Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Millet ve Cumhur'un ekonomide taktikleri aynı: Emeğe tam saha pres, sermayeye gollük paslar

Millet İttifakı ekonomide şampiyonlar ligi ekibimiz hazır diyor. Cumhur İttifakı sermayeye güven verecek ekip oluşturmaya çalışıyor. İki ittifakın ekipleri ayrı gözükse de strateji ve taktikleri aynı.

Kerem Aydın

Yayın Tarihi: 06.05.2023 , 16:33 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Millet İttifakı daha önce açıkladıkları Ortak Mutabakat Metni ile ekonomi politikalarına ilişkin bir çerçeveyi kamuoyu ile paylaşmıştı. Ancak seçim tarihi yaklaştıkça Millet İttifakı’nın ekonomi politikalarında dümeni, ittifak ortakları İYİP ile DEVA partilerine vereceklerini artık açık açık ifade ediyorlar.

Öyle ki, Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu son videolarından birisinde halkın karşısına DEVA lideri Ali Babacan ile çıkarak ekip çalışmasına vurgu yaptı ve “şampiyonlar ligi ekibi” diyerek videoda ekonomi politikalarının genel çizgisini çizmeyi Babacan’a bıraktı.

Bugün ittifakın İstanbul mitinginde de ekonomi politikalarına ilişkin bir süredir dile getirilen “şampiyonlar ligi ekibi”nin duyurulacağı açıklandı. Ekipte sürpriz isim beklenmezken, ekonomi politikalarını DEVA lideri Ali Babacan koordinasyonunda İYİP’li Bilge Yılmaz ile İYİP ve DEVA angajmanı olan isimlerin ekonomi bürokrasisinde etkin olacağı bir işbölümü üzerinde konuşuluyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın iki ayrı bakanlığa ayrılacağı, Hazine Bakanlığı’nın başına Bilge Yılmaz’ın ve Maliye Bakanlığı’na da CHP’li Bülent Kuşoğlu’nun geçeceği belirtiliyor.

Tüm bu kulis bilgileri, Kılıçdaroğlu seçilirse İYİP ve DEVA partileri ile kadrolarının ekonomide asıl karar vericiler haline geleceğini gösteriyor. 

Ancak diğer yandan Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığında kaldığı takdirde de ekonomide yeniden “ortodoks” politikalara dönüleceği yönündeki sinyaller artıyor. Başta Erdoğan olmak üzere AKP’li yetkililerin, küresel finans sermayesi çevrelerinin yakından tanıdığı ve güvendiği eski Bakan Mehmet Şimşek’i yeniden ekonominin başına geçirmek için yoğun çaba harcaması başlı başına bunun önemli bir göstergesi.

Şimdi ekonomide dümene geçmeye hazırlanan kadroların iki partisi İYİP ve DEVA’ya ait ekonomi belgelerinden şimdilik pek de gündeme getirilmeyen, 21 yıllık AKP iktidarının ekonomi politikalarıyla aslında uyumlu olan bazı icraat hedeflerini sıralayabilir ve tehlikeye işaret edebiliriz…

Merkez Bankası bağımsızlığı: Finans sermayesine büyük taviz

İYİP’in 2022 Ağustos ayında yayınladığı ve soL’da da daha önce değerlendirilen Bilge Yılmaz tarafından tanıtılan “Ekonomik İstikrar ve Kapsayıcı Büyüme İçin Eylem Planı” adlı belgede ekonomi politikaları ayrıntılı biçimde ortaya konuluyor. Para politikasının odağına, enflasyon hedeflemesi rejimine dönmek ve 3-6 ay içerisinde “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı”nı tesis etmek alınıyor. Bu çerçevede, para politikası araçlarının kullanımında “genel kabul görmüş uluslararası standartlar”ın göz önüne alınacağı vurgulanırken sadeleşmeye de gidileceği belirtiliyor. 

