Breadcrumb
Küba Komünist Partisi MK Üyesi Cañedo: ‘Küba halkı neyi savunduğunu çok iyi biliyor ve asla teslim olmayacak’
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 22.04.2026 , 19:39 Güncelleme Tarihi: 22.04.2026 , 22:47
Küba halkı, on yıllardır devam eden ABD ablukasının belki de en acımasız evrelerinden birinden geçiyor.
Adadaki günlük yaşamı felç etmeyi ve ülkeyi karanlıkta bırakarak bir çöküş yaratmayı hedefleyen abluka, emperyalizmin yeni silahı haline gelmiş durumda. Ancak Küba, tüm zorluklara rağmen her yeni günü bir zafer olarak örgütlemeye devam ediyor.
24. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı Çalışma Grubu toplantısı kapsamında İstanbul’da bulunan, ardından da Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) düzenlediği Küba ile dayanışma etkinliğine katılan Küba Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi İdeoloji Departmanı Başkan Yardımcısı Elier Ramírez Cañedo, soL TV’nin sorularını yanıtladı.
‘Küba’yla dayanışan Türk halkının temsilcileriyle bir arada olmak bizim için gerçekten büyük onur’
İstanbul'da bulunmaktan ve TKP ile Küba dostlarının düzenlediği dayanışma etkinliğine katılmaktan büyük bir onur duyduğunu belirterek sözlerine başlayan Elíer Ramírez Cañedo, bu ziyaretin zamanlamasına dikkat çekti:
"19 Nisan Kübalılar için çok özel bir gün. Domuzlar Körfezi zaferinin 65. yıl dönümü ve emperyalizmin Amerika kıtasındaki ilk yenilgisi. Yani böyle bir tarihte Küba’yla dayanışmasını ifade eden Türk halkının temsilcileriyle bir arada olmak bizim için gerçekten büyük onur ve sorumluluk. Üstelik bunu Başkumandanımızın doğumunun 100. yılında gerçekleştirmiş olduk. Fidel, Domuzlar Körfezi’ndeki muharebenin de en ön safındaydı.
Bugün Küba'nın emperyalizmle yeniden karşı karşıya geldiği, ülkemize yönelik saldırganca söylemlerin ABD’nin çeşitli yöneticileri tarafından defalarca dile getirildiği, askeri tehditlerin dahi savrulduğu çok karmaşık ve zor bir dönemden geçiyoruz.
Ve tabii, Küba'ya yönelik ablukanın da belirgin bir şekilde şiddetlenmesi söz konusu. Yani abluka 60 yılı aşkın, hatta 65 yılı aşkın bir süredir devam ediyor; ancak şunu netleştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum: İçinden geçtiğimiz bu dönem yeni bir aşamayı ifade ediyor.”
Pandemiden bu yana hedef: Günlük hayatı felç etmek
Küba'nın emperyalizmle yeniden yoğun bir şekilde karşı karşıya geldiğini ve ABD'li yöneticilerin askeri tehditlere varan saldırgan söylemlerinin arttığını ifade eden Cañedo, ablukanın "yeni bir aşamaya" geçtiğini vurguluyor.
Ablukanın 65 yılı aştığını hatırlatan Kübalı yetkili, mevcut durumun vahametini şu sözlerle aktarıyor:
"Küba'da pandeminin ortasında hastalık yüzünden yüzlerce insan ölürken, Trump yönetimi 50'den fazla yeni yaptırımı uygulamaya koydu. Tabii ki bu noktada Küba halkının direnci ön plana çıktı; kendi aşılarımızı ürettik, kendi ventilatörlerimizi ürettik. Ayrıca hem Kübalıların kendi arasındaki dayanışması hem de bu kadar zor şartlar altında bile Küba’nın dünya halklarıyla olan dayanışması öne çıktı.
