Sayfa yolu
Hatay bu yıkımın altından kalkacaktır
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
salih bostancı
Yayın Tarihi: 25.08.2023 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Depremin üzerinden aylar geçti. Hatay'daki yıkımın boyutu, yaşanan sorunlar sürekli haykırılıyor ve aslında neredeyse artık herkesçe biliniyor. Hatay halkının ortak, ve haklı sitemi şu: Artık durum kanıksandı, unutulduk.
İnsanlar “Adeta göçe zorlanıyoruz” diyorlar, haklılar. Sıcaklığın 50 dereceyi bulduğu şehirde sık sık elektrik kesiliyor, su kesiliyor, çocukların eğitiminin ne olacağı belirsiz, şehrin en iyi okullarının birinin binasına valilik çökmüş, birine kaymakamlık, birine emniyet, birine jandarma. Çökmüşler binalara. “Çocuklar ne olacak” diyenlere, “sizi şu mahalleden şu mahalleye taşıyacağız, şu mahallede konteynırlarda birleşik sınıflar kuracağız, hele bir okullar açılsın bakalım” diyorlar.
Yollar berbat halde, insanlar lastik tamir ettirmekten bıkmış durumda (bu arada, belirtmekte fayda var, özellikle Defne'de depremden önce de yollar bu haldeydi). Her tarafta, hiçbir önlem alınmadan yıkım yapılıyor, şehir toz bulutu altında, dışarda bir saat dolaştığınızda saçınızın rengi değişiyor. Hatay halkı bu havayı soluyor.
Suriye savaşı döneminde Belediye Başkanı Lütfü Savaş, "Bir yerde kriz varsa fırsat da vardır, maliyetler düşer" diyerek, krizin fırsata çevrilmesini öğütleyerek sermayeyi Hatay'a çağırmıştı. İşte krizi fırsata çevirmek isteyen müteahhitler, Vali beye varıp "yıkım yaparken sulama yapmasak, hem maliyet arttırıyor hem çok zaman alıyor" demiş, vali de "yıkıp geçin" demiş. Beyden aldıkları kuvvetle yıkıp geçiyorlar.
Büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri ortada yok. Ciddi bir nüfus deprem sonrası göç etmişti. Geri kalanların önemli bir kısmında da artık büyük bir yorgunluk, umutsuzluk, “bu şehirde artık yaşanmaz, bu şehir artık zor ayağa kalkar” ruh hali yaygın. Azımsanamayacak sayıda insansa “ne olursa olsun buradayız, terk etmeyeceğiz, bura bizim vatanımız” diyor.
Peki Hatay ayağa kalkar mı? Evet zor, ama Hatay ayağa kalkar!
Bu boyutta olmasa da, daha önce de benzer bir durumu yaşadı Hatay. Suriye savaşı döneminde iktidar binlerce cihatçıyı şehre doldurmuştu, şehrin içinde kamplar oluşturuldu, cihatçılar yüzlerce eve yerleştirildiler. Suriye'ye gidip, savaşıp, kafa kesip, sonra gelip o evlerde yaşıyorlardı.
O zaman da cihatçı akbabalar valiliğe girip çıkıyordu, Vali bey “rahat olun” deyip sırtalarını sıvazlıyordu. Yukarıda da yazıldığı gibi, Belediye Başkanı, “krizi fırsata çevirin” diyordu.
Çevirenler oldu: Şehrin göbeğindeki kafelerde, cihatçılarla Avrupa'dan gelen "insani yardım dernekleri" arasında, Suriye'den kaçırılan tarihî eserlerin pazarı kuruldu, özel hastanelerinde cihatçıları tedavi eden CHP yöneticileri parayı vurdu, cihatçılarla alışverişe giren tüccar ellerini ovuşturdu. Bu sırada Defne'de, Armutlu'da, Harbiye'de, Samandağ'da reklam panolarına adeta halka meydan okurcasına ÖSO'nun, cihatçıların propagandasını yapan afişler, pankartlar asıldı. Bunlardan cüret bulan cihatçılar uzun namlulu silahlarla sokaklarda dolaşmaya başladı, halka parmak sallayarak "buralar bizim olacak, siz gideceksiniz" diyecek kadar pervasızlaştılar.
Ve o zaman da insanlar kaygıya, umutsuzluğa kapıldılar. O zaman da “bu şehirde artık yaşanmaz” denmeye başlandı. Ve o zaman da “burası bizim vatanımız, bir yere gitmeyiz” diyenler vardı.
Ama örgütsüzdüler. Somut bir gerçeğe, ete kemiğe bürünmüş birkaç örneğe ihtiyaç vardı. Sonra ÖSO öven afişlerin üzerinde “ÖSO defol” yazıları belirmeye başladı, bir gün emniyetin önündeki ÖSO propagandası yapılan reklam panoları alev aldı, sonra cihatçı taşıyan araçların önü kesilmeye başlandı, halka sallanan cihatçıların parmağı tutulup bükülmeye başlandı, sonra toplantılar, konferanslar, binlerce insanın katıldığı yürüyüşler, on binlerce insanın katıldığı mitingler...
Önce kamplar gitti, sonra evler boşaltıldı, cihatçılar şehirden gönderildi. Geriye, şehirde ciddi bir mücadele, direnç gösteren ayaktaki Hatay halkı kaldı.
Hatay halkı bir kez daha ayağa kalkacaktır. Sadece somut bir gerçeğe, ete kemiğe bürünmüş birkaç örneğe ihtiyaç var. TKP o örneği yaratacaktır. Sözümüz söz!
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