Kısacası İYİP ekonomide dümene geçtikten sonra, hızla ortodoks ekonomi politikalarına döneceklerini ve para politikalarını da emperyalist sistem içerisinde finans sermayenin hâkim kuralları içerisinde bir çizgiye çekeceklerini ifade etmiş oluyor.

Kılıçdaroğlu’nun “temiz sermaye” olarak kodladığı ve İYİP’li Yılmaz tarafından ekonomide güvenin tesis edilmesinden sonra ülkeye hızla gireceğini belirttiği yabancı sermayenin asıl olarak yüksek faiz koşulları için gelecek olan portföy yatırımları yani “sıcak para” olduğu görülüyor. Nitekim İYİP’li Bilge Yılmaz, Gazete Oksijen’e bu hafta yaptığı açıklamalarda iktidara geldikleri takdirde ülkeye sıcak para gireceğini şu sözlerle belirtmişti: 

"Özellikle IMF’ye ihtiyacımız olmadığını ve bu işi IMF’siz yapacağımızı daha önce ilan ettim. Fikrimi değiştirmiş değilim. Başka kurumlar da var Türkiye’ye borç verebilecek, köprü finansmanı yapabilecek. Ben gerekirse uluslararası ilişkilerimizi kullanarak bunları rahatlıkla sağlayacağımızı biliyorum. Ama ona gerek kalmayacak büyük bir ihtimalle. Portföy yatırımlarıyla nefes alacağımız bir ortam oluşacaktır." 

Bir tarafta ekonomi kurmaylarının ülkeye sıcak para çekeceklerini açık açık belirttiği Millet İttifakı diğer tarafta özellikle Avrupa finans piyasalarının güvendiği Mehmet Şimşek ile şansını bir kez daha denemek isteyen Cumhur İttifakı…

Yerli ve yabancı şirketler için vergiler düşürülecek

Şirketler üzerinde vergi ve vergi dışı maliyetleri en aza indirmeyi amaçladığının altını çiziyor. İYİP söz konusu Eylem Planında bu doğrultuda, “kurumsal vergi yasalarını yerli ve yabancı şirketlerin en az zarar göreceği” şekilde yapılandıracaklarını belirtiyor.

Şirketlere uygulanacak vergiler konusunda İYİP temel hedefini ise “kurumsal vergi oranlarımız ve sistemimiz uluslararası vergi anlaşmaları ve uygulamalarıyla tam olarak uyumlu hale getirilerek yabancı şirketlerin ülkemizde yatırım yapmaları için cazip bir ortam yaratmakolarak koyuyor.

İşsizlik Sigortası Fonu patronlara teslim edilecek

AKP döneminde İşsizlik Sigortası Fonu, işsiz kalan emekçiler için değil patronların ihtiyaçları için kullanılmıştı. Fondan özel sektöre sayısız teşvik verilmiş, buna karşılık işsizlerin fondan yararlanma koşulları kısıtlı bırakılmıştı. 

İYİP, AKP’den bir adım daha ileri giderek İşsizlik Fonu’nun yönetimine özel sektörün de gireceğini Eylem Planı hedefleri arasına alıyor. Fonun yönetimine patronlar dahil olduğunda zaten işsizlik ödeneklerinden çok sermayeye teşviklere aktarılan fon kaynaklarının daha fazla yağmalanacağına emin olabiliriz.

İYİP ayrıca, sermaye tarafından hep ucuz işgücü deposu olarak görülen meslek liselerinin yönetiminde de özel sektörün etkisini arttırmayı amaçlıyor. Mesleki eğitimi özel sektöre bırakmayı hedefleyen İYİP, meslek liselerinde mütevelli heyetleri oluşturacaklarını ve bu okulların yönetiminde özel sektörün söz sahibi olmasını sağlayacaklarını belirtiyor.

Esnek çalışma gelecek, kıdem tazminatı gözden geçirilecek

İYİP’in Eylem Planında “yenilikçi çalışma modelleri” adı altında geleneksel mesai saatleri ve günlerine kısıtlı kalmak istemeyenlere daha fazla fırsat yaratacakları vurgulanıyor. İşgücü verimliliğinin arttırılması amacıyla güvenceli esnek istihdamın destekleneceği ifade ediliyor.

