Breadcrumb
İran’da reformistlerin muhteşem olmayan dönüşü
Yayın Tarihi: 06.07.2024 , 14:10 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12
İbrahim Reisi’nin helikopter kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turla birlikte sonuçlandı. Pek çok açıdan ilginç ve düşündürücü olan seçimlerden beklenmedik bir şekilde reformist aday Mesud Pezeşkiyan galip çıktı. Pezeşkiyan’ın bir İran Türkü olması ve siyasi hayatında özellikle Fars milliyetçileri tarafından türkçülükle itham edilmesi Türkiye’de de dikkat çekti.
Seçim mühendisliği
İran seçimleri için uzun bir süredir ilk akla gelen mesele müesses nizamın seçim mühendisliğidir. İslam Devrimi Rehberliği ofisi ve onunla bağlantılı olanlarda somutlanan müesses nizam molla rejiminin merkezini, onun katı ilkelerinin kurum ve kişilerini ifade ediyor. İmam Humeyni’nin on iki imamcı şii ilahiyatına temellendirdiği velayet fakih teorisinin, yani İran resmi ideolojisinin kurumlaşması demek de yanlış olmayacaktır.
Bu ideolojiye göre devletin lideri İslam Devrimi Rehberi’dir hatta o yalnızca İran’ın değil tüm insanlığın tek meşru lideridir. Gayip olduğuna ve bir gün yeniden zuhur edeceğine inanılan son imam Muhammed Mehdi’ye vekaleten görevdedir. Rehber, fakihler denilen din adamları arasından ve bir tür fakihler konseyi olan Uzmanlar Meclisi tarafından hayat boyu görev yapmak için seçilir. Rejimin tüm merkezi kurumları doğrudan ona bağlıdır. Yargı erki neredeyse tamamen onun elindeyken, yürütme erkinin bazı bölümleri doğrudan bazıları dolaylı olarak onun elindedir. Bilindiği üzere bu görevi şu an İmam Ayetullah Seyyid Hacı Ali Hamaneyi yürütüyor.
İran’ın siyasi yapısı bundan ibaret değil. İran’da yalnızca bir fakihler teokrasisi yok. O aynı zamanda bir islam cumhuriyeti. Bu nedenle bir mecliste somutlanan yasama erki ile rehber ve cumhurbaşkanı arasında anayasanın pay ettiği bir yürütme erki bulunuyor. Ahir zaman siyasetinin meşruiyeti yalnızca tanrıya, peygambere ve ehlibeyte dayanamıyor. Tanrının yanında bulunan, yeniden döneceği günü bekleyen İmam Mehdi’ye vekaleten kurulan rejim seçimleri, adayları, katılım oranlarını önemsemek zorunda kalıyor.
Tanrıyla birlikte rejime meşruiyet sağlayan seçimler bu açıdan önemli ve müesses nizam kontrol altında tutmakta kararlı. Müesses nizamın seçim mühendisliğini uygulayan kurum Anayasayı Koruyucular Konseyi. Konseyin üyelerinin yarısı doğrudan, diğer yarısı da dolaylı olarak rehber tarafından atanıyor. Cumhurbaşkanı aday adayları başvurularını yaptıktan sonra bu kurum tarafından adaylar belirleniyor.
Konseyin adayları belirleme kriterlerini anayasanın yüz beşinci maddesi belirliyor. Bu madde İran’da doğmayan, müslüman olmayan, müslüman olsa da şii olmayan, şii olsa da velayet-i fakihe bağlılığını ilan etmeyen, velayet-i fakihe bağlılığını ilan etse de söz ve davranışlarıyla aksi yönde şüphe uyandıran kimselerin cumhurbaşkanı olmasını engelliyor. Bunun dışında, bu maddeye göre, cumhurbaşkanının dürüst, ahlaklı ve siyaset ricalinden olması gibi son derece muğlak kriterler de söz konusu.
Konseyin seçim mühendisliği de bu muğlak ifadeler sayesinde gerçekleşiyor. Ayrıca, kadınların adaylığını yasaklayan bir ibare bulunmuyor gözükse de, siyasi elitlerden olmak ya da siyaset ehliyetine sahip olmak gibi iki manaya gelen siyaset ricalinden olma kriteri kadınların adaylığının engellenme gerekçesi olarak kullanılıyor.
Müesses nizamın seçim mühendisliği son seçimlerde de bariz olsa da en şiddetli örneği 2021’de görülmüştü. Adaylığına giden yıllarda rejimin itinayla parlattığı İbrahim Reisi, İran için bile aşırı olan bir seçim mühendisliğiyle tek ciddi aday olarak seçimlere girmişti.
Bu seçimlerde de elbette seçim mühendisliği devredeydi. Adaylığına izin verilen isimlerden beşi muhafazakarken, reformistlerden yalnızca Mesud Pezeşkiyan’ın adaylığına izin verildi. 2021’de adaylığı reddedilen Pezeşkiyan’ın kendisi dahi adaylığına şaşırdı.
