Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kapitalizmin yarattığı yıkımın boyutları: İşçi intiharları

İSİG’in 2013-2020 yılları arasını kapsayan araştırma raporuna göre, son 8 yılda en az 502 emekçi intihar etti.

Sancak Yıldız

Yayın Tarihi: 01.03.2022 , 12:54 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Yaklaşık iki aydan beri çok sayıda iş koluna yayılan işçi direnişlerinde, ücret artışı ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talepleri öne çıktı.

Hayat pahalılığı ve ekonomik krizin alım gücü üzerindeki baskısı emekçilerin yaşamlarına ağır şekillerde yansıdı ve bu yaşam şartları sonucunda ne yazık ki yaşamına son veren işçiler/işsizler oldu.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİG) raporları ve İSİG gönüllüsü, sosyal bilimci-akademisyen Aslı Odman’ın önemli değerlendirmeleriyle işçi intiharlarını inceledik.

Günde 16 saat, haftada 65 saat…

İSİG’in 2013-2020 yılları arasını kapsayan araştırma raporuna göre, son 8 yılda en az 502 emekçi intihar etti.

İntiharların başlıca sebepleri arasında, günde 10-16 saat arasında çalışmış olmak, 4 hafta üst üste ortalama 65 saat ve üzerinde çalışmış olmak, 8 hafta üst üste 60 saat ve üzerinde çalışmış olmak geliyor.

1970’li yıllardan itibaren etkisini artıran neoliberal politikaların yarattığı yoğun çalışma, iş baskısı ve işini kaybetme (güvencesizlik) korkusu emekçileri türlü bunalımlara sürüklerken, aynı neoliberal politikaların inşa ettiği çalışma rejiminin rekabet kuralları işsizlik sorununu da süratle büyütüyor.

Hal böyle olunca da düzenin diğer kesesinde, zamana yayılmış iş cinayetleri diyebileceğimiz intiharlar ve işsizlerin intiharları yoğun bir yer tutuyor.

İşçi intiharlarının özeti: Kapitalizm öldürüyor 

İşçi intiharlarında ülkemizdeki tabloya yoğunlaşacak olsak da, dünyanın büyük çoğunluğunda hüküm süren kapitalizmin yarattığı evrensel boyut İSİG’in işçi intiharları raporunda örnekleriyle açıklanıyor. Sosyal devlet ve refahı yüksek bir yaşam güzellemeleriyle sık sık duyduğumuz, birçok emekçinin göç ettiği ülkelerdeki durum şöyle:

"Fransa, Avustralya ve Birleşik Krallık’ta fazla-aşırı çalışma sonucu ortaya çıkan intiharlardan bazıları da iş cinayeti olarak kabul edilmiştir. Avustralya’da 2002 yılında yapılan bir çalışmada 1989-2000 yılları arasında görülen 109 intiharda çalışmanın önemli bir faktör olduğu saptanmıştır. Fransa’da 2007 yılında Renault ve Peugeot araba fabrikalarında, Avustralya’da telekomünikasyon işçilerinde çalışma ile ilişkili olduğu düşünülen intiharlar görülmektedir. Yine Fransa’da 2008-2010 yılları arasında France Telecom şirketinde çalışan 34 işçi art arda intihar etmiştir. Çin’de bulunan ve iPod, iPhone ve iPad üreten Foxconn fabrikasında işe bağlı intiharlar o kadar çoğalmış ve dünya basınına yansımıştır ki Apple firması 'İntihar etmeyeceğim kendime iyi bakacağım' diye yazılı taahhüt almaya başlamıştır... Tabii ki bu örnekler buzdağının sadece görünen bir kısmıdır."

'Bu düzenin çalışma koşulları, işçilerin yaşamını esir alan çok yönlü bir  huzursuzluk yaratıyor'

Çalışma toplumlarında yaşadığımızın altını çizen Aslı Odman, bu yaşama biçiminin yarattığı baskıyı da "çalışma acısı" olarak tarif ediyor. Çalışma acısı kavramı, ölümlü iş kazaları ve meslek hastalıkları dışında işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının en ucundaki, çalışanın kendisine dönen psiko-sosyal şiddetin de çalışma yaşamındaki karşılığını ifade ediyor. Çalışma toplumunda bir de çalışamayanların yani işsizlerin üzerinde yaratılan acı da madalyonun diğer yüzü.

