Breadcrumb
Letonya İstanbul Sözleşmesi’nden çekiliyor: Kadınlar sokaklarda
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 31.10.2025 , 19:44
Letonya Parlamentosu Saeima dün ülkenin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine ilişkin bir yasa tasarısını onayladı. Tasarıyı Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics’in de imzalaması halinde Letonya, Türkiye'nin 2021'de çekildiği sözleşmeden ayrılan ilk Avrupa Birliği (AB) üyesi olacak.
Letonya'nın iki yıl önce onayladığı, İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadınlara yönelik şiddeti önleme, mağdurları koruma ve failleri cezalandırma konusunda uluslararası standartlar belirliyor. Şu anda Türkiye, sözleşmeye imza attıktan sonra fikrini değiştirip ayrılan tek ülke konumunda.
Sözleşmeden çekilme nasıl gündeme geldi?
Letonya’da İstanbul Sözleşmesi'ne muhalefet, parlamentodaki iki farklı siyasi görüşten geldi. Bir grup milletvekili, sözleşmenin fiilen hiçbir fark yaratmadığını söylerken, bir diğer grup da sözleşmedeki birkaç maddeye odaklanarak, bunların cinsiyet kavramını ve dolayısıyla Letonya ulusal ve aile kimliğinin temellerini zayıflattığını iddia ediyor. İkinci grup arasında Letonya'nın iktidar koalisyonundaki üç partiden biri olan Yeşiller ve Çiftçiler Birliği (ZZS) üyeleri de yer alıyor. İktidardaki koalisyonun diğer iki partisi Yeni Birlik ve İlericiler, Letonya'nın anlaşmadan çekilmesine şiddetle karşı çıkıyor. Sözleşmeden çıkılması gündemi muhalefet partilerine, iktidar koalisyonu içindeki giderek büyüyen hoşnutsuzluğu ifşa ve istismar etmek için de bir fırsat sunmuş oldu.
İmza kampanyası ve eylemler
Letonya'nın İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine karşı birçok gösteri düzenlendi, imza kampanyası gerçekleştirildi.
Megija Jaunsleine tarafından kamu girişimi platformu "ManaBalss.lv" üzerinden başlatılan "Letonya İstanbul Sözleşmesi'ne katılmaya devam etmeli" girişimine birkaç gün içinde 10 binden fazla imzacı katıldı. Jaunsleine "Bu destek, toplumun şiddete açıkça karşı olduğunu ve Letonya'nın kadınları, çocukları ve aileleri şiddetten koruma konusundaki uluslararası taahhüdünü sürdürmesini istediğini gösteriyor" dedi.
2 Ekim'de yüzlerce kişi, çekilmeyi protesto etmek için "Şiddete hayır! Sözleşmeye evet!", "Kadın dövmek bizim değerimiz değil" ve "Popülizm yıkar, sözleşme korur!" gibi sloganlarla Letonya parlamentosu Saeima'ya geldi.
Protestocular, sözleşmeden çekilmenin Letonya için büyük bir geri adım olacağını ve Türkiye'nin uluslararası alanda sahip olduğu medeni haklar itibarına benzer bir itibara yol açacağını vurguladı. Aile içi şiddet mağdurlarına yardım eden Centrs Marta derneğinin temsilcisi Beate Jonite, siyasetçilerin oy toplamak için toplumu bölmelerinin "alçakça ve kabul edilemez" olduğunu belirterek Letonya'nın anlaşmadan vazgeçmesi halinde en çok şiddet mağdurlarının etkileneceği konusunda uyardı. Letonya Radyosu'na konuşan protestocuların çoğu, politikacıların kararlarını anlamadıklarını ve bazı milletvekilleri için bunun sadece popülist bir siyasi oyun olduğunu düşündüklerini ifade etti.
ZZS Saeima grubunun lideri Harijs Rokpelnis, protestolar karşısında partinin tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği sorulduğunda, partinin siyasi rotasının değişmeyeceğini vurguladı ve "Bizim görüşümüze göre esas sorun, sözleşme kisvesi altında yapılan ideolojikleştirme ve sözleşmenin yalnızca şiddetle mücadelenin değil, aynı zamanda sol ideolojinin de bir sembolü haline gelmesidir, bu bizim için kabul edilemezdir" diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmeye karşı bir başka eylem de, Saeima Dışişleri Komitesi'nin Letonya'nın İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine ilişkin taslak kararı görüştüğü 8 Ekim günü gerçekleşti. Saeima binasında protesto amacıyla birkaç yüz kişi toplandı, şiddete maruz kalan ancak susturulan kadınları tasvir eden bir performans sergilendi.
