Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hem gerici hem işçi düşmanı: ‘Okul koridorlarında bir tarikatlar bir de şirketler dolaşsın istiyor’

Milli Eğitim Bakanı Tekin’in okullarda temizlik ve güvenlik sorununun faturasını işçilere kestiği açıklamasına TKP MK Üyesi Savaş’tan tepki geldi: “Mesele temizlik işçilerinin çalışmaması değil. Mesele, Bakan başta olmak üzere bu iktidarın eğitimdeki piyasacı kafası. İstiyorlar ki her şey özel olsun. Okulun koridorlarında bir tarikatlar bir de şirketler dolaşsın.”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin (ortada) İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi (solda) ile birlikte Erzurum'da katıldığı kentsel dönüşüm temel atma töreninde... (Fotoğraf: AA)

Burcu Günüşen

Yayın Tarihi: 30.07.2026 , 17:56 Güncelleme Tarihi: 30.07.2026 , 17:59

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin geçen hafta Erzurum’da öğretmen evinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye sermaye sınıfının önde gelen isimlerini “hayırseverlikle” andı, Türkiye işçi sınıfını tembellikle itham eden açıklamalar yaptı.

Bakanlık olarak başlattıkları “Gastronomi Okulları Projesi”ni “hayırseverler” eliyle yürüttüklerini söyleyen Tekin proje için desteğini aldıkları patronlar Ali Koç, Lucien Arkas, Murat Ülker’den saygıyla söz etti.

Sansasyonel açıklamaları seven Bakan, toplantısının sonunda okullardaki temizlik ve güvenlik sorununun sorulması üzerine ise işçileri hedef aldı. 

Taşeron işçilerin kadroya geçtikten sonra çalışmadıklarını ima eden Tekin bu gerekçeyle 2027 yılında okullarda temizlik ve güvenlik hizmetlerini şirketlere taşere edeceklerini, kadrolu işçi almayacaklarını vurguladı.

Tekin şöyle konuştu:

Okullarımızda temizlik ve güvenlikle ilgili bir problem yoktu. Taşeron olarak alıyorduk. Sonra taşeron işçiler kadroya geçti. Peki kadroya geçmeden önce okulların temizlik ve güvenliğini sağlayan bu 60 bin kişi, kadroya geçtikten sonra neden okullarımızda temizlik olmuyor? Kadrolu personelle bu problem çözülmüyor. Şu anda yaklaşık 55 bin kişi var. Bunun yanında 70 bin TYP ve yaklaşık 20 bin İUP personeli görev yapıyor. Bu sürecin daha sağlıklı yürütülmesi için 2027 bütçesinde kadrolu değil, daha önce olduğu gibi okullarımızda temizlik ve güvenlik hizmeti alacağız.”

'Okullara kadrolu imam, taşeron temizlik işçisi'

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) GYK üyesi ve Öğretmen İnisiyatifleri sözcüsü Osman Ulaş, Yusuf Tekin’in açıklamalarına tepki gösterdi. Ulaş yakın zamanda İstanbul Valiliği'nin tüm okullara mescit zorunluluğu getiren ve cuma namazı gibi toplu ibadetler için alan ayrılmasını isteyen yazısının okullara kadrolu imam atanmasının yolunu açacağına yönelik değerlendirmeleri de hatırlattı.

Osman Ulaş

“Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin okullardaki güvenlik ve temizlik personel sorunlarını okullarda ‘rastlayamadığımız sayıda’ kamuya geçirilen personelden kaynaklandığını açıklayarak taşeronlaştırmanın kılıfını hazırladı” diyen Ulaş aslında mevcut verilerin tam tersini gösterdiğini dile getirdi.

Okullardaki kamu personeli sayısı azaldıkça kaynakların verimli kullanılamadığı ve temizlik gibi işlerin az personelle geçici istihdamla sağlanmaya çalışıldığı, bu yüzden de ihtiyacı karşılamadığının ortaya çıktığına dikkat çekti.

Ulaş şunları söyledi:

Bu göstergelere rağmen Milli Eğitim Bakanı Tekin’in taşeronlaştırmayı savunurken okullarda mescitleri zorunlu hale getirerek imam atanmasını istemesi ise şaşırılmayacak bir talep olurdu.

'Görevini yapmayan biri varsa o da Bakan’ın kendisi'

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Merkez Komite Üyesi ve soL yazarı Alpaslan Savaş ise “Bakan önce görevini yapsın, sonra işini yapmayan işçi varsa onun hakkında konuşsun” dedi.

Bakanın sözlerinin şaşırtıcı olmadığını belirten Savaş “Kendisi AKP iktidarları döneminde inşa edilen bilimsellikten uzak, laiklikten koparılmış, paralı eğitim sisteminin en ateşli savunucusu ve sadık uygulayıcısıdır. O görevini yapıyor, tarikatlara ve okul sahibi patronlara karşı sorumluluklarını yerine getiriyor” diye konuştu.

