Sayfa yolu
İmamoğlu: Ortada delil yok, uydurma bilirkişi raporları ile itirafçılar ve yağmalanan kent var
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.10.2026 , 16:16 Güncelleme Tarihi: 16.10.2026 , 17:36
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor. Ekrem İmamoğlu, üçüncü günde de savunmasına devam ediyor.
Duruşmayı Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de takip etti.
Ekrem İmamoğlu, “Kısıtlı imkanlarla ölen sayısının arttığını öğrendik çünkü bir sıkıntı var televizyon yayınını izleyemiyoruz. Her afet aslında sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor, her afet millet adına devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşımak durumunda olduğunu bize hatırlatmalı. Yani devlet kurumunun, devlet kurgusunun yapısını başka; hükümet, siyaset, partiler başka alanlarda konumlanıp, o devlet kurgusu içinde görev aldığında bir bütüne dönüşmeyi sağlayabilmeli” dedi.
ANKA Haber Ajansı'na göre, AKP'den Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçilen Dündar Ziya Gültekin için de başsağlığı dileyen İmamoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerine değindi. İmamoğlu, şunları söyledi:
TBB aslındaki buradaki savunmanın ve burada bulunmamızın böyle çok somut bir hali. Yani Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ne yazık ki 2024'ten bu yana yani 1,5 yıl içerisinde 4. kez seçildi. Burada bulunmamızın yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, yargı eliyle muhalefeti baskı altına almak, hatta devlet dışı bırakmak müdahalesinin, kötü mücadelenin, kötü aklın tezahürü dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu.
'Ortada bir delil yok'
"Türkiye'deki hükümet, 'yargı eliyle ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım' diyor. Türkiye'deki muhalefet de 'ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim' diyor. Yani ortada bir yargı saldırısı var, karşısında da milli iradenin büyük bir dayanışması ve direnişi vardır. Bu direniş karşılığıdır dün yapılan Türkiye Belediyeler Birliği'nin seçimindeki sonuç. Bunu böyle okumalıyız" diyen İmamoğlu savunmasına şöyle devam etti:
Bizimle ilgili iddialar ortaya atılıyor ve deniliyor ki şu oldu, bu oldu. Ne var? Beyan var. Ne var? Uydurma bilirkişi raporları var. Onlarla ilgili detaylara da gireceğim. Ortada bir delil yok. Tekrar ediyorum, 7 ay bitti. 7 ay bitti ve buradayız. 7 ayın üzerine şu ekranda ya da daha önceki bulunduğumuz duruşma salonundaki ekranda bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge hiçbir şekilde iddia makamıyla bize gösterilmedi. Ya da burada gelen itirafçılar, sanık itirafçılar bir tek delil, bir tek somut bilgi, belgeyi bizimle paylaşmadılar. Sadece beyan, sadece dedikodu.
'Somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolar'
AKP döneminde, İBB’de kendisinden önceki döneme ilişkin tespit edilen dosyalara ilişkin bilgi veren İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Şimdi AK Parti döneminde, yani benim seçilmemden hemen önceki dönemde, burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli teftiş kurulumuzun denetim yapan, inceleme yapan ekiplerimizin somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33 tanesi listede var. Bu 33 tanesini niye ayırdık? Çünkü bu 33 dosya, ne yazık ki bizim gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten sonra, bakınız bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadı. İçişleri Bakanı o dönem bu dosyaları bizden istedi, aldı, el koydu ve dedi ki 'bunları ben soruşturacağım.' Bizim soruşturmamıza hukuki tarafıyla gerekli şikayetleri yapmamıza engel oldular.
64'ü savcılığa suç duyurusunda bulunduklarımızdır. 146'sı ise farklı kurum ve kuruluşlara, farklı kurum ve kuruluşlara şikayetlerini yaptığımız, bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır. Burada kur hesapları yanlış olabilir çünkü bu tablolar üç-dört ay öncesi o yayınlanmayan kitabımla ilgili hazırladığımız birtakım sayılardı. Ne yazık ki Türkiye'de kur da değişiyor, borsa çöküyor, bir sürü şey yaşanıyor. Yani orada 115 milyar rakamı, belki de bugün artık 125 milyar olmuş olabilir.
Şimdi delil karartmalara ve kaçırmalara rağmen ben burada dedikoduyu değil somut delili bulduğumuz yolsuzlukların bu tablosunu sizinle paylaşıyorum. Tekrar ifade edeyim, İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha önce hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu. Bu, tarihte görülmemiş bir şey değildir, tekrar altını çiziyorum.