Saeima’dan çekilmeye ilk destek
Saeima, 23 Ekim'de, uzun tartışmaların ardından, ilk okumada İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmeyi destekledi. Parlamento, yasa tasarısını acil bir durum olarak ele almaya karar verdi; bu da tasarının yalnızca iki okumada ele alınması ve son okumanın 30 Ekim’deki oturumda yapılması kararı anlamına geldi.
Sözleşmeden çekilme önerisi 52 lehte oyla, muhalefet partileri (Birleşik Liste, Ulusal İttifak, İstikrar İçin! ve Letonya Önce), koalisyon partisi Yeşiller ve Çiftçiler Birliği ile birkaç tarafsız milletvekili tarafından desteklendi.
Yeni Birlik ve İlericiler milletvekilleriyle herhangi bir fraksiyona mensup olmayan Skaidrīte Ābrama oylamaya katılmadı. İstikrar İçin! üyesi Amils Sļimovs ve Birleşik Liste üyesi Andrejs Svilāns da oy kullanmazken, hiçbir fraksiyona mensup olmayan Didzis Šmits ise çekimser kaldı.
Tartışma sırasında koalisyon milletvekilleri, sözleşmeden çekilmenin itibar açısından risklerine dikkat çekti, İlericiler milletvekili Edmunds Cepurītis "Bu Saeima için bir utanç olacak. Girişimi kişisel olarak destekleyen her birinizi de rahatsız edecek. Süreç, Saeima'nın kendisine verilen gücü sorumsuzca kullanması durumunda verebileceği zararı gözler önüne sermiş olacak. İstanbul Sözleşmesi tartışması, hibrit savaş yöntemlerinin bir örneği haline geldi" şeklinde konuştu.
29 Ekim’de büyük protesto
Ortaya çıkan tablonun ardından 29 Ekim Çarşamba günü, Letonya'nın son yıllarda gördüğü en büyük protesto gerçekleşti. Centrs Marta tarafından düzenlenen eylemde katılımcı sayısının yaklaşık 5 bin olduğu tahmin ediliyor.
Protestocular, "İstanbul Sözleşmesi'nden elinizi çekin", "Letonya Rusya değildir”, “Seviyorsanız vurmayın" gibi sloganların yazılı olduğu pankartlar taşıdı. Katılımcılar ayrıca davul çaldı, slogan attı, ıslık çaldı ve bağırdı; siyasetçileri eylemlerini gözden geçirmeye çağırdı.
Çekilme karşıtı olan Başbakan Evika Siliņa (Yeni Birlik) yaptığı kısa konuşmada, aile içi şiddetin çoğu zaman sessizce gerçekleştiğini ve bununla mücadeleye devam edilmesi gerektiğini belirtti. Siliņa, "Sessiz kalmayan herkese teşekkür ederiz. Vazgeçmeyeceğiz, şiddetin kazanmaması için mücadele edeceğiz" dedi.
Centrs Marta açıklamasında, "İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek, demokrasi ve insan hakları ilkelerinden sapmak anlamına gelir. Bu, devletin şiddete ve eşitsizliğe göz yummaya hazır olduğuna dair tehlikeli bir sinyaldir" denildi.
Saeima ikinci oturumuyla çekilmeyi onayladı
Cuma günü gerçekleşen ikinci ve son oturumda, yaklaşık 13 saat süren tartışmaların ardından ve Yeni Birlik ve İlericiler’in itirazlarına rağmen, ülkenin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesine ilişkin yasa onaylandı. Yapılan oylamada yasa 32'ye karşı 56 oyla kabul edildi, 100 üyeli parlamentonun 90 üyesinin katıldığı oylamada iki parlamenter çekimser kalmayı tercih etti.
Bundan sonra ne olacak?
Parlamento kararının yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı Edgars Rinkevics'in imzası gerekiyor. Kararını vermek için on gün süresi olan Cumhurbaşkanı, gerekçeli itirazla birlikte yasayı parlamentoya geri gönderebilir. Fakat Saeima herhangi bir değişiklik yapmazsa Cumhurbaşkanı'nın tekrar itiraz hakkı yok. Bununla birlikte parlamentonun en az üçte birinden talep gelmesi durumunda yeni yasanın yayınlanması iki ay ertelenebilir. Askıya alma yolu seçilirse, son parlamento seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip vatandaşların en az onda birinin oyuyla referanduma gidilebilir. Bir başka yol ise Anayasa Mahkemesi'nin devreye sokulması.
