Breadcrumb
Kemal Okuyan, İspanya İşçileri Komünist Partisi’nin kongresinde konuştu
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.11.2025 , 12:37
İspanya İşçileri Komünist Partisi, 3. kongresini "Her Koşulda Mücadele Edebilen Bir Parti" sloganıyla Madrid’de topladı.
15 Kasım’da başlayan ve bugün de devam eden kongrede partinin İspanya’nın farklı şehirlerinden gelen delegeleri aylardır sürdürdükleri tartışma ve değerlendirme sürecini tamamlayacaklar.
İİKP Merkez Komitesinin davetiyle Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan da kongreye katıldı ve burada konuşma gerçekleştirdi.
Kongreye sunulan rapor hakkında değerlendirmelerde bulunan Okuyan, "Devrimci olmayan bir dönemde bir komünist partisi ne yapmalı" sorusuna raporda verilen yanıt üzerine yorumlarda bulundu.
Okuyan, "Komünistler ilkeli, Marksizm-Leninizme sadık ama aynı zamanda yaratıcı olmalıdırlar. Aynı şeyleri tekrarlayarak hazırlıklarımızı tamamlayamayız. Yeni soru ve sorulara yeni yanıtlar vermek durumundayız" ifadelerini kullandı.
Okuyan'ın konuşmasının tamamı şöyle:
"Değerli delege yoldaşlar,
Kardeş parti, İspanya İşçileri Komünist Partisi’nin 3. Kongresi’nde sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. İzin verirseniz Türkiye’deki yoldaşlarınızın en içten selamlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Partinizin çalışmalarını yakından takip eden, sizlerle birlikte kaygılanan, sizlerle birlikte sevinen, sizlerle birlikte düşünen bir yoldaşınız olarak burada bana sağlanmış olan konuşma hakkını en verimli şekilde değerlendirmeye çalışacağım.
Yoldaşlar, Kongre’ye sunulmuş olan ve büyük emek ürünü olduğu belli olan raporu tartışacak, son haline getireceksiniz. İzin verirseniz Raporun üçüncü bölümüne ilişkin kendi deneyimimizden hareketle bazı katkılar yapmak istiyorum.
Raporun tamamını büyük bir ilgi ile okudum ama 145. madde ile 157. madde arasında devrimci olmayan koşullarda bir komünist partisinin görevlerine değinilen bölüm özellikle ilgimi çekti.
'Devrimci olmayan bir dönemde bir komünist partisi ne yapmalı' sorusuna verilen yanıt o partinin gerçekten komünist olup olmadığının anlaşılması için en iyi kriterlerden biridir.
Örneğin son derece masum gözüken şu yaklaşımın arkasındaki büyük sorunu mutlaka görmek durumundayız: 'Eğer bugün bir devrimden söz edemiyorsak, eğer kapitalizm göreli istikrarlı bir dönemden geçiyorsa, biz de stratejimizi bunu veri alarak belirlemek zorundayız'.
Oysa bir komünist partisinin stratejisi, devrimci dönemlerde farklı, devrimci olmayan dönemlerde farklı olamaz. Tam tersine, bu farklı koşulların getirdiği farklı görevleri birbirine bağlayan, devrimci bir stratejidir ve bu stratejinin belli bir sürekililiğinin olması gerekir.
Gerçekte, bir komünist partisinin devrimci olmayan bir dönemdeki temel görevi devrimci bir yükselişe, bir devrimci objektivitenin olgunlaştığı döneme hazırlanmaktır.
Diğer görevler, bu temel görevin önüne geçmemelidir ve eğer birer anlam taşıyacaksa o temel görevle ilişkilenmelidir.
Komünist partilerinin stratejik doğrultusu, kendi ülkelerinde işçi sınıfını iktidara taşıyacak belli başlı unsurları içermek durumundadır. Devrimci olmayan koşullarda bu unsurların yerine düzen içi görevler konamaz. Leninizm, reformlar için mücadeleyi sosyalist devrim mücadelesine bağlamamız gerektiğine işaret eden engiz bir birikimi temsil ediyor.
Bu durumda, devrimci olmayan bir dönemde, hazırlıktan ne anlamamız gerektiğini biraz açmakta yarar var. Kongre’ye sunulan rapor bu konuda oldukça doyurucu yanıtlar veriyor. Bu yanıtlardan cesaret alarak devam etmek istiyorum.
Yoldaşlar,
Bizim, sizin, kapitalist ülkelerdeki bütün komünist partilerin devrimci olmayan bir dönemdeki hazırlığının en önemli kısmı partinin siyasal ve ideolojik olarak bir devrimci krize müdahale edebilecek tutarlılık ve uyanıklılıkta olmasının sağlanmasıdır. Bir komünist partisinin bağımsız olması gerektiği hep söylenir. Ben buna özgür olmayı da eklemek istiyorum. Bir komünist partisi, devrimci olmayan bir dönemde siyasal bağımsızlık ve özgürlüğünü kısıtlayacak her tür konumlanış, aktivite ve bağlantıdan uzak durmalıdır. Bu steril bir fanusun içinde durarak olmaz elbette. Hazırlık dediğimiz süreç, fabrikada, işyerlerinde, sokakta, okulda, sendika ve diğer kitle örgütlerinde, mahallelerde hayata geçecek; yeri geldiğinde parlamento gibi düzen içi kurumlarda sürecek. Siyasi ve ideolojik olarak partinin kendisini koruması, devrimci bir stratejinin bütün bu hazırlık evresinde partinin gündem ve kadrolarını belirlemesi ile mümkündür.
