Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yıldıray’la Suriye Öğreniyorum: 'Mezardaki Zerkavi Suriye cihadını nasıl örgütledi?'

Yıldıray Oğur’un çapsızlığı, Colani’yi aklama propagandasının tümüyle başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Hatta Colani’nin IŞİD üyesi olup olmamasını bilerek bir tuzak olarak kurguluyor. Bu tuzak basitçe, Suriye’de tüm kötülüğün IŞİD’e indirgenmesi ve haliyle IŞİD’e mensup olmayan her şeyin aklanmasını içeriyor.

Ali Örnek

Yayın Tarihi: 26.01.2026 , 00:45 Güncelleme Tarihi: 15.04.2026 , 12:22

Suriye’deki El Kaide iktidarını aklamayı vazife edinen Yıldıray Oğur, tartışmayı Ahmet Şara’nın IŞİD mensubu olup olmadığına kilitleyerek bir yandan da kendisine El Kaide’yi “ılımlı” diye pazarlama imkanı yaratıyor. Ancak sinsice kurgulanmış bu tartışmanın zayıf karnı, Yıldıray Oğur’un Suriye ve bölgedeki cihatçı gruplarla ilgili derin cehaletinin her fırsatta kabak gibi ortaya çıkması.

Suriye’ye yönelik vekalet savaşının ilk günlerinden bu yana cihatçı grupları destekleyen Yıldıray Oğur vazifesini sürdürüyor: Suriye’nin başına atanan HTŞ lideri Ahmet Şara’nın şahsında, cihatçı grupları ılımlı olarak pazarlamak… Ancak HTŞ’nin Suriye’de önce Alevilere ardından Dürzilere ve son olarak Kürtlere yönelen terörünü tartışmaktan imtina eden Yıldıray Oğur, meseleyi daha kolay ve kestirme bir yoldan ele almayı tercih ediyor: “Ahmet Şara hiçbir zaman IŞİD mensubu değildi ve biliyor musunuz, artık kravat takıyor!”

Yıldıray’ın Taraf taktikleri

Zaman makinası olsa ve Yıldıray Oğur’un bugünkü “Ahmet Şara IŞİD’ci olmadı, bir zamanlar El Kaideciydi” sözlerini 2011-2012 yılları arasındaki Yıldıray Oğur’un karşısına çıkarsanız muhtemelen bugünkü iddiasını dün “komplocu” olmakla suçlardı. Çünkü o zamanlar batı basının ve haliyle Yıldıray Oğur’un favori argümanı “Suriye’de El Kaide yok, Esad muhaliflerini karalamak ve batı kamuoyunun desteğini almak için El Kaide ile savaştığını iddia ediyor”dan ibaretti. Yine aynı argümanı 2012-2024 arasında Yıldıray Oğur’un karşısına çıkarsanız size Ahmet Şara’nın Esad tarafından nasıl desteklendiğini anlatmaya çabalardı muhtemelen. Çünkü 2012 sonrası Suriye’de el Kaide varlığı gizlenemez bir hal almış ve batı basını ve dolayısıyla argümanını oradan aşıran Yıldıray Oğur’un yeni iddiası “Esad, Suriye’de ılımlı muhalifleri sahadan silmek için El Kaide’yi destekliyor, böylece batıyı kendisiyle çalışmaya mecbur bırakmak istiyor”du. 2024 sonrası ise ortada Esad kalmadığından ve “Suriye’deki devrim” doğal sonucu olan HTŞ iktidarına vardığından eski argümanların yerini “En azından IŞİD değil, bir aralar El Kaideciydi ama artık kravat takıyor” aldı.

Yıldıray Oğur’un Colani’yi aklama kampanyasında Taraf Gazetesi’ndeki yıllarında öğrendiği “Yalanın kalitelisinde doğrunun zerresi vardır” taktiğine sıklıkla başvurduğunu görüyoruz. Onun anlatısı şöyle: “Ahmet Şara 2011 yılında Irak İslam Devleti tarafından Suriye’ye yollandı ve Nusra Cephesi’ni kurdu. IŞİD ise 2013’te, Nusra Cephesi’nden sonra kuruldu. Yani Ahmet Şara hiçbir zaman IŞİD'ci olmadı”. Argüman “Hiçbir zaman IŞİD mensubu olmadı”ysa teknik olarak doğru. Çünkü Colani 2011’de kendisinin de itiraf ettiği üzere dönemin Irak İslam Devleti’nin lideri Ebubekir Bağdadi tarafından Suriye’ye yollandı ve Nusra Cephesi’ni kurdu. Ancak, Nusra Cephesi 2013’e kadar Bağdadi’ye biatlı olarak Suriye’de faaliyetlerini yürüttü. Bağdadi 2013’te örgütünü Suriye’ye doğru genişlettiğinde de Colani’den biat istedi ancak bu talebi reddedildi. Yani Colani hiçbir zaman IŞİD mensubu değildi, ancak hem o hem de bugün Suriye’de iktidara taşınanlar dün de bugün de IŞİD’le benzer bir düşünce yapısına ve yönteme sahipler. Ve tartışılması gereken de bu…

