Sayfa yolu
Kemal Okuyan: Mücadele sürüyor, Küba’nın analizden çok desteğe ihtiyacı var
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 12.08.2026 , 14:39 Güncelleme Tarihi: 12.08.2026 , 14:41
Küba Komünist Partisi'nin ev sahipliğinde, Fidel Castro'nun 100. doğum günü öncesinde düzenlenen 24. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı, “Fidel’in doğumunun yüzüncü yılında Küba Devrimi’nin mirasının savunulması ve sosyalist Küba ile dayanışmanın güçlendirilmesi; emperyalist saldırganlığa karşı barış için ortak mücadelenin büyütülmesi" temasıyla 7-8 Ağustos'ta Küba’nın başkenti Havana'da gerçekleştirildi.
49 partiden 100'ün üzerinde temsilcinin yer aldığı toplantıya Türkiye Komünist Partisi de Genel Sekreter Kemal Okuyan ve beraberindeki heyetle katıldı.
Dünya komünistlerinin, ABD’nin soykırım niteliğindeki abluka ve baskı politikalarıyla karşı karşıya olan Küba'da bir araya gelmesi; sosyalist Küba ile dayanışmanın ve anti-emperyalist mücadelenin güçlendirilmesi açısından önemli bir mesaj niteliğindeydi.
Ardından Havana’da Fidel Castro’nun 100. doğum günü vesilesiyle 10-13 Ağustos tarihlerini kapsayan Fidel Kolokyumu düzenlendi. Kemal Okuyan kolokyumun ilk gününde önemli bir konuşma yaptı.
Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri ve Küba Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel ile farklı ülkelerden çok sayıda katılımcının yer aldığı kolokyumda Okuyan, Fidel Castro'nun tarihsel liderliğini, devrimci mücadeledeki etik duruşunu ve komünizmin bir değerler sistemi olarak önemini vurguladı.
TKP Genel Sekreteri Okuyan'a heyetle birlikte Küba'da katıldığı toplantıları, yaptığı görüşmeleri ve Küba'daki durumu sorduk.
'Küba’da olağanüstü bir durum var, ekonomi durma noktasında'
Küba’dan yeni döndünüz. Katıldığınız toplantı ve gerçekleştirdiğiniz görüşmelerden önce herkesin merak ettiğini sormak istiyorum, Küba sosyalizmden uzaklaşıyor mu? Yakın zamanda açıklanan dönüşüm paketi Küba’yı adım adım kapitalizme mi götürüyor?
Bu soruyu yanıtlamak için, öncelikle Küba’nın şu anda ABD ablukası yüzünden nasıl bir tablo ile karşı karşıya olduğunun bilmemiz gerekiyor. Çok uzun bir süredir abluka denen barbarlığın tehdidi altında olduğu için, sanırım Küba’nın karşılaştığı zorluklar zaman içinde dünyada kanıksandı. 1993’ten beri Küba’ya çok sayıda ziyarette bulundum, ne tür güçlükler yaşadıklarını yakından biliyorum. Şu andaki tablo tamamen farklı. Küba’ya 7 ayda sadece tek bir petrol tankeri geldi. Dışarıdan neredeyse hiçbir şey almasına izin verilmiyor. Buna "ABD ablukası" diyoruz ama aşağı yukarı bütün dünya bu suçu kabullenmiş durumda. Kimse bir şey yapamıyor ya da yapmıyor. Ülkenin büyük bölümünde uzun elektrik kesintileri yaşanıyor. Su pompaları çalışmadığı için, su bolluğunda susuzluk çekiyorlar. Ulaşımın durma noktasına gelmesi nedeniyle gıda maddelerine erişimde zorluk çekiliyor. Havayolu şirketlerinin çoğu ABD baskısı yüzünden uçuşları iptal ettiğinden turist neredeyse yok.
Özetle Küba’da olağanüstü bir durum var, ekonomi durma noktasında.
'ABD’nin beklentilerinin boşa çıkma nedenlerinden biri yurtseverliğin ağır basması'
Toplumda buna tepki yok mu?
Kim bu şekilde yaşamak ister?