Aslı Odman

'SGK gerçekliğe göre değil, patronlar ve iktidarların isteklerine göre veri açıklıyor'

Ülkenin birçok kurumu gibi SGK da gerçekliğe göre değil, patronlar ve iktidarların isteklerine göre veri açıklıyor. Açıklanan veriler, ne güncel açıdan ne de tanımlama aralığı açısından herhangi bir önlem kaygısı güdüldüğünü gösteriyor. Aslı Odman, bu noktada verilerin cari, yani o sene gerçekleşen iş kaynaklı ölümlerin hepsini kapsamadığına da dikkat çekerek İSİG Meclisi ve bağımsız araştırmacıların ulaşma yollarını ve verilerin kapsamını açıklıyor:

"SGK’nın paylaştığı veriler, isabetli işçi sağlığı politikaları uygulayabilmek için yeteri kadar ayrıştırılmamış, güncel olmayan, sadece formel çalışanların bildirilen iş kazaları ve tanı koyma oranı inanılmaz denecek kadar düşük ve herhangi bir politikaya eklemlenmemiş veriler olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada biz ne yapıyoruz? Gönüllü meslekler arası platform olarak evrensel, ulusal ve yerel basındaki 'üçüncü sayfa' haberlerindeki ölümleri toplayarak, tasnif ediyoruz. Çünkü işçi ölümleri medyada üçüncü sayfa adli vakalar olarak servis ediliyor. Biz meslek örgütleri, sendikalar ve sivil toplum örgütlerinden edindiğimiz teyit ettiğimiz verileri değerlendirmeye alıyoruz. Meclis koordinatörü meslektaşımız her gün bu ölüm haberlerinin üzerinden geçerek o raporları derliyor. Ölümcül verinin içindeki doğal addedilen çalışma koşullarını gösterebilmek için."

'İntiharları yaratan sistematik fail, kapitalizmin iş organizasyonudur'

Bu noktada işçi intiharları çalışma yaşamı intiharların failini tespit etmek açısından önemli bir yer tutuyor. İş kazaları ve cinayetlerinin emek kontrol rejiminin sonucu olarak hayatımızda yer ettiğinin ısrarla altını çizmek zorundayız. Sömürü düzeninin yarattığı tablonun sorumlusunu sosyal bilimci Aslı Odman net bir şekilde işaret ediyor:

"İşçi intiharlarını bireysel bir adli vakaya indirgeyemeyiz; intiharları yaratan sistematik fail, bu çalışma koşullarını dayatan kapitalist iş organizasyonu ve onun en örgütlü şekli olan en büyüğünden en küçüğüne tüzel kişilikler halinde işleyen şirketlerdir.

'Meslek hastalıkları tanısının konulabilmesi devlet kurumları tarafından baskılanıyor'

Ülkedeki meslek hastalıklarının sisteme girebilmesi ise neredeyse imkansız hale getirilmiş. Hasta işçinin veya meslek hastalığı sonucu yakınını kaybetmiş, ailesinin bunun tanısını alabilmesi SGK'nın bedeninde gerçekleşen bir engelli koşu haline getirilmiş. Bir bürokratik duvar inşa edilmiş durumda. İşçilerin ve yakınlarının, maruz kaldığı bir meslek hastalığını ya da ölümleri sistem içinde tanısını alabilmesi için masraflı, çok uzun süren bir bürokratik sürece girmesi gerekiyor, bu da dolaylı yoldan hastalık ve ölümlerin kayıt altına alınmasının engellenmesi, kapitalist üretimin gerçek insani maliyetinin de üstünün örtülmesi sonucunu doğuruyor.

SGK verilerine göre son sekiz yılda meslek hastalığından ölen insan sayısı sıfır!

SGK’nın bu gerçeklikten uzak, tamamen siyasal iktidarın beklentileri doğrultusunda ortaya koyduğu verilerin rakamsal açıdan endişe verici boyutlarını Aslı Odman örneklerle açıklıyor:

"SGK, meslek hastalıklardan sadece tanısı koyulanları rakamlara yansıtıyor. Bu bürokratik duvarı aşabilen rakamlar gerçek sayıların çok altında. Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü vb. kurumların raporlarında da açıklıkla tespit edilen oranları da dikkate aldığımızda, Türkiye’de son sekiz yılda en muhafazakar tahmin ile her yıl 13 ila 20 bin meslek hastalığı sonucu ölüm olmasına rağmen SGK’nın 2013-2020 arasında açıkladığı sayı koskoca bir sıfır! Meslek hastalığı ölümleri değil de tanılara baktığımızda bu orantısızlık daha da çarpıcı. Bir senede Türkiye'deki ekonomik üretim içinde 200 bin ila 300 bin meslek hastalığı tanısı konulmasını beklerken, resmi rakamlar 300-500 arasında kalıyor."

Türkiye’de meslek hastalıklarının üstü organize bir suçun izlerinin silinmesi gibi örtülüyor. Senede 15 ila 20 bin işçinin hayatını kaybettiği meslek hastalıkları sonucu ölümün son sekiz yılda SGK'nın istatistiklerine yansımasının sıfır gözükmesiyse bunun açık ispatı durumunda. Aslı Odman işçi intiharlarının da, kapitalizmin bireyler üzerindeki baskısının ve olası hastalık ya da ölüm durumunda çalışma ile illiyet bağını kurması yükümlülüğünü hasta işçinin üzerine yüklemesinin sonucu olduğunun altını çizerek çözümün örgütlenme olduğunu belirtiyor: 

"Seri ölümlü iş kazalarından, sümen altı edilen meslek hastalıklarından işçi intiharlarına kadar uzanan alan, güvencesiz ve geleceksizlik hissi dolu bir yaşama itilen insanların bu organize suçları var eden üretim sistemine karşı tüm işyerlerinde örgütlenmesi yaşamsal bir mücadele haline geliyor."