Karara karşı mücadele için kadın örgütleri tarafından 6 Kasım’da kitlesel bir eylem planlanıyor. Bütün bu süreç boyunca ana medyanın tutumunun sessizlik olmasıysa dikkat çekiyor. Bir sonraki Saeima seçimleri gelecek yıl yapılacak.
Letonya’nın şiddetle mücadele karnesi
Letonya Parlamentosu’nun İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, ülkedeki siyasi atmosferin son yıllarda giderek daha muhafazakar bir yöne kaydığını gösteriyor. Karar, “toplumsal cinsiyet ideolojisine karşı ulusal değerleri koruma” söylemiyle savunuluyor. Bu adım, ülke kadına yönelik şiddetin hâlâ ciddi bir sorun olduğu bir dönemde atıldı.
Letonya’da uzun süredir devam eden bir kadına yönelik şiddet sorunu var. Özellikle 2023 yılından itibaren gündemde daha çok yer almaya başlayan konu, giderek artan aile içi şiddet, tehdit, ve taciz vakalarını içeriyor. Polis rakamlarına göre, cinayet veya ağır bedensel zarar tehditleri 2022 ile 2023 arasında iki katına çıktı: 2023'te 214 kez, 2022'de ise 111 kez. Artış yüzde 93 oldu.
Letonya’da kadınların dörtte biri yaşamlarının bir noktasında fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor. Devlet verilerine göre eş veya partner şiddeti yaşayan kadın oranı yaklaşık yüzde 30. Resmi kayıtlara geçen şiddet vakaları son bir yılda neredeyse iki katına çıktı. Bu tabloya rağmen “mevcut yasalar yeterli” gerekçesiyle uluslararası bir sözleşmeden çekilmek, şiddetle mücadelede devletin sorumluluğunu tartışmalı hale getiriyor.
2020 yılında Baltık Araştırmacı Gazetecilik Merkezi tarafından, sorunun ne kadar yaygın olduğunu ve uygun önlemlerin alınıp alınmadığını ele alan bir araştırma yazı dizisi yayınlandı. "Kesik Kulağı Olan Kadın" adlı eser, bir aile için trajik sonuçlar doğuran uzun süreli şiddet ve yıldırma örüntüsünü anlatıyor. Bir başka inceleme "Önce O Sakatı Bıçaklayacağım, Sonra Seni, Sonra da Kendimi Asacağım" ise, uzun süreli aile içi şiddete maruz kalan kadınların partnerlerini öldürmeleri gibi az bilinen bir olguyu inceliyor.
Letonya'da cinayetten hüküm giyen her üç kadından biri, kendisine şiddet uygulayan partnerini öldürme sebebiyle hapiste bulunuyor.
ZZS’in İstanbul Sözleşmesi’ne alternatif yasa tasarısı
ZZS, şiddetle mücadeleyle ilgili tüm konuları açıkça tanımlayacağını iddia ettiği alternatif bir belge geliştirmeyi düşünüyor. Muhalefet milletvekilleri ve ZZS, 17 Ekim'de parlamento tarafından desteklenen "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Ortadan Kaldırılması Hakkında" alternatif bir bildiriyi kamuoyuna sunmak için acele ettiler. Ancak uzmanlar, bildirgenin, kontrol mekanizmalarını da içeren onaylanmış bir uluslararası sözleşmeyle aynı güce sahip olmadığına dikkat çekiyor.
Rusya düşmanlığı
Siyasi olarak ülkede son yıllarda artan Rusya karşıtlığı, Letonya’nın hem güvenlik hem de kimlik politikalarının merkezine yerleşti. Bu güvenlik eksenli siyaset, toplumsal konularda da giderek daha sert bir dilin kullanılmasına zemin hazırladı. Kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ya da göçmen hakları gibi meseleler, ulusal kimliği zayıflattığı iddiasıyla hedef alınabiliyor. “Geleneksel aile değerleri” vurgusu, bu politik çizginin sembollerinden biri haline geldi. Kadına yönelik şiddetle mücadele gündeminde bile Rusça konuşan topluluklar ve göçmenler, ulusal kimlik ve güvenlik söylemleri bağlamında sıkça tartışılıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.