Sayfa yolu
Kitap | Lataşiba: İki kentin arasında
Nişan Mesut Oyardı
Yayın Tarihi: 07.03.2021 , 09:03 Güncelleme Tarihi: 07.03.2021 , 09:19
Herkesin kendine ait bir dünyası vardır. Görebildiği, dokunabildiği, fark edebildiği kadardır dünyası. İçine doğduğu dünyanın sınırları çoğu kez bireyin kendi sınırlarını da belirler. Fiziki sınırlar değil, düşünme sınırlarımızdır elbette burada söz konusu olan.
İnsan, içine doğduğu doğrulardan başka bir hayatın mümkün olduğunu düşünebilir mi? İçine doğduğumuz toplumun kuralları, hayata adım attığımız andan itibaren bizi sarar ve hayatımızın normali haline gelirler. Sınırların dışını düşünmek, başka bir hayat biçimi kurgulamak ise özel bir bakış açısı gerektirir.
“Dünyamız pencerelerimizden görebildiğimiz kadardır bizim.”
Lata ve Şiba, birbirinin tam zıddı iki kent. Birbirlerine hem yakın hem de çok uzaklar. Lata’da yaşayanlar “geniş”, Şiba’da yaşayanlar ise “darlar” olarak anılıyor. Şiba’da evler, sokaklar daracık ve yüksek katlı apartmanlar var. Lata’da ise alabildiğine geniş bir ovada yaşıyor insanlar. Şiba’da bütün hayat yasaklardan ve kurallardan ibaret. Lata ise eğlence ve keyif dolu.
Şiba’da kurallar o kadar belirleyici ki bütün sınırlar kalın bir cetvelle çizilmiş gibi. O denli dar yapılmış ki kent, “geniş” kelimesi bile yasaklanmış. Dar pencerelerden görünen gökyüzü, yan yana yürünemeyecek denli dar sokaklar, tek kişilik asansörler, betona gömülmüş yollar…
Dar dünyada hayaller de daraltılmıştır.
“Hayalin, başkasının daha önce kurduğu hayallerden biriyse, sorun olmaz. Yeni ve farklı olanlarsa, yasaktır. Bu sayede insan kendini güvende hisseder.”
Lata’da yaşam ise düşlerden kopmuş gibi, her şey tozpembe. Güne zevkle başlayıp “acaba” ile devam ediyor Lata halkı: “Acaba o kadar çok yemese miydim? Acaba o kadar çok yüzmese miydim?”
Lata halkı adeta dinlenmek için yaşıyor.
“Lata kentinde hayat, yirmi top çikolatalı dondurma gibidir. Mideniz ağrımaya başlayana kadar sizi mutluluktan uçurur.”
İki uç noktada resmedilen bu kentler ideal yaşama dair sorgulama yapmamızı sağlar. Kuralların boğuculuğu mu, sorumsuzluğun sınırsız anlamsızlığı mı? Her iki kentte yaşayanlar için de “başka” türlüsü imkânsız gelir. Sınırsızlık da en az sınırlar kadar hayal dünyanızı daraltır. Kendi yaşamınızın dışına baktığınız pencere dar ise görebildikleriniz de o kadar daralır.
Peki, “dışarıya” bakacak bir pencereniz bile yoksa?
Tozpembeliğin içinde kaybolmak ya da kuralların arasında sıkışıp kalmak.
Başka bir seçeneğin mümkün olduğunu düşündürmeyi başarıyor hikâye. Başka dünyaların kilidini açacak anahtarın ellerimizde olduğunu hissettiriyor.
Tıpkı “ressamlar” gibi rüyalarımızı kendi ellerimizle çizeceğiz.
Künye: Lataşiba, İki Kentin Arasında, İrem Uşar, Günışığı Kitaplığı, 2013, 134 sayfa.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