Bu durumda devrimci bir strateji nedir sorusunu da yanıtlamak durumundayız. Devrimci bir strateji, mücadele ettiğimiz ülkede, kapitalizmin kriz dinamiklerinin özellikle hangi noktalarda birikeceğine, krizi nelerin tetikleyebileceğine, egemen sınıfının yönetme yeteneğinin neden ve hangi kurumlarda zayıflayabileceğine ilişkin öngörüleri içermelidir. Bunu en başta söyleme nedenim, hazırlıklardan genellikle işçi sınıfına ilişkin bölümünün anlaşılmasıdır. Oysa devrimler, yönetenlerin yönetme sıkıntısı yaşadığı anlarda ortaya çıkarlar.
Bir devrimci strateji aynı zamanda işçi sınıfı içindeki örgütlenmenin hangi sektör ve coğrafyalarda daha kritik olduğuna ilişkin yanıt vermeli, emekçi halkın örgütlenmesinde işyerleri ve mahalleler arasındaki diyalektik birliğin nasıl sağlanacağına ilişkin bir netlik sağlamalı, ittifaklar meselesine ezbere dayanmayan ve devrimci çözümler üretmelidir.
Ve devrime hazırlanan bir parti bu stratejiyi, parti üyelerinin tamamına olmasa bile kritik bir bölümüne içkin hale getirmelidir. Uluslararası ve ulusal düzeyde yapılacak her tür analiz ve değerlendirme katı bir doktrinerliğe ya da pozitivist bir gerçekçiliğe değil böylesi devrimci bir iradeye hizmet etmelidir.
Ancak böyle bir stratejik derinliğe sahip olan bir parti, örgütsel olarak da hazırlık döneminin hakkını verebilir. Leninist bir partinin olmazsa olmazı olan merkeziyetçilik ve partiyi karakterize eden diğer unsurlar sosyalist devrim mücadelesinin fonksiyonları olarak anlam kazanabilir. O yüzden her fırsatta parti amaç değil araçtır demekteyiz.
TKP olarak, temel örgütsel ilkelerimizi koruyarak, belli aralıklarla örgütümüzün işleyiş ve kurumsallığında değişikliklere gidiyoruz. Çünkü hazırlıklarımızda öncelikler değişiyor ve stratejimize zaman zaman ince ayar verdiğimiz ölçüde örgütsel ihtiyaçlarımız da değişiyor.
Bu anlamda işleyiş ve kurumlarını sürekli değiştiren, hatta merkezi kurul yapı ve bileşimi takip edilemeyecek kadar dinamik olan Bolşevik Parti’nin devrimci kültürünü hatırlatmak ve buradan selamlamak istiyorum.
Bu anlamda yanlış anlaşılmayacağımı bilerek şunu söylemek isterim: Örgütsel formu uzun sürelerde hiç değişmeyen bir partinin 'devrimci' kalması mümkün değildir.
Çünkü stratejik hazırlıkların öncelikleri değişir, örgütün fonksyonları da zamana göre değişir. Bir devrimci örgüt, hazırlığın evrelerine ve gündemlerine göre kendini yeniden ve yeniden yapılandırır. Burada vazgeçilmeyecek olan, partinin merkeziyetçi karakteridir; partinin siyasal ve ideolojik olarak birliğidir; kurulların belirlenmesinde olanaklar ölçüsünde aşağıdan yukarıya seçim ilkesinin korunmasıdır; parti kararlarının tüm üyeler için bağlayıcılığıdır.
Ve en önemli hazırlık maddesiyle sonlandırıyorum. İşçi sınıfı içinde kök salma. Sosyalist devrimler, komünist partilerin toplumun, hatta işçi sınıfının çoğunluğunu bilinçlendirdiği sırada gerçekleşmeyecek. Devrimler sandığa sığmaz, rakamlara sığmaz. Krizlerin ne zaman patlayacağını bilemeyiz. Ama şunu biliyoruz:
Parti işçi kitlelerin o anki tepkilerini, ruh hallerini devrimci bir stratejiye bağlayabilecek kanallara sahip olmalı. Bu kanallar elbette partinin seslenme yeteneği ile de ilgilidir. Ama burada esas olan partinin işçi sınıfı içindeki örgütlülüğüdür. Bir komünist öncünün bütün bir fabrikayı arkasından sürükleyebilecek güce sahip olabileceğini biliyoruz. Ama bu tür örnekler, başka birçok işyerinde komünistlerin hegemonik güç haline gelmesini gerektirir. Bu işlem her ülkede farklı araç ve önceliklerle yürütülebilir. Bazı ülkelerde sendikalar komünist partilere çok ciddi bir zemin hazırlıyor. Türkiye gibi ülkelerdeyse parti yeni ve hazırlıklarımıza uygun yeni araçlar geliştirmek zorunda. Biz de bunu yapıyoruz.
Sizin de bu konuyu tartıştığınızı biliyorum. Bu ve diğer konulardaki tartışmalar heyecan vericidir. Komünistler ilkeli, Marksizm-Leninizme sadık ama aynı zamanda yaratıcı olmalıdırlar. Aynı şeyleri tekrarlayarak hazırlıklarımızı tamamlayamayız. Yeni soru ve sorulara yeni yanıtlar vermek durumundayız. Ben İİKP’nin bu yolda olduğunu gördükçe heyecanlanan bir yoldaşınızım. Sizleri yoldaşça selamlıyorum.
Yaşasın İİKP, yaşasın TKP. Yaşasın devrim ve sosyalizm."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.