Breadcrumb
Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi görevlendirmesi ne anlama geliyor, hangi adımlar masaya gelecek?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.02.2026 , 14:45
AKP iktidarının beklenen kabine değişikliği adımı dün gece kısmi olarak gerçekleşti.
Uzun süredir görevden alınacağı konuşulan Ali Yerlikaya, koltuğunu sürpriz bir isme, Mustafa Çiftçi’ye devretti.
Yerlikaya ile yıldızı barışmayan, birçok operasyonda kriz yaşayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise koltuğunu iktidarın en etkili yargı unsuru Akın Gürlek’e bıraktı.
Peki, bu adımların arkasında neler var?
AKP’nin bu iki değişikliği hangi tartışmaları tetikledi, biraz yakından bakalım.
Seçim ve Bilal Erdoğan hazırlığı
İktidarın içinde bulunduğu yönetme krizinin en önemli nedenlerinden birinin Erdoğan sonrasına dair hazırlıklar olduğuna daha önce soL’da işaret etmiştik.
Bu hazırlıklar parti içinin kaynamasına neden olurken, birçok aktör alan kapatmak adına hamle üstüne hamle yapmıştı.
Bilal Erdoğan şu ana kadar bu süreçten en güçlü çıkan isim olmuş gibi görünüyor.
Son dönemde hemen her gün gündeme ilişkin açıklama yapmasıyla dikkat çeken Bilal Erdoğan, bir yandan da AKP içini ve bürokrasiyi kendi stratejisi doğrultusunda yapılandırmaya başlamıştı.
Özellikle AKP içindeki yönetici kadroların önemli bir bölümünün yenilenmesi süreci, Bilal Erdoğan’ın kendine yakın kadroları göreve getirmesi olarak okunmuştu.
Belli ki AKP seçime giderken Bilal Erdoğan figürünü daha da parlatacak çünkü işin bir yönü, Bilal Erdoğan’ın yeni dönemde AKP liderliğine de hazırlanmasını içeriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilal Erdoğan’ın kadrolaşma sürecinin merkezinde olan TÜGVA bağları oldukça güçlü bir ismi, Mustafa Çiftçi’yi İçişleri Bakanlığı gibi kritik bir koltuğa getirdi.
Bu AKP’nin daha önce yaptığı İçişleri Bakanlığı görevlendirmelerinden oldukça farklı.
Çiftçi, Muammer Güler ve Ali Yerlikaya gibi İstanbul Valiliği deneyimi olan bir isim değil ya da Süleyman Soylu ve Efkan Ala gibi AKP içinde güç sahibi bir isim de değil.
Onu öne çıkaran iki şey var. 2018’de Soylu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde Vali yapılması, sonrasında da Bilal’in vakfıyla son derece yakın bağları olması.
Yani AKP açısından son derece planlı bir adım atıldığından söz etmek mümkün.
Bunun yanı sıra belli ki AKP iktidarı seçim sürecine çok daha militan bir kadroyla girmek istiyor.
Abdülhamid’in tahta çıktığı günü kutlayan, Cumhuriyet düşmanı İskilipli Atıf’ın mezarını ziyaret eden, Milli Mücadele’nin simge mekanlarından biri olan Erzurum Kongre Binası’nı yıkmak isteyen bir isim olan Çiftçi, bunun için son derece uygun biri gibi görünüyor.

soL Haber görünenin ardındaki gerçeğe odaklanmaya, halka doğruları ulaştırmaya devam ediyor. soL'un daha ektili bir habercilik yapmasına destek olmak isteyen tüm okurlarımızı soL'a abone olmaya çağırıyoruz.
Akın Gürlek’in yeni misyonu
Mustafa Çiftçi, yukarıda değinilen bağlantıları haricinde kamuoyunda çok tanınan bir isim değil. Buna karşın Akın Gürlek, temsil ettiği misyon ve attığı adımlarla çok daha sembolik bir figür olarak öne çıkıyor.
Gürlek, Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtulmasının ardından neredeyse sadece CHP’ye ve İmamoğlu’na yönelik operasyonlar bağlamında değerlendiriliyor.
Bu adımın kuşkusuz bu süreçle çok yakından bağları olacak. Mart ayında başlayacak İmamoğlu davasında da muhaliflere yönelik operasyonlar konusunda da belli ki AKP gaza daha fazla basacak.
