Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İletişim emekçileri medyanın Narin'le imtihanını konuştu: 'Doğrunun önüne geçmek suçtur'

İletişim Emekçiler Dayanışma Ağı, Narin cinayetiyle birlikte ortaya çıkan medyadaki çürümüşlüğü konuştu. Patronların körüklediği reyting kaygısı ve tık avcılığının ardında gizlenenler ele alındı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.09.2024 , 20:34 Güncelleme Tarihi: 21.09.2024 , 21:39

Narin cinayeti bir kez daha gösterdi ki gazetecilik; şekilcilik, magazinsellik ve reyting hırsının etkisi altında. 

Hâlâ çözülemeyen cinayet spekülasyonlarla dolu haberlere malzeme yapılıyor, "his haberciliği" adı altında duygular sömürülüyor, sermaye medyası bu durumu bir gösteriye dönüştürüyor.

Halka yalan söylemek kadar halkın doğru bilgiye ulaşmasının önüne geçmenin de suç olduğunu söyleyen iletişim emekçileri medyanın Narin'le imtihanını konuşmak için buluştu.

Patronların Ensesindeyiz İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı, dün X platformunda oluşturulan sohbet odası etkinliğinde Narin cinayetinin ortaya çıkardığı medyadaki çürümeyi masaya yatırdı.

'Medyanın ne derece kontrol altında tutulduğu görüldü'

Basın çalışanları ve hukukçuların konuştuğu etkinlikte ilk sözü gazeteci Canan Kaya aldı.

Olayın, iktidarın medya üzerindeki kontrolünü bir kez daha gözler önüne serdiğini kaydeden Kaya, "Dosyada gizlilik kararı varken yayın yasağı ailenin talebiyle getirildi. Fakat gizlilik kararına rağmen iktidara yakın gazetelerde çarşaf çarşaf ifadeler yayınlanmaya başlandı" dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın, Narin cinayetini soran gazetecilere eliyle "sus" işareti yapmasını değerlendiren Kaya, edindiği bir kulis bilgisini şu sözlerle aktardı: "Tüm televizyon yayıncılarına Ankara’dan 'Artık Narin Güran haberlerini şu sınırlar içinde işleyin' talimatı geldi. Biz bu olayla Türkiye’de medyanın anaakım başta olmak üzere ne denli kontrol altında tutulduğunu, bizim sadece etrafımıza örülen duvarları aşmak adına gazetecilik yapmaya çalıştığımızı gördük."

'Çocuk cinayetlerinin sistematik olduğu gerçeği gizleniyor'

"Bizim yaptığımız bu haber neye hizmet ediyor" sorusunu yönelten gazeteci Evrim Kepenek ise, çocuk haklarının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.

Konunun politik düzlemden uzaklaştırıldığının altınız çizen Kepenek, "Bu ülkede bir çocuk istismarı gerçeği var, son dönemde artan çocuk cinayetlerini görüyoruz. Konu şiddet bağlamından ve sistematik olduğu gerçeğinden koparılıyor. Herkes dedektifliğe soyunmuş durumda" dedi.

'Magazinel değilse basına sunmuyorlar'

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği adına söz alan avukat Çisel Demirkan, Narin cinayetinin bireysel değil toplumsal bir trajedi olduğu söyledi.

Son olarak 2008-2016 tarihleri arasında kayıp çocuklara dair veriler düzenlendiğini, üstüne 6 Şubat depremlerinde çocukların kaybolduğunu ancak hiçbirinin bu derece sorgulamadığını hatırlatan Demirkan, "Olay magazinsel değilse, olay pornografikleştirilemiyorsa bunu basına sunmayı tercih etmiyorlar" dedi.

Narin cinayeti soruşturmasında iktidara yakın medyanın servis ettiği belge ve bilgilere dikkat çeken Çisel Demirkan, şöyle konuştu:

"Daha avukatlara ulaşmayan belgeler basında medyada yayınlanmaya başladı. Biz canlı yayın esnasındayken ifadeler önümüze düştü. Mesele aslından uzaklaştırıldı. Bir gericiliğin nasıl istismar alanına döndüğünü bir kere daha gördük."