2,5 milyar dolarlık yolsuzluğu ispat eden dosyalara keyfi şekilde bakanlıkça el konulması ve sümen altı edilmesi, uyduruk bilirkişi raporları dayanak yapılarak ya da savcılıklarca ne yazık ki büyük bir kısmı zaman aşımına uğratılarak, böyle patır patır patır kovuşturmaya yer yok kararlarının verilmesi kurumsal ve ahlaki çürümedir, yozlaşmadır, keyfiliğin zirvesidir.”
soL Haber, görünenin arkasındakilere, gerçeklere odaklanıyor. Hiçbir yerde görmediğiniz içerikler hazırlıyor. Bu haberlerin daha da artması, güçlenmesi okurumuzun verdiği destekle mümkün. Siz de abone olun, soL'un haberlerine güç verin.
'Askeri alan niteliğinde özel mülk İBB tarafından satın alındı'
İmamoğlu, AKP döneminde İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirttiği taşınmaz alımlarından örnekler vererek, “Milletimiz bu ikiyüzlülüğü kesinlikle görüyor, birkaç hususuyla birlikte de somut olarak size göstereceğim” diye konuştu.
İmamoğlu, 33 dosyanın tamamını anlatmayacağını, bunlardan 3, 5 dosyayı aktaracağını belirterek, Başakşehir’deki bir taşınmazın alımına ilişkin de, “24 Ekim 2016 tarihinde, Başakşehir'de, askeri alan niteliğinde bir özel mülk. O günün kuruyla, 13,5 milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor, kamulaştırılıyor. Bakın askeri alanın içinde” dedi.
İmamoğlu, 2021 yılında müfettişlerin taşınmaz için gayrimenkul değerleme raporu hazırlattığını belirterek, şöyle devam etti:
“2021 yılında, bakın 2021, aradan kaç sene geçmiş? 2016, 2021, 5 sene geçmiş. Müfettiş arkadaşlar, gayrimenkul değerleme raporu yaptırıyorlar burada. Askeri alanda olduğu için güncel değerini 5 yıl sonra 13 milyon 350 bin lira olarak tespit ediyorlar. Yani 2 milyon dolar yapıyor o günkü kurla, 2021 yılının kuruyla, 2 milyon dolar. Özetle, İBB AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değeri 2 milyon dolar olduğu çıkıyor hem de 5 yıl sonra.”
'Kamunun kasasından hırsızlık yapılmış'
İmamoğlu, bu işlemde kamu zararının 11,5 milyon dolar olduğunu ifade etti ve söz konusu taşınmazın İBB’nin herhangi bir işine yaramadığını belirterek, “Stratejik askeri alan. Bakın bu çarpıcı bir örnek, 13,5 milyon dolar. Resmen kamunun kasasından hırsızlık yapılmış. Hırsızlık yapılmış. Başka bir tarifi yok” ifadelerini kullandı.
'Kamu aleyhine planlı bir şekilde vurgun yapanlar serbest'
İmamoğlu ayrıca Fatih’teki Vatan Caddesi’nde bulunan lunapark arazisinin 2011’de 13 milyon dolara alınıp 2017’de İBB’ye 119 milyon dolara satıldığını belirterek, “Böyle bir soygun olamaz. Kamunun kasasından, beytülmalden, milletin parasından 106 milyon dolardan fazla bir tutardan söz ediyorum” dedi.
Söz konusu süreçte kamu zararı oluştuğunu savunan İmamoğlu, “Kamu aleyhine planlı bir şekilde vurgun yapanlar serbest. Bunu ortaya çıkarmak için bütün denetim kurullarını harekete geçiren Ekrem İmamoğlu ise Silivri’de. Ellerinde ne var? Sıfır” ifadesini kullandı.
'AKP döneminde 130 projede 85 milyar dolarlık imar rantı oluştu, büyük bir yağma'
AKP dönemindeki 2009-2019 yılları arasında yapılan imar planı değişiklikleriyle sonucunda 130 projede ortaya çıkan ilave değerin dönemin kuruyla 85 milyar dolar olduğunu söyledi. Bu uygulamalarla kamuya ait alanların özel projelere açıldığını ve büyük bir imar rantı oluşturulduğunu belirten İmamoğlu şunları söyledi:
Buradan büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bu dönemde tarifsiz, gerçekten büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bizden önceki yönetim tarafından bizzat siyasi kadrolarıyla da yönetilen rant ve yağma organizasyonu ağır bir kent suçudur. Ağır bir kent suçudur. 10 milyarlarca dolarlık bu usulsüz uygulamaların her bir dosyası yargı konusudur.