Kübalılar ABD’nin bu saldırganlığına “soykırım” diyor ve sonuna kadar haklılar. Küba bebek ölümlerini sıfırlamanın eşiğindeydi, şimdi ciddi bir artış var çünkü hastaneler enerji sorunundan çalışamaz halde. Bakım ya da ameliyat isteyen hastalar çaresizliğe mahkum ediliyor. Halkın büyük çoğunluğu yaşananların ABD ablukasından kaynaklandığını biliyor. Ne var ki sürdürülemez bir tablo söz konusu.
Bir kesimin “ne olursa olsun bitsin bu işkence” demesi normal. Bununla birlikte Kübalılarda yurtsever bilinç oldukça yüksek, bir biçimde ayakta kalmaya ve direnmeye çalışıyorlar. ABD’nin beklentisi bir toplumsal huzursuzluk, hatta isyan çıkması. Bunun şu ana kadar gerçekleşmeme nedenlerinden biri yurtseverliğin ağır basması ve bir kez daha ABD güdümüne girilmesi durumunda yaşanacaklara dair bir toplumsal hafızaya sahip olmaları.
Ek olarak, Küba Komünist Partisi’nin bütün yönetici ve kadroları gece gündüz sahada. Halkın bu güçlükleri aşması için onlarla birlikte çaba harcıyorlar, zaten onlar da aynı sorunları fazlasıyla yaşıyor.
'Bütün dünyadaki dayanışma hareketlerinin desteğine ihtiyaç var: ABD saldırganlığı durdurulmalı'
Bu koşullarda ne yapabilirler ki?
Enerji sorununu çözmek için sistematik bir planla hareket ediyorlar. Güneş enerjisi adım adım yaygınlaşıyor. Kendi petrollerini kullanmak konusunda ilerleme kaydettiler ve sahada petrol aramaya devam ediyorlar. Ama bu yeterli değil, elektrik altyapısının mutlak olarak iyileştirilmesi gerekiyor.
Bütün bunlar zaman alacak. Ve yine bütün dünyadaki dayanışma hareketlerinin desteğine ihtiyaç duyulacak. Bu destek en başta siyasal bir destek olmalı ve ABD saldırganlığı geriletilmeli, hatta durdurulmalı. Öte yandan Küba’nın bu insanlık suçu karşısında her tür maddi desteği hak ettiğini söylemeye bile gerek yok.
Sadece bugüne dair bir örnek vermek istiyorum. Küba bu koşullardayken, kendi kıt kaynaklarını Filistinli öğrencilerle paylaşmaya devam ediyor. Gazze’den, Batı Şeria’dan Filistinli tıp öğrencileri ile görüştüm, ”Döneceğiz ve siyonizm ve emperyalizme karşı mücadelemizi sürdürürken Küba’yı hiç unutmayacağız” derken gözleri doluyordu.
Küba kendi değerlerini bir kenara koymayı ya da teslim olmayı düşünmüyor.
Ekonomik dönüşüm paketi bu zorlukları aşmak için mi gündeme geldi?
Şu anda yaşananlar paketle filan aşılamaz. Küba bu enerji krizini en kısa sürede alt etmek durumunda öncelikle. Bu son dönemde karşılaşılan olağanüstü tablo hafiflediğinde bile Küba ekonomisi abluka yüzünden çok ciddi sorunlarla boğuşuyor. İşte bu sorunları kısmen de olsa aşıp mevcut koşullarda devrimin kazanımlarını koruyabilmek için yapısal dönüşümlere gidiyorlar. Aslında bu süreç daha önce başlamıştı. Şimdi yeni bir evreye geçiyorlar.
'Küba’nın sosyalizmde ısrar edebilmesi için önce yaşaması gerek'
Bu sosyalizmden vazgeçme anlamına mı gelecek?
Küba açısından bu dönüşümler başka koşullarda asla gündeme gelmeyecek bir geri adım olarak görülmeli. Ancak Küba’nın sosyalizmde ısrar edebilmesi için önce yaşaması gerek.
