Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Karayılan'dan 'ABD SDG'yi kullanıp sattı mı' sorusuna yanıt: 'Satın alamadığı için satma da söz konusu değil'

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli'ye "Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz" diye seslenen PKK'nin üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, Suriye'de yaşananlara ilişkin de "Henüz mağlubiyet veya kazanma yok" iddiasında bulundu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.01.2026 , 12:12

PKK'nin üst düzey yöneticilerinden Murat Karayılan, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye "Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz" diye seslendi ve barış isteniliyorsa mevcut siyasi anlayışta köklü bir değişime gildilmesi gerektiğini söyledi.

Karayılan, SDG'nin kısa süre içinde kontrolündeki birçok bölgeyi kaybetmesine ve varılan son ateşkes anlaşmasının gösterdiği üzere Suriye pazarlığında elinin oldukça zayıflamasına karşın, "Henüz mağlubiyet veya kazanma yok” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Karayılan, "ABD'nin SDG'yi kullandıktan sonra sattığına" dair görüşe karşı "SDG’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Zaten ABD’li yetkililer, onlarca kez bu ilişkinin taktik bir ilişki olduğunu söyledi" diye konuştu.

'Kürtlere yeni dizaynda yer verilmek istenmedi'

Rudaw'ın aktardığına göre Murat Karayılan gündeme dair Sterk TV'ye değerlendirmelerde bulundu.

Suriye'de yaşanan çatışmaların "sıradan olmadığını" söyleyen Karayılan, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Sykes-Picot Anlaşması’na dayanılarak bölgenin dizayn edilmek istendiğini ifade ederek "O zaman bu dizayn Suriye’den başladı. Bu anlamda Suriye’nin bölgede bir önemi vardır. Şimdi de bölgenin yeniden dizaynına yine Suriye’den başladılar” diye konuştu.

4 Ocak'ta SDG ve HTŞ yönetimi arasında yapılan görüşmenin "sabote edildiğini", 5 Ocak'ta ABD'nin öncülüğünde Suriye ve İsrail'in görüştüğünü, 6 Ocak'ta ise Halep'teki saldırıların başladığını söyleyen Karayılan, "Sonrasında birçok kez savaşın durmasına dönük müdahaleler olmasına ve ateşkesler ilan edilmesine rağmen hiçbirine uymayıp devam ettiler” dedi.

Karayılan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın ortaklığı, ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi devletlerin de onayladığı plan çerçevesinde “Kürtlere yeni dizaynda yer verilmek istenmediğini” savundu.

Erdoğan ve Bahçeli'ye seslendi: 'Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz'

Türkiye'de devam eden İmralı sürecine işaret eden Karayılan, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yine Devlet Bahçeli bilmeliler ki; Rojava’nın cenazesi üzerinde Kürtlerle barış olmaz" dedi.

Karayılan sözlerine şöyle devam etti:

"Rojava’da soykırım yürüteceksin, yok etmeyi esas alacaksın ama Kuzey’de veya genel olarak Kürtler, Türk devleti ile barış yapacak ve kardeşliği geliştirecek... Bu mümkün değildir. Gerçekten kardeşlik ve barış isteniliyorsa bu siyaset terk edilmeli ve kökten bir değişim yapılmalıdır."

'ABD SDG'yi satın alamadığı için satma da söz konusu değil'

“Birçok çevre Koalisyon güçleri ve Amerika’nın SDG’yle işbirliği yaptığını, onu kullandığını ve sonra da sattığını öne sürüyor. Bu doğru mu?” sorusuna Karayılan, şu yanıtı verdi:

“Şayet SDG’yi satın almışlarsa sattıklarından söz edilebilir. Açık ki; SDG’yi satın alamadıkları için bir satma da söz konusu değildir. Bu çerçevedeki yorumlar doğru değildir. Orada ne alma ne de satma var. IŞİD’e karşı bir savaş vardı ve bu savaş temelinde bir kesim Arap, Asuri-Süryani de DSG’ye katıldılar. Uluslararası Koalisyon da onlarla taktik bir ittifak oluşturdu. Zaten ABD’li yetkililer, onlarca kez bu ilişkinin taktik bir ilişki olduğunu söyledi. Taktiki ne demek? Yani günü gelince birbirinden kopmak demek. Bunun için aldı-sattı vb. denilemez ve öyle bir şey de yok.”

