Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

İktidar bildiğimiz gibi: Emekliler yine 'zam' diye oyalanıyor

Bakan Şimşek emekliye yine "müjde" diye açlığı işaret etti: Zam düzenlemesi herkesi kapsayacak, ama herkese aynı olmayacak. Üstelik rakam da belirsiz. Bakana göre emeklinin asıl düşmanı enflasyon; oysa emekliyi ezen, enflasyonun altı ay gerisinden gelen zam düzeni. Peki işçi konfederasyonları emekliyi ne kadar sahipleniyor?

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 06.11.2026 , 16:16

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 5 Kasım akşamı Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının 2027 bütçesini savundu. Gündemde fon vurgunu vardı, muhalefet milletvekilleri Şimşek’i istifaya çağırdı, pankartlar açıldı, tartışma büyüdü ve oturuma ara verildi.

Bu gürültü içinde Şimşek, emeklilerle ilgili açıklamalarını soru cevap bölümünde yaptı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ekim’de kabine toplantısının çıkışında böyle demişti: "2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz."

Şimşek ise komisyonda “biraz daha iyileştirmenin” kapsamı hakkında konuştu. "Düzenleme herkesi kapsayacak" diyerek "müjde" veriyor gibi yaptı.

Seyyanen ama herkese eşit değil!

Ama konuşmasına önemli bir detayla devam etti. Buna göre düzenleme tüm emeklileri kapsayacak ancak hepsine aynı şekilde uygulanmayacak.

Mehmet Şimşek şöyle dedi: 

Yapılacak artışın emeklilerimizin yaş ve prim ödeme gün sayısına göre farklılaşmasının doğru olacağını düşünüyoruz. Çünkü bu daha adaletli bir yaklaşım olur. Seyyanen olsa da bu husus gözetilecek.

Ve altını da çizdi: “Herkese aynı değil, yaşa ve ödenen prime göre, seyyanen artışta da bir farklılaşmaya gidilmesi üzerinde çalışılıyor.”

Seyyanen, Arapça seyyân kökünden geliyor. Osmanlı türetmesi, “eşit olarak, aynı ölçüde” demek. Şimşek’in “farklılaşma” önermesi en başta terimin kendisiyle uyumsuz. Herkesle eşit olarak aynı ölçüde yapılacak zammın, "herkese eşit uygulanmayacağını" söyleyerek uygulamanın doğasıyla çelişmiş oldu.

AKP'li Şamil Tayyar panik oldu: 'Bir çuval inciri berbat edebilir'

Şimşek’in sözlerine paralel biçimde kulislerde konuşulan 65 yaş ve çalışan emekli ayrımına iktidar çevrelerinden bile itirazlar var. 

Eski AKP milletvekili Şamil Tayyar, 65 yaş ve çalışan emekli ayrımının “bir çuval inciri berbat edeceğini” yazdı.

EYT Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı Gönül Boran Özüpak’se tepkisini şöyle dile getirdi: “Primlerini tahsil ederken emeklinin yaşına bakmadınız da sıra hakkını teslim etmeye gelince mi yaşını hesaba katacaksınız?”

Şimşek’in açıklamalarındaki bir başka gariplikse, “emeklileri yük görüyorsunuz” eleştirisine verdiği yanıtta ortaya çıktı.

Bakan kendini sıyırmaya çalışıyor: Emeklinin düşmanı enflasyonmuş!

Mehmet Şimşek, “Emekli aylığı bir lütuf değil, bir ömür boyu çalışarak prim ödeyerek kazanılmış bir haktır” diye başladı ve devam etti: “Ama şunu da samimiyetle söyleyeyim: Emeklimizin, emekçilerimizin asıl düşmanı enflasyondur.”

Şimşek’e göre enflasyon düştükçe aylık artışların bir anlamı olacak ve sabit gelirleri gerçekten korumanın tek yolu bu. Yani Bakan, sanki tüm bunlar birbirinden bağımsızmış gibi bir hava yaratarak, "hayat pahalılığı olmasa, emeklilerin durumunun düzeleceğini" düşünüyor.

Oysa zaten emeklilerin derdi bu: Enflasyona ezdiriliyorlar. Ve zaten aylıklarda artış, sözde bunu karşılamak üzere yapılıyor. Üstelik emekliye "lütuf" olarak gösterilerek yapılan bu zam da geriden geliyor. 