DEVA partisinin 2021 yılı Eylül ayında yayımladığı sosyal koruma ve güvenlik sistemini anlattığı belgede ise esnek çalışma modelinin hem istihdamın artmasına hem de beşeri sermayenin zenginleşmesine katkı sağlayan bir çalışma biçimi olduğu belirtiliyor. DEVA partisi, bu sistemin Türkiye’de tam anlamıyla hayata geçememesinin temel nedenini sosyal güvenlik sisteminin buna uygun olmamasından kaynaklandığını savunuyor. DEVA partisinin hedefleri arasında sosyal güvenlik sisteminde dönüşüm sağlanarak esnek çalışma modeline geçilmesi var. 

Yani Millet İttifakı ekonomide koordinasyonu Ali Babacan’a verdiği takdirde hem sosyal güvenlik sistemine yeniden yapılandırma gündeme gelecek hem de esnek çalışma yaygınlaştırılmak istenecek.

Aynı belgede, kıdem tazminatı sisteminin “taraflarla diyalog içerisinde” gözden geçirileceği de belirtiliyor. 

DEVA’nın bu hedeflerinin, 21 yıllık AKP iktidarı boyunca zaman zaman tartışmaya açılan ve Orta Vadeli Programlarda da yer alan ancak emekçilerin tepkileri nedeniyle geri çekilmek zorunda kalınan kıdem tazminatı düzenlemelerle uyumlu olduğu görülüyor. 

DEVA partisi programında yer alan bir diğer politika ise bu partinin esnek çalışma modelini tüm yönleriyle hayata geçirmek için kapsamlı bir çerçeveye sahip olduğu gösteriyor. DEVA, işçileri köleleştiren “özel istihdam bürolarının yaygınlaştırılması” hedefine de programında yer veriyor.

KİT’ler sınırlandırılacak, özelleştirmeler sürecek

DEVA partisinin programında, devletin iktisadi alanda müteşebbis olarak rolünü asgari seviyede tutma hedefi dikkat çekiyor. Ali Babacan’ın lideri olduğu DEVA partisi bu hedefle uyumlu olarak yeni KİT’ler ve benzeri kamu kuruluşları oluşturmaktan kaçınacaklarını açıkça ilan ediyor.

Programda özelleştirme uygulamalarına ise “şeffaf ve katılımcı” biçimde devam edileceği belirtiliyor. 

Öte yandan Şubat ayı başında Millet İttifakı’nın açıkladığı Ortak Mutabakat Metni’nde İYİP ve DEVA partilerinin etkisi ve ağırlığı hissedilmiş, yukarıda örnekleri verilen politikalar doğrultusunda Mutabakat Metni’ne hedefler konulmuştu. O metinde de, finans sektöründe “sermayenin tabana yayılması” amacıyla kamunun kontrol ettiği şirketlerin ve kamu bankalarının halka arz edileceği belirtilmişti. Yani Millet İttifakı özelleştirmelere “halka arz” yoluyla devam etmeyi hedeflediğini ilan ediyordu.

Yine Mutabakat Metni’nde önemli KİT’lerden birisi olan “TCDD’nin kâr ve maliyet odaklı şirket yönetim uygulamalarına kavuşturulacağı” belirtiliyor ve demiryolu taşımacılığına özel sektörün daha fazla girmesi için teşvik ve destek sunulacağı ifade ediliyordu. Demiryolu taşımacılığında “şeffaf ve rekabetçi” bir piyasa düzeni inşa edileceği söylenirken, Millet İttifakı’nın TCDD’yi kamu hizmeti merkezli değil kâr-zarar odaklı bir şirket gibi yönetmek ve demiryollarını özel sektöre daha fazla açmak istediği görülüyordu. Benzer bir hedef, havayolu taşımacılığında özel sektörün payının arttırılması olarak çiziliyordu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.