Sayfa yolu
İBB Davası'na patron ifadeleri damga vurdu: 'Savcı yazdı önüme koydu, okumadan imzaladım', 'ispatlayamam'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: ANKA Haber Ajansı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 10.09.2026 , 14:05 Güncelleme Tarihi: 10.09.2026 , 14:31
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında olduğu 51'i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin Yeni Duruşma Salonu'nda devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde İBB bürokratları ile siyasetçilerine yönelik yürütülen ve ikinci celsenin görüldüğü İBB davasında tartışmalar da sürüyor. Somut kanıtların yetersizliği, dosyaya giren gizli tanık ve itirafçı beyanlarının birer birer geri çekilmesi başından beri duruşmalara gölge düşürürken, duruşmaların yürütülüş şekli de tepkilerin odağında.
'Savcı yazdı, önüme koydu ben de imzaladım'
Bu hafta boyunca yapılan duruşmalarda da dikkat çeken ifadeler vardı.
ANKA Haber Ajansı'nın haberine göre, 78. gün savunma yapan patron Süleyman Çetinsaya, soruşturma aşamasında Çağlayan Adliyesi’ne müşteki sıfatıyla çağrıldığını ve avukatsız ifade verdiğini söyledi. Çetinsaya, “Beni çay içmeye çağırdılar Çağlayan’a, çay içmenin karşılığı da böyle bir şey çıktı ortaya. Bir yıl önce müşteki olarak ifade verdim, 50 yıl sonra sanık olarak karşınızdayım” dedi.
Çetinsaya, savcılıkta verdiği ifadede Süleyman Atık’a 500 bin dolar verdiği yönündeki beyanı okununca, “Savcı Bey bunu yazdı, önüme koydu, ben de imzaladım. Okumadım. İmzamı inkâr etmiyorum” dedi.
Soruşturma aşamasında Çağlayan Adliyesi’ne çağrıldığını anlatan Çetinsaya, savcının kendisine müşteki olarak ifade verdiğini söylediğini belirtti.
Bu nedenle yanına avukat dahi almadığını söyleyen Çetinsaya, “Beni Çağlayan Adliyesi’ne çağırdıkları zaman savcı bey benden müşteki olarak ifade aldı. Bize de müşteki olarak aldığını söyledi. Ben de her şeyi kendisine anlattım. Herhangi bir avukatla gitmedim, yanımda avukat yoktu. Ama burada müşteki ifademizden sonra, 50 yıl sonra sanık olarak karşınızdayım. Bu suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
'İspatlayamam', 'zorlamaya maruz kalmadım'
Bir diğer tutuksuz yargılanan patron Serbülend Danış da Baki ve Bulut Aydöner’in iki arsasını "zorla” aldığını öne sürerek, savcılıkta verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söyledi. Danış’a soru yönelten Baki Aydöner’in, "Başkan danışmanı olduğumu ispatlar mısınız" sorusuna Danış, "Yok, ispatlayamam. Sen kendini öyle tanıttın” dedi. Bulut Aydöner’in soruları üzerine ise Danış, "Bulut Aydöner tarafından doğrudan bir zorlamaya maruz kalmadım" ifadesini kullandı.
İtirafçı tutuksuz sanık patron Eyüp Subaşı ise “Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum” dedi. İddianamede 6 eylemden sorumlu tutulduğunu belirten Subaşı, şirketlerinin kamu kaynaklarından "tek kuruş almadığını" öne sürdü.
'Etkin pişmanlık'tan ifade verenlerin cümleleri birebir aynı
"Etkin pişmanlık" kapsamında ifade veren eski İBB Reklam Yönetimi Müdürü Adem Tuncay'a soru yönelten tutuklu Murat Ongun, kendisinin bir ifadesinin Hakan Karaköse’nin "etkin pişmanlık" beyanıyla aynı olduğuna işaret etti.
Ongun, Tuncay’ın Kağan Sürmegöz’ün kendisine “patron” diye hitap ettiği yönündeki anlatımını sorguladı.
“Belediyede insanlar hiyerarşik olarak kendilerinden üstteki insanlara patron olarak mı hitap ediyor yoksa ‘Başkanım’ mı diyor?” diye soran Ongun’a Tuncay, “Size bir konu anlatırken ‘patron’ diye hitap ediyor. Yoksa sizin şahsınıza karşı patron diye hitap etmez” yanıtını verdi.