Bu dünya koşullarında ve ABD Küba’yı tamamen kuşatmışken gelişkin ve sorunsuz bir sosyalist kuruluş asla söz konusu olamaz. Şu andaysa sosyalizmi ilerletecek maddi temeller yok ülkede. Yatırım çekmek zorundalar. Küba’yla iyi ilişkisi olan ülkelerin bile devlet sektörü ile iş yapmakta isteksiz olduğunu unutmayalım.
'Kübalılar büyük risk alıyorlar ve bunu biliyorlar'
Kübalılar büyük risk alıyorlar. Bu çok açık. Büyük risk aldıklarını biliyorlar da. Özel sektör hep genişlemeye çalışır. Denetlenmesi zordur. Eşitsizlikler artacak. Bütün bunlar politik alanı da etkileyecek. Dolayısıyla maliyetlerden değil, bayağı ciddi tehlikelerden söz ediyoruz. Ama dediğim gibi, Küba’nın önce bu enerji darboğazından çıkması ve durma noktasına gelen ekonomisini toparlaması gerek. Bu olmadan zaten sosyalizmin bütün kazanımlarını kaybederler.
' Küba halkını kimse hafife almasın'
Peki bütün bu riskleri nasıl bertaraf etmeyi düşünüyorlar? Yoksa sürecin nereye götüreceğine ilişkin bir belirsizliği göze mi alıyorlar?
Kübalı komünistleri ve Küba halkını kimse hafife almasın. Şu anda Küba Komünist Partisi’nde kapitalizme geçiş için gün sayan bir kesim yok. Parti mevcut koşullarda sosyalizmi nasıl korur ve sonrasında ileriye doğru hamle yapacak bir noktaya getiririz bunu düşünüyor. Burada denetim, ideolojik titizlik, çalışkanlık, uyanıklık çok ama çok önemli. Bunlar Küba’da var. Şu anda yaşananların altında kalmamayı başka hiçbir iktidar beceremezdi. Oyun değil bu, dünyanın en barbar ve güçlü emperyalist ülkesinin akıl almaz saldırganlığına direniyorlar.
Öte yandan evet bu sürecin Küba’da sosyalizmin temellerini ortadan kaldırma riski var.
'Bu bir mücadele, biz de bu mücadelede tarafız, Küba devriminden yana...'
Risk diyorsunuz, 'artık kaçınılmaz olarak bu yola girildi' demiyorsunuz?
Niye diyelim? Bu bir mücadele. Biz de bu mücadelede tarafız. Küba devriminden yana tarafız. Küba Devrimi yaşamalı. Risk var. Büyük risk var. Ama şu anda da risk var. Küba’yı öldürüyorlar, bu iyi anlaşılmalı. Kübalılardan kızıl bayrak sallayarak ölümü kabullenmelerini mi isteyeceğiz? Evet, piyasa ile sosyalizm bağdaşmaz. Bu anlamda sosyalizmin modelleri yoktur. Bunlar ancak geri adım olduğu kabullenilerek ve önlem alınarak gündeme getririlebilecek politikalar. Dolayısıyla bu politikaları “ne güzel” diye alkışlayarak karşılayamayız. Küba’nın ölçeği küçük olduğu için, denetim ve önlem açısından daha büyük olanakları var.
Sonuçta bu bir mücadeledir ve bu mücadelede “bu iş biter” demek yerine Kübalı komünistlerin, devrimcilerin yanında duracağız. “Biz demiştik” türünden bir bilmişliğe yatırım yapmak bize göre değil.
'ABD'nin karşısında yaratıcı bir yönetim, direngen bir halk var'
Peki güveniyor musunuz Kübalılara?
Neden güvenmeyelim? Onca badireyi atlattılar. Şu son aylarda ABD pertavsızla açık arıyor. Bulduğu anda hamle yapacak. Buna izin vermeyen uyanık, yaratıcı bir yönetim, direngen bir halk var. Tekrar ediyorum, bu küçücük ve kaynakları kıt ülkeyi önümüze kitapları açıp, keyfimize göre değerlendiremeyiz, yargılayamayız. Küba’yı SSCB’de yaşananları referans alarak ya da Çin örneğinden hareketle anlayamayız. Küba Küba’dır.
