Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hangi rota, hangi çözüm... Meclis'te onaylanan 'Çözüm Raporu'nun kritik maddeleri neler?

Bugün Meclis'te AKP, DEM, MHP ve CHP oylarıyla onaylanan rapor, çözüm sürecinde uzun süredir konuşulan ve basına yansıyan birçok maddeyi kapsıyor. Rapordaki maddelerin hayata geçirilmesi için yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi doğrudan görevli olacak. Raporun kritik maddelerine ve doğrultusuna ilişkin ayrıntılar soL'da.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.02.2026 , 15:50 Güncelleme Tarihi: 20.02.2026 , 12:19

AKP, MHP ve DEM Parti tarafından yürütülen çözüm sürecinin ilk aşaması, bugün onaylanan raporla tamamlandı.

CHP'nin de onay verdiği rapor, Meclis'teki grubu bulunan tüm partilerin desteğini aldı.

Peki, rapordan neler çıktı?

Önce öne çıkan başlıkları maddeler halinde sıralayacak, ardından da raporun kritik bölümünü tam metin olarak soL okurları için aktaracağız.

Öcalan'ın talebi ve raporun ilgili bölümü örtüşüyor

DEM Parti, bugün Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından bir açıklama yayımladı ve Öcalan'ın "demokratik entegrasyon" diyerek neyi kastettiğini açıkladı:

Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli. Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.

Raporda tam da Öcalan'ın bu konudaki talebini karşılayan, "yerel yönetim" başlıklı bölümü var:

Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin 'daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek' bir şekilde organize edilmesi mümkündür. Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması; başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.

Avrupa Birliği'nin sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda yıllardır ısıttığı "yerelleşme" masalı, bu vesileyle bir yasal düzenleme önerisine dönüşmüş oldu.

'Umut Hakkı' raporda yer alıyor mu?

Uzun süredir raporda Öcalan için "umut hakkı" ifadesinin yer alıp almayacağı tartışılıyordu.

Bu konuda soL'da yer verdiğimiz haberde, "umut hakkı" ifadesinin metinde geçmeyeceği ama AİHM kararları atfının doğrudan bu gündemle ilgili olacağını aktarmıştık.

Sonuç olarak komisyon raporunda bu konu soL'da işaret ettiğimiz biçimde formüle edildi:

AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.

Kayyım, infaz düzenlemesi ve PKK tahliyeleri için ne öngörüldü?

Rapor öncesi kritik konulardan biri, yasal düzenlemelerin nasıl hayata geçirileceğiydi.

Burada "PKK üyelerinin tahliyesi, dağda bulunanların entegrasyonu" gibi konular öne çıkıyordu.

Raporda bu duruma ilişkin "Yukarıda belirtilen müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır" denildi. 

Bu düzenlemenin hukuki altyapısına ilişkin öneriler de raporda yer aldı. Örneğin "şiddet içermeyen eylemlerin terör suçu sayılmaması" ve infaz düzenlemelerinin yenilenmesi istendi.

Belediyelere atanan kayyım konusunda ise "Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması; başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir" formülü gündeme getirilmiş oldu.

Siyasi Partiler Yasası, eylem ve gösteri hakkında yeni düzenleme

Raporda Siyasi Partiler Yasası'nın yenileneceği, eylem ve gösteri hakkını engelleyici adımların da ortadan kaldırılacağı öne sürüldü:

Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda; Anayasa’nın 79’uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir.

Bu adımları kim atacak?

soL'da Erdoğan'ın yaptığı son kabine değişikliğinin doğrudan çözüm süreciyle bağı olduğunu, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin komisyondan çıkan maddelerin hayata geçirilmesinde doğrudan rolü olacağını aktarmıştık. Bu ekip bu rapor doğrultusunda kısa sürede çalışmaya başlayacak. 

Bu isimlerin ya da AKP iktidarının "demokratikleşme" adımı atacağı beklentisi ise gerçekten ilgi çekici.

Doğrultu ne?

AKP iktidarının halka karşı saldırıları, seçme ve seçilme hakkını hedef alan adımları kesintisiz sürerken, Yeni Osmanlıcı bir perspektifle yürütülen bu sürecin nasıl bir demokratikleşme sağlayacağı soruları yanıtsız şekilde duruyor.

Avrupa Birliği'nin sermaye sınıfının çıkarları için gündeme getirdiği "yerelleşme" öyküsü, raporun odak noktalarından birini oluşturuyor.

Oluşturulan raporda yer alan maddelerin AKP-DEM-MHP ortaklığıyla nasıl hayata geçirileceği, "Yeni Anayasa" tartışmalarının burada nereye oturacağı sorusu da yanıtsız.

