Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İmamoğlu İBB Davası’nda Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini istedi

İBB Davası’nda savunmasına devam eden İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın alınma sürecine ilişkin atılan manşetleri hatırlatarak “Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum” dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 15.10.2026 , 17:28 Güncelleme Tarihi: 15.10.2026 , 18:20

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davası kapsamındaki savunması ikinci gününde devam ediyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılan duruşmayı Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de takip ediyor.

Savunmasının ilk gününü dün tamamlayan Ekrem İmamoğlu, bugün saat 11:54 itibarıyla savunma yapmaya devam etti. İmamoğlu’nun yarın da öğlene kadar savunmasına devam etmesi, ardından çapraz sorgusunun yapılması ve avukatlarının söz alması bekleniyor.

İstanbul'da afet görüntüleri için 'sorun dündedir, bugünde değil' yorumu

Sözlerine dün İstanbul’da yaşanan yoğun sel ve su baskınlarında yaşamını yitirenleri anarak başlayan İmamoğlu, kentte 1986’dan beri yaşanan en yoğun yağmur yağışından bahsedildiğini belirtti. Meselenin yağmurun yere düştüğü kilogramla açıklanamayacağını kaydeden İmamoğlu İBB’de kendi yönetimi öncesinde AKP döneminde Kağıthane ve Ayazağa bölgesindeki vadiye yerleşen nüfusa ve dere yatağına yapılan kulelere işaret etti.

“Bugün yaşananların sorunu dündedir, bugünde değildir” ifadesini kullanan İmamoğlu Sazlıdere Barajı örneğinden hareketle dün yaşananların İBB davasıyla yakından ilişkili olduğunu savundu.

Halk TV’ye kayyım atanmasının da fon soygununun da kendileriyle ilişkili olduğunu öne süren İmamoğlu savunmasında 19 Mart operasyonunu bir darbe olarak niteledi.

Akın Gürlek ile yaptığı telefon görüşmesini anlattı

Son yerel seçimlerin yapıldığı 31 Mart 2024’ün ardından İBB’ye operasyon için “tetiğe basıldığını” söyleyen İmamoğlu seçimden iki ay sonra bu yönde konuşulanları duyduğunu anlattı:

“2024’ün hemen sonrasında tetiğe basıldı. Süreç konuşulmaya başlandı. Kesemedikleri bu kulak, bunu duymaya başladı. Ne zaman? Mayıs, Haziran aylarında duymaya başladı: İstanbul'a ve sana gelecekler."

İsim vermeden Adalet Bakanı Akın Gürlek’e işaret eden İmamoğlu “Ekim başında siyasi görevden hukuksuz bir biçimde İstanbul'a atanan görevlendirilmiş kişi İstanbul'daki mücadelesine, benimle olan mücadelesine başladı ve bu mücadele işte 19 Mart'a gelene kadar Esenyurt'la birlikte kendini göstermeye başladı” diye konuştu.

‘O hiç unutmadığım tiz sesiyle…’

İmamoğlu savunmasında o dönem Gürlek’e hayırlı olsun ziyareti yapmak istediğini ve randevu için aradığında aralarında geçen konuşmayı da anlattı:

Aradım, ‘Sizden randevu istedim bir hafta, 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?’ dedim, ‘Çok yoğunum’ dedi. ‘Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim’ dedim. Yine o hiç unutmadığım kulağımda duran tiz sesiyle, ‘E ben hemen çözmeye…’ dedi. ‘Çözmek değil bana bu hafta randevu verin ya da vermeyin’ dedim. Bu kadar net. Çarşamba günü 30 Ekim'e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesine operasyon yaptı. Bir gün önce de o randevuyu iptal etti.”

'Aklanması gereken ben değilim'

Bütün bunların “sistemli, örgütlü bir çalışmanın” ürünü olduğunu belirten İmamoğlu “Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin” ifadesini kullandı.

Anlatacaklarını “kendini aklamak için” yapmayacağını söyleyerek “Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum, ikinci kişiyi de biliyorum, üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak” diye konuştu.

'Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım'

19 Mart’tan bu yana yaşananları “hukuk kılıfına sokulmuş bir siyasi operasyon” diye niteleyen İmamoğlu “Bu dosyanın içinde kaybolmayacağım, bu dosyanın üzerinden geçeceğim. Her hukuksuzluğun üstünde bir an duracağım, gösterip yoluma devam edeceğim” dedi.

'Sahurunu yapmış bir insanın kapısına dayandılar'

İBB’ye yönelik 19 Mart operasyonlarının ramazan ayına denk geldiğini hatırlatan İmamoğlu “Ramazan ayında bir sabah değil bakın, sabah değil, sahurunu yapmış bir insanın, daha henüz uykuya dalamamış haliyle kapısına dayandılar Ekrem İmamoğlu'nun ve bütün arkadaşlarımın. Zifiri karanlıkta evimin kapısına yüzlerce polis geldi, yüzlerce! Ve 5-6 kademe, 5-6 kademe canım polisimizi kapıya dizdiler. Kim? Koltuğunu sağlama almak isteyen bir kişi ve onun aparatı!” dedi.

'Siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız'

Ekrem İmamoğlu, dün yaptığı savunmayla ilgili, “Savunma yap” eleştirilerinin geldiğini belirterek, şunları kaydetti: 

Ne savunması? Boynunuzu aşağı eğin bu kararı alanlar, siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Bu ülkenin insanlarına, demokrasiye, adalete, Cumhuriyete ihanet etmiş insanlarsınız. Çağırdınız da gelmedik mi? Adaletten mi kaçtık? Sorgulamadan mı, hangi denetimden kaçtık? Elinizde ne var? Nereden kaçtık? Korkaklar! Randevu bile veremediniz. Telefonumuza bile bakamadınız. Korkaklar!”

İBB Davası'nda yedi aydır "dedikodu yapıldığını" savunan İmamoğlu, "İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir şey. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok" ifadelerini kullandı.

Yargı makamlarının fon krizine odaklanması gerektiğini belirten İmamoğlu partisinin fon iddialarının araştırılması için Meclis'e önerge verdiğini ancak önergenin Cumhur İttifakı tarafından reddedildiğini kaydetti ve herkesin mal varlığının incelenmesi çağrısı yaptı.

'Savcı 'yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz, siz bizi yargılarsınız' dedi'

İmamoğlu savunmasının devamında İBB soruşturması kapsamında ifade verdiği savcının kendine "Sayın Başkanım, bugün biz burada oturuyoruz, sizi yargılıyoruz; siz yarın Cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz, siz bizi yargılarsınız" dediğini iddia etti. İmamoğlu söz konusu savcının bugün Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü olduğunu söyledi.

TRT yayınlarına da tepki gösteren İmamoğlu "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin TRT'si 87 milyonun parasıyla bize küfretti, bize hakaret etti" dedi. 

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından başsavcının bakan yardımcılığından İstanbul'a atanmasını, 18 Mart 2025'te diplomasının iptal edilmesini ve 19 Mart'ta gözaltına alınmasını aynı sürecin parçaları olarak değerlendiren İmamoğlu, "Belgeler bizim tarafımızda, takvim onların tarafında" ifadesini kullandı.

'Kılıçdaroğlu'nun tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum'

CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın satın alınması sürecine ilişkin atılan manşetleri ve Erdoğan tarafından sarf edilen “para kuleleri” sözleri de İmamoğlu’nun savunmasında yer verdikleri arasındaydı.

İmamoğlu dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuda İBB Davası’nda tanık olarak dinlenmesini talep etti. İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

Benim gözümün önünde dönemin genel başkanına anlatıldı. Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini talep ediyorum.”

Ekleriyle birlikte 84 bin sayfalık iddianame için “Kimse bunu okumaz. Zaten içi boş. Yazdıran da biliyor, yazan da biliyor. Kendi hayatında ne yapmışsa, ne uygulamışsa ‘Yahu, Ekrem de yapmıştır’ diye yazdıkları bir iddianamedir bu” diye konuştu. 

Soruşturma kapsamında babasının tarlasının kazılması gibi örnekleri hatırlatan İmamoğlu, “ticaret yapmayı sevdiklerini ama parayı sevmediklerini” öne sürdü. İmamoğlu iddianameyi yazanlar için “Bu parayı sevenler, bu işi nerede saklıyorsa, ne yapıyorsa demek ki bir yöntem biliyorlar. Buraya yazmışlar ama bizimle ilgisi yok. Olmadığı da ortaya çıktı zaten. Çünkü yok, yok” dedi.

