Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Okuyan: Seçme ve seçilme hakkına ne oldu veya belediye operasyonları nasıl okunmalı?

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, belediyelerin kâr, rant ve yağma üzerine kurulu bir düzenin parçası haline getirildiğini belirterek; seçme ve seçilme hakkına vurulan darbelerin ancak toplumsal bir seferberlikle durdurulabileceğini vurguladı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 14.05.2026 , 21:13 Güncelleme Tarihi: 14.05.2026 , 21:19

Kâr, rant ve yağma kapısına dönüştürülen belediyeler, özelleştirilen kamusal hizmetler, emekçilerin kendilerine yer bulamadığı meclisler, gizli tanıklara dayandırılan soruşturmalar, "etkin pişmanlık" kapsamında yürütülen davalar...

Seçme ve seçilme hakkına on yıllardır ağır darbeler vuran burjuvazi, "muhalif" belediyelere el koyma girişimleriyle söz konusu hakkı daha da tırpanlamaya girişti.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan ise yerel yönetimlerden "özel çıkarları" tamamen tasfiye etmeye dönük bir toplumsal seferberlik başlamadığı sürece, bu keyfiliğin devam edeceğine işaret etti.

'İşine gelirse parlamenter demokrasi, işine gelmezse vatan ve din elden gidiyor...'

TKP Genel Sekreteri Okuyan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya, "Seçme ve seçilme hakkına ne oldu? Veya belediye operasyonları nasıl okunmalı?" sorularını yönelterek başladı.

Seçme ve seçilme hakkının insanlığın en önemli kazanımlarından biri olduğunu vurgulayan Okuyan, "Bu hak, önce mülk sahibi soylu erkeklere ait bir ayrıcalıktı. İşçi sınıfı zorlu mücadelelerden sonra seçme ve seçilme hakkını elde etti. Kadınlar daha sonra" hatırlatmasında bulundu.

Okuyan, genel oy hakkının bir süre sonra zengin sınıfları tehdit etmeye başladığını, çünkü çoğunlukta olan emekçilerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye başladıklarında, kendileri için oy kullanmaya da başladığını ve kendi temsilcilerini parlamentoya yolladığını belirtti.

"Çok fena! O zaman n’apsındı burjuvazi?" ifadeleriyle açıklamasını sürdüren Okuyan, "Gün geldi meclisleri feshetti; gün geldi milletvekillerini tutukladı; gün geldi 'Seçim meçim yok' dedi; gün geldi seçim sistemini değiştirdi, sonra bir daha değiştirdi, bir daha, bir daha, ta ki bir devrimcinin parlamentoya seçilmesi için gerekli oy, bir sağcının seçilmesi için gerekli oyun üç katı, beş katı oluncaya kadar" ifadelerini kullandı.

Okuyan sürecin bütün dünyada böyle işlediğini belirtti ve "İşine gelirse parlamenter demokrasi, işine gelmezse 'vatan ve din elden gidiyor'… Sonuç nedir? Nüfusun büyük çoğunluğu olan emekçiler, kapitalist ülkelerin parlamentolarında üç-beş kişidir. Sonuç budur" dedi.

'Milletvekili olmak, yerel yönetimlerde başkan ya da meclis üyesi olmak bir yatırımdır'

Kurumların egemen sınıfın tekeline girdiğinde siyasetin de bir "yatırım aracına" dönüştüğünü vurgulayan Okuyan, "Milletvekili olmak, yerel yönetimlerde başkan ya da meclis üyesi olmak bir yatırımdır" ifadesini kullandı.

Okuyan açıklamasının devamında "Konumuz yerel yönetimler" dedi ve şöyle devam etti:

"Halka hizmet etmesi için tasarlandığı ileri sürülen belediyelerin kâr, rant ve yağma üzerine kurulu bir düzenin parçası olması için her önlem alınmıştır. Belediyelerde personel sayısının kısıtlanması tasarruf tedbiri olarak gösterilse de aslında bütün hizmetlerin özelleştirilmesi amaçlanmıştır.

Burada büyük bir ekonomi söz konusudur. Özel şirketlere muazzam kaynaklar aktarılmaktadır. Bu şirketlerin bir bölümü belediye yöneticilerinin kendilerine ya da yakınlarına aittir. Siyasi partiler de bu ekonomiden pay almaktadır. Bu mekanizmalar birer istisna değil, kuraldır."

'Peki burada 'suç' var mıdır?'

"Peki burada 'suç' var mıdır?" sorusunu yönelten Okuyan, "Nasıl baktığınıza bağlı. Her defasında söylüyoruz, sistemi sorgulamıyorsanız, bütün bu anlatılanlar bugünkü düzenin sınırları ve adaleti içinde suç değildir" yanıtını verdi ve şöyle devam etti:

"Eğer iktidar deseydi ki, “toplumsal hizmetleri rant ve kâr konusu olmaktan çıkarıyoruz, yerel yönetimler holdinglerin, şirketlerin, müteahhitlerin halkın sırtından daha da semirmesine aracılık edemez”, oturup susmak düşerdi bize. Ancak her şeyi ticaret konusu haline getirmede tarihimizin şampiyon partisi olarak AKP bunu asla demez.

Kapitalizm öylesine kirli bir toplumsal düzendir ki, her şey kuralına uygun olsa bile bu büyük sömürü denizinin her dalgasında, her köpüğünde kuralsız bir şeyler illaki bulursunuz.

Bugün vergi memurları “beni uğraştırma, incelemeye alırsam sana ağır bir fatura çıkarırım, iyisi mi teklifimi kabul et” diye küçük ve orta boy işletmelerin kapısını çalıyorsa malı iyi bildiklerindendir.

Her tür istihbarat olanağı elindeyken, gizli tanık ve etkin pişmanlık kurumları hukuk sisteminin temel unsurları haline gelmişken, bu ekonomik düzenin parçası olan kimsenin şansı yoktur."

'Keyfiliğin karşısında dikilebilmenin yolu toplumsal seferberlik'

Okuyan, burjuvazinin seçme ve seçilme hakkına on yıllardır darbeler vurduğunu hatırlattı ve "Şimdi aynı hak birer kapitalist oyuncuya dönüştürülmüş 'muhalif' belediyelere dönük el koyma girişimleriyle daha da tırpanlanıyor" dedi.

"Bize ne denecek bir tablo yok, konu baştan aşağıya siyasi" uyarısında bulunan Okuyan, açıklamasını şu çağrıyla noktaladı:

"Ancak bu keyfiliğin karşısında dikilebilmenin yolu hayatın her alanında ve örneğimizde yerel yönetimlerden 'özel çıkarları' tamamen çıkarmaya dönük bir toplumsal seferberlikten geçmektedir.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.