Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sınıf anneliği tartışmasında bir başka boyut: Eğitimde bozulan ilişkiler

"Sınıf anneliği"nin yasaklanması eğitimde dönüşen ilişkileri gündeme getirdi: Para pul işlerine bakanlar, sınıfta kabe örtüsü açanlar, veliyle kurulan müşteri ilişkisi, öğretmenin "vasatlaştırılması".

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 12.12.2023 , 07:25 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:09

Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınıf anneliği uygulamasını yasaklamasıyla eğitimde piyasalaşma ve gericileşmeyle değişen ilişkiler yeniden gündeme geldi.

MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından geçen hafta 81 ilin valiliğine gönderilen yazıda mevzuatta olmayan “sınıf anneliği” uygulamasına izin verilmemesi ve okulların bu konuda uyarılması isteniyordu.

MEB’in yazısında, sınıf annelerinin diğer velilerden aidat topladığı, ders araç gereçleri için para talep ettiği, zaman zaman derslere de müdahale ettikleri yönünde gelen şikayetlere atıfta bulunuluyor, öğretmen dışındaki kişilerin eğitim ortamlarına müdahalesinin pedagojik ilkelere aykırılığına değiniliyordu.

'Devlet görevini yerine getirmediğinde velilere kalan işler'

Sınıf öğretmeni Derya K. sınıf anneliğini “devletin görevini veliye yükleme işi” diye niteliyor:

Kalabalık sınıflar, materyallere ulaşımda çekilen güçlükler, para pul işleri, özellikle küçük sınıflarda duyulan başka yardımcı hizmetler... Devlet görevini yerine getirmediğinde velilere kalan işler haline geldi. Burada asıl sorgulanması gereken bu.”

Elinde kuran ve 'kabe örtüsüyle' sınıfa girenler

Öğrenci velisi Nihal Ünver AKP iktidarında öğretmenlerin itibarının zedelendiği, otoritelerinin zayıfladığı görüşünde.

Ünver bazı çalışmayan annelerin okulla ilgili işlerde sorumluluk alması iyi niyetli bir çaba gibi dursa da sınıf annelerinin bu görevi bir iktidar unsuru gibi kullanmasının önüne geçilemediğini anlatıyor:

Bizim okulumuzda mesela bir sınıf annesi sınıfta kendi çocuğuyla sıkıntı yaşayan bir çocuğa kendi yöntemleriyle ders veriyor, çocuğun akıllı uslu davranmasını tembih edip kulağını çekebiliyor. Bu hadsizliğiyse her an okulda ve sınıfta bulunma hakkından, elini kolunu sallaya sallaya okulda vakit geçirebilmesinden alıyor. Daha sonra bu görev ondan alındı ama aynı veli sınıf annesiyken daha önce elinde kuran ve ‘kabe örtüsü’ denilen bir nesneyle sınıfa girip çocuklara din dersi vermeye kalkıyor.”

'Bizim şirketimiz var, çocuklara ders verelim'

Mühendis olan başka bir velininse "Bizim yirmi yıllık bilişim şirketimiz var, çocuklara teknoloji/ bilişim dersi verebilirim" diye çocuklara musallat olduğunu aktaran Ünver “Akıl tutulması gibi bir şey, o zaman her konunun uzmanı gelsin sınıfta ders versin” diyor.

Ünver’in çocuklarının gittiği okulda başka bir sınıf annesiyse satranç dersi veren öğretmenin sınıflara satranç dersi duyurusu yapmasını keyfi sebeplerle engellemiş. Ünver “‘Zaten doğru düzgün öğretemiyor, bizim veli grubuna duyuru yapmam, olur biter' rahatlığıyla, sınıf anneliğinin verdiği yetkiyle istediği gibi hareket edeceğini ilan ediyor” diyor.