İddianamedeki "Ahtapotun kolları", "güç zehirlenmesi", "gasbetti" gibi sözleri örnek veren İmamoğlu “Bu metin, bir hukukçunun değil, bir manşetçinin kalemidir” dedi, iddianamenin belgelere değil, beyanlara dayandırıldığını savundu.

'Belge bizde, dedikodu onlarda'

Dosyada tek bir banka dekontu, para izi, talimat yazısı, ses kaydı, görüntü bulunmadığını, tek bir “gözümle gördüm” diyen tanık olmadığını savunan İmamoğlu, “Ama her arkadaşımın ve benim tarafımızda tapular var, faturalar var, noter belgeleri var. Açıklamalarında ada, parsel, proje var. Banka havaleleri var, Hazinenin izinleri var, Sosyal Güvenlik Kurumunun ‘borcu yoktur’ yazısı var, İBB Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararlar var, MAPEG Genel Müdürlüğünün yazdığı yazılar var, Enerji Bakanlığının aldığı kararlar var. Hepsi var! Öbür tarafta ‘mış, muş’. Belge bizde, dedikodu onlarda. Bu davanın bütün hikâyesi bu dört kelime: Belge bizde, dedikodu onlarda” dedi.

Davanın siyasi olduğunu iddianamenin de saklamadığını savunan İmamoğlu “Kendi eliyle dokuz başlıkta yazıyor: Bir partiyi ele geçirmek ve cumhurbaşkanı adayı olmak. Suç! Kurultay ve il kongresi, parti binası, gazeteciler, seçmen verisi, casusluk, ilçe adayları, iştiraklerle adayların eşleştirilmesi, en sonunda da o partinin kapatılması için Yargıtay’a bile bildirim yapan bir iftiraname. Tam bir komedi, tam bir safsata!” diye konuştu.

‘Vallahi bunu bu işi yapmış olan biri yazar ya da yazdırır’

İddianamede, “Şimdiki hedefimiz Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olmasıdır. Nasıl ki partinin ele geçirilmesi için fon oluşturuldu…” şeklinde bir alıntının yer aldığını ifade eden İmamoğlu, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 2 milyar dolar fon topladığının iddia edildiğini belirtti. 

Ekrem İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

Fon! Ben hayatımda fon diye bir şey demedim, bilmiyorum. Fonu burada öğrendim. ‘Ve bu hususta başarılı olunmuşsa şimdi de cumhurbaşkanlığı seçimi için büyük bir fona ihtiyacımız var. Bu fona katkı verenler abat olacak.’ Vallahi bunu, bu işi yapmış olan biri yazar. Ben bilmem. Bak, yapmış olan biri yazar mı? Ya da yazdırır. Tarihe dönün, bakın; vallahi bulursunuz onu. Ben bulamam, ben cahil kaldım. Şu metni, bu işi yapmış olan ya da yaptırmış olan biri yazmıştır. Ya da şu fon meselesinde milyarlar döküldü ya, onun arkasında kim varsa bunu da o yazdırmıştır. Birebir aynı kişi.”

Söz konusu “fonun” 2 milyar dolar olduğuna dair iddiaları hatırlatan İmamoğlu “Neymiş efendim? Seçimi kazanmamız için en az 2 milyar dolar gerekiyormuş. Vallahi benim aklımdan ne 2 milyar geçti ne 2 milyar dolar geçti ne de 2 milyar dolarlık fon geçti. Demek ki bunu bilenler, 2 milyar dolarlık fonla bu işi yapmışlar, geçmişler. Acaba kim? Allah Allah! Milletimiz düşününce bunu bulacak. Ben bulamam, ben cahilim. Ben bilmiyorum. Demek ki birileri bunu böyle yapmış. 2 milyar dolarlık fon lazımmış. Benim bildiğim, sandıkta milletin oyu lazımdır” dedi.

İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

Sözüm ona bu fon rakamının geçtiği isimlerin arasında Murat Gülibrahimoğlu denen bir iş insanı var. Burada rakamları tek tek yukarıdan aşağı döküldü. Rakibimin kampanyasına 42 milyon yatırmış. 2024’ün rakamlarıyla, 42 milyon. Milyonlarca lirayı, 42 milyonu yatırdığı kişi Murat Kurum. Ben değilim. Gak guk dediler. ‘Ya, o öyle değil de…’ falan filan! Bırak gak guku! Benim cumhurbaşkanlığı fonumu toplayan adam böyle yapacak, siz de buradan bir yalan uyduracaksınız, o yalanı da millete yutturmaya çalışacaksınız. Hadi oradan! Vasatlık kokan insanlar!”

'Fotoğraf insanı casus yapsaydı yönetimde casus olmayan kalmazdı'

Sanıklardan Hüseyin Gün’ü tanımadığını ve yalnızca beş dakikalık bir randevuda fotoğraf çektirdiklerini belirten İmamoğlu, bu fotoğraf üzerinden kendisine “casusluk” ve “örgüt yöneticiliği” suçlaması yöneltildiğini söyledi. İddianamedeki “seçim sonuçlarının ajanlar tarafından belirlendiği” ifadelerine tepki gösteren İmamoğlu, Hüseyin Gün’ün devlet adına toplantılar düzenlediğini ve istihbarat başkanıyla bir araya geldiğini belirterek “Duruşmanın özeti Hüseyin Gün’dür” dedi.

Casusluk davasına imza atan ismin Adalet Bakan Yardımcısı olduğuna dikkat çeken İmamoğlu şunları kaydetti:

Bu ülkenin seçilmiş belediye başkanına, cumhurbaşkanı adayına utanmadan, sefil bir biçimde ‘casus’ diye yazan savcılar var ya. Bunu nasıl akıl edebilmişler, şaşıyorum. Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı. Şöyle bir FETÖ dönemine ve öncesine bakalım. Tekrar söylüyorum: Bu ülkede bir insanın fotoğrafla casus olduğunu ispatlayabiliyorsanız şu anda bu ülkeyi yönetenlerden casus olmayan kalmazdı. Benim fotoğrafım yok.”

'Kamu malını kimseye peşkeş çekmeden hizmet ettim'

Ertan Yıldız’ın Bakırköy Belediye Başkanlığı adaylığı için kendisinden ricada bulunduğunu anlatan İmamoğlu, aday gösterilmeyen kişilerin kırgınlıklarının iddianamede “itiraf” gibi sunulduğunu ve belediye iştiraklerinin ilçe adaylarına maddi destek sağladığı iddiasına dair somut delil bulunmadığını savundu.

Kendi yönetiminden önceki dönemde İBB tarafından Binali Yıldırım’a aylarca 10 makam aracı tahsis edilerek milyonlarca liralık kamu zararına yol açıldığını öne süren İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

Ekrem İmamoğlu döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi, acaba mensubu bulunduğu partiye bir tek araba tahsis etmiş mi? Ailelere tahsis edilmiş araçlar yıllarca, onlarca araç. Kendi malı mülküymüş gibi görmüşler. Sayın Cumhurbaşkanı, belediye başkanı olduğu dönemde kendi kurucusu olduğu vakfa Talimhane’deki otoparkı, Moda’daki tenis kortlarını, parkları nasıl bedelsiz vermiş, belgesi burada. Ben öyle bir belediye başkanlığı yapmadım. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne, Atatürkçü Düşünce Derneği'ne üyeyim ama yakın olduğum tek bir derneğe ya da vakfa bedelsiz yer vermedim. İstanbul’da büfelerin akrabalara, dostlara nasıl dağıtıldığını hepimiz biliyoruz. Yıktık ama altı, yedi senedir bir tane bile vermedim. Kamu malını kimseye peşkeş çekmeden, alnımın akıyla altı yıl bu millete hizmet ettim.”

'Baktılar partiyi kapatmaya gidemiyorlar, butlan süreci başladı'

İddianamede CHP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğunu hatırlatan İmamoğlu, hedefin kendisi değil “iktidarın sandıkla değiştirilebileceği fikri” olduğunu söyledi. 

