Breadcrumb
Hızlı, doğrudan, süssüz: Kilink mezarından kalktı mı?
Yayın Tarihi: 08.10.2025 , 00:22 Güncelleme Tarihi: 08.10.2025 , 10:48
Yere dökülen biralar, kırılan şişeler, tekmelenerek uzaklaştırılan parçalar…
Birbirine karışan terler, ayağı kayıp düşenler, kimsenin ezmemesi için düştüğü yerden hızlıca kaldırılanlar…
Çarpışan omuzlar, bağırarak eşlik edilen şarkılar, en son yıllar önce başka bir punk konserinde gördüğün eski arkadaşlar…
İşte Kilink konserinde yapılan pogodan ufak bir manzara.
Türkçe punkın kült grubu Kilink geri mi döndü?
Peki ya gerçekten her şey nasıl başladı?
Her şey ağustos ayında yapılan “Kilink mezarından kalktı” paylaşımıyla başladı.
Türkçe punkın en kült gruplarından biri olan Kilink, çok uzun bir aradan sonra Ankara, İstanbul ve İzmir’de dört konser vereceğini duyurdu.
Ama bundan da önce, peki ya gerçekten her şey nasıl başladı?
Aslında bakarsanız 2003 yılında kurulan bu grubun ömrü -kendi deyimleriyle- yalnızca 2 yıl sürdü. soL'un sorularını yanıtlayan grubun solisti ve gitaristi Mertcan Mertbilek de bu süreci şöyle anlatıyor:
Killink 2003 yılında Foça’da kuruldu. Sonrasında yaz bitti ve biz de hemen İzmir’e dönüp kayıtlara başladık. 2003 ile 2005 arası üç albüm kaydettik ve çok fazla konser verdik. Düzenli olarak konserler verip, kayıtlar aldığımız süreç bu dönemdi. Daha sonra herkes farklı şehirlere gitti ve Kilink aslında bitti. Yani 2 yıllıktı Kilink’in hayatı.
2005 yılına kadar önce “Sahibinin Sesi”, ardından “Üç Akorun İntikamı” ve son olarak da “Lanetimi Kokla Bebek” albümlerini çıkarttılar:
Punkın içindeki farklı janrlarda gezinen albümler bunlar. Yani farklı dinleyiciler, farklı zevkler alabilir. Mesela pop punk sevenler biraz daha “Lanetimi Kokla Bebek”e eğilebilir, 77 döneminin İngiliz punkını sevenler “Sahibinin Sesi” albümünü daha çok tercih edebilir.
'Punk bunun için biçilmiş kaftan': Hızlı, doğrudan, süssüz...
Punkın başlangıcını hangi gruptan alırız, İngiltere'de mi yoksa ABD'de mi ortaya çıktı gibi tartışmaları bir kenara bırakırsak, bu türün "punk rock" olarak ilk bilinirlik kazandığı dönemin 1970'li yıllar olduğunu söyleyebiliriz.
Genellikle yoksul işçi mahallelerinde yaşayan, çoğunlukla geleceksizliğe mahkum edilmiş olan "serseri" gençler öfkeliydi. Punk müzik de bu öfkeyi dışa vurmanın en kolay yoluydu. Ama şöyle bir sorun vardı: Ne enstrüman alacak ne de bu enstrümanı çalabilmek için eğitim görebilecek paraları vardı.
Onun da kolayı vardı. Çünkü punk onlardan iyi bir ses veya komplike sololar istemiyordu. Örneğin 1977 yılında İngiltere'de çıkan "Sideburns" isimli punk fanzini gitar çalmayı bilmeyenlere bile kendi gruplarını kurmaları için çağrıda bulunuyordu.
Nota bilmeyen kişiler için geliştirilen tab sisteminde her çizgi gitarın bir telini, teller üzerindeki işaretler ise parmakların basılacağı perdeyi simgeliyordu. Gitarı bulduktan sonra gerisi sizin öfkenize kalıyordu...
Kilink'in albümüne "Üç Akorun İntikamı" ismini koymasının punk tarihindeki bu ikonik görselle bir ilgisi var mıdır bilinmez, ancak Mertcan Mertbilek de o dönem punk rocka yönelmelerinin nedenleri arasında hızlı ve doğrudan üretime dikkat çekiyor:
İlk başta punk yapma sebebimiz bunun çok hızlı yapılabilmesi, duyguların doğrudan ifade edilmesi ve süslemeye gerek olmamasıydı.
Benim bir şey üretirken genel bakış açım da biraz böyledir. Fazla düşünmeden yaparım ve sonuçta ortaya çıkan şeyi de çok sorgulamadan paylaşmayı tercih ederim.
Punk zaten bunun için biçilmiş kaftandı, o dönemde elime gitarı alıp ilk yapabileceğim şey olduğu için oraya yöneldim. Zaten dinlediğim şey de aşağı yukarı o yıllarda oydu.
Kasaba: 'Duygusallık, naiflik, çiğ yapı...'
Bu iki yıla sığan üç albümün ardından Kilink, ilk ama son olmamak üzere mezara uğurlandı.
Ta ki 2007 yılına kadar.
Mertbilek, "2007 yılında buluşmuşken bir şeyler kaydedelim diye yaptığımız bir denemeydi aslında Kasaba" ifadeleriyle anlatıyor Kilink'in dördüncü albümünü. Hatta başta "Kasaba"yı albüm olarak yayınlama düşünceleri olmadığını da söylüyor.
