Sayfa yolu
İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ne çalıntı dekor suçlaması: 'Saygıdan mı, yoksa hırsızlık mı?'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 05.06.2024 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
AKP'li yıllarda hızla irtifa kaybeden Devlet Opera ve Balesi (DOB), repertuarı ve yönetimiyle eleştirilerin hedefi olmayı sürdürüyor. Kurumun adı bu defa yapım hırsızlığıyla yan yana geldi.
Bu yıl 15'incisi düzenlenen Uluslararası İstanbul Opera ve Bale Festivali, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği Richard Wagner'in “Uçan Hollandalı” eseriyle açıldı.
Denizlerde lanete uğramış hayalet gemisiyle dolaşmaya mahkum edilmiş bir kaptanı anlatan operada dekor olarak bir geminin iskeletini temsil eden asimetrik yerleştirilmiş levhalar kullanıldı.
Oyunun 1 Haziran'da izleyiciyle buluşmasının ardından dekorun çalıntı olduğu iddia edildi.
'Saygıdan mı, yoksa hırsızlık mı?'
Birçok uluslararası ödüle sahip set tasarımcısı Leslie Travers, Instagram hesabından yaptığı paylaşımla İDOB'un Uçan Hollandalı operasına ait dekor tasarımının 2021 yılında Leton Ulusal Operası için hazırladığı tasarımla benzerliğine dikkat çekti.
"Bu bir saygı göstergesi mi yoksa çalışmamın izinsiz olarak bariz bir şekilde kopyalanması mı" sorusunu yönelten Travers, ikisi denizlerde geçen eserler için hazırlanan iki hareketli tasarımın benzerliğini ortaya koyan fotoğraflar paylaştı.
Uçan Hollandalı'nın dekor tasarımını yapan Efter Tunç'u paylaşımına etiketleyen Travers söz konusu benzerlik için bir açıklama istedi.
Efter Tunç, sosyal medya hesabından verdiği yanıtta Uçan Hollandalı'nın dekor eskizlerini paylaştı ve "Yazacak çok şey var ama yazmayacağım" notunu düştü. Tasarım için 3 ay çalıştığını söyleyen Tunç, ekip arkadaşlarına teşekkür etti.
Tan Sağtürk Company: DOB A.Ş.
Geçtiğimiz yıl Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne Tan Sağtürk'ün getirilmesi tepkilere yol açmış, atamanın "dışarıdan" yapıldığı savunulmuştu.
Sağtürk'ü en üst makama taşıyan süreci ve hedefleneni Melis Gönenç, soL'daki "Tan Sağtürk Company: DOB A.Ş." başlıklı yazısında şöyle anlatmıştı:
"Tan Sağtürk, bale dershanesi sahibi ve işletmecisi olarak çok başarılı bir işadamıdır. Türk balesinin gelmiş geçmiş en büyük tüccarıdır. Ne dansçı, ne koreograf, ne de eğitmen olarak, bu ülkenin bale sanatında hiçbir zaman anlamlı bir yeri olmadı. Ama bale ticaretinin ikonudur. Her işadamı gibi, attığı her adımda nasıl para kazanacağını düşünür. Dolayısıyla, yüksek sanat anlamındaki baleyle değil, para makinası bale dershaneciliği ile ilgisi vardır.
Peki, 50 yaşında, hiçbir ciddi koreograflık deneyim ve başarısı olmayan, 21 yıl boyunca hiçbir ciddi yapıtta dans etmemiş, dans yaşamı çoktan geride kalmış, tüm ününü dizi film ve sefil magazin programlarından edinmiş biri neden DOB’a alınır?
Bu sorunun tek bir yanıtı vardır: Genel müdür yapılmak için.
Nitekim 2019’da DOB’a alındığında, devlet balesinde hemen herkes, Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanan böyle tuhaf bir oldubitti karşısında hayretler içinde kalmıştı. Bu operasyonun birkaç yıl içinde onu genel müdürlük koltuğuna oturtmak için yapılmış olacağı kimsenin aklının ucundan geçmemişti; Tan Sağtürk devlet balesinde o koltuğa oturabilecek son kişiydi.
Tamam da, bunun için onu 50 yaşında, hiçbir katkısı olmayacağı halde, bir de cebine her ay para konacağı bir kuruma neden alsınlardı; pekala dışarıdan genel müdür olarak atayabilirlerdi. Yasal çerçeve uygundu.
İki nedenle zorunluydular:
a) 2018 seçimleri İslamcılar açısından başarı sayılmazdı. O nedenle, kurum ve yüksek sanat dışı birini, Laik Cumhuriyet’in saf kan kurumlarından birinin başına getirmek, siyaseten risk anlamı taşıyordu. 2019’da, DOB’a, 1309 sayılı yasanın 8. maddesinin saçını başını yolarak “koreograf” kadrosundan çivilediler. İleride değerlendirmek üzere.
b) Tan Sağtürk adı DOB nezdinde hiçbir sanatsal çağrışım yapmıyordu; en ufak bir sanatsal otoriteye sahip değildi. DOB ile ilişkisinin sanatçılar açısından tek sempatik boyutu, onun dershanelerinde çalışarak ek gelir elde etmeleriydi. Böyle birini birdenbire genel müdür yapmak, DOB’un kurumsal sert tepkisine yol açardı. Bunun için siyasal ortam uygun değildi; o kadar uygun değildi ki, Saray, siyasetine bir de “klasik müzik açılımı” eklemek zorunda kalmıştı (18 Ocak 2019: Fazıl Say ile barışma; 10 Şubat: AKM’nin temel atma töreni; 22 Şubat: TRT’nin 9 yıl önce durdurduğu klasik müzik konserlerini yeniden yayımlama kararı; Mart başı: DOB ve CSO başta olmak üzere, süreli sözleşmeli sanatçıların özlük haklarının düzeltileceği müjdesi; 16 Mayıs: İBB başkan adayı Binali Yıldırım’ın, Yeniden Doğuş operasına gelişi; 30 Eylül: Saray’da CSO-Pekinel’ler konseri ve Pekinel’lerin Erdoğan çifti ile samimi pozları.)
Böylece, Tan Sağtürk, DOB’a Truva Atı olarak sokulup, zamanı gelince genel müdür yapılmak üzere nadasa bırakılmış oldu.
Bir taşla üç kuş vurulacaktı: Genel müdür yapıldığında, “kurum içi sanatçı” denilerek, olası tepkiler minimize edilecek; bu bekleme süresinde, başta baleciler, birçok sanatçıya ek gelir temin edeceğinden, gönüllerin ve DOB manzarasının doğal figüratif unsuru meşruluğunu kazanıp, DOB’un aşina yüzlerinden biri olarak algılanması sağlanacak; Troya ve Göbeklitepe operalarında sahneye çıkarılıp, Saraydan Kız Kaçırma rezaletine hafif tertip kaynatılarak, “yüksek sanat” ile yoğun ilişkili biriymiş izlenimi yaratılacaktı.
Aynen öyle oldu…
İşte, bu çerçevede, Tan Sağtürk hem kurumun, hem de yüksek sanatın naylon üyesidir. Her ikisinin de dışında sayılır. Tıpkı Tamer Karadağlı gibi, “dışarıdan”dır."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