Ongun ise bu ifadenin Hakan Karaköse’nin etkin pişmanlık beyanıyla aynı olduğunu öne sürerek, “O cümle Hakan Karaköse’nin ifadesinden kopya. O yüzden aklınızda yanlış kalmış” dedi.
Ongun, Tuncay’ın savunmasının başındaki sözleriyle savcılık sorgusunda verdiği yanıtların çeliştiğini söyledi.
'Meğer savcılık makamında yapay zeka varmış, kelimesi kelimesine tekrarlar var'
Gözdem Ongun’un ardından avukatı Rahşan Sertkaya da savcılığa aynı gün gelen altı şirket yetkilisinin ifadelerindeki benzerliklere dikkati çekti. Bu ifadelerden birini ChatGPT’ye vererek, “Bu ifadeyi hangi farklı alternatifle çoğaltabilirsin?” diye sorduğunu anlatan Sertkaya, aldığı yanıtın diğer şirket yetkililerinin ifadeleriyle benzer olduğunu öne sürdü.
Sertkaya, “Meğer savcılık makamında bu 6 şirket yetkilisi değil, yapay zeka varmış Sayın Başkan. Şaka değil, yapay zeka ile beyanın çoğaltıldığının kanıtıdır bu. Bu kişiler yapay zeka tarafından hazırlanan ve önlerine konulan ifadeleri imzalamışlar. Bu da Türk hukuk tarihine geçsin” dedi.
Sertkaya, 4 şirket yetkilisinin ifadelerinde, “Bana sormuş olduğunuz Byzag Sanat Tasarım isimli firmaya göndermiş olduğum para bu kapsamdadır” şeklindeki cümlenin kelimesi kelimesine tekrarlandığını da söyledi.
İddianamede, savcılığın bu kişilerin aynı yönde beyanda bulunmasının “tesadüfle izah edilemeyeceği” değerlendirmesine yer verdiğini belirten Sertkaya, “Savcılık makamının en hakiki tespiti bu olabilir. Hayatın olağan akışı değil, yapay zeka zaten” şeklinde konuştu.
'Rüşvet' ve 'örgüt' suçlamaları iddianamede yok
Davada 78. gün savunma yapan eski Anadolu Yakası Zabıta Şube Müdürü Nazan Başelli, "örgüt üyeliği ve rüşvet" suçlamalarıyla tutuklandığını ancak iddianamede bu suçların kendisine isnat edilmediğini belirtti.
Başelli, “Tutuklanma gerekçem örgüt üyeliği ve rüşvet ise bu nasıl olur da iddianameye yazılmamıştır? Ya da bu suçlar iddianameye yazılmadıysa ben nasıl bu suçlardan 11 ayı aşkın süre tutuklu kaldım? İddia makamı keşke önce beni neyle suçlayacağına karar vermiş olsaydı daha iyi olurdu” dedi.
Başelli'nin avukatı Ali Durak, Başelli hakkında iddianameye konu edilen fiille ilgili daha önce İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da soruşturma yürütüldüğünü söyledi.
Başelli’nin 27 Şubat 2025’te aynı konuya ilişkin “görevi kötüye kullanma” suçlaması kapsamında ifade verdiğini belirten Durak, yaklaşık iki ay sonra İBB soruşturması kapsamında aynı fiilden bu kez gözaltına alınıp tutuklandığını anlattı.
Durak, ilk soruşturmanın daha sonra davaya dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:
Ülkemizin aynı ilinde görev yapan İstanbul Savcılığı ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nasıl olur da birbirinden haberi olmadan birebir aynı konuda mükerrer soruşturma yürütür? Konu aynı, şahıs aynı, suç konusu fiil iddiası aynı; ama Anadolu Adliyesi görevi kötüye kullanma diyor, İstanbul Adliyesi nitelikli dolandırıcılık diyor...
'Uzun duruşma süreleri insan eliyle oluşturulmuş travma'
Bu arada Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, İBB Davası'nın 76. günü uzun duruşma sürelerine ilişkin Türk Tabipleri Birliği’nden (TTB) görüş istediklerini belirterek, TTB’nin hazırladığı mütalaada söz konusu uygulamanın sağlık üzerindeki etkileri nedeniyle "insan eliyle oluşturulmuş travma" kapsamında değerlendirilebileceğinin belirtildiğini söyledi.
