Sayfa yolu
Küba’dan ‘Filistin davası’nı öğrenmek
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yekta Armanc Hatipoğlu
Yayın Tarihi: 26.11.2023 , 14:02 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
İsrail’in Arap dünyasıyla yakınlaştığı ve Filistin meselesinin dünyada “unutulmaya” başlandığı günlerde Filistinli direniş örgütleri 7 Ekim’de İsrail’e karşı Aksa Tufanı Operasyonu’nu başlattı ve Filistin direnişi tüm dünya tarafından tekrar hatırlandı. İsrail’in son teknoloji savunma sisteminin direniş karşısındaki yetersizliği operasyonun ilk günlerinde görüldü.
İsrail ise direniş örgütlerinin bu operasyonunu Filistin’e karşı giriştiği insanlık dışı saldırıların dozunu arttırmak için bahane olarak gösteriyor.
Operasyon, Batı dünyası ve İslamcı çevreler tarafından Marksist-Leninist Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin de dahil olduğu direniş örgütlerinden kopartılıp HAMAS’a sıkıştırılmak isteniyor ancak Filistin’e dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ve çoğu dini bağlamdan uzak olan desteklerle Filistin’in devrimci tarihi ucu dezenformasyona çıkan bu çabanın boşa olduğunu gösteriyor.
Filistin’e dünyanın çeşitli yerlerinden gelen desteklerin en “kendine özgü”sü Küba’dan. Son olarak Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in katıldığı ve ABD Büyükelçiliği önüne yapılan yürüyüş, bir devlet başkanının Filistin lehine yapılan destek yürüyüşüne katılmasının ilk örneği oldu.
Küba’nın Filistin direnişine olan bu desteğinin arkasında güçlü bir enternasyonalist dayanışma geçmişi var.
Devrimden aylar sonra Filistin direnişiyle kurulan bağlar
Küba devrimden sonra başlayan tarihi boyunca dünyanın pek çok yerindeki direniş örgütleriyle dayanışma için bağlantılar kurmuş, bu durum bazı örneklerde Sovyetler Birliği’yle ters düşmesinde dâhi yol açmıştır.
Küba’nın Filistin direnişiyle olan dayanışmasıysa Küba Devrimi’nden aylarla ifade edilebilecek bir süre sonra başladı. Devrimin zaferle sonuçlanmasından birkaç ay sonra Raul Castro ve Che Guevara Kahire’yi ziyaret edip merkezi burada bulunan Afrikalı kurtuluş hareketleriyle temas kurduktan sonra, o dönemde Mısır yönetimi altında olan Gazze’yi de ziyaret edip Filistin direnişiyle olan dayanışmalarını ifade etti.
Küba yönetimi 1964 yılında, Filistin’in direniş tarihinde önemli bir yeri olan Filistin Kurtuluş Örgütü’nün kuruluşunu selamladı ve ertesi yıl El Fetih hareketiyle bağlar kurdu. El Fetih, Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin kısaltması olarak kullanıldı ve örgüt dünyada bu isimle bilinir hale geldi. 1960’ların sonlarında Küba Cumhuriyeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasında yakın bir ittifak gelişti. Suriye’yi o yıllardan bugüne kadar yöneten Arap Sosyalist Baas Partisi Filistin direnişi açısından önemli bir ittifak unsuruydu. Dolayısıyla Küba’nın Suriye ile kurduğu bu ilişki, Filistin direnişi açısından da önemli oldu.
Küba’nın Filistin direnişine sunduğu destek El Fetih ve FKÖ ile sınırlı kalmadı. Direnişin büyük örgütlerinden olan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi’ne (FDKC) Küba tarafından siyasi ve askeri destekle eğitim desteği sağlandı.
1973’ün ekim ayında başlayan Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Küba İsrail’le olan tüm diplomatik ilişkilerini kesti ve Filistin Büyükelçiliği’ni açtı. Sonraki yıl Filistin Kurtuluş Örgütü Genel Sekreteri Yaser Arafat Havana’yı ziyaret etti ve burada bir devlet başkanı gibi karşılandı. Ardından Küba’da bir Filistin Büyükelçiliği açıldı.
