Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Haramidere ıslahında çalışan işçi anlattı: 'Dök, düzelt, devam et'

İstanbul'da 14 Ekim'deki sağanağın ardından Haramidere'de birçok yeri su bastı. 2012-2016 yılları arasında dere ıslahında çalışan altyapı ustası Kadir Arıca, inşaat sırasında kontrol bacalarında çökmeler gördüğünü, sorunları şefine bildirdiğini ancak çalıştığı dönemde düzeltilmediğini aktardı. Arıca, büyüyen hafriyat alanlarını, işçilerin karşılaştığı tehlikeleri ve şantiyedeki çalışma koşullarını soL'a anlattı.

Gamze Özdemir

Yayın Tarihi: 19.10.2026 , 16:20

“Kontrol bacalarından birinde bir problem olmuştu. Kontrol bacasından aşağı indiğimde çökmeleri gördüm. Bunu kendi şefime söyledim. O da gerekli kişilere söyledi.”

Bu sözler, 2012-2016 yılları arasında Haramidere ıslahında çalışan altyapı ustası Kadir Arıca'ya ait. Malatya'da birlikte çalıştığı ustasının çağrısıyla İstanbul'a gelen Arıca, kendi anlatımına göre Yeni Doğuş İnşaat adlı aracı firmada çalışmaya başladı. Dere yatağının hazırlanmasında, atıksu ve yağmur suyu hatlarının döşenmesinde görev aldı.

14 Ekim'de İstanbul'da etkili olan sağanak yağışın ardından Haramidere Sanayi Sitesi'nde işyerlerini yeniden su bastı. Esnaf dükkânlarında biriken suyu tahliye etmeye, zarar gören malzemelerini kurtarmaya çalışırken bölgede yıllardır devam eden taşkın sorunu bir kez daha gündeme geldi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Haramidere'nin Pınar ve Yeşilkent mahallelerindeki ıslah çalışmalarına ilişkin açıklamasında, taşkınların nedenleri arasında artan yapılaşmayı, dere kesitinin yetersizliğini ve geçmişte hidrolik açıdan yanlış yapılan dere ıslahlarını sayıyor.

Haramidere'nin farklı kesimlerinde, farklı dönemlerde yürütülen çalışmalar bulunuyor. Arıca'nın görev aldığı altyapı hatlarının bugünkü durumu ve son taşkınlarla olası ilişkisi henüz belirlenmiş değil. Ancak yıllar önce aynı bölgede çalışan bir işçinin anlattıkları, taşkınları önlemek amacıyla yapılan çalışmaların nasıl yürütüldüğüne ilişkin önemli sorular ortaya çıkarıyor.

Zemin etütleri sürerken başlayan çalışmalar

Arıca, Haramidere şantiyesine geldiğinde çalışmaların henüz başlangıç aşamasında olduğunu anlatıyor. Zemin etütleri yapılıyor, toprak örnekleri alınıyordu. Ancak sonuçlar kendilerine bildirilmeden dere tabanının ve yan duvarların yapımına geçildiğini söylüyor.

“Daha yeni yeni şantiye kuruluyordu. Zemin etütleri falan, toprak tahlilleri yapılıyordu. Ama belediye bunu alelacele bir şekilde başlatmaya çalıştı ve başlattı da.”

Arıca, çalışmaların hızlandırılmasını dere yatağının iki yanında hafriyat döküm alanlarının açılmasıyla ilişkilendiriyor. Duvarlar yükseldikçe çevredeki alanlara dolgu yapıldığını, bazı bölümlerde ise duvarlar tamamlanmadan atıksu ve yağmur suyu hatlarını döşemeye başladıklarını anlatıyor.

Altyapı hatlarının doğru kotlarda yerleştirilmesinin önemine dikkat çeken Arıca, küçük ölçüm hatalarının uzun mesafelerde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.

Şantiyedeki hızın beton imalatına da yansıdığını söylüyor.

