Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kitap | Doğaya fısıldayan çocuklar

Hayatta sırlar hep yeni sırların kapılarını aralarlar. Doğanın dilini konuşmayı bilen çocuklar ise kimsenin işitmediği sırları, aralanmamış kapıları fark ederler. 

Nişan Mesut Oyardı

Yayın Tarihi: 11.07.2021 , 08:51 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İnsanlık, tarih boyunca binlerce farklı dil konuştu. Peki, hangi dilde duydu? 

Bilmediğiniz dilde söylenen bir şarkıda duygulanmayı ne ile açıklayabilirsiniz? Müziğin evrenselliği ile mi? Peki, daha evrensel bir dil geliyor mu aklınıza?

Dünyanın neresine giderseniz gidin kulaklarınıza, bedeninize, zihninize çalındığında göğe yükselmenize neden olan o evrensel “dil” elbette doğanın dili. Biz insanlar için beton yığınlarının arasında giderek körelen bir dil. Onun dilini duymak için bütün duyularınızı sonuna kadar açmanız, hissetmeniz ve içinize dolmasına izin vermeniz gerekir.

Luigi Ballerini, sıradan yaz tatilini olağanüstü bir karşılaşmaya dönüştüren sıradan çocukların hikâyesini anlatıyor “Doğaya Fısıldayan Çocuklar” kitabında. Elbette bir sırrın izini sürüyoruz hikâye boyunca, doğaya fısıldamanın sırrını.

Yemyeşil, küçük bir kasabada yaşayan Andrea, sohbet ettiği bir kız çocuğu sayesinde, kızların yalnızca evcilik türü konulardan bahseden sıkıcı tipler olmadıklarını keşfeder ve bir kızla konuşurken ilk defa kendini yazın şortlarla ve sandaletlerle hissettiği kadar rahat hisseder. Onun için bu, yaşamın gördüklerinden çok daha fazlası olduğunu anlamanın başlangıç noktasıdır. Çok özel bir sır açıklandığında ise hayatı tamamen değişir. Çiçeklerle konuşabildiğini söyleyen bu kıza inanmamak için “yetişkin” olmak gerekir ki Andrea o yaz bundan çok uzaktır. Ayçiçekleriyle, gelinciklerle, kamelya ve gardenyalarla konuşurlarken yıllardır yaşadığı bu küçük kasabada hâlâ keşfetmediği ne çok şey bulunduğunu fark eder. 

“Bir yeri tanımak için, orada yaşamanın yeterli olmadığını, orayı sevmeni sağlayacak birinin olması gerektiğini de öğrenmişti.”

Hayatta sırlar hep yeni sırların kapılarını aralarlar. Doğanın dilini konuşmayı bilen çocuklar ise kimsenin işitmediği sırları, aralanmamış kapıları fark ederler. 

Beyaz bir margarit çiçeğinin kulaklarına fısıldadığı sır, ömür boyu bitmeyecek bir anlam arayışına sebep olur:

“Mutluluk çiçeklerini arayın ama dikkatli olun: Bir tanesini kopardığınızda her zaman bir başkasını ekmelisiniz. Toprak mutluluk olmadan yaşayamaz.”

Anlamı hakkında hiçbir şey bilmedikleri bu cümleyi gördükleri bütün çiçeklere, kasabanın yaşlılarına, hatta huysuz bir ihtiyara sorarlar ama işe yarar bir cevap alamazlar. Çocukluk, sırrın peşinde sabırla koşmayı değil, sırrı içinde tutup yeni karşılaşmaları beklemek demektir. Gökyüzünde garip şekillere girmiş bir bulut, farklı tonda bir mavilik, göze çarpan gün ışığı ya da beklenmedik bir koku… Yapmanız gereken doğanın içinizde dolaşmasına izin vermektir sadece.

Evet, tüm bunların mutluluk çiçekleri ve arkadaşlıklarla mutlaka bir ilişkisi olmalı. Çakıl taşlarının üzerinde seken yağmur damlalarında bile görebileceğiniz bir ilişki bu.

Künye: Doğaya Fısıldayan Çocuklar, LuigiBallerini, Çev: Tülin Sadıkoğlu, Günışığı Kitaplığı, 2019, 100 sayfa.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.