Alpaslan Savaş

“Bir de bu tip çıkışları seviyor bakan” diyen Savaş, Tekin’in Kurtuluş Savaşı’nı müfredattan çıkaracaklarına dönük açıklamasını ve “Neyden kurtulmuşuz?” diye sorduğunu anımsatarak şu ifadeleri kullandı:

Derdi 1923’ten ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden kurtulmak olan bu iktidarın ve sermaye sınıfının NATO zirvesi sürerken sözcülüğünü üstlenmişti.”

Tekin’in eğitim emekçileri için asıl iyi bir şey söylemesinin şaşırtıcı olacağını ifade eden Savaş, bakanın mülakat mağduru öğretmenlerin hak arayışı karşısındaki tavrıyla, okullardaki temizlik işçileri için söylediklerinin birbiriyle tutarlı olduğunu belirtti.

'İşte size patron mantığı!'

“Öğretmeni, öğrenciyi, okulun temizlik işçisini her fırsatta suçlayan ve onu cezalandırmaya çalışan bir bakan var milli eğitimin başında” diyen Savaş şu ifadeleri kullandı:

Devlet okullarında çalışan temizlik işçileri, kadroya geçtikten sonra okullar eskisi gibi temizlenmiyormuş. İşçilerin çalışmadıklarını, görevlerini yapmadıklarını iddia ediyor Bakan.

Oysa görevini yapmayan biri varsa o da Bakan’ın kendisi. Özel okullara her türlü teşviği verip devlet okullarına yeterli bütçeyle kaynak aktarmayacaksın sonra okullar temizlenmiyor diye işçileri suçlayacaksın.

Vergi indirimi, prim desteği, KDV istisnası, yatırım kolaylığı, okul kayıt ücretinin bir kısmının karşılanması gibi devletin kasasından çuvalla para aktarılıyor özel okul patronlarına.

Bakan devlet okulları için sorumluluklarını yerine getirsin önce. Tuvalet kağıdını bile veliden istiyorsunuz, sonra dönüp okullardaki temizlik işçisine ‘kadroya geçtikleri için çalışmıyorlar’ diyorsunuz.

Bakan önce görevini yapsın, sonra işini yapmayan işçi varsa onun hakkında konuşsun. 

Eğitime piyasacı sistemin yerleşmesinin ürünü bunlar. Öğretmeni kadrolu değil ‘ücretli, geçici’ yaparsınız, okulun ihtiyaçlarını ‘müşteri’ diye bellediğiniz veliden tahsil edersiniz, okulda çalışan hizmet işçilerini de güvencesiz ve ucuza çalıştırmak istersiniz. İşte size patron mantığı.”

'Bakanlık İUP'lu işçilere ücret bile değil 'cep harçlığı' ödüyor'

Yusuf Tekin’in sözünü ettiği taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi sürecine ilişkin konuşan TKP MK Üyesi Savaş iktidarın bu adımı atmak zorunda kaldığını ama bunda bile sorun çıkardığını hatırlatarak şunları söyledi:

Temizlik işçilerini kadroya geçirmek zorunda kalmışlardı. Sendikalı oldular ve toplu sözleşmeden yararlandılar.

Bunda bile sorun çıkardı iktidar. Toplu sözleşme haklarını Yüksek Hakem Kurulu’na bırakarak yüzde 3-5 zam verdiler yıllarca bu işçilere.

Bakan böyle 55 bin işçi çalıştırdıklarını söylüyor. İhtiyacın yarısı bile değil bu.

Yetmedi, okullarda İşkur’un güvencesiz istihdam projelerinden işçi çalıştırmaya başladı bakanlık.

Yine bakanın verdiği rakamlara göre 70 bini Toplum Yararına Proje (TYP), 20 bini İşgücü Uyum Programı (İUP) adı altında kadrolu olmayan güvencesiz işçi çalıştırıyorlar.

Örneğin bunlar içinde İUP’lu işçiler haftanın belirli günlerinde ve en çok 10 ay olmak üzere çalışıyorlar. Bakanlık bu işçilere çalıştıkları gün başına 1375 lira ödüyor ve bunu ücret bile değil ‘cep harçlığı’ olarak tanımlıyor. Yani aslında şu anda okullardaki temizlik işçilerinin büyük bölümü yine kadrosuz ve güvencesiz çalışıyor.”

'Tarikatlar gibi şirketler de okullardan dışarı atılmalıdır'

Bakanlığın şirketlere ve tarikatlara harcadığı devletin parasının okullara harcanması gerektiğini vurgulayan Savaş şöyle konuştu:

Mesele temizlik işçilerinin çalışmaması değil. Mesele, bakan başta olmak üzere bu iktidarın eğitimdeki piyasacı kafası. İstiyorlar ki her şey özel olsun. Okulun koridorlarında bir tarikatlar bir de şirketler dolaşsın. Eğitim’de her türlü özelleştirme girişimi durdurulmadan nitelikli, bilimsel ve laik bir eğitim söz konusu olamaz. Tarikatlar gibi şirketler de okullardan dışarı atılmalıdır. Devletin parasını devletin okullara harcasın Bakanlık, şirketlere ve tarikatlara değil."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.