'Henüz mağlubiyet veya kazanma yok'

Karayılan, “SDG'nin Kürt-Arap-Asuri Süryan halkların kardeşliğine dayalı projesinin çöktüğü” yönündeki görüşlerin, “milliyetçi” ve “dar bir yaklaşım” olduğunu iddia etti.

HTŞ'nin SDG kontrolünde bulunan bölgelerdeki hızlı ilerleyişinde önemli rol oynayan Arap aşiretleri hakkında da konuşan Karayılan, "SDG'ye sırtını dönenler, egemen tabakadan aşiret şeyh ve reisleriydi. Onların Arap halkının tümü olduğunu belirtemeyiz” yorumunda bulundu.

SDG'nin Tabka, Rakka ve Deyrezor’dan çekilmesini değerlendiren Karayılan, “SDG, bu şehirlerde savaş kararı vermemişti" iddiasında bulundu.

Karayılan, SDG'nin kısa süre içinde kontrolündeki birçok bölgeyi kaybetmesine ve varılan son ateşkes anlaşmasının gösterdiği üzere Suriye pazarlığında elinin oldukça zayıflamasına karşın, "Şimdi SDG, Kürdistan sınırlarına çekildi ve orada mevzilendi. Orada bir direniş var. Henüz mağlubiyet veya kazanma yok” değerlendirmesinde bulundu.

'Türk devleti Suriye'yi himayesine almak istiyor, bunlar da kendilerini açıyor'

HTŞ yönetiminin yaptığı açıklamaları ve Türkiye ile ilişkilerini eleştiren Karayılan şunları söyledi:

“Şam, açıklamalarında Türk devletinin kullandığı dili kullanıyor. Türk devleti nereye saldırmak istiyorsa, ‘Orada PKK var’ diyor ve PKK’yi bahane ediyor. Bütün Kürt halkını da PKK’li olarak görüyor. Türk devleti, zaten Yeni Osmanlıcılık politikasıyla Suriye’yi kendi himayesine almak istiyor. Bunlar da kendilerini açıyor. Bu ne kadar onurlu bir duruştur, bunu artık onlar düşünsün.

PKK iddialarını kesin bir dille yalanlayan Karayılan, "PKK’nin, Suriye ve Rojava’yla hiçbir alakası yok. Kandil’den birileri müdahale etmek için oraya gitmiş de bilmem ne olmuş da; bunların hepsi yalan" dedi. Karayılan, PKK'nin kendini feshederek yeni bir dönüşüm aşamasına girdiği söyledi ve "Bunlar hala PKK’den bahsediyor. Bu, Türk devletinin dilidir; biliyoruz. Onlar için ayıptır. İnsan biraz ölçülü davranır” şeklinde konuştu.

'Ateşkese fazla güvenmesinler'

HTŞ yönetiminin ateşkes ihlallerine dikkat çeken Karayılan, çeşitli uyarılarda bulunarak sözlerini şöyle noktaladı:

“Şimdiye kadar hiçbir ateşkese bağlı kalmadılar. Halkımız ve  kamuoyu, 15 gün uzatılan ateşkese fazla güvenmesinler. Olursa tabii ki iyidir. Kürt siyaseti olarak bizler, Kürtlerin Suriye’de kimlikleriyle, dilleriyle, zenginlikleriyle yer almasını istiyoruz. Biz bunu destekliyor, barış olsun istiyoruz. Şimdiye kadar psikolojik bir savaş gibi, sürekli bir biçimde ateşkes ilanlarını kullandılar. Bu yüzden de halkımız ve özellikle oradaki savunma güçleri, sırtlarını buna yaslamamalı."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.