Sovyetler Birliği ise daha fazla ilerlemesi durumunda İsrail’e askerî müdahalede bulunacağını söyleyerek savaşta Arap ülkelerinin yanında yer aldı. SSCB’nin askerî müdahalede bulunacağını söylemesinin ardından İsrail yayılmacı politikalarını geçici de olsa durdurdu. Sovyetler Birliği, Filistin direnişinin uluslararası alanda en büyük destekçisi olmaya devam etti.
Küba, Sovyetler Birliği gibi Filistin direnişinin aynı zamanda uluslararası alanda da en büyük destekçilerinden oldu. Örneğin Küba, 1975’te Birleşmiş Milletler’in siyonizmi “Bir ırkçılık ve ırksal ayrımcılık biçimi” olarak tanımlayan ve 97 kabul, 35 ret oyu ve 32 çekimser oy çıkmasıyla geçen 3379 sayılı karar tasarısının destekçilerinden biri oldu.
Küba, 1987’nin sonlarında başlayan Birinci İntifada’ya büyük destek verdi. Arap halkının İsrail işgaline baş kaldırışı olan İntifada, 1991’de gerilemeye başladı. 1993’te imzalanan ve özerk bir Filistin’in kurulmasını öngören 1. Oslo Anlaşması ile sona eren İntifada, Filistin direniş tarihi açısından oldukça kıymetli.
1991’de Sovyetler Birliği’nin çözülmesinin ardından Filistin özelinde bütün Orta Doğu’daki laik ve seküler örgütler zor duruma düşerken, İslâmcı ve uzlaşmacı örgütler sosyalistlerin bıraktığı boşluğu doldurmaya başladı. Bu yıllarda sosyalist blokta yalnız kalan Küba, kendi içindeki devrimi korumakla kalmadı aynı zamanda direniş örgütleriyle kurduğu bağı olabildiğince güçlü tutmaya çalıştı.
Fidel Castro, 1.460’tan fazla Filistinlinin ölümüne, 10 binden fazlasının yaralandığı 2014 saldırılarının ardından Küba Komünist Partisi’nin yayın organı Granma’da “Gazze’deki Filistin Holokost’u” başlıklı bir yazı kaleme aldı. İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırıma sessiz kalınmayacağını söyleyen Fidel ilgili makalesinde şunları yazmıştı: “Nazilerin Yahudilere yaptığı soykırım dünyanın tüm halklarında nefret uyandırdı. Bu hükümet nasıl olur da günümüzde Filistin halkına karşı yürütülen bu korkunç soykırıma dünyanın kayıtsız kalacağını düşünebilir? Amerikan İmparatorluğu’nun bu utanç verici katliamda yaptığı iş birliğinin göz ardı edileceği mi düşünülüyor?”
Fidel’in ölümünün ardından Filistin Direnişi’nden mesajlar
Fidel Castro’nun 2016’daki ölümü tüm dünyadaki devrimcileri yasa boğdu. Filistin Direnişi de Fidel’in ölümü ardından çeşitli mesajlar yayımladı, Filistin’de bayraklar yarıya indirildi.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi internet sitesinden yaptığı açıklamada Fidel’le ilgili “Fidel’in liderliğinde Küba emperyalizme, sömürgeciliğe ve siyonizme karşı kolektif bir hareket için devrimci bir ittifak oluşturarak Filistin halkının özgürlük hareketinin uluslararası mücadelesinde hep yanında olmuştur” dedi. “Siyonizmin ırkçı zulmün ana silahı olduğu gerçeği Fidel Castro, Küba halkı ve devleti tarafından fark edilmiştir” denen açıklama Küba’nın Filistin halkı açısından önemini de vurgular nitelikte. FHKC, açıklamasında Fidel’in tarihsel rolü hakkında şu önemli sözleri de söyledi: “Angola’dan Güney Afrika’ya, Filistin’den Mozambik’e, Bolivya’dan El Salvador’a, Castro’nun uluslararası devrimci dayanışma ve mücadele mirası, devrim, demokrasi ve sosyalizm yolunda sınırları aşan bir pratiğin örneğini teşkil etmeye devam ediyor.”