Rapora onay veren CHP'nin sürecin sonraki aşamalarında nasıl bir rol oynayacağı da ayrı bir merak konusu.

Raporun kritik bölümlerinin tam metni şöyle:

"Siyasi partiler tarafından Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna sunulan raporlarda yer alan öneriler siyasi partilerin temsilcileriyle yapılan toplantılarda değerlendirilmiştir. Bu toplantılar ve değerlendirmeler neticesinde aşağıda yer alan önerilerde uzlaşılmıştır.

6.1. Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması

Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir.

Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir.

Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eş güdümle; objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir.

Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.

6.2. Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler

Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir.

Kanun; silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.

Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir.

Kanun; kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır.

6.3. Örgüt Mensuplarının Durumu

Yukarıda belirtilen müstakil ve geçici kanun ile birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.

Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır. 

6.4. Toplumsal Bütünleşme

Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç, kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine yönelik tedbirleri içeren, kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır.

Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine ve her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dâhil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkânların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır.

Bu kapsamda, şimdiye kadar bölgeye yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların geliştirilerek, genişletilerek ve zenginleştirilerek uygulanmaya devam edilmesi beklenmektedir.

6.5. İzleme ve Raporlama Mekanizması

Kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek, Yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerekmektedir. Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır.

Kanunla Yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında, kamu kurum ve kuruluşları arasında eş güdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir.

Bu husus sürecin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ikincil düzenlemelerle somutlaştırılması, yetki karmaşasının önlenmesi ve idari uygulamada yeknesaklığın sağlanması bakımından gerekli görülmektedir.

Yürütme tarafından bu konuda hazırlanacak raporların TBMM’ye sunulması gerekli görülmektedir.

6.6. Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması

Yürütülen süreçte görev alanlar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.

7 - DEMOKRATİKLEŞME İLE İLGİLİ ÖNERİLER

Türkiye’nin demokratik standartlarının yükseltilmesi amacıyla atılması gereken adımlar konusunda önerilerde bulunmak Komisyonumuzun başlıca görevlerindendir.

Güvenli bir toplumsal ve siyasal ortam; demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşuludur. Keza demokrasi, özü gereği fikirlerin eşit koşullarda ve özgür bir ortamda serbestçe ifade edilebildiği bir kamusal alanın varlığını gerektirir. Silah, şiddet ve teröre dayalı yöntemler siyasal tartışmayı işlevsiz hâle getirdiği gibi sorunların demokratik zeminde tartışılarak çözülmesini de zorlaştırır. Bu nedenle hakaret, tehdit gibi suç unsuru içermeyen her türlü düşüncenin ifade edilebildiği; karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde, zor ve hassas konuların dahi müzakere edilebildiği bir siyasal ortamın oluşturulması temel bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu yaklaşım, toplumsal bütünlüğün korunması ve güçlendirilmesi açısından da belirleyici bir rol oynamaktadır. Ancak, bu çerçevede toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesi bireylerin tek tip düşünce ve kimlikler etrafında şekillendirilmesi anlamına gelmemektedir. Ortak demokratik değerler zemininde farklı görüşlerin bir arada var olabildiği, çoğulculuğun korunarak siyasal rekabetin sürdürüldüğü bir yapıda toplumsal bütünlük güçlenir. Söz konusu anlayış, farklılıkların çatışma unsuru değil, toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak kabul edildiği; düşüncelerin barışçıl yöntemlerle ifade edildiği ve siyasal katılımın şiddetin reddedilerek gerçekleştirildiği bir demokratik perspektifi ifade etmektedir.

Komisyona sundukları raporlarında “bütünleşme” ya da “entegrasyon” kanunu önerilerine de yer veren siyasi partiler, eş zamanlı olarak demokratikleşmeye yönelik adımlarla birlikte sağlıklı bir çözümün ortaya çıkabileceğine işaret etmişlerdir.
Bu doğrultuda Komisyonumuz aşağıdaki başlıklarda önerilerde bulunmaktadır.

7.1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları

Anayasa’mıza göre Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını icra etme oranı yaklaşık %90’dır. Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık %80’dir.

Bu yüksek orana rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır.

AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli; ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.

7.2. Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler

* İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir. 

* Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dâhil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. 

* Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. 

* Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. 

* Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir. 

7.3. Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler 

* Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. 

* Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. 

* Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. 

* Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. 

* Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. 

* Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla; basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. 

* Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. 

* Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda; Anayasa’nın 79’uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir. 

* Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir. 

* Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir. 

7.4. Yerel Yönetimler
* Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin “daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek” bir şekilde organize edilmesi mümkündür. 

* Anayasa’dan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması; başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.