Sonuçta korkulan olabilir. Küba insanlığa kattıklarına rağmen istenmeyen bir yöne gidebilir. Ama bunun olmaması için çaba harcandığını biliyoruz. Şimdiye kadar insanlığın büyük bir yükünü onurla omuzladı bu ada ülkesi. Evet güveniyoruz. Saf olduğumuz için değil. Bir mücadele var ve bu mücadelede biz iyiden, güzelden yanayız.
'Devrimler yarıda durduklarında yıkılırlar'
Venezuela’da Maduro’nun kaçırılışı Küba’yı nasıl etkiledi?
Çok etkiledi ama her şeyden önce Venezuela’yı etkiledi. Venezuela’nın sosyalist olmadığını yıllardır söylüyoruz. Dünyayı magazin kültürüyle izleyenler partisiz, programsız, plansız, özel sektörü tasfiye etmeksizin sosyalizmden söz edilemeyeceği uyarılarına rağmen bir Venezuela güzellemesi içine girdiler. Kuşkusuz Chavez döneminde ülke ilginç bir yola girmişti. Devrimci bir yoldu bu. Küba için de çok büyük anlamı oldu Venezuela’daki sürecin. Ama devrimler yarıda durduklarında yıkılırlar. Evet, uzun bir süre ABD’ye zorluk çıkaran bir ülke oldu Venezuela ama bir gecede işler değişti. Üstelik de öyle süper-hiper silahlarla değil. Bu ABD’nin uydurması. Düpedüz ihanetle çöktü. Devlet Başkanı Maduro kaçırıldı ve olay bitti.
Şu andaki yönetimin ihanet ettiğini mi düşünüyorsunuz? Peki nasıl oluyor da Maduro etrafındaki bu ihaneti göremedi?
Sosyalizme ihanet etmedi Delcy Rodriguez ve ekibi. Hiç sosyalist değillerdi. Maduro’ya ve ülkelerine ihanet ettiler. Maduro’yu korumak için görev üstlenip hayatlarını ortaya koyan Kübalı askerlere ihanet ettiler. Ülkeyi ABD’ye teslim ettiler, şimdi İsrail yıllar sonra Venezuela’ya dönüyor. Efendim, ne yapsınlarmış. Başlarına silah dayanmışmış. Sanki bir eve silahlı üç-beş kişinin girmesinden söz ediyorlar. Koskoca bir ülke söz konusu olan. Utanç verici bir tablo. Maduro ise ilginç biriydi, mistik işlere inanan… Yazık oldu elbette. Unutturdular da. Senin devlet başkanını kaçıran ülkeden heyetler geliyor, gidiyor, demeçler veriyorsun! Böyle bir rezilliğe tarihte az rastlanır.
'Diplomasi, protokol, fotoğraf vermek bunlar bize uzak şeyler, Kübalı yoldaşlarla dostuz'
Küba’da Dünya Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı’nda açış konuşmasını yaptınız, toplantıyı yöneten Kübalıların yanında siz de Divan’daydınız. Devlet Başkanı ve Parti Birinci Sekreteri Diaz-Canel ile bir görüşme gerçekleştirdiniz. Sonra Fidel Castro’nun 100. doğum yılı nedeniyle düzenlenen etkinliklerde açılış oturumunda konuşma yaptınız. Kübalıların TKP’ye dönük bu yakınlığı ve ilgisi nereden kaynaklanıyor?
TKP bir önceki toplantıya ev sahipliği yapmıştı. Açılış konuşmasını bu nedenle benim yapmamı rica ettiler. Toplantı boyunca Divan’da yer almam, bu toplantının hazırlıklarında TKP’nin katkısı ile ilgili olabilir, elimizden geleni yaptık. Diaz-Canel ile görüşmek ise bizim için hem çok yararlı hem de onur verici. Demek ki güven, samimiyet üzerine kurulu bir ilişki tesis etmişiz yıllar içinde. Bizim için önemli olan bu zor koşullarda Küba ile dayanışmak. Diplomasi, protokol, fotoğraf vermek bunlar bize uzak şeyler. Biz dostuz Kübalı yoldaşlarla.
Yarın söyleşinin ikinci bölümü: Türkiye nereye ve siyasetin hâli
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.