Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Hizipler, istifalar ve başkanlık savaşları: CHP'de sorunun kaynağı ne?

CHP'nin her döneminde var olan "çürük" yöneticiler, sorunun tek başına kişilere indirgenemeyeceğinin en net göstergesi. Son yıllarda siyaset cephesinde meşrulaştırılan "parti değiştirme" furyasına ses çıkarılmaması, koltuk kavgası ve ilkesizlik düzen siyasetine dair pek çok şey anlatıyor.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 12.09.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

CHP'li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler'in tutuklanmasının ardından Belediye Başkan Vekili seçilen Özlem Vural Gürzel önceki gün CHP'den istifa ettiğini açıkladı. 

Gürzel'in istifası çok konuşuldu. Bunun birkaç nedeni var.

Özlem Vural Gürzel hem tutuklu Köseler ve "bazı" meclis üyelerinin kendisine iftira attığını, hakaret ettiğini, psikolojik baskı uyguladığını öne sürdü, hem de bu süreçte AKP ve MHP tarafından destek gördüğü söyledi.

Gürzel'in hemen ardından Beykoz Belediyesi'ndeki 2 meclis üyesi daha istifa etti. İstifayla birlikte CHP Meclis'teki çoğunluğunu kaybetti. İstifa eden üyeler de uzun süredir partide çeşitli görevlerde bulunmuş isimlerdi. Murat Uzun partinin ilçe başkanını suçladı. Uğur Gökdemir ise CHP İstanbul İl Kongresi davasının 10 sanığından biriydi, 100 bin TL karşılığında "oyunu satmakla" suçlanmıştı.

İstifalar siyasette artık "alışılagelmiş" bir durum olarak görülse de, son yaşananlar özellikle partinin İstanbul örgütünde gündem oldu. Çünkü Özlem Vural Gürzel aslında herhangi bir isim değil. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu döneminde partide göreve başlayan Gürzel, CHP Beylikdüzü İlçe Ana Kademe Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilerek siyasete adım attı. Üç dönem Ana Kademe İlçe Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Beylikdüzü Belediyesi Kent Meclisi kadın meclisi üyeliği yaptı. Aynı dönemde Ekrem İmamoğlu 2014 yerel seçimlerinde Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilmişti. 

Özlem Vural Gürzel daha sonra da Beykoz'da görev aldı.

Yani hem Kılıçdaroğlu'nun hem Özgür Özel'in hem de Ekrem İmamoğlu'nun desteğini almıştı.

Gürzel'in ardından son istifa haberi ise Konya'dan geldi.

CHP’den seçilen Seydişehir Belediye Başkanı Hasan Ustaoğlu partisinden istifa ederek AKP'ye geçti. Ustaoğlu ile birlikte Yeniden Refah Partisi’nden seçilen Emirgazi Belediye Başkanı Mesut Mertcan da AKP'nin yeni transferi oldu.

k
Ustaoğlu'na rozetini AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

Bu tablo yeni mi, istifaların sebebi sadece operasyonlar ve iktidar baskısıyla açıklanabilir mi?

CHP'den istifaların sayısı bu dönem artıp, parti içi kriz ve hizipler nedeniyle görünür hale gelse de söz konusu tablo yeni oluşmuş değil. 

Partiler arası geçişlere ilkesel tutum gösterilmemesi, CHP'nin diğer yapısal sorunlarına eklenince, iktidarın hukuk tanımazlığı sonucu ortaya saçılanlar bizi şu anda bulunduğumuz noktaya getirdi.

CHP'li belediyelere operasyonların ardından dikkat çeken en büyük değişiklik Aydın Büyükşehir Belediyesi'nde yaşandı. Hakkındaki "yolsuzluk" dosyalarının raftan indirilmesi tehdidi üzerine Özlem Çerçioğlu sansasyonel bir şekilde AKP'ye geçti. Belediye Başkanı eski partisini suçladı, CHP de süreci yönetemedi. 

Ancak Çerçioğlu da Deniz Baykal döneminden itibaren yönetimin desteğiyle tekrar tekrar aday gösterildi. AKP'ye geçtikten sonra Cemil Tugay yerine İzmir adayı olarak düşünüldüğü iddiaları dahi konuşuldu.

c
14 Ağustos'ta AKP'ye geçen Özlem Çerçioğlu da CHP'li 3 başkanın da desteğini almıştı.