Arıca'nın anlatımına göre dere yatağının yan duvarlarında kullanılan kalıplar dört-beş gün içerisinde sökülüyordu. Betonun yeterli dayanımı kazanması için daha fazla beklenmesi gerektiğini savunan Arıca, kalıplar söküldükten sonra duvarların arkasına hafriyat doldurulduğunu, açıkta kalan beton yüzeylerine ise yoğun şekilde su verildiğini anlatıyor. 

Bu uygulamanın betonun dayanım kazanması için gereken sürenin yerini tutamayacağını düşünüyor. Betonun sulanması dayanım gelişimi için gerekli nem koşullarını sağlamaya yardımcı olsa da yeterli dayanım kazanılmadan yapılan dolgunun yaratabileceği yapısal riskleri tek başına ortadan kaldırmıyor. Kalıpların sökülmesi ve dolguya başlanması için gerekli koşullar ise betonun özelliklerine ve ulaştığı dayanıma bağlı. Şantiyedeki uygulamaların teknik açıdan uygunluğu, dönemin imalat ve dayanım kayıtlarının incelenmesini gerektiriyor.

Hafriyat yükseldi, kontrol bacalarında çökmeler görüldü

Arıca'nın üzerinde özellikle durduğu konulardan biri, dere yatağının iki yanına dökülen hafriyatın miktarı.

Dere duvarlarının yaklaşık beş metre yüksekliğinde olduğunu, buna karşılık bazı bölgelerde dolgunun 16-18 metreye ulaştığını söylüyor. Arıca'ya göre artan hafriyat yükü, yapımında çalıştıkları altyapı sistemlerinin dayanımını etkiledi.

“Dere yatağının duvarı beş metre iken siz bunun üzerine daha fazla yük yüklediğiniz zaman ne o duvarlar dayanır ne de altında yaptığınız atıksu ve yağmursuyu kanalları dayanır.”

Arıca, dolgu yükseldikçe kontrol bacalarının da yükseltildiğini anlatıyor. Başlangıçta belirlenen seviyelere göre yapılan bacalara yeni beton halkalar eklendiğini, bazı kapakların sökülerek bacaların yeniden uzatıldığını söylüyor.

Projenin yaklaşık üçte ikisi tamamlandığında altyapı sistemlerinde çatlaklar ve çökmelerle karşılaştıklarını belirtiyor. İlk sorunu kendisinin fark ettiğini, ardından başka kontrol bacalarının da incelendiğini anlatıyor.

“Bununla ilgili sorunlar oldu, gerekli yerlere bildirimler yapıldı ama hiç kimse bununla ilgili bir çalışma yapmadı veya bir öneride bulunmadı.”

Arıca, çökmelerin altyapı sistemlerinin taşıyabileceğinin üzerinde hafriyat yüklenmesinden kaynaklandığını düşünüyor. Hasarlı bölümlerin yeniden yapılabilmesi için üzerlerindeki dolgunun kaldırılması gerektiğini, bunun da yeniden işçilik, makine kullanımı ve ilave maliyet anlamına geldiğini anlatıyor.

Çalıştığı dönemde söz konusu çökmeleri gidermeye yönelik bir müdahale görmediğini söylüyor.

Hasarların teknik nedenleri ve sonraki yıllarda onarılıp onarılmadıkları henüz bilinmiyor.

'Dök, düzelt, devam et': Hafriyatın ekonomik boyutu

Haramidere'de hafriyat, Arıca'nın anlatımında yalnızca inşaatın teknik bir unsuru değil. İstanbul'daki inşaatlardan çıkan toprak ve molozun nereye taşındığı, aynı zamanda ekonomik karşılığı bulunan bir faaliyet.

Arıca, hafriyat döküm alanlarına malzeme getirenlerin bunun karşılığında ücret ödediğini anlatıyor. Haramidere'de ihtiyaç duyulandan fazla hafriyat döküldüğünü savunuyor ve bunu ekonomik kazanç sağlama amacıyla ilişkilendiriyor.