Filistin Demokratik Halk Cephesi Genel Sekreteri Nayif Hawatmeh Fidel’in ölümünün ardından şunları söylediği bir açıklama yayımladı: “Yoldaş, lider, dost, büyük devrimci, vatanperver ve ulusalcı Fidel Castro’nun aramızdan ayrılışı bütün devrimci ve ulusalcı güçler için büyük bir kayıptır.”
Filistin Devlet Başkanı ve FKÖ kurucu liderlerinden Mahmud Abbas ise Raul Castro’ya gönderdiği mektupta “Fidel hayatını kendi halkının ve tüm dünyanın haklı mücadelesini savunmaya adamıştır” dedi.
Direnişe destek sürüyor
Küba, Filistin direnişine verdiği desteği son yıllarda da sürdürmeye devam ediyor. İsrail’in Filistin’e dönük gerçekleştirdiği saldırılarda, her fırsatta, Filistin halkının yanında olduğunu vurgulayan Küba yaşanan son saldırılarda da Filistin’in yanında ve siyonizmin karşısında olduğunu belirtiyor.
Direnişe verilen desteğin Filistin’e yansımasının bir örneği Filistin halkının İsrail işgal güçleriyle çatışırken Küba bayrağı taşıması oldu. 2021’de haberlere yansıyan olayı soL “İşgal altındaki Filistin’de Küba’nın dayanışma bayrağı” başlığıyla haberleştirmişti. Mohammed A. Abu Srour adındaki, tıp eğitimini Küba’da alan genç Filistinli doktor Küba bayraklı fotoğrafı şu sözleri paylaşmıştı: “Her bayrak için bir tarih vardır ve bizim davamızın tarihi yakında bitecek! Bayrağınıza değer verin… O adresiniz ve kimliğiniz… Ve ancak onunla bir sebebiniz olur! Meydanların ortasından… Kudüs’ten Havana’ya, selam olsun… Askerî kontrole hayır, halkın sesine evet! Benim davam Filistin! Benim davam Küba! Bayrağı olmayanın ne bir Devrim’i ne de varlığı söz konusudur!”
Küba’nın Filistin’e desteğinin son ve en büyük örneği ise geçtiğimiz günlerde yaşandı. Küba halkı, Devlet Başkanı Canel’in de katılımıyla Filistin’e destek için yürüdü. Eylemde orak çekiçli bayrağın yanı sıra Küba ve Filistin bayrakları da taşındı. Díaz-Canel X hesabından yürüyüşün görüntülerini şu sözlerle paylaştı: “Havana’da, Filistinli ve Kübalı gençlerin yürüyüşüne eşlik ediyoruz. Kalbimiz ve eylemlerimiz her zaman Filistin’ledir ve olmaya devam edecektir. İsrail, ABD’nin açık desteğiyle soykırım gerçekleştiriyor. Bunun artık durmasını istiyoruz.”
Filistinli öğrenciler ve Genç Komünistler Birliği’nin destek verdiği yürüyüş ABD Büyükelçiliği önünde sona erdi.
***
Tüm bunların en nihayetinde gösterdiği durum ise şu: Filistin direnişi, İslâmcıların ikiyüzlüce anlattığı bir din davasından ibaret değil. Filistin direnişi ya da davası, din davasının ötesinde bir halkın emperyalizme karşı var olma mücadelesi ve sosyalist Küba da bu davanın, mücadelenin en büyük destekçisi.
Kaynaklar:
Fidel Castro: Bir Filistin dostundan fazlası, çok daha fazlası – Richard Becker (Telesur) (https://sendika.org/2016/12/fidel-castro-bir-filistin-dostundan-fazlasi-cok-daha-fazlasi-richard-becker-telesur-392508)
Filistin'de bayraklar Fidel için yarıya indi (https://yurtsever.org.tr/2016/filistinde-bayraklar-fidel-icin-yariya-indi-74119/)
İşgal altındaki Filistin’de Küba’nın dayanışma bayrağı (https://haber.sol.org.tr/haber/isgal-altindaki-filistinde-kubanin-dayanisma-bayragi-305168)
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