Diğer partilere giden yolları döşeyen düşünce ve eylemlerin yaptırımı yok

Cemil Tugay örneği de çok farklı değil.

Karşıyaka Belediye Başkanı olduğu dönemde AKP'li patronlarla ilişkileri, belediye işçilerine yaptığı baskı henüz hatırımızda olan Tugay'ın İzBB operasyonundan sıyrılmak için kendisinden önceki Belediye Başkanı Tunç Soyer'le ilgili dosyaları savcılığa sunduğu anlaşıldı. AKP'li bakanlarla sürekli temas halinde olan Tugay neredeyse partisinden bağımsızlığı ilan etti, "Siyaseten iki tarafı da eleştirdiğimi söyleyebilirim" dedi.  

Öte yandan bu eylemler, görüş ve açıklamalar partide herhangi bir yaptırıma tabi değil. 

ct
Zaman zaman partisini ve il-ilçe teşkilatını karşısına da alan Cemil Tugay, işçi düşmanı uygulamalardan geri durmuyor. Tugay son dönemde sık sık AKP'li bakanları ziyaret ediyor.

Daha eski ve sembolik bir örnek de Lütfü Savaş. 

CHP'nin olağanüstü kurultay kararının iptali için mahkemeye başvuran Savaş, Hataylıların tüm itirazlarına rağmen Özel'in de onayıyla seçimlerde aday yapıldı. Ve CHP Hatay'ı kaybetti. Savaş partiden ihraç edildi, karşılıklı iddialar ortaya atıldı.

CHP, Savaş'ı "AKP stratejisinin parçası" olmakla suçladı. Oysa yurttaşlar tarafından yuhalanan, istifaya çağrılan ve konuşma yaptığı sahneden aşağıya atılan Lütfü Savaş seçimden hemen önce CHP'nin "tartışılmaz" adayıydı. Savaş, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun isteği üzerine 2014 ve 2019 yerel seçimlerinde de CHP’den Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı olarak gösterilmişti. 

Lütfü Savaş deprem suçları nedeniyle de hesap vermedi.

Dolayısıyla tüm bu çerçeve Özel ve ekibinin "Kılıçdaroğlu partiyi ne hale getirdi" görüşünün eksik ve yanlış olduğunu gösteriyor.

CHP'de çatlak büyüyor

İBB soruşturmalarıyla başlayan CHP'li belediyelere yönelik operasyonların ardından Kurultay davası, Kılıçdaroğlu hizbinin partiyi bölme ihtimali gibi sebeplerle partide çatlaklar büyüyor.

Eski CHP üyesi olan ve partide çeşitli kademelerde görev yapan bazı isimler, Kılıçdaroğlu'nun hazırlıklarını doğruluyor. 

Hâlâ bazıları belediye başkanı başta olmak üzere çeşitli isimlerin AKP'ye geçebileceği kulislerde gündemde. Gazeteci Mahir Kılıç, Antalya’da Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk ve Korkuteli Belediye Başkanı Saniye Caran'ın CHP'den istifa ederek AKP'ye katılmalarının beklendiğini duyurdu. 

İktidarın ne adım atacağı, partinin durumu önümüzdeki günlerde netleşecek gibi görünürken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP'yle ilgili açıklamaları iktidar blokunun çatırdama seslerini de susturmak adına sertleşiyor. CHP üyeleriyse yaşananlar nedeniyle partilerine hem öfkeli hem de kaygılı.

Öte yandan bu kaygıların zemini, düzen siyasetinin ilke ve programdan çok kişisel kahramanlık hikayelerini merkeze alması nedeniyle değişmesi olanaksız bir açmaza işaret ediyor.

Her şey kişisel kahramanlık hikayelerine odaklandığı oranda bir dönem partinin kahramanı olarak sunulan isimler, ertesi gün soluğu AKP’de alıyor, kayyım olarak partinin başına geçiyor ya da her şeyi delege savaşlarına bağlayabiliyor. İsimler değişse de siyaset tarzı ve çürüme hiçbir şekilde değişmiyor.

İktidar memleketle, CHP kendisiyle kavgalı: 'Tunç Soyer'i yargının önüne Cemil Tugay attı' iddiası
i

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.