Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kitap | Gecen Gündüzüm Olsa

Max, çocukluğuna sığınarak büyükbabası ile asla 'unutulmayacak' bir macera yaşıyor. Aralarındaki mutluluk bağının nerede daim kalacağını, sevginin en büyük unutuşlara bile direnebildiğini keşfediyor.

Nişan Mesut Oyardı

Yayın Tarihi: 06.02.2022 , 08:47 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

"Hasret, dediler, kalbimizde yaşar... Hiçbir kalpte bunca hasrete yetecek kadar yer olamazdı..."

Büyükbabalar ve torunlar arasında daima özel bir ilişki vardır. Kurdukları ilişkiyi içeriden bakmadan anlamak olanaksızdır. Birinde her şeyi öğrenmeye meraklı bir haylazlık, diğerinde bütün o haylazlığı olgun bir tebessümle karşılayan bilgelik. Birisi yaşamının ilk duraklarında aceleyle koşturan bir telaş içinde, diğeri geçtiği durakların izlerini koca ellerinde taşıyan yavaş bir sadelik taşır bedeninde ve zihninde. Birisi her anını hatırlar dizlerinde dinlediği hikâyelerin, diğeri unutmaya başlamıştır en sevdiği yüzleri bile.

İşte Max’in içindeki hasretin kalbini, bütün vücudunu, hatta ruhunu bile sarmasının sebebi de bu unutma meselesi. Büyükbabasının pek çok şeyi unutmaya başlamasıyla huzurevine yerleştirilmesinin ardından aralarına giren mesafeyi kapatmanın tek bir yolu olduğunu düşünür Max: Büyükbabayı kaçırmak. Çünkü yalnızca kendisiyle büyükbabasının bildiği aralarındaki o özel bağın yitip gitmesinden korkar. Çünkü yalnızca Max, “bahçede elma topladıktan sonra, o tatlı bahar kokusu etrafı sarmışken, büyükbabasının kucağında yorgun argın oturmanın” ne demek olduğunu bilir.

Hafızası zayıflayan büyükbabası için harika bir yere giderler: kırlara, Çiçek Vadisine... Max, büyükbabası ve kaçışta kendilerine eşlik eden Matmazel Meyer, toprağın soluğunu, çimenlerin rüzgârda çırpınışını izleyerek “kendilerine” doğru yol alırlar. Ay ve Güneş’in sonsuz ve hafızasız dansına tanıklık ederler. Yanında her istediğini anlatabileceğin birinin varlığıyla çayırlara sırtüstü uzanıp derinlere dalmak, “güneşin yeryüzüne dökülüşü gibi” dans etmek; unutmaya yüz tutmuş bir büyükbaba ve hasreti içinden fışkıran küçük bir çocuk için unutulmaz bir gün demek. Ve dökmek içindeki korkuları:

“…ve günün birinde… günün birinde beni ne kadar sevdiğini unutmandan korkuyorum.”

Unutulmayı sorgulamak küçük Max için ağır bir yük. Unutulmak, yok olmaya eş değer midir o kişinin gözünde? Anımsanmanın anlamı nedir?

İçindeki hasret her yanını sarmışken yetişkinlerin dünyasına uygun davransaydı bu sorular içini kemirir dururdu. Ancak Max, çocukluğuna sığınarak büyükbabası ile asla “unutulmayacak” bir macera yaşıyor. Aralarındaki mutluluk bağının nerede daim kalacağını, sevginin en büyük unutuşlara bile direnebildiğini keşfediyor.

Künye: Gecen Gündüzüm Olsa, Andreas Steinhöfel, Türkçesi: Olcay Mağden Ünal, Tudem, 2019.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.