Sayfa yolu
İdlib'de mafya düzeni ve elektrik isyanı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Musa Özuğurlu
Yayın Tarihi: 08.06.2022 , 15:19 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye'nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile hakim olduğu bölgelerde geçtiğimiz günlerde yapılan gösteriler ve yaşanan olayların asıl sebebi ne?
Görünürde elektrik zamları. Gezi nasıl sadece ağaç isyanı değilse, Lübnan’da yaklaşık iki yıldan bu yana yaşanan gösteri ve karışıklıklar nasıl sadece WhatsApp ücretlendirmesine tepki değilse Afrin başta olmak üzere Türkiye’nin hakim olduğu bölgelerde yaşananlar da sadece elektrik zamlarından kaynaklanmıyor.
Türkiye’nin bu bölgelere girdikten sonra demografiyi değiştirmeye yönelik adımlar attığı malum. Fakülte açılmasından tutun da kaymakamlıklar, nüfus müdürlükleri, kış ayları yaklaşırken “mazot yardımı için” başvurulacak devlet daireleri, karakollar, okullar, sağlık merkezleri ve daha bu listeyi uzatacak başka faaliyetler ile o bölge “Türkleştirilmeye” çalışılıyor.
Bunu yapmak için lazım olan insan malzemesi hazır. Bölgenin Suriye yönetimine karşı savaşan yerlileri, Suriye’nin birçok yerinden İdlib ve çevresine gönderilen cihatçılar ve Suriye yönetimi karşıtı olmasa da sessiz kalmak zorunda olan çoğunluk.
Türkiye şimdilik bu bölgedeki asayiş gibi işleri buradaki örgütlere ihale etmiş durumda. Yani bu örgütler resmen taşeronluk yapıyorlar. Böylece Türkiye fiili olarak bu bölgelerde bulunuyor ancak resmi mevcudiyeti olmamış oluyor.
Görünüşte sorun yok. “Baskıcı düzenden kurtarılan, özgürleşen” insanlar huzur içinde yaşıyor.
Ancak Suriye’den görüştüğümüz bazı kaynakların verdiği bilgilere göre bu bölgede yaşayan yüzbinler mutlu değil ve mafya düzeni altında inliyorlar.
Örneğin bu bölgelerde tarımsal üretimin dışında herhangi bir üretim söz konusu değil. Tarımsal üretim ise fıstık, zeytin, zeytinyağı gibi kalemler ile sınırlı. Diğer üretimler ise günlük kullanıma ancak yetiyor.
Fıstık, zeytin, zeytinyağı gibi ticari değeri olan kalemlerinin pazarlanması da tam bir mafya ilişkisi içinde yapılıyor. Örneğin siz fıstık üretiyorsunuz. Bizde Antep fıstığı olarak adlandırılan fıstığın (bir çeşidinin) ismi Suriye’de Halep fıstığı.
Halep fıstığını ürettiniz ama bunu normal şartlarda piyasaya sürmeniz mümkün değil çünkü Türkiye tarafında bazı isimler ile çalışan mafyaya satmak zorundasınız. Suriye tarafında Çobanbey ticaret odasının başkanı Hüseyin İsa’nın işin başında olduğu iddia ediliyor.
Yine iddialara göre Hüseyin İsa’nın Türkiye’ye girerken adeta dokunulmazlığı var. Mesela Türkiye artık “sığınmacı” kabul etmiyor ancak bu şahsa gittiğiniz zaman iyi bir meblağ karşılığında size Çobanbey ticaret odası adına kimlik çıkartıyor ve Türkiye’ye rahatlıkla girebiliyorsunuz.
Kaynağımın anlattıklarına göre Hüseyin İsa Türkiye’ye insan sokmakla yetinmiyor, fıstık da geçiriyor. Yıllık rekoltenin 35-40 ton olduğu ifade ediliyor. Üstelik bu fıstığı yerel üreticiden ucuza alıyor ve Türkiye’ye gümrüksüz sokuyor. Böylece Türkiye zarara uğrarken Çobanbey ticaret odası başkanı ve Türkiye’deki ortakları büyük kâr elde ediyorlar. Aynı durum zeytin, zeytinyağı gibi kalemler için de geçerli.
