Breadcrumb
Köhnemiş düzenlerin baba öfkelerinde Repin ve Goya
Yayın Tarihi: 18.09.2022 , 08:54 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Salgın geride kalırken kapitalizm ekonomik bir krizle boğuşuyor ve hızla yoksullaşıyoruz. Ukrayna Rusya savaşının getirdiği tüm belirsizlikler bu krizi ve yoksullaşmayı daha da derinleştirirken, kapitalizm hayatta kalma çırpınışlarını emekçi halkın tepesine binerek atıyor. Tarihin çeşitli dönemlerinde, benzer krizlerde, köhnemiş düzenlerin yıkıcı ve çürütücü etkisi bazen toplumların çözülmesine bazen de umut veren çıkışlar yapabilmesini tetiklemiştir. Ancak her durumda, tehdit altında olduğunu hisseden düzenin korkusu halkın üzerinde daha çok şiddet uygulamayı ve baskı kurmayı beraberinde getirdi.
Avrupa’da 1848 Devrimlerine gidilen süreçte, birçok ülkede monarşi yeniden güç toplamış ve gözü dönmüş bir şekilde dönemin sosyalistlerine ve liberallerine kıyım uygulamıştı. İspanya bunun en kanlı örneklerinden biri olarak mutlak krallığı yeniden tesis etti. İlk fırsatta engizisyon mahkemeleri geri getirerek, engizisyonun 1834’te lağvedilene kadar sürdüreceği soğukkanlı işkence sorgulamalarına devam etmesini sağladı. Rusya ise, Avrupa’daki etkinliği artırmış ve hatta bazı ülkelerdeki ayaklanmaları bastırarak monarşinin korunmasına yardım etmişti. Savaşlarla kaynaklarını tüketmiş Rusya imparatorluğu, bir taraftan monarşiye karşı sol örgütlenmelerin artmasıyla 1917’ye taşınıyor bir taraftan da sonunun yaklaştığını hisseder gibi daha çok muhafazakarlaşıp ve halk üzerindeki baskıyı artırıyordu.
Goya ve Repin ülkelerinde böylesi bir döneme şahit olmuşlardı. Böylece yok olmaya yüz tutmuş düzenin kudurmuş şiddetini ve sebep olduğu vahşetin resimlerini yapabilmişlerdi.
Goya İspanya’daki iç çatışmalarının kendinde yarattığı karamsarlık ve ömrünün sonuna yaklaştığını hissettiği bu dönemde, “karanlık resimler / pinturas negras“ olarak adlandırılan resimlerini kapandığı evinin duvarlarına yaparak üretti. Toplam 14 eserden oluşan bu seri 70 yıl sonra evi satın alan Fransız bir Baron’un yönlendirmesi ile tuvallere taşınacaktı. Bunlardan en çarpıcı olanı “Çocuklarını Yiyen Satürn (Saturno devorando a un hijo)” resmidir. Mite göre Satürn’ün (Kronos) doğan çocuklarından biri kendisini öldürerek yerine geçecektir. Tıpkı kendisinin babası Uranos’u öldürerek yerine geçtiği gibi. Babası Uranos güç tutkunu biri olarak tüm Titanları annelerinin rahmine geri sokarak egemen olmalarını engellemeye çalışmıştı. Bundan acı ve keder duyan Gaia, babayı devirme planı yapmış ve buna kulak veren Kronos ile birlikte Uranos’u alaşağı etmişlerdi. Böylece tahta geçen halef de aynı babası gibi güç tutkunu oldu. Kronos kendi kaderi ile ilgili de benzer bir kehanet olduğunu öğrenir ya da şüphelenir. Bildiği sonu yavaş yavaş bilinçdışında ören biri gibi; doğan tüm çocuklarını yemesine rağmen karısı Rhea’nın doğan altıncı çocuğu Zeus’u saklayıp, yerine kundak içinde taş vermesine aldanır ve kehanet gerçekleşir. Baba devrilir.
