Sayfa yolu
Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Türkiye’ye: 'Çözüm süreci' sınırlar arasında nasıl ilerliyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 29.10.2026 , 09:09
Türkiye’de uzun süredir siyasetin ana gündem maddelerinden birini oluşturan ve iktidar tarafından "Terörsüz Türkiye", DEM ve İmralı cephesinde ise "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak adlandırılan hamleler dizisi, sınırları aşan bölgesel boyuttaki gelişmelerle devam ediyor.
Suriye ve Irak'taki son gelişmeler bu açıdan dikkat çekerken, yaşananlar AKP iktidarının Yeni Osmanlıcı stratejisiyle son derece uyumlu.
Peki, PKK’nin silah bıraktığını, kendini feshettiğini ilan etmesi, Meclis'teki neredeyse tüm partilerin destek verdiği çerçeve yasayla ivmelenen bu Yeni Osmanlıcı açılım sürecinde son durum ne?
Bölgede yaşanan gelişmeler ne anlama geliyor, yeni hamleler neler olacak ve gerilim başlıkları neler?
Irak: Şengal’deki askeri yapılar devlet kurumlarına katılıyor
Bölgesel denklemin somut yansımalarından biri Irak'ta yaşandı.
IŞİD’in Ezidilere yönelik saldırıları sırasında 2014 yılında kurulan Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) olarak bilinen askeri yapı, Irak federal ordusu ve İçişleri Bakanlığı bünyesindeki güvenlik güçlerine devredilmeye başlandı. Yaklaşık 4 bin YBŞ mensubunun Irak devlet mekanizmasına entegrasyonunu öngören bu adım, Bağdat’ın ülke genelinde silahlı grupları tek çatı altında toplama politikasıyla paralel ilerliyor.
İktidara yakın Yeni Şafak gibi yayın organlarında bu gelişme, Kandil ile Suriye arasındaki lojistik koridorun kesilmesi ve Basra Körfezi’ndeki Fav Limanı’nı Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi'nin güvenliğinin sağlanması olarak sunuldu.
PKK kaynakları ise YBŞ’nin Irak ordusuna katılımını bir tasfiyeden ziyade Ankara ve Erbil’in baskılarına karşı Şengal’in özerk yapısını ve Ezidi halkının güvenlik haklarını koruma adımı olarak yorumladı.
Bu adımın arkasındaki esas gerekçeyi açıklayan ise Öcalan oldu. Öcalan, Şengal için çözüm sürecine atıfla “Türk modeli” olarak nitelendirdiği bir model geliştirilmesi gerektiğini söyleyip, “Şengal için, Türk modeli gibi bir model geliştirilmelidir. Bu nedenle PKK engelini kaldırdım. PKK artık sorunların çözümünde bir engel değil. Yani PKK miadını doldurmuş ve rolünü oynamıştır. Ancak bu gerçekliğe göre hareket edilmezse bu süreçte felç olacaktır. Sonuç olarak, PKK’yi dağıtmaya karar verdim ve bunun sorumluluğunu üstleniyorum. Bazı eksiklikler olabilir, ancak bu yaklaşım doğrudur" demişti.
Bu sözlerin devamında ise Öcalan, "YBŞ, Irak ordusu içinde yerini almalıdır" çağrısında bulunmuştu.
Yani belli ki AKP iktidarıyla Öcalan, YBŞ başlığında da ortak bir karar alıp harekete geçmiş durumda.
Suriye: SDG HTŞ'ye entegre edildi, Abdi, Şara'nın danışmanı oldu
Suriye sahası, sürecin en karmaşık ve uluslararası emperyalist aktörlerin doğrudan müdahil olduğu halkasını oluşturuyor.
2011 sonrasında emperyalizm destekli cihatçı grupların iç savaşa sürüklendiği Suriye’de, Kürt güçleri kuzey ve kuzeydoğuda Rojava olarak adlandırılan özerk yönetim alanlarını kurmuştu.
ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun askeri ve maddi desteğiyle güçlenen ve omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Mazlum Abdi komutasında on binlerce kişiyle tarif edilen önemli bir askeri kapasiteye ulaşmıştı.
Şam’da Beşar Esad yönetiminin devrilmesi ve HTŞ'nin iktidara gelmesini başlangıçta selamlayan SGD, sonrasında bu cihatçı grupla pazarlık masasına oturdu.
