Sayfa yolu
Hrant Dink cinayeti 19. yılında: Katil serbest kaldı, 'vur' diyenler yargılanmadı, dava zaman aşımına uğratıldı
Fotoğraf: Agos
soL-Arşiv
Yayın Tarihi: 19.01.2026 , 12:16 Güncelleme Tarihi: 19.01.2026 , 14:30
19 Ocak 2007'de, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halaskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirmişti Hrant Dink.
Ölümünün üzerinden 19 yıl geçti. Bu 19 yılda cinayetle bağlantısı tescilli yetkililerin yargılanmasına da izin verilmedi.
Çünkü Hrant Dink, "durduk yere" bir cinayetin kurbanı olmamıştı. Cinayet öncesi medya, TSK, İstanbul Valiliği'nin elbirliğiyle Hrant'a karşı kamuoyu oluşturulmuş, adeta bir linç kampanyası yürütülmüştü.
Türkiye'nin 'Kırmızı Pazartesi'si
Agos Genel Yayın Yönetmeni Dink, Kasım 2003 – Mayıs 2005 tarihleri arasından Agos gazetesinde Ermeni Diasporasını eleştiren 11 haftalık yazı dizisi yayımladı.
Bu yazı dizisinden bir bölüm gerekçe gösterilerek hakkında birçok gazete tarafından hedef gösteren haber ve yazılara yer verildi.
301. maddeden yargılandı ve aksi yönde verilen bilirkişi raporuna rağmen 6 ay hapis cezası aldı.
2004 tarihinde Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu iddiasını içeren yazı nedeniyle hedef alındı.
4 Şubat 2004 günü, daha sonra AKP'nin İçişleri Bakanı olacak Muammer Güler'in valiliği döneminde İstanbul Valiliği’ne çağırılarak iki istihbaratçı tarafından "uyarıldı".
Bu da yetmedi, “Bu haberi yayımlayan kişi ülkenin birliğine ve bütünlüğüne nifak sokuyor” diye bir açıklama yaptı Genelkurmay.
Ülkü Ocakları, 26 Şubat’ta Agos gazetesi önünde “Ya sev ya terk et” eylemi düzenlendi, dönemin Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Levent Temiz, “Hrant Dink bundan sonra bütün öfkemizin ve nefretimizin hedefidir, hedefimizdir” dedi.
Kısacası cinayetten önce "ortam hazırlanmış", gerekli zemin oluşmuştu.
Oluşan bu zemin, Cemaat-AKP ittifakı döneminde "yeni bir sürecin" kapısını açacak adımlardan biri olarak görüldü ve defalarca ihbar edilmesine, neredeyse devletin tüm kurumları bilmesine rağmen göz göre göre cinayet geldi.
Herkesin haberi vardı
Trabzon’da McDonalds’ın bombalanması eyleminde bombayı hazırlayan kişi olan ve Dink cinayeti planlayıcılardan olan Erhan Tuncel, polis muhbiriydi.
Sadece bu da değil, Dink’in vurulacağı, emniyete cinayet öncesinde tam 17 kez ihbar edilmişti. Bu ihbarlardan biri, Ogün Samast'ın cinayeti işlemek üzere İstanbul'a geldiğini dahi içeriyordu.
Cinayet ihbarı Trabzon'dan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne de iletilmişti, şimdilerde dava kapsamında tutuklu olan ancak cinayetten sonra uzun süre korunan dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü olan cemaatçi Ali Fuat Yılmazer, bu ihbarın gereğini yapmamıştı.
Trabzon Terörle Şube Müdürü Yahya Öztürk, cinayet öncesinde Yasin Hayal’e “Bu bayrak düştü. Ya Yasin kaldıracak ya Erhan kaldırır, bu görev sizin” diyordu.
Yasin Hayal’in eski eniştesi Çoşkun İğci’nin cinayetten aylar önce Yasin Hayal’in planları konusunda Jandarma istihbaratına bilgi vermiş olmasına rağmen bu bilginin uzun süre gizlendiği de ortaya çıkacaktı.