Mahkeme heyetine hitap eden Pekin, uzun duruşma saatlerine ilişkin daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından örnekler sunduklarını hatırlattı.
Pekin, "Biz hukukçular olarak size AİHM'nin kararlarından örnek göstererek bu uzun duruşma saatlerinin uygun olmadığını, adil yargılanmayı sakatlayan bir yanı olduğunu açıklamaya çalışmıştık" dedi.
TTB’nin değerlendirmesinin yedi maddeden oluştuğunu söyleyen Pekin, mütalaanın sonuç bölümünü mahkeme heyetine aktardı. TTB'nin değerlendimesinin sonuç bölümünde, "Adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindeki tanımlanan uygulamaların yol açacağı sağlık sorunları gözetildiğinde insan eliyle oluşturulmuş travma olarak kabulü ve Dünya Sağlık Örgütü'nün Uluslararası Hastalık Sınıflandırması ICD-10 kapsamında Y07.1 kodu ile de belirtilen işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır" ifadeleri yer aldı.
Pekin, mahkemeden çalışma saatlerinin sınırlandırılmasını talep etti, "Saat 16.00’dan sonra çok özel bir zorunluluk bulunmadığı sürece, yani devam etmekte olan sorgu gibi, duruşmalara devam edilmemesini talep ediyoruz" dedi.
'Gece saat 02.00’ye kadar sürüyor'
İBB Davası'nın 77. günündeyse itirafçı Eyüp Subaşı ve avukatlarının savunmasının ardından tutuklu Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, fenalaştı. Sağlık ekipleri Türker'e duruşma salonunda müdahalede bulundu. Durumunun iyiye gittiği belirtilen Türker, geçen hafta da cezaevinde üç kez bayıldığını anlatmıştı.
Fatoş Pınar Türker’in avukatı, tutuklu sanıkların sabah erken saatlerde salona getirildiğini ve duruşmaların gece saat 02.00’ye kadar sürdüğünü belirterek, “Burada 14-15 saat bir sandalye başında beklemeleri birçok sanık için sıkıntı teşkil ediyor. Mümkünse duruşmaları makul saatlerde, 8 saat içerisinde bitirebilirsek... Yarın bu insanların başına bir şey gelirse bunun vebalini hiçbirimiz ödeyemeyiz” ifadelerini kullandı.
Milletvekili salondan çıkarıldı
Bugün İBB Davası’nı takip eden Yeni Parti İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ise 2 Temmuz’da duruşma salonundan çıkarılmasının ardından hakkında CMK’nin 203’üncü maddesinin uygulandığı belirtilerek salonda bulunamayacağı bildirildi.
Kararın kendisine yazılı gösterilmesini isteyen Özçağdaş, uygulamanın hukuksuz olduğunu ifade etti. Mübaşirin, hakkında CMK'nın 203. maddesi uygulanan isimler salondan çıkmadan duruşmanın başlamayacağını belirtmesi üzerine Özçağdaş, “Ailelere olan sevgim ve saygım nedeniyle salondan çıkıyorum” diyerek salondan ayrıldı.
Adalet Bakanı Gürlek’ten İBB soruşturması açıklaması: 'Ek iddianame üzerinde çalışmalar yürütülüyor'
Adalet Bakanı Akın Gürlek de İBB davası hakkında açıklamalar yaptı.
Yargılamanın sürdüğünü hatırlatan Gürlek, "Soruşturma aşamasında insanlar aileleriyle tehdit edildi, baskı yapıldı, tutuklamayla korkutuldu ve bu nedenle savcılıkta ifade verdiler, mahkemede bu ifadelerinden dönecekler” şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu.
Gürlek, soruşturma dosyasındaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatini Başsavcılık görevini yürüttüğü dönemde de ifade ettiğini belirtti. Bakan Gürlek, “Ancak dosya artık kovuşturma aşamasında. Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir” dedi.
"İBB ve İmamoğlu'na yönelik devam eden soruşturma dosyalarına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunup bulunmadığı" sorusuna Akın Gürlek, "Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" yanıtını verdi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.