Çünkü kendi insanlarımızın öldüğü o çok zor şartların ortasında bile Küba halkı, tıp ekipleriyle dünyanın başka yerlerinde hayat kurtarıyordu.
Ancak şunu söylemek lazım; 3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik saldırı ve 29 Ocak'ta Başkan Trump tarafından imzalanan ve Küba'yı Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenliğine karşı 'olağandışı ve olağanüstü bir tehdit' ilan eden kararnameden sonra süreç daha da ağırlaştı.
Şaka gibi geliyor ama Küba halkına karşı daha saldırgan, daha canice bir politikayı meşrulaştırmak için hiçbir temeli olmayan, propaganda amaçlı bir gerekçe yaratma çabaları bir gerçek. Bugün bu durum boğucu bir düzeye ulaştı. Uyguladıkları enerji kuşatmasıyla Küba halkının yaşamını boğmaya çalışıyorlar. Bu kadarı daha önce hiç yaşanmamıştı."
Bu ağır tablo karşısında Küba halkının direncine dikkat çeken Cañedo, Küba'nın kendi aşılarını ve ventilatörlerini ürettiğini, üstelik bu zor şartlar altında dahi dünyanın dört bir yanına tıp tugayları göndererek hayat kurtarmaya devam ettiğini hatırlatıyor.
İnsanlık tarihinde eşi görülmemiş bir enerji ablukası
Günümüzde ablukanın artık boğucu bir seviyeye ulaştığını belirten Cañedo'nun aktardığı veriler, emperyalizmin adayı nasıl bir ablukaya aldığını gözler önüne seriyor:
“Daha önceden de Küba'ya gelen petrol gemilerine yönelik bir takip ve ABD yönetimi tarafından yoğun bir baskı vardı; ama bunu hiçbir zaman enerji kuşatması noktasına getirememişlerdi. Öyle ki, Aralık ayından beri ülkeye petrol gemisi girmiyor. Sadece, kısa bir süre önce, Rusya'nın dayanışması sayesinde bir gemi ulaştı ki o da ülkenin 15 günlük ihtiyacını bile karşılamıyor. Bu hiç görülmemiş bir durum. Bu bence insanlık tarihinde de eşi benzeri pek görülmemiş bir durum. Yani bir ülkeyi elektriksiz bırakmaya, orada bir çöküş yaratmaya çalışmak.
Çünkü enerji olmadan hiçbir ülke işleyemez. Tarım işleyemez, kurumlar işleyemez, okullar çalışamaz duruma gelir; neredeyse tüm hizmetler felç olma noktasına gelir."
El feneriyle ameliyat, ara vermeyen eğitim
Tüm bu zorluklara rağmen Küba halkının geçirdiği her günü "bir zafer" olarak tanımlayan Cañedo, toplumun farklı kesimlerinin gösterdiği inanılmaz fedakârlıkları soL ile paylaştı:
- Sağlık Emekçileri: Kübalı doktorlar büyük fedakârlıklarla her gün çalışmaya devam ediyor; hastanelere neredeyse hiç ulaşım imkânı olmadan gidiyor, bazen elektrik kesildiği için ameliyatları el fenerleriyle gerçekleştiriyorlar.
- Eğitimciler: Kübalı öğretmenler de aynı şekilde, bazen asgari koşullar bile olmadan sınıflara gitmeye devam ediyor ve görevlerini sürdürüyorlar. Benim örneğin iki küçük kızım var; ikisi de öğretmenleriyle birlikte okullarına devam etti.
- İşçiler: İşçileri ele alalım; enerji kısıtları yüzünden bazı düzenlemeler yapmak zorunda kalındı. Her gün işe gidemiyorlar, bazı günler gidiyorlar. Ulaşımda ve özellikle üniversiteler başta olmak üzere eğitim sisteminde de düzenlemeler yapmak zorunda kalındı.