Goya’nın Satürn’ün yediği çocuklardan birini canlandırdığı resim için birçok yorum mevcuttur. Baba-oğul çatışması, tanrının gazabı, İspanya’nın durumu ya da kendi kişisel hayatı ile kurabileceği ilişkisellik. Goya’nın resim üzerine yaptığı herhangi bir yorum olmadığı ya da bize ulaşmadığı için sanatçı açısından nasıl ele alındığını asla bilemeyiz ve bunların hiçbiri tek başına seçilmiş konular olmak zorunda değildir. Goya’nın bu mitolojik hikâyeyi ele alış biçimindeki çarpıcılık gözü dönmüş bir iktidarın portresinde ve yaşanan vahşetin açıklığında düğümleniyor. Mitolojiye göre Satürn çocuklarını doğar doğmaz yemektedir ama Goya’nın betimlemesindeki çocuk, babasına göre küçük boyutlu bir yetişkindir. Bu tercih kendi çocuklarını yiyen İspanya alegorisini güçlendirmekte ve yaşlı/köhne, bilincini yitirmiş bir düzenin mevcut gücünü muhafaza etmek için saçtığı dehşeti göstermektedir. Romantizmin açık tonlar kullanarak yarattığı etki Goya’da radikal bir şekilde kullanılır. Belki de ilk modern ressam diyebileceğimiz Goya, modern insana dair çok erken ipuçları vermektedir. Ne de olsa kehanet mutlaka gerçekleşecektir.
Repin ise 1883-1885 yılları arasında yaptığı “Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor” resminde oğlunu itaatsizlikle suçlayarak, kapıldığı bir öfke krizi sonucu asasıyla oğlunun kafasına vuran ve ölümüne sebep olan ilk Rus Çarı IV. Ivan’ı, yani Korkunç Ivan’ı konu eder. Resimde oğul Ivan şakağına aldığı darbe ile devrilmiş, yarı baygın halde babasının kucağında uzanmaktadır. Baba Ivan’ın yüzünde yaratığı şiddetin sonucundan duyduğu pişmanlık ve inanamazlık büyürken, oğlunun ölmeden önce “sadık bir oğul ve sade bir köle olarak ölüyorum” dediği rivayet edilir. 1581’de geçen bu olayın tam olarak böyle yaşanmadığı Çar sevdalıları tarafından dillendirilen bir konu hala… Ancak Repin’i kendi tarihinden bu konuyu seçerek ele almasına neden olan şey, Narodniklerin 1881 yılında II. Aleksandr’ın ölümü ile sonuçlanan başarılı suikastları sonucunda idam edilmeleri ile ilgilidir. Yerine geçen oğul III. Aleksandr da, babasından devraldığı eğitimi sınırlama, köy komünleri üzerinde daha sıkı baskı kurmak ve düzene karşı gelenleri kanla bastırmak gibi önlemleri devam ettirmiştir. Repin, İmparatorluk Sanatlar Akademisinde daha öğrenciyken yaptığı bir resimle altın madalya kazanan, İtalya’yı gezme ve Paris’te bir süre yaşama fırsatı yakalayan başarılı bir ressamdır. Bursun bitmesine henüz iki yıl varken Rusya’ya dönme kararı alır ve ülkesi ile ilgili temalarda resim yapmaya başlar. Böylece 1879 yılı itibariyle “İtiraf reddi”, “Bir Propagandacının Tutuklanması”, “Onu Beklemiyorlardı”, “Buluşma” gibi resimleri yapabilmiştir. Repin, bu resimlerinde ülkesini sosyalizme taşıyan süreçteki ayaklanmalara ve bunun parçası olan insanlara yer vermiştir. Yine de 1890’da III. Aleksandr’ın Sanat Akademisini yeniden düzenleme isteğiyle verdiği görevi kabul etmiştir. Repin’in ülke sevgisi milliyetçilikle karışık bir seyir izlemiştir hep. Belki de o yüzden onun seçtiği “mitolojik hikâyede” babayı öldürecek bir oğul kehaneti yoktur. Resimde odaklandığımız portrede Çar babanın vicdanı ile bizi baş başa bırakır. Yine de Rusya’da kaderini eline alanlar başka bir kehaneti gerçekleştirecektir.
Tarihin birçok kesitinde olduğu gibi günümüzde de sonunun yaklaştığını hisseden düzen hızla gericileşiyor ve kendisiyle birlikte her şeyi ve herkesi çürütüyor. Kapitalizm bu paternal kılıklı şiddet ile sermayenin bekasından başka bir öncelik gözetmiyor. Baba şiddeti karşısında bir taraftan öfke biriktiren halk, diğer taraftan o öfkeyle ne yapacağını bilemeyen bir çocuğun şuursuzluğunu yaşıyor. Çünkü örgütsüz ve örgütsüz kaldıkça yönsüz ve amaçsız bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Halbuki Goya’nın işaret ettiği gibi düzenin altında küçük kalmış yetişkin insanlarız.
Kehanet ise belli…
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