'SEGBİS kayıtları kamuoyuyla paylaşılsın'
İmamoğlu, duruşma kayıtlarının yayımlanmasını da istedi.
Adalet Bakanlığı’na SEGBİS kayıtlarından bölümler seçip kamuoyuyla paylaşma çağrısı yapan ve iddianameyi de eleştiren İmamoğlu, “İddianameyi yazan ve yazdıran anlayış, istediği kişiyi sanık yapıyor ve tutukluyor. İstediği kişiyi. Hiçbir şeye ihtiyacı yok. Akşamdan sabaha karar veriyor. İstediği kişiyi de hiç görmüyor, buharlaştırıyor. Acayip bir mekanizma” dedi.
'Beni sandıkta yenemediler, onun için buradayım'
Ekrem İmamoğlu, “Bir buçuk yıldır neden buradayım? Seçimi iptal ettiler, olmadı. Önce 13 bin 600 oy farkıyla kazandığım seçimi yeniledim ve 806 bin oy farkıyla kazandım. Beni sandıkta yenemediler, onun için buradayım" dedi.
Tutuklamanın çeyrek asırdır "bir silah gibi kullanıldığını" ifade eden İmamoğlu, "19 Mart sonrası 593 öğrenci gözaltına alındı, 238’i tutuklandı. 238 genç sınavlarına giremedi. Bunun hesabını hangi vicdan verecek” diye sordu.
İtirafçıların ifadelerini sıraladı: 'İki ayrı itirafçı, farklı tarihlerde ifade vermiş, virgülüne kadar aynı'
İmamoğlu, savunmasında "etkin pişmanlıktan" yararlananların beyanlarını da eleştirdi. İmamoğlu, “İtirafçıların tutumları öyle bir noktaya geldi ki Sayın Başkan, Sayın Heyet, kusura bakmayın; artık size değil, iddia makamına bakarak ‘Oldu mu, doğru mu, iyi söylüyor muyum?’ diye onay bekler hâle geldiler” dedi.
İmamoğlu, itirafçıların ifadelerinden, “Ben önceki verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum, çıkmak için söyledim.”, “Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır.”, “Gazetelerde boy boy çıkmıştı, ben de onun aynısını söylemek zorunda kaldım.”, “Bana falancayı vereceksin dediler.”, “Önüme geleni imzalamışımdır.”, “Konuşma kesilip montajlandı.”, “Duyuma dayalı her şey, herkes bilir.”, “Soruşturma aşamasında duyduğum bir bilgi.”, “Hissettim.” örneklerini sıraladı.
İmamoğlu, “İki ayrı itirafçı, farklı tarihlerde ifade vermiş. Bir sanık bu ifadeleri yan yana koydu. Noktasına, virgülüne kadar aynı beyanlar! İki farklı insan, iki farklı gün ama aynı cümleler… O cümleleri kim kurdu” diye sordu.
İmamoğlu, “Bir itirafçının savcılık ifadesi yaklaşık 14 saat sürmüş. Ancak tutanakta sorular yok, yalnızca cevaplar var. İnsan, 14 saat boyunca konuşulduğunu düşünüyor ama hangi cümlenin önce soruda kurulduğunu, hangisinin cevaba geçirildiğini bilmiyoruz. Aleyhe bir cümle gerekiyorsa bir gecede ifadeye giriyor. Lehine olan bir cümle ise 14 saatlik ifadede bir kez bile tutanağa yazılmıyor. Aleyhe olan kayda geçiriliyor, lehe olan dışarıda bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
'Bu dava siyasidir'
İmamoğlu, “Bir buçuk yıldır neden buradayım? Seçimi iptal ettiler, olmadı. Önce 13 bin 600 oy farkıyla kazandığım seçimi yeniledim ve 806 bin oy farkıyla kazandım. Beni sandıkta yenemediler, onun için buradayım. Kendi söyledi: ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır.’ Seçimde sonuç alamayınca bu kez tutuklayarak başarmak istediler. Bu dava siyasidir. Bunun adı siyasettir. Yazıktır, günahtır” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, duruşmaya verilen aranın ardından savunmasına devam edecek.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.