Sayfa yolu
Hakan Fidan Kuzey Afrika’da: Taşeronluktan ayak işlerine
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 14.08.2026 , 00:03
AKP iktidarı, NATO Zirvesi'ni izleyen günlerde, zirveden önce de var olan bölgesel diplomasi etkinliğini artırmış görünüyor.
Dün Hakan Fidan Libya’daydı. Libya’da önce AKP’nin arkaladığı Trablusgarp’taki batı hükümeti güçlerinden isimlerle görüştü. Libya nüfusunun üçte ikisini oluşturan Batı tarafında iktidar aslında bir koalisyonun elinde. Bu koalisyon farklı devlet kurumlarıyla ifade edilen birçok taraflılığa sahip.
Fidan’ın görüştüğü isimlerden ilki, Abdülhamid Dibeybe. Kaddafi döneminde devlet inşaat şirketini yönetmiş Misratalı zengin bir müteahhit. Türkiye’nin 2021’de kurulan resmi hükümetin başına geçen Dibeybe’yle ilişkilerinin temeli tahmin edileceği gibi inşaat işlerinden kalan borçlar ve olası yeni inşaat işleri.
Fidan koalisyonu topladı ama tek tek
Diğer bir isim, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Takala. Takala’nınbBaşkanlığını yaptığı Konsey aslında İhvan ağırlıklı bir yapıda ama İhvancı rakibi Mişri’nin kazandığı seçimi tanımayarak başkanlığı 2024’de eline alan ve Türkiye’nin de desteklediği Takala, İhvancı değil. Zaten konseydeki İhvancıların temsilcisi Mişri’nin de bir ayağı Libya’daki diğer hükümetle ilişkilere basıyor. Batı’nın Müslüman Kardeşler’i gözden çıkarmasıyla, satışa geçen AKP politikaları sadece Mısır’da değil Libya’da da buna göre ayarlandı.
Bir diğer isim Muhammed El Menfi. Menfi, Trablus’ta oturuyor ama bağları Doğu’yla. Bu nedenle Doğu’daki hükümetle müzakerelerde köprü rolü üstleniyor.
Son olarak Fidan, güvenlik aygıtının dört kolunu yöneten dört kişiyle görüştü. Savunma Bakanı Zubi, İçişleri Bakanı Trabelsi, Genelkurmay Başkanı Nemruş ve Askeri İstihbarat’ın başındaki Zaviye. Burada gündemin doğu-batı arasında yapılan askeri kurumların birleştirilmesi görüşmeleri olduğu düşünülüyor.
Hakan Fidan bütün bu görüşmeleri ayrı ayrı yaptı. Bu durum, Batı’daki Trablus yönetiminin parçalı koalisyon yapısını bir kez daha gösterdiği gibi, Fidan’ın Libya’daki görüşmelerinin “sıradan diplomatik temaslar” olmamasıyla da ilgili.
Fidan Trablus’tan sonra Doğu’ya geçti ve Bingazi’de Halife Hafter yönetiminin kilit isimleriyle yine ayrı ayrı görüştü. Bingazi yönetiminin bir koalisyon yapısında olmadığı, Halife Hafter ve Hafter ailesinin yönettiği bir otoritenin mevcut olduğunu belirtelim. Dolayısıyla burada yapılan görüşmelerin “çokluluğu” daha çok Fidan’ın gerçekten çok boyutlu bir iş çevirdiğinin göstergesi.
Nitekim, Fidan’ı havaalanında karşılayıp Bingazi’ye kadar eşlik eden isim Saddam Hafter olurken, Bingazi hükümetinin ulusal ordusunun fiili yöneticisi Saddam’ın yolculuk boyunca Fidan’a Libya’daki durum hakkında bilgi verdiği söyleniyor.
Eski düşman dost olur, hem de nasıl olur
Bingazi’de ilk görüşme Halife Hafter ile yapıldı. Hafter, Bingazi’nin askeri lideri, Trablus’u kuşatmış, bu kuşatma sırasında Türk ve Türkiye bağlantılı unsurları hedef almış bir isim. Doğu tarafının lideri olması bir yana bu nedenle de ilişkiler açısından önemli bir gelişme iki eski düşmanın “siyasi ve güvenlik gündemine ilişkin kapsamlı istişareler ve ikili işbirliğinin geliştirilmesi imkanları” olarak açıklanan bir görüşmede buluşması.
