Breadcrumb
Günü geçmeden Trump ve İsrail övgüleri: AKP, Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan ve diğerleri
Yayın Tarihi: 10.10.2025 , 12:10
İnsanlık tarihinin gördüğü en ağır vahşetlerden birinin mimarı Netanyahu için “İyi bir adam. Mücadele ediyor. O bir savaş kahramanı çünkü birlikte çalıştık. O bir savaş kahramanı. Sanırım ben de öyleyim” diyordu Trump.
Ülkesi ona “savaş kahramanı” unvanı dışında 7 Ekim’den bu yana tam 21,7 milyar dolarlık askeri destek sağlamıştı, katliam çok daha vahşi ve kesin sonuçlara ulaşsın diye.
Sonrasında “Gazze’nin İsrail için yeniden tehdit oluşturacağı bir sonuca asla müsamaha göstermem” sözleriyle ana doğrultusunu açıkladığı planı tüm ülkelere kabul ettirdi.
Mısır ve Katar’ın yanı sıra Erdoğan’ı da bu süreçte Hamas’a baskı kurması için harekete geçirdi.
Zaten liderlerini savaş içinde büyük oranda kaybeden Hamas’ta direnişe devam diyenlerin sayısında azalma da yaşanmıştı, bunu fırsat bilip hep birlikte uygun anda bastırdılar.
Sonuç olarak Gazze’yi direnişçilerden, elde silah İsrail işgaline direnenlerden temizlemeyi merkezine alan bir planı uygulamaya koymaya başladılar.
Gazze de tüm Filistin de bu plan istedikleri gibi işlerse İsrail için dikensiz gül bahçesi olacak, hesapları bu en azından…
70 binden fazla Filistinli ölünün üzerinde yükseliyor planları.
Peki, İsrail-ABD ortaklığındaki bu katliamın, sonuçları hayli şüpheli bir ateşkesle sonuçlanmasının ardından tuhaf şeyler yaşanmıyor mu?
Nasıl oluyor da böylesi bir vahşete açık desteğine rağmen Trump birden AKP medyasının “Nobel Barış Ödülü” adayları arasına giriyor?
Burada bir tuhaflık yok mu?
Hayır, yok...
Gelin bu yanıta vesile olan ayrıntılara ve Türkiye’de ana akımı, yandaşı bir bütün olarak giderek daha sefil hale gelen medyanın durumuna yakından bakalım.
Neden tuhaflık yok ya da AKP’nin Amerikancılığı
Türkiye’de Meclis’te grubu bulunan partilerin tamamına yakından baktığımızda aynı şeyi görüyoruz, çok güçlü bir Amerikancılık.
AKP iktidarının uzun süredir içine yuvarlandığı yönetme krizinin düğümünü çözmek için aldığı uçakları, ABD’ye verdiği imtiyazları hatırlayalım.
Yola çıktıklarında da sıkıştıklarında da desteği ve çözümü hep aynı yerde arıyorlar, ABD’de.
O kadar güçlü bir Amerikancılıkları var ki, tüm bu vahşetin, soykırımın ana sorumlusunu hedef alacak cüreti baştan bu yana bulamadılar.
İsrail onca askeri desteği uzaydan alıyormuş gibi cambaza bak demeye devam ettiler, tüm bu soykırım sürecinde bunu yaptılar.
ABD adeta bir kıble... Orayla papaz olmak şöyle dursun, onun ruhuna aykırı olacak tek bir adım atmayı bile akıllarından geçirmediler.
Tam da bu yüzden "İsrail'le tüm ilişkileri askıya aldık, ticareti durduk" dedikleri sırada Türk patronlar bu katliam devletine Filistin’deki işgalde kullanmaları için dikenli tel satıyordu.
Tek bir ticaret gemimiz bile artık İsrail limanlarına gitmeyecek dediklerinde artık ortada sadece boydan boya yıkılmış bir Gazze vardı. "Olsun, geç de olsa ticareti durdurdu. Bu da bir şey" diyenler, daha bir hafta önce Türk gemilerinin İsrail limanlarında olduğunu öğrendi.