Emniyet istihbaratçısı Muhittin Zenit, cinayetten sonra aradığı Erhan Tuncel'e “K... a..., gebermişse gebermiş” diyordu.
Ve belki de tüm bu sürecin finali olarak olarak sonra Samsun’da "yakalanan" Ogün Samast’la hem polis, hem de jandarma görevlileri Türk bayrağı önünde hatıra fotoğrafı çektirecekti.
İktidara yakın isimler aklandı
Hrant Dink davasında aradan geçen 19 yılın ardından neredeyse bir arpa boyu yol alınamadı.
İktidarın ittifak bileşeni değiştikçe davanın da seyri değişti ancak aradan geçen bu 19 yılda tüm sorumluların yargılandığı ve cezalandırıldığı bir yargılama süreci hiçbir şekilde hayata geçmedi.
Dink'in katledilmesi sonrası ilk dava süreci Cemaat-AKP ortaklığının olduğu dönemdeydi. O dönem bu ittifak, Hrant'ı kendi tasfiye operasyonlarının bir aracı olarak kullanmaya çalıştı, cinayetteki kendi sorumluluklarının üzerini titiz bir şekilde örttü.
Daha sonra Cemaat-AKP kavgası davanın da seyrini değiştirdi. Bu kez Hrant'ın ölümünün sorumlusu tek başına Cemaat oldu, iktidarın cinayetteki sorumluluğunun üzeri örtüldü.
Cinayetin sorumlusu olan bazı Cemaatçiler ceza alırken, en az onlar kadar cinayette rolü olan isimler, iktidara yakınlıkları nedeniyle aklandı.
Dört yıl önce Hrant Dink davası sanıklarının bir bölümü zamanaşımı adı altında tahliye ve beraat ettirildi.
Trabzon İstihbarat Şube müdürü olan Engin Dinç, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memuru Muhittin Zenit, İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler bu isimlerden sadece birkaçı...
Çocuk mahkemesinde yargılandı, altı yıl erken çıktı
Hrant Dink'i katleden ülkücü tetikçi Ogün Samast, 16 yılın ardından 2023'te tahliye edildi.
Samast'ın tahliyesi, suçluları açığa çıkarmayı ve cezalandırmayı değil, suç örgütünü yok saymayı, bu örgütün bağlantılarını gizlemeyi hedefleyen mahkeme sürecinin son adımı oldu.
Tetikçilere mümkün olan en az ceza verilmişti. Cinayeti, 17 yaşındaki Samast'ın işlemesi de bu planın parçalarından biriydi.
Adalet Bakanlığı, Ogün Samast'ın tahliyesine yönelik tepkilerin ardından bir açıklama yaptı ve ''2 yıl önce de tahliye edebilirdik'' demeye getirdi. Samast'ın çocuk mahkemesinde yargılandığı özellikle vurgulandı. Yaşının 18'den küçük olması nedeniyle Samast diğer sanıklardan daha erken tahliye olmuştu. Oysa buna rağmen toplam cezası 27 yıl 10 aydı. Yani Samast’ın 6 yıl daha fazla cezaevinde tutulma ihtimali varken bunun yerine koşullu salıvermeden yararlandırılmıştı. Bakanlık açıklamasında bu seçenekten söz etmedi.
Gerçekler 'zaman aşımı' ile örtbas edilmek isteniyor
Dink ailesi ve avukatları, Samast'ın cinayetin yanı sıra örgüt üyeliğinden hüküm giymemesine itiraz etmiş, bunun üzerine mahkeme Samast'a örgüt üyeliği cezası da vermişti. Ancak Yargıtay Samast'ın örgüt üyeliğini 220'nci madde kapsamında değerlendirerek zaman aşımına soktu. Böylece Samast örgüt üyeliğinden ek ceza almadı.
Tahliye kararının ardından Samast hakkında, "FETÖ'ye üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçundan yeni bir dava açıldı. 10 Ocak 2025'te yapılan duruşmada mahkeme heyeti, zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. Karara Dink ailesi itiraz etti. Dava Yargıtay'a taşınacak.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.