İstismar ve rant alanı

Temel amacı öğretmen ve veliler arasında köprü olmak, öğretmenin belli konularda yükünü hafifletmek olarak tarif edilen sınıf anneliğinin “tam bir iktidar alanı” haline geldiğini belirten Ünver’e göre bu, okul-aile birliğine kadar uzanan bir istismar ve rant alanına dönüşüyor:

Çünkü sınıf anneleri ayrıca doğal okul-aile birliği üyesi oluyor. Bu birlik ise okula ve aileye eşit mesafede durmak yerine, okulun sisteminin içinde bir yer ediniyor ve açıkçası çocuklarımın 4+3 yıllık ilkokul macerasında bir veli olarak bana ya da okulun öğrencisi olan çocuklarıma hiçbir faydalarının dokunmadığını söyleyebilirim.”

Özel okullarda öğretmenlere ek yük: Veliyle müşteri ilişkisi

Sınıf anneliği özel okulların büyük kısmında yoktu. Birlik Sendikası’ndan Beyza Çelik’e göre bunun nedeni çoğu özel okulun bu işler için ayrı personel çalıştırması değil, öğretmenlere daha fazla iş yükü yüklemesi:

Yıllardır patronlar, öğretmenlerden öğrencisinin ve velisinin her türlü sorunuyla ilgilenmelerini, tabiri caizse devlet okullarındaki sınıf annesi rolünü de üstlenmelerini istiyor. Öğretmenler bu sebeple hafta sonları ya da mesai saatleri dışında çalışmak zorunda bırakılıyor.”

Çelik’e göre yöneticiyle kurulan işçi-patron ilişkisi öğretmenin mesleğinden soyutlanmasına yol açarken, veliyle kurulan müşteri ilişkisi de öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştırıyor.

Çelik iş tanımında olmayan işleri yapmak zorunda kalan öğretmenlerin "meslek vicdanı, özveri, çocukların yüksek yararı gibi aldatmacalarla" susturulmaya çalışıldığını aktarıyor.

Özel okul patronlarının öğretmenlere “okulun tatil gününde gel, temizliğe yardım et” deme cesaretini de gösterebildğini söyleyen Çelik bu kural tanımazlığa dur demenin yolunun öğretmenlerin birlik olmasından geçtiğini vurguluyor.

Devlet-öğretmen ilişkileri de değişti

Eğitim-İş Balıkesir Şube Başkanı Serap Müjdeci Gökgün’e göre 21 yıllık AKP iktidarında piyasacı yönetim anlayışı ve eğitim sisteminde yapılan bilimsellikten uzak değişikliklerin öğretmenlere zorlamayla dayatılması devlet-öğretmen ilişkilerini de değiştirdi.

Gökgün “Devlet okullarında çalışan eğitim emekçileri açısından kamusal eğitim sistemine yabancılaşan bir öğretmen-devlet ilişkisi gelişmiş durumda” diyor.

Eğitim sisteminde artık sayısı bile hatırlanmayan bilimsellikten uzak değişiklikler yapıldığını, öğretmenlerin bu değişikliğe uyum sağlanmalarının zorlamayla, dayatmacı bir anlayışla beklendiğini dile getiren Gökgün “Sendikalı kamu öğretmenleri bile bu zorlama karşısında büyük tavizlere maruz kalmışlardır” diyor.

'İş barışı bozuldu'

Öğretmenlik Meslek Kanunu'ya okullarda unvanlara ayrılan öğretmenlerin aynı işi yapmalarına rağmen devlet tarafından üvey evlat muamelesi görmeye başladığını belirten Görgün “iş barışı bozulmuş ve öğretmen ile devlet arasındaki ilişki de sorgulanmaya başlanmıştır” diye ekliyor.

AKP iktidarının eğitimde kadrolaşmayla “okulları bizden ve bizden olmayanlar şeklinde bir anlayışla” yönettiğini ifade eden Görgün, bunun da öğretmenler arasında hem güvensizlik hem de kamu hizmeti açısından verimsizliğe neden olduğunu dile getiriyor.

'Mücadele edemeyen, atıl bir vasatlığın kişiliğine bürünen öğretmen'

Görgün’e göre öğretmenlerin idari kadrolara karşı güvensizliğinden kaynaklı olarak “hak aramama, kendisini ifade edememe gibi mesleğine yabancılaşan ve mücadele edemeyen atıl bir vasatlığın kişiliğine bürünen, devletine güvenemeyen bir öğretmen kimliğinin yaratılması” sonucuyla karşı karşıyayız.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.