İşçi intiharları

Borçlanma, mobbing, işsizlik… 

İşçi intiharlarının en belirgin sebeplerinin başında yoksullaşma ve borçlanma geliyor. Ancak tablonun bütünlüklü olarak okunabilmesi açısından değinilmesi gereken diğer başlık da psiko-sosyal şiddet. İSİG raporlarına baktığımızda işçi intiharlarında borçlanma kaynaklı ölümler yüzde 25, işsizlik kaynaklı ölümler yüzde 14, psiko-sosyal şiddetin en büyük araçlarından biri olan mobbing/bezdirme sonucunda ölümler ise yüzde 11’lik orana sahip.

İntiharların yüzde 50’sinin ise hangi sebeplerle olduğu tespit edilememiş durumda. Bu sayılar zorlukla elde edilen verilerle hazırlandığından sayı ne yazık ki çok daha yukarıda.

Ayrıca raporda tespit edilen 6 çocuk ve 12 göçmen işçinin de intihar sonucu hayatını kaybettiği gerçeği çarpıcı bir bilgi olarak karşımıza çıkıyor.

***

'Kapitalist iş organizasyonu insanları, hem ruh hem beden, tüm yönleriyle kalıcı hasarlara sürüklüyor'

Despotik emek rejimi olarak tarif ettiğimiz mekanizmanın temelleri hakkında ise Odman kapsamlı bir değerlendirme yapıyor:

"Burada kilit kavram iş organizasyonudur. İşçiler hiçbir zaman yalnızca bedenleriyle yönetilmiyor, aynı zamanda ruhsallığıyla da yönetiliyor. Bu yanıyla mavi yaka-beyaz yaka ayrımı ortadan kalkmıştır diye düşünüyorum. Hiçbir iş yoktur ki sadece bedenle yapılsın. En fiziksel işte bile işyeri kimliği, uyum dayatması, işyerinde işverenin dayattığı değerler ve ilişkilenmeler sistemine uyum zorunluluğu her işin bir ruhsal, gayri-maddi yanı olduğunu gösterir. İşin duygulanımsal boyutu dediğimiz, işle kurulması beklenen aidiyet bağıyla ruhsal açıdan da yönetilen işçiler, çalışma zamanları dışında da sömürü çarkının baskısına maruz kaldığından, psiko-sosyal şiddetin sorunlarıyla baş başa bırakılıyor. Bunun ekonomik olarak da karşılığının gittikçe azaldığı, her kesimden çalışanların 'Geçinemiyoruz' dediği borç kıskacı altında, işini kaybetme ve bugün ile geleceğini idame ettirdiği krizli bir ekonomik yapı içerisinde de gerçekleştiğini düşününce her yandan cendereye alınmış bir çalışma hayatı ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz."

'Sömürü düzeninin istediği şey insanları 24 saat emek kontrol rejiminin içinde tutabilmek'

İşçi intiharlarının sermaye düzeninin dayattığı aidiyet/ruh sağlığı ve yeni tip performans ile çıktıya dayalı iş organizasyonları başlıkları olarak iki ana kısımda toplayan Odman şunları ekliyor:

"Bedenleri dışında ruhlarının da üretim araçları dahiline alındığını söylediğimiz işçiler, kapitalizmin bu aşamasında, aylık sabit çalışma saatlerine göre değil performansa yani çıktıya dayalı çalışmayı kural haline getirdi. Bu da işçiler üzerinde işi yetiştirme, daha fazla çalışma vb. sebeplerle ağır bir öz-sömürüyü ortaya çıkarıyor. Ekmeğini kazanmak için ömründen, canından ve sağlığından vazgeçen bir işçi tipolojisini her işkolunda farklı şekil ve derinliklerde görebiliyoruz. Son zamanlarda tanık olduğumuz Trendyol, Migros depo, Yemek Sepeti ve inşaat işçileri, Soma, Ermenek maden işçileri, Farplas direnişi ve özel okul öğretmenleri eylemleri.. Bunlar gibi birçok örnekte bu tip çalışmaya karşı biriken tepkilerin açığa çıktığını görmüş olduk. Keza evrensel ölçekte de bir küresel fabrika olan Amazon şirketine bağlı çalışan emekçilerin de direnişlerinde hem bedensel hem de ruhsal saldırıya dair, onura saldırı teşkil eden çalışma koşullarına dair çarpıcı ifade ve talepleri hatırlamakta fayda var.

Kapitalist iş organizasyonu, artan dijital, algoritmik denetimle finansallaşma sonucu bireysel borçlanma kıskacını da sıkılaştırarak nispeten düzenli çalışanları, çalışamayanları ve düzensiz 'al-at' çalıştırılanları birbirine tehdit olarak konumlayarak, 24 saat tüm kesimleri emek kontrol rejiminin içinde tutabilecek güce ulaştı. Böyle bir baskıcı rejimin, ne yazık ki, iş kaynaklı intiharları da içeren iş cinayetlerini yaratmama ihtimali bulunmuyor. Bu nekropolitik yanları da olan bir birikim rejimi artık."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.