Zerkavi’nin hikmeti

Yıldıray Oğur “Ahmet Şara’yı aklarken, onu Suriye’ye Ebubekir Bağdadi yolladı demek yerine Irak İslam Devleti yolladı dersem daha iyi olur” diye düşünmüş olabilir, bilemiyoruz. Ancak böyle bir kestirme yol seçiyorsanız “Peki Colani’yi Bağdadi Suriye’ye yollamadı mı” sorusuna “Şimdi o mesele karışık. 2011’de onu Suriye’ye Irak İslam Devleti’nin yolladığını biliyoruz. Ama Bağdadi mi yolladı yoksa Zerkavi mi yolladı bilinmiyor” gibi komik cevaplar vermekten de imtina edebilecek çapınızın olması gerekir. Çünkü Irak İslam Devleti’nin kurucusu kabul edilen Ebu Musab Zerkavi 2006 yılında ölmüştü. Dolayısıyla iki ihtimal var: Yıldıray Oğur ya 2006’da ölen birinin 2011’de Suriye cihadını örgütlemek için harekete geçebilecek keramet sahibi olduğuna inanıyor ya da Zerkavi’nin beş yıl önce öldüğünü bile bilmemesine rağmen Suriye’deki cihatçı gruplarla ilgili engin bilgisiyle bizleri aydınlatmaktan imtina etmiyor.

Tehlikeli tartışma

Yıldıray Oğur’un çapsızlığı, Colani’yi aklama propagandasının tümüyle başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Hatta bana kalırsa, argümanlarının bütünü düşünüldüğünde Colani’nin IŞİD üyesi olup olmamasını bilerek bir tuzak olarak kurguluyor. Bu tuzak basitçe, Suriye’de tüm kötülüğün IŞİD’e indirgenmesi ve haliyle IŞİD’e mensup olmayan her şeyin aklanmasını içeriyor. soL gazetesi olarak 2013’ten beri Suriye’deki tüm kötülüğün merkezine IŞİD’in konulmasına karşı çıktık. Çünkü birincisi Ahmet Şara örneğinden de anlaşılacağı üzere IŞİD’in nerede başlayıp nerede bittiği sorusunun kesin bir cevabı bulunmuyor. Ayrıca bu tartışma her zaman IŞİD’le yöntem ve ideoloji olarak kayda değer hiçbir farkı bulunmayan diğer cihatçı grupların aklanmasını beraberinde getirdi/getiriyor.

Yıldıray Oğur da bunu yapıyor: “Ahmet Şara IŞİD değildi” derken bir yandan da “Hiçbir zaman cariye alıp satmadı, kafa kesmedi” diye devam ediyor. Ancak denklem bu kadar basit değil, hiçbir zaman da olmadı… Suriye’de temel sorun cihatçı grupların temsil ettiği selefi-tekfiri düşüncenin ülkedeki Suriye’yi sürekli bir iç savaş ortamına itmesi, Suriye uluslaşmasının yok edilmesini beraberinde getirmesi ve böylece İsrail’in güvenliğinin garanti altına alınmasıydı.

Esad’ın gidişi sonrası Colani’nin önce Alevilere, sonra Dürzilere ve en nihayetinde de Kürtlere yönelik terör dalgası başlatması ve bir yandan da İsrail ile güvenlik anlaşması imzalaması, Suriye sorununu IŞİD’e indirgemeyenlerin öngördüğü sonuç oldu.

Dolayısıyla şunu sormak gerekiyor: Yıldıray Oğur’un “Kravat takma” “Cariye alıp satmama” ve “kafa kesmeme” kıstasları -ki Colani kravat takma dışında bu kıstasları dahi karşılayamıyor- Lazkiye’de Mart 2025’te mezhepleri yüzünden katledilen 2 bin kişi için, ya da saçı ganimet olarak alınan veya cansız bedeni binalardan fırlatılan Kürt kadını için ne ifade ediyor?

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.