Karşılarında beklediklerinden daha büyük bir toplumsal dinamizm görünce yöntem değiştirdiklerini savunan İmamoğlu, “Baktılar ki partiyi kapatmaya doğru gidemiyorlar; daha farklı bir yöntemi, iş birlikçisini bulunca devreye koymuşlardır. Olan budur. Ve butlan süreci başlamıştır” diye konuştu.

'Sınıf arkadaşımı bile tutukladınız'

İddianameyi imzalayan kişinin bugün Adalet Bakanı ve aynı zamanda HSK Başkanı olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Akın Gürlek’in katıldığı bir programda kendisinden “suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu” diye söz etmesine dikkat çekti. Dosyadaki dokuz siyasi başlıkta somut delil olmadığını, yalnızca “üç-beş katlı bir dedikodu mekanizması” bulunduğunu savunan İmamoğlu şunları kaydetti:

Bu dokuz siyasi başlıkta delil diye ne var? Bir şablon, bir kurultay görüntüsü, ofisin üstündeki sokaktan gelen bir baz kaydı, YSK’nin kendi verdiği bir liste, beş dakikalık bir nezaket fotoğrafı, kırgınlık, kızgınlık, seçim parası diye gösterilen bir alacak feragatı, bir Meclis kararı ve 67 çöp kamyonu! Delil olmayınca 3 bin sayfayı dizersiniz. Benim sınıf arkadaşımı bile tutukladınız. Bu millet böyle kül yutmaz kardeş. Bu yalan torbasını, yalan çuvalını kimseye iddianame diye yutturamazsınız.”

'Bu dosya adaylık üzerinden suç üretme safsatasıdır'

Cumhurbaşkanı olmak istemenin, kurultayda aday desteklemenin, parti binası için bağış toplamanın ve seçim kazanmanın suç olmadığını söyleyen İmamoğlu, “Bu dosya bir yolsuzluk dosyası değildir; adaylık üzerinden suç üretme safsatasıdır. Sandıkta yenemeyen rakip, ceza dosyasıyla yarıştan alınmak; sandıkta kazanan parti ise kapatma bildirimiyle lideriyle birlikte siyasetin dışına itilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

İddianamede neden sürekli “suç örgütü” kavramının kullanıldığına da değinen İmamoğlu, duruşmaya ara verilmeden önce sözlerini şöyle tamamladı:

Örgüt denilmesinin iki sebebi var. Birincisi, tutuklamanın en kestirme yolu. Kumpas davalarının bilinen yöntemi bu: Oraya ‘örgüt’ yaz, tutukla, garanti. Bu insanlara yazık, günah. 19 ay, dile kolay. İkincisi, birbirinden bağımsız 155 iddia nedeniyle ayrı ayrı yargılanması gereken insanları ‘örgüt’ kelimesiyle tek bir ağır ceza davasında bir araya getirmek. Üstelik bir de ‘Asrın Yolsuzluğu’ demiş. Manşet için hem yığın hem örgüt lazım. Sayın Mahkeme Başkanı, Sayın Heyet; bir açıdan bakarsanız işiniz zor, diğer açıdan bakarsanız çok kolay. Tercih sizin.”

'Tek bir kuruş kamu zararı tespit edilemedi'

Verilen aranın ardından savunmasına devam eden İmamoğlu, İBB’de kendilerinden önceki beş yılda toplam 147 denetim yapılırken kendi dönemlerinde İçişleri Bakanlığı denetimlerinin 115’ten 1042’ye, iştiraklerdeki Sayıştay denetimlerinin 5’ten 82’ye, savcılık soruşturmalarının sıfırdan 26’ya, bakanlık müfettişlerinin iştirak denetimlerinin ise sıfırdan 378’e çıktığını açıkladı.

Kendi dönemlerinde yaklaşık 11 kat daha fazla denetim geçirildiğini vurgulayan İmamoğlu şunları kaydetti:

Bundan hiçbir zaman şikayet etmedik, 'öf' de demedik, 'uf' da demedik. Bizim itirazımız denetim yapılmasına değil, yalan ve iftiralarla bir mekanizmanın işletilmesine oldu. Çok sayıda görevlinin katıldığı iki ayrı teftişten geçtik. Peki, sonuç ne oldu biliyor musunuz? Hiçbir kamu zararı tespit edilemedi.”