Ancak döküm alanlarının hangi şirketler tarafından işletildiği, ne kadar hafriyat kabul edildiği ve elde edilen gelirlerin kimlere aktarıldığı henüz belgelenmiş değil.
İşçinin doğrudan gözlemlediği uygulama ise dolgunun nasıl yapıldığı.

Arıca, toprağın kontrollü biçimde tabakalar halinde sıkıştırılması gerektiğini, çalıştığı bölümlerde ise böyle bir işlem görmediğini anlatıyor.

Şantiyedeki çalışma biçimini üç kelimeyle özetliyor:

“Dök, düzelt, devam et.”

Arıca, çalışmaların bir dönem durdurulduğunu, bunun hafriyat miktarıyla bağlantılı olduğunu düşündüğünü söylüyor. Yaklaşık sekiz-dokuz aylık aranın ardından şantiyeye döndüğünde dolgu alanlarının daha da genişlediğini gördüğünü belirtiyor.

Anlattığına göre, biriken hafriyat kaldırılmak yerine hafriyatın döküm yapıldığı alan büyütülmüştü.

İki tonluk borular, kopan halatlar ve iş yetiştirme baskısı

Haramidere'deki çalışmalar yalnızca altyapı sistemlerinin dayanımı açısından değil, şantiyede çalışan işçiler açısından da riskler taşıyordu.

Arıca, atıksu ve yağmursuyu hatlarında kullanılan büyük beton boruların yaklaşık iki ton ağırlığında olduğunu anlatıyor. Bu borular makineler ve halatlar yardımıyla yerleştiriliyordu.

Çalışmalar sırasında halatların birçok kez koptuğunu, kendisinin ve birlikte çalıştığı işçilerin ciddi tehlikeler atlattığını söylüyor. İş güvenliği önlemlerini yetersiz bulduğunu belirten Arıca, işin başındaki yetkililerin teknik bilgileri ve bazı çalışanların mesleki yeterlilikleri konusunda da sorunlar yaşandığını anlatıyor.

Bütün bunlara işin daha kısa sürede tamamlanması için yapılan baskı eşlik ediyordu.

“Günde 10 metre yapılması gerekiyorsa, sen bunu 25'e çıkarıyorsan demek ki  bir şeyleri kaçırmaya çalışıyorsun.”

Arıca'ya göre günlük üretimi artırma baskısı, hem işçilerin güvenliğini hem de yapılan işin niteliğini etkiliyordu.

Üstelik çalışmaların hızlandırılması her zaman işin daha erken bitmesini sağlamıyordu. Arıca, bazı bölümlerde biriken hafriyatın yeniden kaldırıldığını, dere yatağının tekrar açılması gerektiğini anlatıyor.

Bir tarafta işin yetiştirilmesi için yapılan baskı, diğer tarafta daha önce tamamlanan işlerin yeniden yapılması.

Fabrikalar yükselirken altyapı yetiştirilmeye çalışıldı

Arıca'nın çalıştığı yıllarda Haramidere çevresinde sanayi tesisleri ve yeni yapılar da yükseliyordu.

Bölgede deri, tekstil, ayakkabı, kot taşlama ve atık işleme tesislerinin bulunduğunu anlatan Arıca, bu işyerlerinin atıksu bağlantılarında da çalıştığını söylüyor.

“Atıksu ve yağmursularının kanallarını, hatlarını, sistemlerini ben döşediğim için o bağlantıları da ben yaptım.”

Arıca'nın dikkat çektiği nokta, çevredeki yapılaşmanın altyapı çalışmaları tamamlanmadan ilerlemesi. Ona göre dere yatağı ve çevresindeki altyapı, genişleyen sanayi ve yapılaşma alanlarının ihtiyaçlarına yetiştirilmeye çalışılıyordu.

