Breadcrumb
Kadınlara doğum izninin uzatılması hak mı istihdamdan uzaklaştırma mı: ‘Kadın emeği bakım yükümlülüğü ile eşitleniyor’
Yayın Tarihi: 26.04.2026 , 01:16
TBMM Genel Kurulu’nda doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 22 Nisan’da kabul edilerek yasalaştı.
İçinde doğum izniyle ilgili düzenlemelerin de olduğu taslak önce 9 Nisan’da Meclis’e getirildi. Ancak vekiller Meclis'e gitme zahmetinde bulunmayınca doğum izni düzenlemesi ortada kaldı. Kadınlara büyük bir lütufta bulunulduğunu söyleyip günlerce propaganda yapan AKP, yasayı geçiremeyince muhalefet partilerini suçladı. CHP ve DEM Parti ise birleşime katılmayan AKP milletvekillerine işaret etti. Ardından taslak üzerinde değişiklikler yapıldığı söylenerek yeniden Meclis’e getirildi.
İktidar, Devlet Memurları Kanunu'nda yapılan değişiklikle kadınlara doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarıldığını duyurdu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Yeni düzenlemeyle beraber ilk 10'dayız ve OECD ülkelerinde annelere destek olan, analık izni dediğimiz çalışan annelere yönelik bu desteğimizi en çok destekleyen ülkelerden biri olduk" iddiasında bulundu.
‘Kadın emeği bakım yükümlülüğü ile tanımlanıyor’
Kadınların doğum izninin 24 haftaya çıkarılması ilk bakışta hak genişlemesi gibi sunuldu ancak bu durum kadın emeğine bakış açısından sorunlu ve aslında anneliğin kadının üzerine yıkılmasını meşrulaştırıyor.
Konuyla ilgili tartışmaları Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Derya Uğur’la konuştuk. Uğur da meselenin yalnızca izin süresinin uzaması olarak görülmesinin yanlış bir değerlendirme olacağını vurguluyor. Kadınların çalışma yaşamındaki konumuna bakılması gerektiğine dikkat çekiyor.
“Kadın emeği tarihsel olarak zaten ‘bakım yükümlülüğü’ ile tanımlanarak kamusal üretimden uzaklaştırılmaya çalışılmışken, bakım sorumluluğunu yalnızca kadının görevi olarak yeniden pekiştiren her düzenleme, eşitlik üretmek yerine eşitsizliği derinleştirme riski taşıyor” diyor.
‘Kadınların eve çekilmesi kolaylaşıyor, istihdamdan uzaklaştırılıyor’
Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranının OECD ortalamasının çok altında seyrettiğini hatırlatan Uğur, “Kadınlar düşük ücret, güvencesiz istihdam, cam tavan, bakım yükü ve iş-yaşam dengesizliği nedeniyle zaten çalışma yaşamında çok yönlü dışlanma yaşamaktadır. Böyle bir tabloda doğum izninin, bakım yükünü toplumsallaştıran politikalarla değil yalnızca kadının eve çekilmesini kolaylaştıran bir biçimde ele alınması, kadınların istihdamdan daha fazla uzaklaşmasına kapı aralayabilecek” diye konuşuyor.
Bakım sorumluluğu neden hâlâ yalnızca kadın üzerinden kuruluyor?
Derya Uğur’un da işaret ettiği gibi asıl sorun doğum izninin uzunluğu değil, bakım sorumluluğunun neden hâlâ yalnızca kadın üzerinden kurulduğu. Üstelik bu bakış açısı kadın istihdamının ve ücretlendirmelerin azalması gibi sorunları da derinleştiriyor. Uğur bu konuyu şöyle değerlendiriyor:
Kreş hakkı yaygınlaştırılmadan, kamusal bakım hizmetleri güçlendirilmeden, babalık ve ebeveyn izinleri eşitlikçi biçimde düzenlenmeden yalnızca annelik izninin uzatılması, kadınların çalışma yaşamında ‘riskli çalışan’ olarak kodlanmasına yol açabilir. İşveren açısından bu durum kadın istihdamına karşı önyargıları besleyebilir; kadınların işe alımda, terfide ve ücretlendirmede daha fazla ayrımcılığa uğramasına neden olabilecektir.
“Bu nedenle tartışılması gereken, ‘kadınlar daha uzun süre evde kalsın’ anlayışı değil; çocuk bakımının neden yalnızca kadın emeğine bırakıldığıdır” diyen Derya Uğur, kadını güçlendiren politikanın, onu daha uzun süre işten uzaklaştıran değil; anneliği nedeniyle çalışma yaşamından kopmasını engelleyen politika olduğunu söylüyor.
Ülkede kadın emeği hem ücret olarak karşılığını alamadığı hem de daha güvencesiz çalışma koşullarına maruz bırakıldığı için kayboluyor. soL, kadın emekçilerin mücadelesinin sesi olmaya devam ediyor. Bu sesi çoğaltmak için siz de abone olun, soL'a güç verin.
Ebeveyn izinleri eşit değil, ücretsiz kreşler sağlanmıyor, çocuk bakımı toplumsal hale getirilmiyor…
Bu düzenlemeyle kadın izni hep olduğu gibi yine erkeklerinkinden çok daha fazla. Kreş sayılarının artırılmasının, çocuk bakımının kamusallaştırılmasınınsa yanında bile geçilmiyor. Uğur bu düzenlemelerin kadın emeğinin yeniden eve hapsedilmesi anlamına geldiğini belirtiyor:
Gerçek çözüm; doğum iznini tek başına uzatmak değil, ebeveyn izinlerini eşitlemek, babalık iznini güçlendirmek, kamusal ve ücretsiz kreşleri yaygınlaştırmak, bakım emeğini toplumsallaştırmak ve kadınların işgücünden kopmasını değil işte kalmasını desteklemektir. Çünkü kadınların yoksullaşmasının ve ekonomik bağımlılığa itilmesinin en temel nedenlerinden biri istihdamdan uzaklaştırılmalarıdır.
Kadınların iş yaşamından çekilmesini kolaylaştıran değil, çalışma yaşamında eşit ve güvenceli biçimde kalmasını sağlayan politikalar gerçek sosyal devletin vazgeçilmezi. Aksi halde “hak genişlemesi” söylemi altında kadınların kamusal alandan geri çekilmesi meşrulaştırılmış oluyor. Ve bu, kadınların güçlenmesi değil, kadın emeğinin yeniden eve hapsedilmesi anlamına geliyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.