Türkiye’deki süreçle eş zamanlı yürüyen pazarlıklar neticesinde SDG ile yeni Şam yönetimi arasında 10 Mart mutabakatı sağlandı. Uluslararası güçlerin de dâhil olduğu müzakereler sonucunda SDG bağımsız bir askeri yapı olarak varlığını sonlandırdığını duyurdu ve genel komutan Mazlum Abdi, cihatçı Şara’nın danışmanlığına getirildi.
Gerçekleri eğip bükmeden, patronların ve iktidarın değil, emekçinin sesini duyuran bağımsız habercilik için soL'a omuz ver. Karanlığa karşı aydınlığı çoğaltmak için sen de hemen soL'a abone ol!
İran: Sırada PJAK mı var?
Irak ve Suriye’deki askeri entegrasyon süreçlerinin ardından gözler İran’a çevrilmiş durumda.
PKK'nin İran'daki kolu olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), İran sahasında silah bırakmak için gerekli siyasi zemin ve diyalog kanallarının bulunmadığını belirtiyor.
İmralı görüşme tutanaklarına yansıyan iddialara göre Abdullah Öcalan, Suriye'den sonra sıranın İran'a geleceğine işaret ediyor.
“İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafıl'ın da içinde olacağı ve PJAK'ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK'ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.”
İran'a yönelik devam eden emperyalist saldırılarda bölgedeki silahlı Kürt güçlerinin kullanılması senaryosu sürekli olarak ABD basını üzerinden gündeme getiriliyor. Burada Irak'taki Kürt güçleriyle birlikte PJAK da anılırken, İran dosyasının kilitlenmesiyle birlikte bu başlık şimdilik tıkanmış görünüyor. Ancak buradaki olası hareketlenmenin "şimdilik" bölge halklarının değil, emperyalistlerin yararına olacağı görülüyor.

Türkiye: Yasal adımlar beklenirken süreçte 'donma' tartışması
Sınır ötesinde hızlı bir entegrasyon ve yeniden yapılanma trafiği yaşanırken, Yeni Osmanlıcı sürecin Türkiye kısmındaysa zaman zaman hızlanan zaman zaman durulan bir tablo var.
PKK'nin kendini feshettiğini açıklaması, silah yakma töreni, AKP, MHP, CHP ve bir kısım Yeni Parti üyesinin desteklediği çerçeve yasa şu ana kadar öne çıkan gelişmeler oldu.
Son olarak Öcalan için İmralı'da bir villa yapılırken, iletişim olanaklarının da artırıldığı ifade edildi.
Yine AKP ve MHP tarafından alınan karara göre Öcalan, süreç için kurulan alt komisyonlardan birinde görev alacak, çalışmalarını da kendisi için yapılan yeni yerde sürdürecek.
Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen bir habere göre, çerçeve yasadan yararlanacak olanların isimleri, T.C. kimlik numaraları, yargılandıkları mahkeme ve sevk maddeleri, dosya numaraları, almış oldukları ceza miktarı, dosyanın kesinleşip kesinleşmediğini içeren kapsamlı çalışma tamamlandı.
80 bin dosyanın incelenmesiyle hazırlanan bu dosya kapsamında binlerce kişinin tahliyesinin önünün açılacağı ifade ediliyor.
Sürecin sonraki seyri açısından kritik görülen bu adım dışında, Öcalan ve AKP/MHP arasında görüşmeler de sürüyor.
Bu görüşmelerin olası bağlanacağı yerin Yeni Osmanlıcı bir anayasa gündemi olmasına kesin gözüyle bakılırken, Genişletilmiş Cumhur İttifakı'nın seçim sürecinde nasıl hareket edeceği de merak konusu.
Öte yandan tüm bu gelişmeler yaşanırken KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat’ın yaptığı son açıklamalar dikkat çekti. Hozat, süreci "donma ve kilitlenme" olarak tanımlarken, Öcalan’ın statüsü resmileşmeden ve özgür hareket etme koşulları yaratılmadan yeni bir adım atmayacaklarını dile getirdi.
Ancak bu çıkışa rağmen, süreç İmralı ve iktidar temsilcileri arasındaki kapalı kapılar ardındaki görüşmelerle zaman zaman ivmelenerek, zaman zaman da durularak ilerliyor. Önümüzdeki süreçte atılacak yeni adımları yüksek olasılıkla seçim süreci ve yeni anayasa tartışmaları belirleyecek gibi görünüyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.