SSK ve Bağ-Kur emeklisinin aylığı yılda iki kez, ocakta ve temmuzda, geride kalan altı ayın enflasyonu kadar artırılıyor. Yani emekli temmuzdan bu yana marketteki her zammı eski aylığıyla ödüyor; yalnızca temmuz ile ekim arasında fiyatlar yüzde 8,28 arttı. Bu farkı ocakta alacak ama geriye dönük değil: Altı ay boyunca kaybettikleri hiçbir zaman ödenmiyor, emekli aylığı başlangıç çizgisine çekiliyor ve enflasyon saati yeniden işlemeye başlıyor. Şimşek’in “sabit geliri korumanın tek yolu” dediği sistem, emekliyi altı ay boyunca yoksullaştırıp sonra aynı çizgiye geri getiren bir döngü.

t
Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Emeklinin eline geçecek parayı Meclis belirliyor

Ve bu döngü bile herkes için işlemiyor. 

En düşük aylığı alan bir emekli için ocak ve temmuz zammının pek bir anlamı yok. Zam, prim geçmişinden gelen kök aylığa yapılıyor; kök aylığı tabanın altında kalanın aylığı ise tabana tamamlanıyor. 

Tabanı da her seferinde ayrı bir yasa belirliyor: Geçen yılın ikinci yarısında 16 bin 881, bu yıl ocakta 20 bin, temmuzda 23 bin 552 lira. Yani o emekli ne kadar prim ödemiş olursa olsun, eline geçecek parayı Meclis’in takdiri belirliyor.

Bu kesim artık azınlık da değil. 

Prof. Aziz Çelik’in aktardığı rakama göre en düşük aylığı alanların sayısı 2019’da 800 bindi, bugün 5,1 milyona ulaştı. Bu her üç emekliden biri anlamına geliyor. Şimşek’in “prim ödeyerek kazanılmış hak” dediği aylık, bu 5 milyon kişi için her altı ayda bir "lütfedilen" bir tamamlama ödemesine dönmüş durumda. Emekliye adeta "sadaka" veriliyor.

İktidar emeklilerle oyuncak gibi oynuyor

Peki şimdi konuşulan “yaşa ve prime göre seyyanen” ödeme aylığa mı işlenecek, yoksa bu tamamlama katmanının üstüne bir kat daha mı eklenecek? Şimşek’in açıklamasında bunun yanıtı yok.

İktidar emeklilerle oyuncak gibi oynuyor. Yıllardır tekrarlanan vaatler karşısında somut gerçek var.
DİSK-AR’ın yaptığı açıklamalara göre ortalama emekli aylığı 2002'de asgari ücretin yüzde 122'sine tekabül ederken bu 2025'te yüzde 84'e düştü. Asıl önemlisi ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4'tü, 2025’te yüzde 31,6'ya düştü.

Ve bütün bunlar, ekonominin "şahlandığı" söylemlerinin, yaşlı nüfusun ve tabii başta emeklilerin bu ekonomiye nasıl fren koyduğu hikayelerinin anlatıldığı bir dönemde yaşandı.

Şimşek, komisyonda “emeklileri yük diye tarif eden cümle kurmadım” dedi ama iktidar çevrelerinin arkaplanda yaratmaya çalıştığı izlenim tam olarak bu.

Erdoğan’ın “biraz” daha iyileştirilecek mali imkânlardan söz ettiği günlerde, AKP kaynaklarından gazetelere “emekliye 10-15 bin liralık bir artışın bütçede karşılığı yok” değerlendirmeleri sızdırılıyordu.
Ve zaten iki yıl önce, ara zam taleplerine “yatırım bütçesinin tamamını tahsis etsek yetmez” diye yanıt veren de yine Erdoğan’dı. Özetle fon kurtarmalara, sermayeye destek kıyaklarına, faize para var ama emekliye gelince "kaynaklar yetersiz" deniliyor.

Rakam ne zaman belli olacak?

Bakan Şimşek komisyonda haftalardır yandaşların “emekliye yapılacak kıyak” diye pazarladığı “seyyanen zammın” miktarı konusundaysa, çalışmanın birden fazla bakanlığı ilgilendirdiğini söyleyip “rakam zikretmem doğru olmaz” dedi.