Ancak işin bir de diğer yüzü var ve Gürlek orada da son derece aktif bir unsur.
Can Holding, Rezan Epözdemir, Paramount, Ciner, MKE, Papara, Cüneyd Zapsu, patronların ifadeye çağrılması, ünlülere yönelik uyuşturucu ve bahis soruşturmalarının bazıları doğrudan bazıları ise dolaylı olarak AKP içi krizle ilgiliydi.
Gürlek bu operasyonlarla AKP içi ekiplerin bir bölümüne açık açık sopa göstermişti.
Tüm bu sürecin ardından öne çıkan ve hiçbir zarar görmeyen aktörün Bilal Erdoğan olması tabii ki tesadüf değil.
Sonuç olarak Gürlek adımının hem AKP’nin siyasi davalarının şiddetini artırması hem de bunun yukarıda işaret ettiğimiz doğrultuyu güçlendirmesi bekleniyor.

Emniyet tasfiyelerinin eli kulağında mı?
Eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un arasının bozuk olduğu sır değil.
Tunç, Yerlikaya’yı, Yerlikaya da Tunç’u attığı adımları zayıflatmakla suçluyordu.
Şimdi bu iki koltuğun da yeni sahipleri var ve bu yeni sahiplerin ciddi tasfiye adımları atması sürpriz olmayacak.
Bilindiği üzere Akın Gürlek, uzun süredir İstanbul merkezli operasyonlarını jandarmayla yapıyordu.
Bu adımın ana nedeninin Yerlikaya ve polis teşkilatına güvenmemesinden kaynaklandığı ifade ediliyordu.
Şimdi İçişleri ve Adalet Bakanlığı koltuğuna iki “şahin” birlikte oturdu ve muhtemeldir ki, “güvensizlik” yaratan Yerlikaya ve Tunç kadroları şiddetli bir tasfiye operasyonuna uğrayacak.
Bu operasyonların aynı zamanda Soylu ve MHP cephesinde uzun süredir devam eden Ali Yerlikaya karşıtlığını da tatmin etmesi olası. Yani bir taşla birden fazla kuş vurmak hedefleniyor.
Süreçte oynanacak rol
soL'un edindiği bilgiye göre, yapılan bu değişikliğin çözüm süreciyle de bir bağı var.
Süreçle ilgili kısa süre içinde atılması beklenen yasal adımları bakanları yenilenen İçişleri ve Adalet Bakanlığı yönetecek.
Dolayısıyla süreç, bürokrasideki değişikliklere de uzanmış oldu.
Her şey buraya mı sıkışacak?
“AKP iki şahin görevlendirdi, artık nefes alacak bir alan kalmayacak…" Böyle deniyor.
Ancak haberin başından bu yana işaret ettiğimiz üzere her ne kadar bir isim öne çıkmış olsa da AKP’deki yönetme krizi sürüyor.
Bilal Erdoğan’ın önü açılmış görünse de bu plan Cumhur İttifakı içinde yeni krizlere gebe.
Ortada düzen açısından tüm dikenlerin ayıklandığı, önlerinin açıldığı bir tablo olduğu iddiası son derece şüpheli.
Bu, işin sadece bir yönü.
Ancak asıl sorunlu nokta; "AKP’nin saldıracağı" yönündeki analizlerin, bu saldırıya karşı duracak bir siyasi özneyi tarif etmekten yoksun olması.
Ülkede derin bir yoksulluğun yaşandığı; Cumhuriyet karşıtı ve Yeni Osmanlıcı bir anlayışla kurgulanan “çözüm süreci”nin patronların ve emperyalist merkezlerin çıkarlarıyla uyumlu biçimde ilerletilmeye çalışıldığı; Yeni Anayasa’nın bu bağlamda gündeme getirilmek istendiği ve bölgesel dengelerin her an bir savaşla değişebileceği bir dönemde, AKP’ye mutlak güç atfetmenin bir noktadan sonra yalnızca zarar verici bir yönü bulunuyor.
Bu tabloda üzerinde hiç durulmayan halkın örgütlü bir şekilde devreye girmesinin tüm soğuk değerlendirmeleri baştan aşağı değiştirmesi mümkün ve asıl ihtiyaç duyulan şey de bu.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.