Bu süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme Ali Laricani’nin de adaylığına izin verilmemesi oldu. Laricani, devrimin önde gelen ailelerinden birine mensup. Güçlü bir muhafazakar ailenin ferdi olmasına rağmen reformistlerle de arası iyi, saygın bir entelektüel ve İran’da nadir bulunan bir özelliktir ki, nefret edeni az. 2021 seçimlerinde onun da adaylığı reddedilmişti. Konsey reddetme nedenlerini gizli tutsa da Laricani’nin reddedilme gerekçesi olarak yolsuzluk ima edilmişti. Laricani bunu şiddetle reddetmiş, Hamaneyi de isim vermeden “Birilerine haksızlık yapıldı.” demek zorunda kalmıştı. Laricani’nin adaylığının bir kez daha reddedilmesi şaşkınlığa neden oldu. Rejimin, belki de doğrudan Hamaneyi’nin cumhurbaşkanlığı makamında bu denli güçlü bir figürü istemediği anlaşılıyor.
Rejimin derin krizi
İran ağır bir ekonomik çöküş, aşırı sosyal huzursuzluk gibi hemen hemen her konuda derin ve çözümsüz görünen krizler yumağıyla karşı karşıya. Rejim bu krizleri gittikçe daha fazla yönetemez hale geliyor. 2021 seçimlerinde seçim mühendisliğinin de yardımıyla reformistler neredeyse siyaset dışı kaldı. Rejimle uyuşmazlık içindeki kitleleri rejimin sınırları dahilinde tutmak gibi bir işlevi olan reformistlerin neredeyse tasfiye edilmesi rejim için kayda değer bir kazanım getirmedi. Reformist siyaset zaman zaman rejim karşıtlığının yuvalandığı bir siyaset olsa da rejim için böyle önemli işlevleri de vardı.
Mehsa Emini’nin irşad devriyelerinin müdahalesi sonrası hayatını kaybetmesi sonrası yaşanan gösteriler rejimin kırılganlığını bir kez daha gösterdi. Reformistlerin siyaset dışı kalmasının sonucu seçimlere katılımın yüzde ellinin altına düşmesi oldu. Neredeyse atanmış olan muhafazakar hükümet ile müesses nizam arasındaki uyumun getirmesi umulan faydalarına, meşruiyet sorununu takip eden kitlesel gösteriler gölge düşürdü.
Bu şartlar altında gerçekleşen seçimlerde üç aday öne çıktı. Said Celili ve Muhammed Bager Galibaf muhafazakar adaylar olarak Mesud Pezeşkiyan reformist aday olarak seçimin önemli isimleri oldular. Daha önce iki dönem Tahran Belediye Başkanlığı yapmış olan ve halihazırda meclis başkanı olan Galibaf müesses nizamın en muteber adayıydı. Said Celili de en az Galibaf kadar sert bir muhafazakar olsa da daha silik bir isimdi. Seçimin ilk turu yaklaşırken muhafazakar kanattan Celili’ye Galibaf lehine çekilmesi için baskılar artsa da Celili çekilmedi.
Rejimin sorunlarının seçimdeki ilk yansıması da böylece ilk turda gerçekleşti. Pezeşkiyan’ın birinci olduğu ilk turda Celili, Galibaf’ı geçerek ikinci oldu. Celili’nin Galibaf’tan daha fazla oy alması en az Pezeşkiyan’ın birinci olması kadar şaşırtıcıydı. Muhafazakar seçmen dahi rejime muhalefet etmiş, işaret edilen adaya oy vermemişti. Galibaf, belediye başkanlığı döneminde yolsuzluk dosyası kabarmış bir siyasetçi. Rejime sadakatle ikbal kapısının açık olacağını anlamış, muhafazakarlığın en ucunda siyaset yapmaya özen göstermiş sıkı bir köktendinci. Karşılığında cebini fazlasıyla da doldurdu. İran ürünleri kullanmanın önemi hakkında sık sık nutuk çekerken, ailesinin sık sık Türkiye’ye alışverişe gittiği ortaya çıkmıştı. İran’a ve devrime sıkı sıkıya bağlı olan Galibaf’ın çocuklarının herhalde alışverişe gittiklerinde konaklamak için İstanbul Maslak’ta rezidans dairesi satın aldıkları da ortaya çıkanlar arasındaydı.
Üstelik iki muhafazakar adayın toplam oyu on üç milyon civarındaydı ve 2021’de Reisi’nin aldığı on dokuz milyon oyun epeyce altında kalmışlardı. Birinci turdaki bir diğer hayal kırıklığı reformist adayın varlığına rağmen katılım oranının 2021’deki yüzde kırk dokuzun bile oldukça altında kalarak yüzde kırk seviyesinde kalmasıydı.
Pezeşkiyan önce Türk sonra İranlı mı?
Son reformist hükümet olan Hasan Ruhani hükümetinin fiyaskoyla sonuçlanması ve rejimin reformistleri neredeyse tasfiyeye varan politikaları reformist kanadın varlığını devam ettirip ettiremeyeceğine dair şüphelere neden olmuştu. Pezeşkiyan’ın adaylığı hakkındaki ilk yorumlar onun seçilmesinin mümkün olmadığı şeklindeydi. Genel kanaat Pezeşkiyan’ın adaylığına izin verilerek seçimlere katılım oranının yükseltilmeye çalışıldığı, bunun ötesinde bir sonuç çıkmayacağı yönündeydi. Hatta Pezeşkiyan ilk turda birinci geldiğinde bile yorumlar pek değişmedi.
