Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kadıköy esnafı ‘provokasyona’ prim vermiyor

Araçlarla başka yerlerden gelerek semtte kargaşaya neden olan grupların, Kadıköy’ü hedef alan sistemli bir provokasyonun parçası olup olmadığı konusu herkesin tartıştığı bir konu haline geldi.

Gamze Erbil

Yayın Tarihi: 18.07.2021 , 16:20 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Kadıköy’de geçen hafta sonu yaşanan “Kilise duvarında eğlenme” olayının ardından bir dizi komplo senaryosu gündeme geldi. Esnaf temsilcileriyse bu tartışmaların yararı olmadığını düşünüyor ve olayı sadece “üç-beş arkadaşın yaptığı çirkinlik”ten ibaret görmek istediklerini söylüyor.

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, tarihi çarşıda normalde yaya yolu olan ve araçla girilmeyen yere araç sokan ve Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nin kapısının üstüne çıkıp dans ederek “eğlenen” üç gencin eylemi, “yeni bir durum” olarak değerlendiriliyor. Araçlarla başka yerlerden gelerek semtte kargaşaya neden olan grupların, Kadıköy’ü hedef alan sistemli bir provokasyonun parçası olup olmadığı konusu herkesin tartıştığı bir konu haline geldi.

Mahalle esnafının kurduğu üç derneğin -Kadıköy Tarihi Çarşısı Kültür ve Dayanışma Derneği, Kadıköy Esnaf Derneği (KADIDER) ve Moda Eğlence Yerleri Kültür ve Dayanışma Derneği (MODA-DER)- başkanları ve mahalle muhtarları Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı’yla bir görüşme yapıp ardından Kadıköy Kaymakamı Mustafa Özarslan’la bir araya geldi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda kurum ve tarafların rolünün hakkını vererek üstlendiği durumda sorunların çözülmesinin mümkün olduğu görüşünde ortaklaşıldı.

16 Temmuz Cuma günü muhtarlarla birlikte Surp Takavor Kilisesi önünde bir açıklama yaparak Kadıköylüler adına son olayı kınayan, Kilise yönetimine üzüntülerini bildiren ve bir basın açıklaması yapan dernek yöneticileriyle, açıklamanın ardından, “Kilise duvarında eğlenmek” ve “Kadıköy nereye gidiyor” konularını konuştuk.

Esnaf, daha çok sorunun çözümüne odaklanıyor

KADIDER Başkanı Tuncay Savaşlı, MODADER Başkanı Günay Önalan ve KADIDER Başkan Yardımcısı Süleyman Eroğlu Kadıköy’ün cazibe merkezi olmasıyla birlikte belirginleşen sorunları ve son yaşananları ele alırken, provokasyon ihtimalini göz ardı etmemekle birlikte daha çok sorunun çözülmesine odaklı değerlendirmeler yapıyor. Buna göre esnaf, çözüm için atılan adımların olumlu olduğu fikrinde ve bir an önce taşların yerli yerine oturmasını istiyor. 

Kadıköy’ün bir eğlence merkezi haline gelmesiyle birlikte bir dizi sorun da ortaya çıktı ve bir süredir bu konu merkez mahalleler ile sizler arasında bir gündem oluşturuyordu. Ancak geçen hafta sonu yaşanan olayların daha öncekinden farklı bir sonucu oldu. Siz bunu nasıl değerlendirdiniz?

MODADER Başkanı Günay Önalan: Ben 1985 yılından beri Caferağa’da oturuyorum; işyerlerim de öyle. Biz hiçbir zaman gayrimüslimlerin ibadethanelerine böyle bir saygısızlık görmedik, yaşamadık. Bu farklı. 1 Temmuz’da tam açılmayla da birlikte takip eden üç hafta boyunca her hafta sonu -cuma, cumartesi, pazar olmak üzere- arabalarla rahatsızlık vermeler, arabadan inenlerin belli tarz müziklerle çıkıp sokakta hep beraber oynamaları, insanları gaza getirmeler, arabaların gazlarına basmalar gibi olaylar olmaya başladı. 

Pandemiden önceki dönemlerle bunun hiçbir alakası yok. O  dönemlerde biz kendi aramızda -Caferağa’da oturanlarla- konuşuyorduk; diyorlardı ki “Masaları çok atıyorsunuz sokaklara, çok gürültü oluyor”. Kapanış saatlerini dert ediyorlardı. Biz bunları bir şekilde hallediyorduk. Biz halletmesek de zaten işte bu işin emniyeti var, belediyesi var bunlar gelip bize gereken cezayı kesiyordu. Çünkü en kolay ulaşabilecekleri ve hizaya sokabilecekleri yer, ruhsatlı yerlerdir. Kaçıp gidemezsiniz, yeriniz bellidir. 