El Nusra’nın da parçası olduğu iddialar daha vahim: Türkiye’ye kaçak mal sokan başkaları da var. Çin'den BAE’ye mal geliyor. Bu mallara “made in UAE” (BAE) damgası vuruluyor. Böylece bu mallar Suriye’ye resmi kanallardan (Lazkiye limanı) gümrüksüz giriyor (Arap ülkeleri arasında gümrük uygulanmıyor). Bu mallar Hamalı bazı tüccarlar tarafından satın alınıyor ve illegal şekilde El Nusra’nın hakim olduğu yerlere geçiriliyor.
El Nusra hakimiyetindeki Sermin kasabası tam bir ticaret merkezi haline gelmiş. Burada büyük depolar var. Mallar bu depolara yığılıyor ve sonra Türkiye’ye geçiriliyor. Böylece Çin’den yol çıkan bir mal uzun bir yolculuktan sonra Türkiye’ye giriş yapmış oluyor. El Nusra’nın da bir parçasını oluşturduğu bu zincirin kaybedeni yine hem Suriye hem Türkiye, çünkü bu geçirilen mallar için de gümrük vergisi ödenmiyor.
Bölgede ekonomiyi çeviren kalemlerden biri cihatçılık maaşlarıydı. Örgütlerin militanları geçimlerini yıllardır Katar gibi ülkelerden gelen paralar ile sağlıyorlardı. Bu cihatçı militanlara önceleri 300-400 Dolar maaş veriliyordu, sonraları bu maaş 200 Dolara düştü. Maaşların düşmesi, TL’nin piyasaya sürülmesi, Türkiye’deki ekonomik durum ve en sonunda cihatçıların önemli bir kısmına artık maaş ödenmemesi bardağı taşıran son damlalar oldu.
Cihatçılar eskisi gibi para kazanamayınca piyasa çarkları da etkilendi ve hiçbir üretimin olmadığı bölgelerde ekonomik sıkıntılar baş gösterdi.
Buradaki insanlar Türkiye’nin verdiği sözleri tutmamasından da şikayetçi. Türkiye bu insanlara konut sözü vermişti. Villa hayal etmemişlerdi ancak briket evler ile yetinmek zorunda kaldılar. Üstüne bir de Türkiye’nin bir milyon Suriyeliyi bu bölgelere yerleştirme planı açıklanınca rahatsızlık had safhaya çıktı.
Sonuç olarak özgürlük, devrim masalları ile yönetim karşıtlığının hamallığını bu bölgelerin insanları yapıyor ama sefasını birkaç kişi sürüyor. Bu durum ise kitlelerde tepkiye yol açıyor.
Bu bölgede daha önce de Türk Lirası ile maaş alan öğretmenler TL’nin Dolar karşısında değer kaybetmesi sonrası zam isteği ile gösteri yapmışlardı.
Son gösterilerin görünen sebebi elektrik zamları. Bu bölgelere elektrik Türkiye’den veriliyor. Ak Energy isimli firma ile anlaşma yapan ve üç Suriyeli tarafından kurulan STE (Suriye Türkiye Enerji) firması ise bu bölgelerde dağıtım ve tahsilat yapıyor.
Yükselen enerji maliyetleri fiyatlara yansıyınca halk da isyan ediyor.
Bu isyan gelecekle ilgili olumsuz işaretleri de beraberinde taşıyor. Hükümet Suriye’de uygulamak istediği demografik değişim ve kalıcılık projesi ile Türkiye’yi büyük risk altına soktu.
Bu bölgede kendileri ile işbirliği yapılan örgütler sadece rant için savaşıyor ve gerektiğinde birbirlerini doğruyorlar. Geçmişte bunun örnekleri görüldü. Diğer yandan bu örgütler kendilerine “daha iyi teklifte bulunacak” başka istihbarat örgütlerinin kontrolüne girmekten çekinmezler. Bu da hem oradaki TSK varlığı için hem de bizzat Türkiye için büyük tehlike potansiyeli taşıyor. Din kardeşliği ve gelecek ile ilgili vaatlerin karın doyurmadığı son olaylarda görüldü, Türkiye karşıtı sloganlar duyuldu.
Yani bölgede hakimiyeti kalıcı hale getirmek için kullanılan yöntemler ile maya tutmadı. El Nusra’nın bölgesi de dahil bu bölgeler eninde sonunda patlayacak ve olan önce o bölgede yaşayan sivillere daha sonra Türkiye’ye olacak. Ateşle oynamaktan vazgeçip o bölgelerde Suriye otoritesi ile işbirliği yapmak ve terörü sona erdirmek için zaman çoktan geçti bile.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
