliğinden uzak sermayenin ve gericiliğin ihtiyaçlarına göre sömürünün ve istismarın hüküm sürdüğü bir alan oldu.

Hasan Ali Tonguç

Yayın Tarihi: 13.12.2023 , 11:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile bir patron örgütü olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) arasında 2019 yılından beri devam eden Mesleki Eğitim İşbirliği Projesi (İSO MEİP) kapsamında geçen hafta İstanbul Mesleki Eğitim Zirvesi başlığı altında bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliğe Milli Eğitim Bakanlığı'nı temsilen Yusuf Tekin katılırken İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve Vali Yardımcısı ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü gibi isimler de toplantıda yer aldı.

Kariyerini sermayeye ve dinci gericiliğe verdiği hizmete borçlu olan atanmış bakan Yusuf Tekin konuşmasında 21 yıl boyunca 20 milyon öğrenciye adil bir şekilde eğitim hizmeti sunduğunu ve 21 yıldır bütçeden en büyük payın MEB’e ayrıldığını iddia etti. Kendisine özel yasayla 3 günde rektör yapılan bakanın adil imkân dediği eğitimden kiminin payına ise ölüm düştü.

Daha geçen hafta Konya'da 17 yaşındaki stajyer öğrenci Ulaş Dumlu gittiği fabrikada arıza gidermek için çıktığı elektrik direğinden arıtma havuzuna düşerek hayatını kaybetti. Ama Milli Eğitim Bakanı aynı günlerde utanmadan yoksul emekçi çocuklarının okul ortamından koparan çocuk işçiliğini yasalaştıran uygulamaları, patronlara ucuz iş gücü olarak sunmakla övündü.

Aynı devlet okulu içinde bile verilen kayıt parasının miktarına göre farklı sınıfların oluşturulduğu, kimi sınıflarda tablet bulunurken kimi sınıflarda kapı ve pencerelerin bozuk olduğu hatta bağış miktarına göre farklı öğretmen seçme hakkının tanındığı bir bakanlıktan bahsediyoruz. Aynı işi yaptıkları halde kariyer basamaklarına göre farklı ücret alan, ücretli, sözleşmeli ve kadrolu olarak bölünmüş eğitimci kadrolarına sahip adil bir bakanlık!

Konuşmasında adil imkânlardan ve eğitimin bir hak olduğundan bahseden Yusuf Tekin, taşımalı eğitimden, mevcudu 40’ı aşan kalabalık sınıflardan, yetersiz beslenmeden, artan ulaşım ve kıyafet maliyetlerinden, ısıtılmayan sınıflardan, temizlik ve kırtasiye harcamaları için toplanan kayıt paralarından ise hiç bahsetmedi.

Konuşmasında PİSA sonuçlarına değinerek artan bir başarı ivmesi olduğunu iddia eden bakan Tekin’in, ne öğrencilerin son yıllarda düşen akademik başarısından ne de, ne eğitimde ne de istihdamda kayıtlı olmayan öğrencilerin oranından "haberinin olmadığı" görülüyor. 

"Müfredatı sektörün ihtiyaçlarına göre belirledik"

Proje okulları uygulamasıyla övünen Bakan Tekin, konuşmasında eğitimin 2002 yılı öncesinin politik amaçlara alet edildiği, mesleki eğitimin itibarsızlaştığını eğitim, üretim ve istihdam bağının zayıfladığını iddia etti. AKP’li yıllar boyunca eğitimi dinselleştiren ve bakanlığın kadrolarını çeşitli tarikatlar arasında paylaştıran ve bunda da politik bir amaç görmeyen bakanın söylediklerinin inandırıcılığı ise bulunmuyor. 

Müfredatı sektörün ihtiyaçlarına göre belirlediklerini belirten Tekin, öte yandan proje okullarının çocukların eğitimine nasıl bir katkı sunduğundan bahsetmiyor. Okullara hami olarak atanan özel sektör patronlarının ve müdürlerin tasarrufuna bırakılan öğretmen atamaları dışında proje okullarının diğer okullardan farklı olarak nasıl bir müfredat, proje ya da fiziksel alt yapı özelliklerine sahip olduğuna dair herhangi bir veri bulunmuyor. Ama bakan Tekin, bu okullarda patronlara ne tür kolaylıklar sağlandığını korkunç bir soğukkanlılıkla anlatıyor.

