Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hatimoğulları: Çerçeve yasadan beklentimiz yarının demokratik düzenini güvenceye almak

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Dönüş, sınırların kapısından geçmekten ibaret değildir. Son günlerde çok konuşulan Odessa Destanı'nda ifade edildiği gibi; eve varmakla eve dönmek aynı şey değil. Çerçeve yasadan beklenti nettir. Bugünün geçişini düzenlerken yarının demokratik düzenini güvenceye almak, barışın yönünü günlük siyasetin rüzgarına bırakmamaktır" dedi.

Fotoğraf: ANKA Haber Ajansı

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 28.07.2026 , 15:03

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM'deki grup toplantısında Türkiye ve dünya gündemine ilişkin konuştu. 

Sözlerine YENİ Parti'yi tebrik ederek başlayan Hatimoğulları, "Yola YENİ Parti ismiyle devam eden Sayın Özgür Özel'e ve partinin tüm üyelerine buradan tebriklerimizi bir kez daha iletiyorum ve YENİ Parti'nin ülkemizin demokrasisine, hukukuna katkı sunacağımıza olan inancımızı bir kez daha belirtmek isterim" dedi.

'Artık son düzlüğe girildi'

Hatimoğulları, iki yıldır yürütülen sürece yönelik çerçeve yasa çalışmalarıyla ilgili, "Çerçeve yasa için artık son düzlüğe girilmiş durumda. Bu, tüm Türkiye'yi ilgilendiren bir konu ve dar, polemikçi, birbirini yıpratan, sürece dönüşmemesi için herkesin büyük bir sorumlulukla davranması gerekiyor. Her siyasi parti bu konuda elbette ki farklı düşünüyor olabilir. Bundan daha doğal da bir şey yoktur. Ama ortada bir mesele var ki Kürt meselesi. Bu ülkenin 100 yılı aşkın temel bir meselesi. Bir asırdır şiddetle ve inkarla çözülmeyen, çözülen değil de apaçık ortada olan bir mesele. Bütün siyasi partilerin bu tarihsel sorumlulukla hareket ederek barışın kapısını açacak bir yasanın çıkması için elini taşın altına koyması son derece tarihidir ve önemlidir" şeklinde konuştu.

'Dönüş meselesi dar yorumlanmamalı'

ANKA Haber Ajansı'nın verdiği bilgiye göre, Abdullah Öcalan'ın son yapılan görüşmede 27 Şubat Çağrısı'nın ruhuna bağlı kalma iradesini ve kardeşlik hukukunu gözeten yasal bir zeminin gerekliliğini vurguladığını söyleyen Hatimoğulları, şu ifadelere yer verdi:

"Bu süreçteki muhataplarımıza bu konuda seslenmek isterim: Dönüş meselesi dar yorumlanmamalı. Dönüş, sınırların kapısından geçmekten ibaret değildir. Son günlerde çok konuşulan Odessa Destanı'nda ifade edildiği gibi; eve varmakla eve dönmek aynı şey değil. Dönüş; sürgündekinin ülkesine, cezaevindekinin ailesine, KHK'lının ihraç edildiği mesleğine, kayyımla iradesi alınan halkın ve seçilmişlerin belediyelerine, yargılananların siyasal hayata dönmesi demektir. Yani topluma dönüş, işe dönüş, söze dönüş, memlekete, toprağa dönüş... Gerçek barışın coğrafyası da buradan ve böyle başlar. Bu bağlamda çerçeve yasadan beklenti nettir: Bugünün geçişini düzenlerken yarının demokratik düzenini güvenceye almak, barışın yönünü günlük siyasetin rüzgarına bırakmamaktır.

'Çerçeve yasa ortaklaşılmış bir formülü içermeli'

Çerçeve yasa bunu yok saymadan, ortaklaşılmış bir formülü içermelidir. Bu yasada Sayın Öcalan'ın bu süreci ileriye taşıyabilmesinin olanakları açılmalıdır. Özgür yaşar ve özgür çalışır koşulların artık acilen hayata geçmesi lazım. Hiç vakit kaybetmeksizin bu haftadan itibaren, bugünden itibaren gazeteciler, siyasetçiler, hukukçular, kadın örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri, toplumun farklı kesimleri herkes artık İmralı'ya gidebilmeli ve Sayın Öcalan'la görüşebilmelidir.

'Yeni sürprizlerle de bu süreç uzamamalı'

Üzerinde konuşulan, ortaklaşılmış, mütabık kalınmış her şeyin bu yasaya yansıması lazım. Çerçeve yasanın yasanın kapsamı, içeriği bir mütabakatla çıkmalı ki pratikte karşılığı olsun, kağıt üzerinde kalmasın. Hiçbir şey oldu bittiye de getirilmemeli. Yeni sürprizlerle de bu süreç uzamamalı, uzatılmamalıdır."

'Yazdığınız klasik reçeteler artık tutmuyor'

Hatimoğulları, şu anda yurttaşın en temel sorununun beslenme, gıdaya erişim olduğunu söyleyerek "Türkiye'de tarım politikasında milyonlarca yurttaşın midesini kurutan bir pozisyona gelmiş durumda. Bu insanlar nasıl ayakta kalacak? Buradan bu soruyu ben iktidara altını kalın çize çize soruyorum: Bu üretici nasıl ayakta kalacak, çiftçi nasıl ayakta kalacak? Siz bu politikalarla adeta çiftçiyle, üreticiyle dalga geçiyorsunuz, farkında mısınız?" sözleriyle tepki gösterdi.

Hatimoğulları, emekçilerin, emeklilierin geçinemediğini belirterek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e şöyle seslendi:

"Yazdığınız klasik reçeteler artık tutmuyor. 'Faizi arttır, enflasyonu düşür' ezberi artık tarihe gömülmüş durumda. İki yıldır emekçinin, yoksulun kemerini sıkıyorsunuz, olmuyor. Tutmuyor bu politika ve tutmayacak. Ne zaman neoliberal, piyasacı, rantçı ekonomiden vazgeçilirse; ne zaman başta tarım olmak üzere dışa bağımlılıktan vazgeçilirse işte o zaman Türkiye rahat bir nefes alır."

"Sürecin başarıyla sonuçlanmasının da bu açıdan çok önemli olduğunu" savunan Hatimoğulları, "Barış sağlanınca boşaltılan binlerce köy, mezra, mera yeri... Buralara geri dönüş teşvik edilmeli. Özel olarak bunun çalışması yürütülmeli. Mayınlı araziler tamamen temizlenmeli ve tarıma açılmalı. Tarım ve hayvancılık burada yeniden canlandırılmalıdır" dedi.

'Doku soruşturması Soylu döneminin özeti'

Hatimoğulları, Gülistan Doku soruşturması içinse "Bugün dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, eşinin, oğlunun, polislerin ve kamu görevlilerinin soruşturma kapsamında tutuklanması sıradan bir gelişme değil. Soruşturma; kasten öldürme, cinsel saldırı, delilleri yok etme, suçluyu kayırma gibi vahim durumları kapsıyor. Bu tablo aynı zamanda Süleyman Soylu döneminin özetidir. Bu dönem bütünlüklü olarak mercek altına alınmalıdır. Devlet gücünü kullanarak suç işlediği ya da suçu örttüğü iddia edilen her kimse hesap vermelidir" diye konuştu.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.