Reformistler Pezeşkiyan’ın adaylığının kendileri için cılız da olsa bir şans olduğunu düşündüler. Tüm reformist blok Pezeşkiyan’ı desteklemekte ortaklaştı. Muhammed Hatemi, Hasan Ruhani gibi önde gelen reformistler destek açıkladı. Hatta Ruhani hükümetinin dışişleri bakanı Cevad Zarif, Pezeşkiyan’ın kampanyasında bizzat yer aldı. Böylece Pezeşkiyan’ın adaylığı reformistler için bir silkinme imkanı yaratmış oldu.
Pezeşkiyan, İran Azerbaycanının kalbi Tebriz’de sevilen bir isim olsa da kimse onun cumhurbaşkanı olacağına ihtimal vermiyordu. Doktorluğu dönemindeki yardımseverliği, mütevazı hayatı ve İran’daki etnik azınlıkların sorunlarını merkeze alan siyasetiyle Azerbaycan ostanlarında ve Türkler arasında bir popülerliği vardı. Bu popülerlik seçimlere kadar, Azerbaycan’ın hatta Tebriz’in ötesine geçmiş değildi.
Pezeşkiyan’ın adaylığı kısa sürede, önce Azerbaycan ostanlarında ve Türkler arasında bir coşku yarattı. Tebriz’deki mitinginde Sovyet Azerbaycanının büyük bestecisi Reşid Behbutov’un “Azerbaycan” şarkısının çalınması özellikle Türk gençler arasında dikkat çeken bir heyecana neden oldu. Bu destek bir ölçüde diğer etnik ve mezhepsel azınlıklara da sirayet edince Pezeşkiyan’ın kazanma ihtimali doğdu. Pezeşkiyan ilk turda yalnızca dört Azerbaycan ostanında kazanmakla kalmadı; Sistan-Beluçistan, Gulistan, Luristan, Horasan-ı Şimali gibi etnik azınlıkların ve sünnilerin yaşadıkları yerlerde de birinci geldi.
Pezeşkiyan’ın farklı kesimlerin desteğini alması seçimlere küsmüş reformist seçmenin bir kısmının ikinci turda sandık başına gittiğini gösteriyor. İlk turda yüzde kırkta kalan katılım oranı ikinci turda yüzde kırk dokuza çıktı. Katılım oranının neredeyse tek adaylı bir seçim olan 2021 seçimini ikinci turda ancak yakaladığının altını çizelim. Oyların yüzde elli üç kadarını alan Mesud Pezeşkiyan birkaç ay hatta belki de bir hafta öncesine kadar kendisinin bile tahmin edemeyeceği şekilde cumhurbaşkanı oldu.
Türkiye’de asıl dikkat çeken konu Pezeşkiyan’ın Türklüğü oldu. Pezeşkiyan Türk olmanın da ötesinde türkçülük ve bölücülükle de suçlanmış bir isim. Daha önceki konuşmalarında Türkçe anadilde eğitimi savunduğu, İran Meclisi’nde bir Türk milletvekilleri grubu kurmaya çalıştığı da biliniyor. Açıkçası Pezeşkiyan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı öncesindeki siyasi hayatı için Türk milliyetçisi yakıştırması yapmak mümkün görünüyor.
Ancak burada birkaç mesele var. İran’da ayrılıkçı bir Türk milliyetçiliği son derece küçük, marjinal gençlik grupları haricinde bir yer tutabilmiş değil. Pezeşkiyan tarzı bir Türk milliyetçiliğinin görece yaygın olduğu söylenebilir. Ayrılıkçı olmayan, anadilde eğitim gibi bazı ulusal taleplerle öne çıkan “İranlı bir Türk milliyetçiliği” bu. İran’daki Türklerin ne denli azınlık olarak değerlendirilebileceği de soru işareti. Bugün olduğu gibi tarihte de Türkler, Farslarla birlikte İran’ın iki asli unsurundan biriydi. İran yönetici elitleri, İran kapitalizminin burjuvaları, aydınlar, sanatçılar, kanaat önderleri, ileri gelen mollalar arasında en az Farslar kadar yer aldılar.
Bir diğer mesele, Pezeşkiyan’ın o siyasi hattının Pezeşkiyan henüz lokal bir siyasetçiyken takip ettiği bir hat olarak kalma ihtimalidir. Keza Pezeşkiyan, adaylık sloganı olarak onun bu geçmişini örtecek bir slogan seçmeye özen gösterdi. “Beraye İran” (İran için) sloganıyla yerel siyasetin dar kalıbından çıkmak istediği açık.
İran öngörülemez bir ülke olma özelliğini biraz daha perçinliyor. İki yıl önce doğru olan pek çok şey bugün yanlış. Bu öngörülemezliğin yarın İran halkı için daha fazla umut getireceğini bekleyebiliriz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