Son dönemlerde konu böyle değil. Son dönemlerde bizi de rahatsız ediyorlar, müşterimizi de rahatsız ediyorlar, oturanları da rahatsız ediyorlar. Son üç haftada arkadaşlarımız hepsi bilirler, neredeyse işlerimiz üçte bir düştü. Bizim böyle bir şeyi kabul etmemize imkân yok. 

Bu söylediğim güncel olaylarla alakalı yani. Bu olaylar farklı. Bir de hep bir erik dalı çalıyor kardeşim yani. Anlamadım ki. Biz kendi aramızda isim de koyduk: “Erik dalı harekâtı.”

Toplantılar bu sebeple başladı zaten. Önce belediyeye gittik, sonra kaymakamla emniyetle bir araya geldik. Mahallede oturanlarla olacak ilerde. Bunlarla ilgili kararlar aldık; herkes kendi üzerine düşeni yapacak, görevini yerine getirecek. Büyük ihtimalle 15 gün falan sonra bunun ürünlerini görürüz en geç, diye düşünüyorum. Hayırlısı, bakacağız.

KADIDER Başkan Yardımcısı Süleyman Eroğlu: Ben bunlara şunu ekleyebilirim. Anadolu yakası olarak baktığımız zaman bir Kadıköy var. Geriye kalan yerler Üsküdar, Ümraniye, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla… Buraya Gebze’den de gelen var. Burada yaşayan insanlar var; burada bir gençlik var. Bunlar da sosyal medyaya takılıyorlar, orada insanların yaşam şekillerini görüyorlar. Kadıköy’ü çok başka bir gözle seviyorlar. Kadıköy’e eğlenmek için, kendini özgür hissetmek için geliyorlar. Ümraniye’de çıkıp bir kafede alkol alamıyor. Veya Sancaktepe’de oturup bir kafede kız arkadaşıyla çok rahat el ele tutuşamıyor. Kadıköy’de bunların hepsini yaşayabiliyor; parası yoksa sahile gidiyor. 

Şimdi böyle bir kitle var; bu ne anlama geliyor? Çok çok başka kafalardan, çok çok farklı kültürlerden insanların eğlenmek için tercih ettikleri bir mekan. Peki bu kimin işine gelmez? Ben biraz daha siyasi bakarsan şöyle düşünürüm. Ümraniye’deki gençler Ümraniye’de farklı partilere oy vermeye başlar, biraz daha özgürlükleri açsın diye. 

Kadıköy’ü bu yönden karıştırabilecekleri düşünüyorum, bir ihtimal tabii. Ama aklımıza da başka bir şey gelmiyor. Yoksa niye ayrı ayrı gruplardan, il dışı plakalar gelsin buraya. Çok rahat bir şekilde müziği sonuna kadar açsın, ayrı ayrı gruplar hemen -erik dalı meşhur olmuş diye- erik dalıyla oyun oynamaya başlasınlar. 

Eğlenmeye gelen başka insanlar da, bunları farklı görmedikleri için onlara katılıyor. Dolayısıyla buradaki insanları rahatsız ediyor, işletmecileri rahatsız ediyor. Rahatsızlık olan yerde de mutlaka bir sorun, bir problem çıkıyor. 

Biz bunların sonunu getirebilmek için, bunları bir şekilde bir çözüme kavuşturabilmek için hem işletme sahiplerinin olduğu, dernek temsilcilerinin olduğu; hem mahalle muhtarlarımızın olduğu şekilde belediye başkanı, kaymakam, emniyet... bir araya gelip bu sorunların hepsini masaya yatırdık. “Nasıl çözebiliriz”de de uzlaştık sayılır. 

Arkadaşın da söylediği gibi, bunu zaman gösterecek. Belki bu yetmeyebilir, ama tamamen ciddiyetle alakalı. Herkes söylediği şeyin arkasına ne kadar ciddi bir şekilde durursa, o kadar kısa bir sürede çözülür diye düşünüyorum. Ama başarılı olur muyuz? Dehşet bir kitle geliyor. Siz gelen üç beş grubu durdurabilirsiniz ama milyonlardan bahsediyoruz. Düşünsenize. Kadıköy’de mekan sayısı fazla ama alan dar. 

