Sayfa yolu
KESK İstanbul Şubeler Platformu: 34 arkadaşımıza toplamda 265 yıl hapis cezası verildi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.06.2023 , 20:36 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
19 Şubat 2013 tarihinde yapılan operasyonların ardından tutuklanan ve 16 Haziran’da görülen karar duruşmasında Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) bağlı sendikalara üye 34 kişiye toplamda 265 yıl hapis cezası verildi.
KESK İstanbul Şubeler Platformu, gözaltına alınan 34 kişinin yargılandığı davada mahkeme heyetinin verdiği karara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, "Verilen cezaların asıl gerekçesi sendikal hak ve özgürlüklere tahammülsüzlük olduğu kadar KHK'larla ihraç edilen üyelerimizin işe dönüşlerini engelleme çabasıdır" denildi.
"Sendikal mücadele suç değildir, yargılanamaz" başlıklı açıklama şöyle:
"AKP iktidarı, gerici faşist rejimini tesis etmek için iktidara geldiği günden bu yana önünde engel olarak gördüğü tüm muhalefet kesimlerine karşı yargı sopasını kullanmaktan çekinmemiştir. Uzunca bir zamandır emekten demokrasiden ve barıştan yana sendika, kitle örgütü ve siyasi partiler üzerinde AKP yargısının hukuksuz uygulama ve kararları demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Konfederasyonumuz KESK de bu hukuksuzluklardan payını almış, almaya devam etmektedir.
Bundan 10 yıl önce 19 Şubat 2013 tarihinde ülke genelinde polis tarafından yapılan operasyonlar sonucu İstanbul'da gözaltına alınan Kesk'e bağlı sendikalara üye 56 arkadaşımızdan 32 'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Tutuklamalar maddi delil olmaksızın polis fezlekeleri esas alınarak yapılmıştı. Gerek fezlekeleri hazırlayan polisler gerekse tutuklama kararını veren hakimlerin bir çoğu 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Fettullahçı oldukları gerekçesiyle görevden alınarak yargılanmışlar ve hüküm giymişlerdir. Bu olgu dahi arkadaşlarımızın yargılanma sürecindeki hukuksuzluğun vehametini göstermesi açısından önemlidir. Bu süreçte arkadaşlarımız yıllarca cezaevinde kalmış, tutuklulukları boyunca tedavileri aksayan Eğitim Sen 4 Nolu Şube yönetecisi Erkan Karataş ile BES 1 Nolu şube yöneticisi Metin Erkan Özkan tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatlarını kaybetmişlerdir. Her iki arkadaşımızı da bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Yine 15 Temmuz sonrasında çıkarılan KHK'larla bu dava gerekçe gösterilerek dava da adı geçen 15 arkadaşımız ihraç edilmiş, açılan işe iade davalarında ise yargılama sonucunun beklenildiği söylenmiştir.
'34 arkadaşımıza toplamda 265 yıl ceza'
Aradan geçen 10 yılllık süre içinde adil bir yargılamadan söz etmek mümkün değilken, davanın 16 Haziran daki karar duruşmasında 34 arkadaşımıza 6 ile 12 yıl arasında değişen toplamda 265 yıl ceza verilmiştir.
Gerekçeli karar henüz açıklanmamıştır. Ancak bizler bu ülkenin ilerici, demokrat ve yurtsever kamu emekçileri olarak biliyoruz ki verilen cezaların asıl gerekçesi sendikal hak ve özgürlüklere tahammülsüzlük olduğu kadar KHK'larla ihraç edilen üyelerimizin işe dönüşlerini engelleme çabasıdır.
'Halk kesimlerine gözdağıdır'
İktidarın kamusal alanı tasfiye ederek, başta eğitim ve sağlık olmak üzere kamu hizmetlerini piyasaya açmaya dönük politikalarına ve kamusal alanın dini referanslara göre yeniden düzenleme çabasına karşı en güçlü tepkiyi ortaya koyan KESK üyelerine yönelik verilen bu cezalar, aynı zamanda iktidarın makbul vatandaş olmak istemeyen geniş halk kesimlerine vermiş olduğu bir gözdağıdır. Sendikalarımızın düzenlediği "1 Mayıs, 8 Mart, Parasız Eğitim Parasız Sağlık, 4+4+4 Yasası, Güvenceli İş Güvenceli Gelecek" konulu basın açıklamaları, dava tutanaklarında suç delili olarak gösterilmiştir. Bu kararı verenlerin bilmesini isteriz ki bu suçları tüm Kesk üyeleri işlemiştir, işlemeye de devam edecektir.
Makbul vatandaşlık tanımına uymayanların, uymamakta ısrar edenlerin, hele hele örgütlenenlerin nelerle karşı karşıya kaldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu kapsamda, KESK’in emek ve demokrasi mücadelesini engellemeye yönelik cezaların rutinleştiği tüm kamuoyunca bilinmektedir.
Yoksulluğun, adaletsizliğin, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü, emeğin hakkının yok sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Demokrasiden de sendikal hak ve özgürlüklerden de söz etmenin mümkün olmadığı bu ülkede, KESK’in neden hedef alındığı yeterince açık değil mi?
Her türlü baskıya rağmen sesini yükselten, kamu emekçilerinin vicdanın sesi olmaya devam etme kararlılığından ödün vermeyen KESK üyelerine yönelik verilen bu cezalar şaşırtıcı değildir.
Sömürü ve yağmaya karşı emeğin hakkını, savaşa karşı barışı, emperyalizme karşı bağımsızlığı, ırkçılığa ve şovenizme karşı hakların kardeşliğini kararlılıkla savunan KESK’in, bu değerlerin düşmanlarınca hedef tahtasına konması doğaldır.
'Hukiki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız'
Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, yazmayan kalemlere inat bir daha ifade ediyoruz. Bizler, bu topraklarda gerçek bir demokrasi için mücadele etmenin zor, bedelinin de ağır olduğunu biliyoruz. Ancak "hak verilmez mücadeleyle alınır" şiarını ilke edinen, baskılara mücadeleyi daha da yükselterek cevap veren, "acıyı bal eyledik" diyen bir gelenekten gelen KESK’liler baskılar karşısında asla yılmayacaktır.
Bizleri baskı altına almaya çalışan, haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamaların karşısında sessiz kalmayacağımızı haykırıyoruz. KESK olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da emek ve demokrasi mücadelesinde yan yana yürüdüğümüz üyelerimizin hem örgütlü gücümüzle hem de hukuksal olarak yanında olmaya devam edeceğiz. Tek suçları sendikal hak ve özgürlükler, barış ve demokrasi mücadelesi yürütmek olan arkadaşlarımıza verilen bu cezaların yaşanan hukuksuzluğun yarattığı mağduriyetin daha fazla devam etmesi adına istinaf mahkemesinde derhal geri çevrilmesini bekliyor, hukiki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