'Açığa çıkanların altında kalacaklarını biliyorlar'

soL yazarı Orhan Gökdemir, sözlerine televizyonlardaki haber bültenlerini eleştirerek başladı: "Haberi kısaca verip uzun tiratlar çekene gazeteci diyemeyiz. Çocuğun ölüm haberini anlattıktan sonra arkasına ağıt koyamazsınız, bu gazetecilik değildir.”

İktidara yakın medyanın yanı sıra "muhalif" olarak tanımlanan medyanın da yozlaştığını kaydeden Gökdemir, "Olay sadece bir çocuğun öldürülmesi değil. Oradaki köyde ne olup bittiğine değin başka şeyler de konuşmamız gerek. Bu köyde aşiret, devlet, siyasi ilişkiler var. Burada hukuk, yasa, laiklik, cumhuriyet yok" dedi.

Bir cinayetin 30 gündür çözülememiş olmasının ardında farkı saiklerin yer alabileceğine işaret eden Gökdemir, "Bu mesele çözülürse meselenin altından çıkanların altında kalacaklarını biliyorlar" ifadelerini kullandı.

Kamuoyuna ve basına resmi kanallardan yeterli açıklamaların yapılmadığının altını çizen Orhan Gökdemir, "Katili bulmak gazetecinin işi değil. Yok mu orada bir savcı, kaymakam, vali?" sorusunu yöneltti.

'Medyada çürümeye karşı bir araya geliyoruz'

Etkinliği düzenleyen İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı adına söz alan Ebru Yazıcı, “Medya alanında gördüğümüz çürümeye karşı gazetecilik mesleğinin onurunu, etiğini, ahlakını korumak, dayanışarak güçlenmek için bir araya geliyoruz" dedi.

Örgütsüzlüğün medya alanında bir çöküşe yol açtığını söyleyen Yazıcı, reyting ve tık avcılığı peşideki basın için "Ne gazeteciliğe sığacağını ne de ilkeli bir yurttaşın sergilemesi gereken tavra yakışacağını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

'Toplumsal ve siyasal nedenlere gözler kapatıldı'

soL Haber editörü Aslı İnanmışık, anaakım basında gösterilenin aksine olayın arka planında tarikatlar gibi gerici yapıların yer aldığını vurguladı.

Çocukların öldürülmesi, istismara uğraması ve şiddet görmesinin politik bir konu olduğunu belirten İnanmışık, şöyle konuştu:

"Çocukları toplumsal alanda koruyup kollama işi bir yandan da hepimizin görevi. Buna medya da dahil, çünkü zaten iktidar çocuklara karşı suç üreten yapıları destekliyor. Sonuç olarak iktidar bu tablonun kendisini teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla da buna karşı söz söyleyenlerden biri de medya olmalı."

Basının haber yaparkenki öncelikli görevinin çocuklara karşı işlenen suçlara zemin yaratan adımlarla mücadele etmek olduğunu kaydeden İnanmışık, "Konunun bazı toplumsal ve siyasal nedenlerine gözler kapatıldı, bir tablo oluşturuldu ve günden güne bu tablo beslendi. Biz bu yanlışı düzeltmemiz gerektiğini düşünerek haberlerimizde buna göre adımlar attık" dedi.

Gazeteci Sinem Nazlı Demir ise görevi olmamasına rağmen "dedektif" rolüne soyunan medyanın meselenin bir çocuk cinayeti olduğu gerçeğini gizlediğini söyledi.

Habercilikte hız yarışının ardındaki motivasyona dikkat çeken Demir, şöyle konuştu: "Bu tarz durumlarda resmi raporun gelmesi ne kadar gecikirse gazetecilerin o kadar lehine oluyor. Çünkü rapor gelince yorum yapılabilecek alan azalıyor. Dolayısıyla rapor gelene kadar kısıtlı vakitlerinin olduğunu biliyorlar, işte bu vakti de çok iyi kullanmaya çalışıyorlar. Dedektiflik burada devreye giriyor."

Etkinliğin tamamı, İletişim Emekçileri Dayanışma Ağı'nın X hesabında yayında.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.