27 Aralık 2021’de eski AKP milletvekili adayı Arif Yıldırım’ın da yer aldığı müfettişler, MASAK ve 50’den fazla uzmanla başlatılan özel teftişi ve dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarını hatırlatan İmamoğlu şöyle konuştu:

Halbuki '557 terörist’ diyerek bizim kurumumuzdaki 90 bini aşan insan zan altında bırakıldı. Tüm personel incelendi, ihaleler incelendi, iş yeri açma ve çalışma ruhsatları incelendi, resmen bir saldırıya uğradık. Ama tekrar ifade edeyim, bu kadar soruşturma, bu kadar denetim, bu kadar kurumun içine kasıtlı bir şekilde yollanan birtakım görevliler olmasına rağmen, gururla ifade ediyorum, buradaki arkadaşlarım ve burada olmayan arkadaşlarım vasıtasıyla, tek bir kuruş kamu zararı tespit e-di-le-me-di. Nokta.”

Yaklaşık 1600 denetimden tek bir kamu zararı çıkmamasının 155 eylem uyduran iddia makamının ne kadar siyasi bir iddianame hazırladığının ispatı olduğunu savunan İmamoğlu, “Kamuya zarar vermemiş bir yönetimden suç örgütü çıkar mı? Çıkmaz. Kamunun kasasından beytülmale hiç dokunulmuş mu? Dokunulmamış. Kamunun kasasından kimsenin cebine tek kuruş girmiş mi? Girmemiş. Burada yargılanan nedir?” dedi.

'Murat Ongun’dan razıyım, Fatih Keleş’e yapılanları utançla izliyorum'

İddianamede örgüt olarak tanımlanan yapının İBB’nin teşkilat şeması olduğunu yineleyen İmamoğlu, danışmanı Murat Ongun’un “yol arkadaşı” olduğunu söyledi. Beylikdüzü ve İBB döneminde Ongun ile nitelikli bir çalışma yürüttüklerini söyleyen İmamoğlu, “Kendisinden razıyım. Gerçekten dürüstçe, mesleğine bağlı, çalıştığı insanla uyum içerisinde ama bir o kadar da eleştirel tarafı yüksek, yanlışı masaya koyan, doğruyu bulmak için benimle müzakere eden, karşı çıkan, kendi fikrini ortaya koyan ve tartışmalarla bir süreç yönettiğimiz bir arkadaşımız. Yani benim çalışma arkadaşım” ifadelerini kullandı.

2000’lerin başından beri tanıdığı iş insanı Fatih Keleş’in ise kendi ısrarıyla CHP’ye katıldığını ve İBB Spor Kulübü Başkanlığı yaptığını anlatan İmamoğlu, “Kadim dostumun, kardeşimin, 25 yıldır tanıdığım bir insanın bu kadar başarılı işler yapmışken, burada son gelen iddianameyle dahi, yani Fatih'i oraya da ekleyelim, oradan da bir suç üstüne atalım deyip, gerçekten zalimliğin, işkencenin en üst seviyesine kadar muhatap edilmesini utançla izliyorum” diye konuştu.

'Ertan Yıldız benim için bir hayal kırıklığı'

Ertan Yıldız’ı, kopuk birer uydu gibi yönetilen 32 belediye iştirakinde şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlamak amacıyla görevlendirdiğini belirten İmamoğlu, Yıldız hakkında “Örgüt yöneticisi falan değildir ama sıkıntılı halleri vardır. Sıkıntı hallerini de burada gördük. Ne yazık ki benim için bir hayal kırıklığıdır” dedi.

İtirafçılardan Adem Soytekin’i de 2007-2008’den itibaren başarılı bir inşaatçı olarak tanıdığını ifade eden İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

Sanki savcılık maden bulmuş gibi, kuyuda altın bulmuş gibi, biz bu Adem'den ne çıkartırız diyerek Adem'in canına okudular. Açık ve net söyleyeyim. Ortada bir suç örgütü yok, ortada şanlı, şerefli İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Yüzlerce vatansever yöneticisi var, canla başla çalışan memurları, mühendisleri ve şoförleri var. Hepsiyle de gurur duyuyorum.”


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.