Öte yandan Kasaba albümü Kilink’in artık eski Kilink olmadığını, başka bir arayış içinde olduğunu gösteriyordu. Ki sonraki yıllarda kuracakları Palmiyeler’e de ufak bir göz kırpışıydı.
Mertbilek de "Kasaba önceki Kilink albümlerine kıyasla tarz olarak Palmiyeler'e daha yakın geliyor bana. Kasaba'ya bir geçiş noktası olarak bakabilir miyiz?" sorusunu şöyle cevaplıyor:
Evet, Kasaba’yı Palmiyeler’e daha yakın bulanlar var. Bir geçiş dönemiydi, zaten o ara Kilink de bitmişti ve biz yeni arayışlar içindeydik. O yüzden doğrudur, bu bir geçiş albümü gibi değerlendirilebilir. Hatta albüm bile denemeyebilir, özünde bir kayıtlar toplaması. Çünkü bir fikir etrafında oluşturulmadı.
Aslında baktığımız zaman Kilink’in iskeletini oluşturan, ilk üç albüm. Yani Kilink’in punk rock yaptığı albümler. Ama Kasaba'yı da seven bir kitle var. Duygusallığını mı, naifliğini mi ya da o çiğ yapısını mı bilmiyorum ama onunla bağ kurduğunu bildiğim dinleyiciler var.
Kasaba sonrası 'uyku' dönemi
Kasaba albümünün ardından Kilink de yeniden mezarına dönmüş oldu.
Ancak 2007 tarihli bu albümün ardından da Kilink konserleri olmuştu. "Kasaba sonrasında da konserler verdiniz diye hatırlıyorum. Kilink o dönemde yeniden aktifleşmemiş miydi?"
Aslında aktifleştik diyemem, bugünden bakınca ‘Kilink o zaman aktif değildi’ diyorum. Çünkü aktif olduğun dönem ürettiğin dönemdir, sıkça konser verdiğin dönemdir. O dönem uyku dönemiydi bence ama arada çaldığımız, bazı denemeler yaptığımız konserler oldu. İstanbul’da, Eskişehir, İzmir’de bazı konserlerimiz oldu. Son 10 yılda da 2-3 konser vermiştik. Yani böyle ufak tefek şeyler yaptık.
'Kilink mezarından kalktı'
Son 10 yılda yapılan bu birkaç konser dışında faal olmayan Kilink'in sosyal medya hesabından "Kilink mezarından kalktı" paylaşımı yapıldı.
Uzun bir aradan sonra Ankara, İstanbul ve İzmir’de dört konser verileceği duyuruldu. Ancak Kilink bu sefer bir daha mezarından çıkmamak üzere son kez diriliyordu.
Peki bunca aradan sonra nereden çıkmıştı bu turne?
Aktif olmadığımız bu süreçte Kilink’in tekrar konser vermesi için sürekli talep oldu ama onun için de konserin düzgün bir alanda verilmesi gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Çünkü bir kere ses sistemi iyi olmalı. Yaptığın müzik punk diye illa kötü bir yerde çalmamalısın.
O yüzden bu turda buna dikkat ettik. İnsanları oraya topladığımızda gerçekten iyi bir şekilde müziğimizi dinleyebilmeleri ve o gün eğlenmeleri önemliydi bizim için. Ayrıca güvenlik çok önemli. Hem bizim hem de seyircinin güvenliğinin sağlanması lazım. O yüzden mekân seçimlerini ona göre yaptık, ki bu yaptığımız son turda doğrusunun bu olduğunu gördük.
'Ebedi istirahat' başladı mı?
Konserler 20 Eylül İzmir, 23 Eylül Ankara, 25 ve 26 Eylül’de ise İstanbul’da yapıldı. İlgi o kadar fazlaydı ki Ankara ve İstanbul’daki konserlerin biletleri tükendi.
“E ne var bunda?” diye soracak kişiler olabilir. Cevap: Bir Türkçe punk grubunun konserinde biletlerin tükenmesi pek sık rastlanan bir olay değildir.
"Herkes istediği gibi dans etti, pogo yaptı, kimse kimseye karışmadı ve bunlar saygı çerçevesinde gerçekleşti. Çünkü orada herkes Kilink sevdiği için bulunuyordu. Bu çok güzeldi" diyen Mertbilek, geçtiğimiz yıllarda yaptıkları bazı konserlerde bu durumun olmadığını, bu yüzden de gelen konser tekliflerini geri çevirdiklerini aktarıyor.
Geliyoruz asıl soruya. Turnenin ardından "bir daha kalkmamak üzere mezarına dönmesi planlanan" Kilink artık gerçekten ebedi istirahatine çekildi mi?
Kendi organize ettiğimiz bu turda istediğimizi başarabildik. O yüzden tura baktığımda çok iyi geçtiğini düşünüyorum. İnsanların Kilink’i çok özlemiş olduğunu, gözlerindeki o mutluluğu sahneden gördüm. Konser sonrasında aynı şekilde biz de yeniden bir araya gelmekten dolayı mutlu olduk.
Konserler sonrasında üzerimizde çok iyi bir his kaldı ve ben ‘Tamam bu turu son konserler olarak adlandırdık ama bu da iyi bir şeyi direkt çöpe atmak olur’ diye düşünmeye başladım. Belki yine 3-4 sene çalmayız ama daha sonrasında bir tur daha yapmak isteyeceğimizi düşünüyorum.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.