Fidan’ın Bingazi’deki bir sonraki görüşmesi, Akile Salih ile yapıldı. Görüşme hakkında Meclis Başkanının verdiği bilgiye göre Salih, “devlet kurumlarını birleştirerek ve halkın iradesini yansıtan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri düzenleyerek krizi çözmenin gerekliliğini” anlattı Fidan’a. Bu çözümün Libya’daki karşılığı Türkiye destekli Dibeybe’nin iktidardan uzaklaşması.
Fidan son görüşmeyi Bilkasım Hafter ile yaptı. Bilkasım, Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu’nun başkanı. Bu fon Hafter ailesinin Derne seli sonrası kurduğu ve doğunun imar bütçesini kontrol eden yapı. Yani Türk müteahhitlerin Doğu’ya giriş kapısında duruyor.
Özetle Fidan, Libya’da Doğu – Batı birleşmesi gündemiyle ilgili güçlü bir adım atmış oldu. Yandaş basın da bunu AKP Türkiyesi’nin aktif, yaratıcı ve sonuç alıcı diplomasisinin bir nişanesi olarak yorumladı.
Trump'ın ayak işleri: Boulos'un saha operatörü olarak Fidan
Oysa birleşme ABD’nin ortaya attığı ve Birleşmiş Milletler’i bile dahil etmediği bir politik süreç.
2025 Eylül’ünde Halife Hafter'in oğlu Saddam Hafter ile Başbakan Abdülhamid Dibeybe'nin yeğeni ve danışmanı İbrahim Dibeybe ilk kez yüz yüze gelirken, görüşmeye Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos aracılık etti. Yani iki tarafla masaya oturma, hatta bunu aynı masada yapma işi Fidan’dan bir yıl önce Trump’ın danışmanı tarafından yapılmıştı.
2026 Nisan’ındaysa, yine ABD arabuluculuğunda 30 milyar dolarlık bir birleşik devlet bütçesi kabul edildi. Burada da Saddam Hafter ile İbrahim Dibeybe’yi masaya oturtan Boulos etkindi. Ortaya çıkan formüle göre yürütme yetkili yeni Başkanlık Konseyi'nin başına Saddam Hafter, birleşik hükümetin başına da Dibeybe geçecek; askeri komuta iki aile arasında coğrafi esasla paylaşılacak. Kulislere sızan versiyonda 36 aylık bir geçiş dönemi öngörülüyor.
Yani özetle, aslında iş Washington’da pişiyor, bize de tabakları masaya dizmek düşüyor!
Bu arada Libya meselesinin zamanlaması konusunda da bir not düşmek gerek. Libya’da “istikrarın” sağlanması konusunun Türkiye açısından öne çıkan unsuru müteahhitlik borçlarının tahsili ve tüm Libya sathında kopartılacak yeni inşaat işleri olsa da asıl mesele petrol.
Libya’nın ABD açısından önceliği Hürmüz kıyametiyle yakıcı hale gelen petrol arzıyla ilgili. Boulos’un arabuluculuğu da en çok buna dayanıyor. 2020’de Libya’da petrol arzı günlük 423 bin varile kadar geriledi. 2020 Ekimindeki ateşkesle birlikte 1,2 milyon varile dönüldü. 2025’te yani tam da Boulos’un devreye girmesiyle birlikte 1,37 milyon varille on yılın rekoru kırıldı.
Nisanda belirginlik kazanan Boulos planının mimarı Boulos ise Libya üretiminin on yılda 1,5 milyon varilden 3 milyon varile çıkmasını öngörüyordu.
Libya'da kaos tablosu: Drone menzilinde rafineri
Haziranda oldukça yıkıcı bir gelişme oldu. Trablus’un biraz batısında olan Zaviye Rafinerisi’ne milislerin drone saldırıları gerçekleşti. Trablus cephesinde olduğu halde kontrol edilemeyen milislerin çatışmaları sonucu rafineride üretimin mücbir sebep ilan edilerek durma noktasına gelmesi ihtimali belirdi.
Hürmüz kapalıyken herkes Libya'ya koşuyordu ama koştukları ülkede petrol altyapısı drone menzilinde ve üretim rekoru ile mücbir sebep uyarısı aynı haftaya sığıyordu!