Peki, rakam ne zaman belli olacak? Şimşek’e göre nihai çalışma “büyük ihtimalle Aralık ayı içinde” yapılacak ve bütçeden hemen sonra Meclis’e gelecek. Bütçe görüşmeleri komisyonda 27 Kasım’da bitiyor, Genel Kurul’a aralıkta geliyor. Yani emekli, Ocak’ta ne alacağını yılın son günlerinde öğrenecek.

Bu takvim tanıdık. 2023 seçimleri öncesinde Erdoğan, memura verilecek seyyanen zammın “emeklisine de aynen yansıtılacağını” söylemişti. Temmuz 2023’te memura 8 bin 77 lira verildi, emekliye yansımadı.

Erdoğan, daha sonra, Mart 2024’te Bursa mitinginde de konuştu, “Önümüzdeki temmuz ayında emekli maaşlarını tekrar masaya yatıracağız. Düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı” dedi. Temmuzda masadan altı aylık enflasyon farkıyla 12 bin 500 liralık taban çıktı. 

Memur katsayısıyla güncellendiğinde bugün 22-25 bin lirayı bulan fark içinse memur emeklileri 42 aydır bekliyor. Dava Anayasa Mahkemesi’nde, esas hakkında hâlâ karar yok.

Bu yıl Haziran'da basına yansıyan emeklilerle ilgili kulis haberlerini, Hazine ve Maliye Bakanlığı “dedikodu” diye yalanladı. Şimdi yine bir bütçe, yine bir “ümit ediyoruz”, yine rakamsız bir müjde.

Emeklilerse artık müjdeyi beklemiyor. 25 Eylül’de 86 noktada eşzamanlı eylem yaptılar. Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde 60 yaşındaki emekli polis memuru Ali Şekeroğlu, “Emekliyim, geçinemiyorum” dedikten sonra yaşamına son verdi.

Sendikalar emeklilik sorununu 'hayır işi' olarak mı görüyor?

Peki işçi konfederasyonları nerede? 

DİSK konuyu yıllardır bir biçimde gündeme taşıyor. DİSK-AR’ın raporları emekli aylığının nasıl eridiğini belgeliyor. Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu da emeklinin derdinin üç beş bin liralık seyyanen artışlarla değil, aylık bağlama oranlarının yükseltilmesi ve intibakla, yani sistemin yeniden kurulmasıyla çözüleceğini söylüyor. 29 Kasım’da Kartal’da yapılacak mitingin gündeminde emekliler de var.

Türk-İş’in tablosu daha farklı. Konfederasyon her ay açlık sınırını açıklıyor: Ekimde açıkladıkları 38 bin 24 lira, en düşük emekli aylığının yaklaşık 14 bin 500 lira üstünde. Ama ölçmek, mücadele etmek anlamına gelmiyor. Genel Başkan Ergün Atalay’ın Ocak ayında söyledikleri de bunu gösteriyor: “Kamu sözleşmesinde nasıl gayret ediyorsak bu tabloda da gayret sarf etmek mecburiyetindeyiz.” Bu sözler henüz yeterli bir mücadele verilmediğini özetliyor. 

Memur-Sen ise yalnızca kendi tabanının emeklisi için, memur emeklisinin seyyanen farkı için konuşuyor.

Emeklilik, konfederasyonların gündeminde bugünkü işçinin gelecekte yaşayacağı sıkıntı olarak değil, ayrı bir kesimin sorunu olarak görülüyor. Oysa aylık bağlama oranı, intibak, prim ile aylık arasındaki bağ gibi konular bugün çalışan işçinin yarın emeklilikte alacağı aylığı belirliyor.

'Müjde değil, kazanılmış haklarımızı istiyoruz'

Üstelik işçi ile emekli arasındaki çizgi de çoktan silindi: DİSK-AR’a göre her üç emekliden ikisi ya çalışıyor ya iş arıyor. 

Emekli sendikalarının toplu pazarlık hakkı yok; işçi konfederasyonları sahiplenmedikçe masada güçleri de olmayacak.

Ancak tablo karanlık görünse de emekliler direnmeye devam ediyor. Tüm Emeklilerin Sendikası, Erdoğan’ın “müjde” dediği oyalama adımına 3 Kasım’da tek cümleyle yanıt vermişti: “Müjde değil, kazanılmış haklarımızı istiyoruz."


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.