Staja giden öğrencilerin, iş kazaları ile meslek hastalıklarıyla karşı karşıya kaldığını itiraf eden Tekin, çözüm olarak çareyi öğrenciler için meslek hastalıklarına ve iş yeri kazalarına karşı devlet eliyle sigortalanması prensibini getirdiklerini ifade ediyor.

Bu okullara stajyer olarak giden öğrencilerin, asgari ücretin yüzde 30'u ve yüzde 50'sine kadar denk düşen ücretlerinin patronlara kamu olarak kendilerinin ödediğini anımsatan Tekin, mesleki eğitim merkezlerini (MESEM) zorunlu öğretimin bir parçası hâline dönüştürdüklerini de söyledi. 

Kısa adı MESEM olan bu okullarda 4 gün bir işyerinde çalışmak ve 1 gün de okulda eğitim almak zorunlu ancak uygulamada birçok okulda fiili olarak eğitim yapılmıyor. MESEM uygulamasıyla herhangi bir çıraklık ya da meslek okuluna kayıt yapan çalışana karşılık bakanlık, patronlara asgari ücretin yüzde 30'u ve yüzde 50'si kadar maddi destek sunuyor. Uygulamayla birlikte çoğu iş yeri çalışanlarını meslek liseleri ve çıraklık okullarında bulunan MESEM programlarına kaydını yaptırarak bu teşviklerden faydalanıyorlar. Bu alanda kurulmuş ve danışmanlık hizmeti sunan aracılar da mevcut.  

Öte yandan esas tehlike ise 9. sınıftan başlayarak çoğu öğrencinin eğitim ortamından koparılarak çocuk işçiliğe yönlendirilmesi. Tatiller dâhil genellikle tam zamanlı bir işçi gibi çalışan öğrenciler okul ortamından kopuyor. Özellikle okulla uyum sorunu yaşayan ya da akademik başarısızlık yaşayan öğrenciler MESEM’lere yönlendirilerek eğitim öğretim sisteminin dışına atılmış oluyor.

Tüm bunlara rağmen çocukları eğitim ortamından kopararak, patronlara ucuz iş gücü olarak sigortalayan, üstüne öğrenci başına asgari ücretin 3’te 1’i oranında başlayarak patronlara ödeme yapan bakanlık patronları tatmin etmiş değil. Aynı etkinlikte söz alan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, "Mesleki eğitime daha da yakınlaşması için öğrenci ve ailelerine maddi destekte bulunulması, meslek lisesindeki öğrencinin ilk yılından itibaren sosyal güvencesinin başlatılması ve devlet tarafından ödenmesi, okuduğu süre boyunca burs sağlanması, mezun olduktan sonra kendi alanında çalışmak şartıyla belli bir süre ücretine vergi muafiyeti tanınması ve erkek öğrenciler için askerlik avantajı getirilmesi" gibi teşviklerin de ele alınması gerektiğini belirtti. 

Eğitim, bakan Tekin’in iddiasının aksine AKP’li yıllar boyunca bilimsel niteliğinden uzak sermayenin ve gericiliğin ihtiyaçlarına göre sömürünün ve istismarın hüküm sürdüğü bir alan oldu. Bir tarafta eğitimde tarikatlara alan açılırken diğer taraftan teşviklerle sermayeye para akıtıldı. Gericilik ve sermaye beraber semirirken yoksul ailelerin çocukları için eğitime ulaşmak gittikçe zorlaşıyor. Mesleki eğitim veren okullar, emekçi çocukları için son bir çare olarak görülüyor. Dinselleşme ve piyasacılık kıskacına sıkıştırılan yoksul emekçi çocukları için mesleki eğitim, sınıf meselesi olmaya devam edecek!

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.