Cañedo sözlerine şöyle devam etti:
“Bütün bunlar Küba’daki her ailenin yaşamını açıkça etkiliyor. Ama yalnızca bu değil; Küba halkı seferber olmaya devam ediyor. Her şeyden önce ülke savunması için, ki bu bizim için en temel mesele.
Açık ki düşman, yani emperyalizm, bu enerji ablukasından vazgeçmeyecek. İstediği sonucu elde edemezse, doğrudan bir saldırı şeklinde askerî bir çözüm aramaya çalışacak. İşte bu yüzden hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu noktada yine Fidel bize örnek oluyor. Kendisi 1980’lerde ülke savunmasına dair yeni bir anlayış geliştirmişti; buna 'topyekun halk savaşı' diyoruz.”
Topyekun halk savaşı ve 'İmzam Vatan İçin' seferberliği
ABD'nin enerji ablukasından vazgeçmeyeceğini ve sonuç alamadıkça askeri bir çözüm aramaya yelteneceğini öngördüklerini belirten Cañedo, adadaki savunma hazırlıklarına da değindi:
“Bu stratejide tüm Kübalıların konumu, yeri, ülke savunması kapsamındaki görevi tanımlanmış durumda. Ayrıca, ülkede bir siyasi seferberlik süreci yaşanıyor. Nitekim Partimizin birinci sekreterinin 19 Nisan’da yaptığı konuşmada, hem Küba halkı içinde hem de uluslararası düzeyde ablukanın kınanmasına yönelik daha güçlü bir siyasi seferberlik çağrısı yapıldı. Aynı zamanda Küba’nın egemenliğini ve bağımsızlığını savunma konusundaki kararlılık da yeniden vurgulandı.
'İmzam Vatan İçin' adını taşıyan bir süreç var ve bu süreç şu anda devam ediyor. Ülkemizin illerinde, belediyelerinde seferberliklerin yaşandığını görüyoruz. Yani Küba halkının teslim olmayacağını, ayakta olduğunu ve ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, halkı ne kadar boğmaya çalışırlarsa çalışsınlar asla teslim olmayacağını vurgulayan güçlü bir siyasi hareket söz konusu. Çünkü Küba halkı neyi savunduğunu çok iyi biliyor; Küba Devrimi’nin tarih boyunca savunduğu değerleri savunuyor.
Dün düzenlenen dayanışma etkinliğinde de biraz bunlardan bahsettik. Türk halkının ve Türkiye Komünist Partisi’nin gösterdiği tarihi dayanışma için teşekkür ettik; ama aynı zamanda, bu “soykırımcı abluka”ya karşı reddiyenin daha da güçlendirilmesi ve Küba halkıyla dayanışmanın yükseltilmesi çağrısında bulunduk. Bu süreçte, bu zor süreçte bir kez daha direniş, özgürleşme ve dayanışma kültürü öne çıkıyor. Küba halkının bu değerlerinin ablukaya alınması mümkün değil. Başka bir deyişle, Küba’nın dayanışması, devrimin yarattığı değerler ve onur duygusu asla abluka altına alınamaz.”
‘Küba halkı mambílerin ruhunu taşıyor ve asla teslim olmayacak’
Sözlerini tamamlarken Elíer Ramírez Cañedo, insan haklarının en kitlesel ve sistematik ihlali olan "soykırımcı ablukaya" karşı uluslararası dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu:
"Abluka gerçekten de insanlara büyük zarar veriyor. Söz konusu abluka, Küba halkına karşı uygulanan en büyük, en açık, en sistematik ve kitlesel insan hakları ihlali. Buna rağmen iyimserliğimizi koruyoruz.
Çünkü Küba halkı onlarca yıllık mücadelede şekillenmiş bağımsızlık savaşçıları ‘mambí’lerin ruhunu taşıyor ve asla teslim olmayacak. Ama çok hazırlıklı olmak gerekiyor; daha zor, daha çetrefilli senaryolara bile hazırlıklı olmak zorundayız.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.