Ben yine de Kadıköy’deki yerleşik inisiyatiflerin Kadıköy’ü temiz tuttuğuna inanıyorum. Çünkü bizim bulunduğumuz alanlarda fuhuş yok, uyuşturucuyla elimizden geldiğince mücadele ediyoruz. Kapkaç çok yaşanan bir şey değil, hırsızlıklar azalmış. 
Ama müziklerin 12’den sonra yasak olmasıyla birlikte bunu bahane ederek ses açmalar... Aslında “Biz 12’den sonra müziği serbest bırakırsak bu görüntüler ortaya çıkacak” imajını vermek istemiş olabilir birileri bize. Altında bir sürü şey arayabiliriz, yeter ki aramak isteyelim. 

Ama sağduyulu yaklaşmak istiyoruz, üç beş tane arkadaşın yaptığı çirkinlik olarak görmek istiyoruz. Kilisenin duvarına çıkan gençler gecenin bir vakti alkol alıp çıktıklarını iddia ediyor. Ben alkolsüz çıkamam oralara; onlar alkollü nasıl çıkıyor, nasıl çıkabildiler o duvara, onu da anlamış değiliz. Sonuçta çözülecek. Problemler çözülmek için vardır, diye düşünüyorum. Bu problemleri de çözeceğiz biz. İnançlı olursak buna inanırsak, birbirimizle diyaloğu sürdürsek çözeriz diye düşünüyorum.

Aslında belki de, olayın sınıra dayanması ve mahalle bileşenlerinin bir araya gelmesi bundan sonrasına ilişkin daha sağlıklı bir zemin de oluşturabilir. Daha önceden de başka sorunlar vardı çünkü, bunlar da ele alınabilir.

MODADER Başkanı Günay Önalan: Turnusol kağıdı gibi bir şey. Bizi otokontrole götürecek. Çünkü kendi aramızda aldığımız kararları uygularsak ve hâlâ böyle şeyler devam ederse, o zaman muhtarlar, oturanlar, emniyet, belediye diyecek ki, “kardeşim bak, bunları yaptık, söylediğiniz önlemleri aldık, şu şu olaylar var, demek ki bu sizden kaynaklanıyor”. Olabilir, diyebilirler. Yani şurada alınan kararların hepsi aslında bir turnusol kağıdı gibi her şeyi ortaya çıkartacak. 

Yani esnaf ne kadar sorumlu, nelerde suçlu. Biz demiyoruz ki, hepimiz sütten çıkmış ak kaşığız. Böylece taşlar yerli yerine oturacak. 

Sonuçta gerçekten hakkıyla yapanlar var, bazen de hakkını aşanlar var. Yani onlara da bir şekilde zaten kolluk kuvvetleri ceza kesiyor. Biz çok ceza yiyoruz, çok ceza ödüyoruz. Gürültüden ödüyoruz, pandemiden ödüyoruz, sandalyeyi aşınca ödüyoruz, geç kapatmaktan ödüyoruz... Biz derken esnaf adına konuşuyorum. Bu cezaları ödemek zorundalar; ödüyorlar. Cezalarla hizaya sokmaya çalışıyorlar tabiri caizse. 

KADIDER Başkan Yardımcısı Süleyman Eroğlu: Bakın şimdi sonuç odaklı hareket edersek, bir sigara yasağı geldi, bundan sonra mekanlar, işletmeler dışarıya/kaldırımlara masa-sandalye atmak zorunda kaldı. Çünkü böyle bir alan gerekiyor insanlara; eğlencenin kısıtlanması hiç kimsenin kaldırabileceği bir şey değil. İçeride sigara içirmiyorsun, sigara içilmeyen yerlere de müşteri gelmiyor. Masa sandalye olayı biraz böyle gelişti. Esnaf olarak da kimse meraklı değil sokakları/kaldırımları işgal etmeye ama esnafın da yapabileceği çok bir şey yok. 

O kadar aydır kapalı. Pandemide verilen desteklerden hiçbiri bizim yiyecek içecek sektörüne verilmedi. Hiç destek alamadık biz. İşkur’un verdiği üç-beş koliyi personelimize dağıtmak zorunda kaldık. Buna rağmen kiralar ödendi, faturalar ödendi, vergiler ödendi. Bu süreç hep devam etti bizim için. 

Açılmadan sonra da doğaldır; esnaf biraz kendisini toparlamak için yayılabiliyor. Ama onun da bir kuralı olmalı tabi; etik olarak uygun görmüyoruz biz bunu. 

Biz esnaf olarak bu hale geldiysek şöyle düşünmek gerekir: Bu pandemi süresi boyunca hiç eğlenmeye çıkmamış olan kişiler ne yapacak? Onlar da oluk oluk aktılar. Nereye akacaklar? Kadıköy’e akacaklar. Beyoğlu zaten bitti. 

Geniş baktığımız zaman tablo böyle. Yani bazı grupların öne çıkması, “Buradan taşınacaksınız” tehditleri, çok ciddiye alınacak şeyler değil. Bunları reklamını yaptıkça onlar da önemli olduklarını düşünüyorlar, bunları konuşmak gereksiz.

