Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

MHP'li Yıldız AİHM çelişkisine işaret etti: 'Umut hakkı' ismen olmasa da fiilen mi gelecek?

MHP’li Feti Yıldız’ın "uzlaştık" açıklamasıyla hız kazanan "umut hakkı" mesaisi, hukuki bir kılıf arayışına dönüştü. Kanundaki "ölene kadar infaz" düzenlemesi ile AİHM’in "tahliye umudu" kriteri arasına sıkışan komisyon, AKP’nin seçim hesapları ve muhalefetin onayıyla yeni bir "mutabakat" raporu hazırlıyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 05.02.2026 , 15:50 Güncelleme Tarihi: 16.02.2026 , 14:41

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Salı günü grup toplantısındaki "Öcalan umuda, Demirtaş yuvaya" açıklaması çok ses getirmişti.

Bu açıklamanın ardından komisyonun rapor yazım ekibi bir araya geldi, 3 saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. 

Toplantıdan çıkan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, "Umut hakkı konusunda uzlaştık, bir problem yok, raporda olacak" diyerek tartışmanın fitilini ateşledi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Yıldız'ın bu açıklamasına "Ortada henüz bir anlaşma yok. Bir rapor, bir taslak bile yok. Bu tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Tam Mutabakat olmasa da umuyorum ki tam mutabakata varacağız. Yaklaşıyoruz birbirimize" yanıtını verdi.

Tartışma sürerken bugün Feti Yıldız'dan önemli bir açıklama daha geldi. 

Kanun ve AİHM arasındaki çelişkiye işaret etti

MHP'li Yıldız, Türkiye’deki mevcut İnfaz Kanunu’na göre normal şartlarda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların 30 yıl, örgütlü suçlarda ise 36 yıl sonunda koşullu salıverilme hakkı kazanabildiğini belirtti. Ancak Yıldız, "devlete karşı işlenen suçlar" söz konusu olduğunda kanunun bu kapıyı tamamen kapattığını vurguladı.

Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’ndaki ilgili maddelere atıfta bulunan Yıldız, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlarda ağırlaştırılmış müebbet alan hükümlülerin durumunu şu sözlerle aktardı: "Bu madde dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler ölene kadar hapishanelerde kalır. Bunlar hakkında ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasının infazı ölünceye kadar devam eder."

Yıldız, yaptığı açıklamada Türkiye’deki bu "ölene kadar infaz" düzenlemesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) "umut hakkı" içtihatlarıyla çeliştiğine işaret etti. AİHM'in, bir hükümlünün ne kadar ağır bir ceza alırsa alsın tahliye umudu bulunmamasını bir hak ihlali olarak kabul ettiğini hatırlatan Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

Ömür boyu sürecek hapis cezalarında hükümlünün yeniden özgürlüğüne kavuşma ihtimali olması gerektiği görüşü 'umut hakkı' olarak adlandırılmıştır. AİHM, müebbet hapis cezasına çarptırılmış olan başvurucuların belirli bir tahliye umudu olmadan yaşam boyu hapis cezası çekmelerinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi kapsamında ihlal oluşturduğuna hükmetmektedir.

Çözüm 'umut hakkı' ismiyle değil, 'AİHM uyumuyla' gelebilir

NTV'den Uğraş Bingöl'ün aktardığına göre, komisyon toplantılarında konuşulanlara göre, hazırlanacak yeni raporda "umut hakkı" ifadesinin doğrudan yer alması beklenmiyor. Ancak Feti Yıldız’ın açıklamaları, bu krizin aşılması için bir formül sunduğuna işaret ediyor. 

Buna göre doğrudan yasaya yeni bir isim koymak yerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması noktasında bir irade gösterilmesinin süreci çözebileceği öngörülüyor.

AKP çıkmazda

soL, konuya ilişkin bugünkü haberinde "umut hakkı" krizinin AKP'nin tutumunda düğümlendiğini vurgulamış, iktidar partisinin temkinli tutumuna dikkat çekmişti. 

AKP cephesinde hâlâ bir fikir birliğinin bulunmadığı görülüyor. 

Yandaş kalemler, bu düzenlemenin partiye ağır oy kaybettireceğini savunurken, iktidarın "AİHM kararlarına atıf" formülüyle tepkileri dindirmeye çalıştığı görülüyor. Ancak bu durum, başka bir krizi tetikliyor. Konu Öcalan olduğunda "uluslararası hukukun" hatırlanması galince Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay hakkında yıllardır uygulanmayan AİHM kararları gündeme gelebilir.

Hukuki tartışmalar sürerken, Öcalan’ın İmralı’dan çıkması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Bunun yerine, ada içerisinde iletişim olanaklarının artırıldığı ve fiziki koşulların iyileştirildiği bir "villa" formülü kulislerde konuşulmaya devam ediyor. AKP’nin 2027 seçim hesapları nedeniyle resmi bir tahliye kararı yerine, süreci idari düzenlemeler ve AİHM dolayımıyla yürütmeyi hedeflediği öngörülüyor.

Sürecin en kritik halkalarından biri de CHP’nin tutumu. AKP, başından beri CHP’yi komisyon masasında tutarak sürece dahil etti. Feti Yıldız’ın açıklamaları, CHP’nin rapora köklü bir itirazı olmadığını gösteriyor. Kürt sorununda son dönemde hamleler yapan ve "dışarıda kalan" taraf olmak istemeyen CHP yönetiminin, "AİHM kararlarına uyum" ifadesine sığınan bu rapora imza atması bekleniyor. Böylece, hiçbir yaptırım gücü olmayan komisyon, siyasi partilerin "ortak mutabakatıyla" tartışmalı raporu tamamlamış olacak.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.