Amerikancılık ve para bu düzen için her şeydi, Gazze’de soykırım var, ne gam!
Bu tabloyu, AKP’nin Amerikancılığını, savaş boyunca gözünü bu gerçeklere nasıl yumduğunu, en başından beri İsrail ile ticareti nasıl sürdürdüğünü soL’da defalarca anlattık.
Bu girişin nedeni, bu siyasi tablonun medyadaki utanç verici, ikiyüzlü yansımasına işaret etmek içindi.
Kimse utanmıyor: Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan, Mahmut Övür ortaklığı
AKP medyası bir bütün olarak Netanyahu ile aynı safa geçmiş durumda, hepsi İsrail barbarlığının bir numaralı destekçisi Trump’ın Nobel Barış Ödülü’nü almasını istiyor. Netanyahu’nun ofisi de kısa süre önce yaptığı açıklamada, pek içlerine sinen bu planın mimarı Trump’a ödül verilmesi gerektiğini söylüyordu.
Önce birkaç alıntıyla başlayalım:
Ahmet Hakan: Trump, Netanyahu’nun ikna edilmesinde birincil rol oynadı. Trump dışında hiç kimse Netanyahu’yu durduramazdı.
Abdulkadir Selvi: Erdoğan, bu süreçte Trump üzerindeki etkisini kullanarak ABD’yi savaşa destek veren ülke olmaktan barışı arayan ülkeye, Trump’ı ise barış için çaba gösteren bir lidere dönüştürdü. Bu önemli ve yararlı bir değişimdi. Erdoğan, gömleğin ilk düğmesinin doğru iliklenmesini sağladı.
İbrahim Karagül: Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı Kahire’deki bu masa kurulamazdı. Erdoğan’ın Trump’la yaptığı o sen telefon görüşmesi olmasa Kahire’den bir şey çıkmazdı. Başkan Erdoğan bu girişimiyle, çok konuşmadan, çok açıklama yapmadan, Trump’la güçlü iletişim dilini kullanarak ABD Başkanı’nın gözünü muhtemelen açmıştır. Ve ona barış ödülünün kapısını da açmıştır.
Mahmut Övür: Gazze barışı, bölge halkları ve devletleri kadar, bölgede prestij kaybeden ABD'nin de hanesine artı yazacak. ABD'nin ömrünü uzatır mı bilemem ama bu durum Trump'ı hem ABD içinde İsrail lobisine karşı daha güçlü kılacak hem de barışı gerçekleştiren ve iki devletli formülün önünü açan başkan olarak tarihe geçirecek. Artık Nobel ödülü verilmese de Obama'dan daha fazla hak ettiği kabul edilecek.
Bu yazdıklarına inanıp inanmadıklarını sormuyoruz bile.
Erdoğan devreye girdi, masaya yumruğunu vurdu ve Hamas’ı silahsızlandıracak, bölgedeki direniş gruplarını dağıtacak, Filistin’e “teknokratlar hükümeti” atayacak, kısacası İsrail’e dikensiz gül bahçesi hediye edecek plan uygulamaya konuldu.
Tam da bu yüzden Erdoğan büyük iş başardı, Trump da Nobel Barış Ödülü almalı diyorlar.
Peki, gerçekten de bu düzene İsrail adlı soykırım makinesine 21 milyar dolarlık askeri destek sağlayan, soykırımcı Netanyahu’ya “savaş kahramanı” diyen Trump’ın aldığı ödül çok yakışmaz mı?
Bu sayede Ahmet Hakan, İbrahim Karagül, Mahmut Övür, Abdulkadir Selvi gibi kalemler, ne güzel Amerikancılık yaparlar, düşünsenize…
Bu tabloya bir de Ertuğrul Özkök eki yapmak gerekiyor, gerçekten bu düzenin özeti olacak yazısıyla.