Komplo senaryolarına dönecek olursak… Çarşıda dükkanların el değiştirmesinden bahsediliyor; mahallelere doğru yayılma senaryoları var - oturma alanlarının daraltılması… Sizin bunlarla ilgili değerlendirmeniz ya da enformasyonunuz var mı?

KADIDER Başkanı Tuncay Savaşlı: Ben bunlara katılmıyorum. Kadıköy’deki esnafın ruhunu biliyoruz: Akşam olunca “ne kadar ciro yaptık” onun peşinde. “Fethedelim, burayı da yapalım” gibi bir düşünceleri olamaz. Kadıköy dışına gelince... Bu da olayın neresinden baktığımıza bağlı. Cumhurbaşkanı başka bir şey söylüyor, emniyet başka bir şey söylüyor. Senaryolar muhtelif. 

Ben baktığımda münferit bir olay olarak görmekten yanayım. Kasıt varsa da, bunu emniyet birimleri bilir; onlar ispatlayabilir. Bu noktadan sonra böyle bir olay tekrar olursa, yani devamı gelirse deriz ki “provokasyon; kasıtlı olarak yapılıyor”. Ama bu örnekte emniyet gözaltına aldı, ceza verildi vs..

Peki araçların İstanbul dışı plakaları var; benzer donanımla donatılmışlar… Bunun açıklaması?

Bu tip müzik dinleyen, dışarıda eğlenmek isteyen insanların arabaları zaten normal aile arabası gibi olmaz. Bunlar özel yapım arabalar, bunun için para harcarlar. Daha yüksek volümlü müzikler için. 

Aslında ben olay günü burada olmadığım ve görmediğim için net bir şey diyemiyorum. Süreklilik olursa, daha sistemli bir şey var diye düşünebiliriz tabii.

Sizin bu söylediklerinizden yola çıkarak aslında “biz Kadıköy’e hakimiz ve nerede ne oluyor biliyoruz” sonucu çıkartabilir miyiz peki? Dolayısıyla “komplo teorileri ne prim vermeye gerek yok” diyecek rahatlıktasınız...

2-3 haftadır bu tip olaylar oluyor. Kilise meydanı çıkmasaydı, aynı rutin devam etseydi bu gündem olmayacaktı. Gerçi o yüksekliğe de nasıl çıktılar, kafaları güzelken merdiven mi getirdiler? Zor. Bugün tekrar baktım. Yani “iki gencin içip çıktığı bir olay” da diyebiliriz; provokasyon da diyebiliriz. Bizim amacımız burada bir daha bu tip olayların yaşanmamasını sağlamak.

Bu olayla birlikte mahalleli; esnaf ve diğer bileşenler bir araya geldiniz, birlikte hareket etme kararları aldınız. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, bu temaslar farklı sorunları ele almak için de olumlu olur mu?

Burası bir yaşam alanı ve yöneticileri var. Yöneticilerin de en çok muhatap oldukları mekanlar; esnaf, alkollü mekanlar ve kafeler. İnsanların buraya gelmesinde büyük katkısı var; hizmet sunuyoruz, bir yaşam sunuyoruz.

Dolayısıyla oturanların, STK gibi kurumların, yöneticilerin yalnızca bir sorun olduğunda değil, Kadıköy’de bir sorun olmadan da ne yapılabilir, çözüm noktaları ne olabilir gibi konularda bir araya gelmesi gerekiyor.

Türkiye’nin her yerinde bu durum var; yani ilçeyi nasıl yönetmeli, nasıl güzelleştirmeli gibi konuları kimsenin önemsediği yok. Esnaf, “ne ciro yaparım” onun peşinde. Muhtar, problem yoksa makamında, STK’lar da aynı şekilde, belediye başkanı keza öyle. Emniyet müdürü öyle. Sorun olduğunda sahaya çıkmak doğru bir şey değil. Ama biz maalesef bunu yapıyoruz. 

Bu olaylar olmasa bugüne kadar çok bir araya gelmedik; herkes birbirini tanımıyordu. Tanışma fırsatı bulduk; bunu önemsiyorum şahsen. Güçlendirmeliyiz devam etmeliyiz. Kaymakamla görüşüyorduk sağ olsun sık sık ilgilenir. Belediye başkanımız da öyle, emniyet müdürlerimiz de öyle. Ama benim kastettiğim daha çok güçlendirmek. Sonuçta biz paydaşlarız. Burada yaşanan bir sorun belediye başkanını da, muhtarı da, esnafı da etkiler. Olumlu gelişmeler de öyle.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.