Yani Fidan’ın Libya’ya koşturması, NATO Zirvesi'nde alınmış bir karar olabilir ama Hürmüz krizi nedeniyle öncelik kazanan petrol arzı sorununun kesin bir sonucu. Dışişleri Bakanı’nın bu çapta bir Afrika turuna çıkması elbette bir günde alınacak bir karar değil. Nitekim Libya uzun süredir karşılıklı görüşmelerin bir konusu. Ancak, Fidan’ın 11 Ağustos’ta başlayan bu son turu ziyaretin yapıldığı sabah duyuruldu. Ziyaretin planlanması da en gerçekçi tahminle İbrahim Dibeybe’nin 4 Ağustos’ta Ankara’da Fidan’la görüşmesinin ardından yapıldı. 10 Ağustos’ta Bingazi’de henüz kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir suikastta Hafter’in Askeri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Fevzi El Mansuri öldürüldü. Kimileri, bu suikastın birleşme sürecini sabote etmek isteyenlerce yapıldığını, Fidan’ın planını iptal etmeyerek, bu sabotajı boşa çıkardığını düşünüyor. Başka bir görüş de mevcut kaostan güneyle kaçakçılık gibi kaynaklar aracılığıyla çıkar sağlayanları temsil ettiği düşünülen Mansuri’nin birleşme sürecinde aile içi bir temizliğin parçası olarak ortadan kaldırıldığı şeklinde. "Cui bono" (kimin yararına) yaklaşımı ikinciyi doğruluyor ama bu kadarı biraz fazla da olabilir.
Fidan, Libya’dan Mısır’a geçti. Bugün ve yarın görüşmeler yapacak. Sisi ile görüşecek.
'Kardeşim diktatör' Sisi: Ruhuna el Rabia!
Sisi... Önce zalim bir katil, darbeci ve diktatördü. Öyle ki, demokrat Erdoğan, diktatör Sisi’yle karşıtlığını iç siyasete en yüksek perdeden taşımış, şimdi unutulmuş olan Rabia hareketi bir dönem AKP’nin “işareti” haline gelmişti.
2019’da “beni Sisi’yle görüştürmek isteyenler var” dedi Erdoğan.
2022’de Katar’daki Dünya Kupası'nda ilk buluşmaları gerçekleşti. 2024’te zalim diktatör Sisi, “kardeşim” Sisi oluverdi.
Fidan’ın kardeş diktatör Sisi’yle görüşeceği Mısır’a Bingazi’den geçmesinin de özel bir anlamı var. Doğu’daki Hafter’in Bingazi hükümeti, Mısır’ın Türkiye destekli Trablus yönetimine karşı arkaladığı taraftı. Mısır bir bakıma Doğu Libya’yı arka bahçesi olarak görüyordu. Fidan şimdi büyük patron ABD’nin planları doğrultusunda bu arka bahçeyi turladıktan sonra Mısır’a geçiyor.
Mısır’daki bir gündem elbette yine bir ABD imalatı olduğu kuşku götürmeyen Mekke Paktı’na Mısır’ın da dahil olması konusu olacak. Öte yandan Trump’ın Libya planının iplerinden birinin de Mısır’a bağlı olduğu çok açık.
Şizofren Davutoğlu'nun hayal mirası
Görünen o ki, AKP elinde tutsak ülkemiz, komşusu İran’ın sırtından bol bol fırsat pencereleri açıyor. Sorun şu ki, pencerelerin kulbu da, pencereden girecek hava da emperyalist ABD’nin elinde. Üstelik Türkiye, bu pencerelere yanlarken yalnız değil. Boulos planının birleştireceği bir Libya’nın Türk diplomasisinin başarı hanesine yazacağı şey de yine inşaat müteahhitlerinin cebine girecek üç beş dolar olacak.
Davutoğlu’nun “şizofreni bulaştırdığı” İslamcı kalemlerin Mavi yavru vatan Akdeniz’de petrol kuyuları hayallerinin hiçbir anlamı yok.
AKP, emperyalizminin taşeronluğunu da değil, düpedüz ayak işlerini yapıyor.
Ve hemen NATO Zirvesi'nin ardından Gazi Meclis'e geliveren süreç yasasını tüm bunlarla birlikte okuyamayıp, “ateşe bir damla su, barış her şeyden önemli” saflığıyla değerlendiren bir solumuz var.
Ört ki ölem!
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.