Sanayi tesislerinin bağlantılarının onaylı projelere ve deşarj izinlerine uygunluğu ayrıca incelenmesi gereken bir konu. Ancak burada daha temel bir planlama sorunu bulunuyor: Altyapının kapasitesi mi yapılaşmanın sınırlarını belirliyordu, yoksa altyapı sürekli genişleyen yapılaşmanın gerisinden mi geliyordu?

Arıca, yıllar sonra Haramidere'de yeniden yaşanan taşkınlara baktığında sorunun yalnızca dere duvarlarının yükseltilmesiyle çözülemeyeceğini düşünüyor.

Dere yatağının normal zamanlardaki su seviyesine göre değil, şiddetli yağışlarda ortaya çıkabilecek taşkınlar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bazı bölümlerde dere yatağının genişletilmesini gerekli görüyor.

Ancak bunun çevrede yapılaşmaya ayrılabilecek alanı azaltacağına dikkat çekiyor:

“Bu da sağlı sollu arazi kaybı demek.”

Arıca'nın sözleri, taşkın riskinin yanı sıra dere yatağının çevresindeki arazilerin nasıl kullanıldığına da işaret ediyor. Dereye ne kadar alan bırakıldığı, nerelere hafriyat döküldüğü ve yapılaşmanın hangi sınırlara göre planlandığı, taşkın sorunundan ayrı düşünülemez.

Belediyeye bildirilen sorunlara ne oldu?

Arıca, çalıştığı firmanın şantiyede karşılaşılan sorunları tespit ederek belediyeye dilekçe sunduğunu anlatıyor.

Bu başvurudan yaklaşık üç ay sonra firmanın projedeki çalışmasının durdurulduğunu söylüyor. Ancak kararın gerekçesine ilişkin doğrudan bilgisi bulunmadığını belirtiyor:

“Ben orada çalışan olduğum için birebir bilmiyorum ama bir anlaşmazlık olduğunu ve şu an durdurulduğunu söylediler.”

Dilekçenin içeriği, hangi kuruma sunulduğu ve nasıl değerlendirildiği henüz belgelerle doğrulanmış değil. Firmanın çalışmasının durdurulmasıyla söz konusu başvuru arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmayı sağlayacak bilgi de bulunmuyor.

Arıca'nın Haramidere'de çalıştığı 2012-2016 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Esenyurt Belediyesi AKP yönetimindeydi. İBB'nin başında Kadir Topbaş, Esenyurt Belediyesi'nin başında Necmi Kadıoğlu bulunuyordu.

Haramidere ıslahı farklı dönemlerde ve farklı kesimlerde yürütüldü. Arıca'nın görev aldığı bölümün hangi ihale, ana yüklenici ve kamu kurumunun denetimi altında gerçekleştirildiği henüz netleşmiş değil.

Dönemin imalat ve beton dayanım raporları, hafriyat izinleri, hasar tespitleri ve belediyeye sunulduğu belirtilen dilekçe, geçmişte yapılan uyarıların nasıl karşılandığını gösterebilecek belgeler arasında.

Arıca'nın yıllar önce gördüğünü söylediği çökmelerin 14 Ekim'deki su baskınlarına yol açtığını gösteren bir teknik bulgu bulunmuyor. Böyle bir bağlantının kurulabilmesi için hasar görülen hatların yeri, sonraki yıllarda yapılan müdahaleler ve bugünkü durumlarının incelenmesi gerekiyor.

Haramidere'de her taşkının ardından yağışın şiddeti, su basan işyerleri ve esnafın uğradığı zarar konuşuluyor. Oysa yıllar önce aynı dere yatağında çalışan işçilerin de anlatacakları var.

Kadir Arıca, yapımında çalıştığı altyapı sistemlerinde çökmeler gördüğünü, bunları yöneticilerine bildirdiğini söylüyor.

Şimdi yanıt bekleyen soru şu: Bu uyarılar sorumlu kamu kurumlarının kayıtlarına geçti mi, geçtiyse bunlarla ilgili ne işlem yapıldı?


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.