Ertuğrul Özkök’ten yandaş medyayı dahi kıskandıracak yazı
Özkök, gerçekten bu düzenin özeti diyebileceğimiz kalemlerden biri.
Her devrin adamı, kimi zaman Aydın Doğan’ın, kimi zaman Erdoğan’ın, kimi zaman muhaliflerin… Hangisi öne çıkıyorsa, o orada yerini alanlardan. Tıpkı geçen günlerde övgüler yağdırdığı “Hasan Abisi”, Hasan Cemal gibi.
Bugün kaleme aldığı yazısına önce “iki tarafın eli kanlı temsilcileri masada” ifadesiyle başlıyor.
Barbar, soykırımcı İsrail’e karşı elde silah direnenler, bir anda soykırım makinesiyle eşitleniyor. Güçlü İsrailcilik için ilk adım bu, önce onu atıyor.
Sonrasında keşke Türkiye biraz daha erken hamle yapsaydı diyor, Mısır yerine Türkiye bu anlaşmanın merkezi olabilirdi diye hayıflanıyor.
Ama sadede sonrasında geliyor:
“Türkiye bu barış anlaşmasında önemli bir rol oynadı. Hatta, Hamas’ın ikna edilmesi konusunda en büyük rolü Türkiye oynadı diyebilirim. İtiraf edeyim, İsrail’le ilişkinin bu kadar tırmanmasına rağmen, Türkiye’nin görev gücüne girmesi beni şaşırttı. Bunu da İsrail’le ilişkilerin geleceği açısından iyi bir işaret olarak görüyorum.”
Özkök, sözünü açıkça söylüyor.
“Türkiye ile İsrail arasında bir güven ilişkisi kurulmalı” diyor.
“Gazze’nin yeniden inşası için gerekli yardım ve inşaat malzemesi daha çok deniz yolundan olacak” sözleriyle de Türkiye sermaye sınıfının ve düzen temsilcilerinin akbaba gibi çökmek istediği asıl pastaya işaret ediyor.
70 bin ölü, açlıktan ölen çocuklar olsa olsa kenar süsü Özkök gibiler için.
Haydi, ortada büyük bir yıkım var, Mersin Limanı “hub olabilir” diyor Özkök.
Açık AKP’liler biraz utandığı için asıl heveslerini bu kadar açık yazamıyor, Özkök yazıyor.
Gerçekten çok açık sözlü bir İsrailci ve Amerikancıyla karşı karşıyayız:
“Bunun için güzel de bir fırsat var. İran artık ne Lübnan ne Suriye ne de Gazze’yi karıştırabilecek bir güce ve imkana sahip… Ortadoğu’da hala maraza çıkarabilecek güçte iki kesim var. İŞİD ve El Kaide ve bir de İhvan.”
ABD ve İsrail İran’ı vurdu, bunu da fırsata çevirelim. İsrail ile el ele kol kola daha fazla kazanmayalım mı?
Özkök, soL Haber’in uzun süredir işaret ettiği planı yazıyor aslında.
Bir süredir AKP iktidarının asıl planının ve fırsat olarak gördüğü şeyin tam da bu olduğunu vurguluyorduk. Böylesi bir soykırım yaşanırken İsrail’e giden ticaret gemileri boşuna değildi elbette.
Hemen sonrasında İbrahim Kalın övmeye başlıyor Özkök.
Yeni dönemde olur da AKP’nin işleri yolunda giderse diye övgüleri eksik etmeyecek belli ki.
Bize de ülkemizde giderek yayılan Amerikancılık ve İsrailciliğin bu aktörlerini bu kadar ağır bir soykırımın ardından tarihe not etmek düşüyor.
İkiyüzlü şekilde Filistin halkının, soykırıma uğrayan Gazzelilerin yanındayız diyenlerin gemisinin İsrail ve ABD gemisi olduğunu bu isimlerden daha iyi kimse anlatamazdı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.