Breadcrumb
GÖRÜŞ | 'TSK’nin envanteri böylesine büyük bir felaket anında seferber edilmeyecekse neye yarar?'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 09.02.2023 , 14:26 Güncelleme Tarihi: 19.11.2024 , 00:49
Türkiye depreme hazırlıksızlığın sonuçlarıyla yüzleşiyor. Depreme hazırlığın pek çok yönü var: Kent planlaması, konut stoğunun depreme uygunluğu, “olağanüstü” durum hazırlığı ve en önemlisi plan, kontrol ve örgütlülük...
Geçtiğimiz birkaç günde bunların hiçbirinin olmadığını gördük. Afetle başa çıkamayan bir ülkede, depremin büyüklüğünün ötesinde, devletin hiçbir kurumunun hazır olmadığı gözler önüne serildi. Bu doğrultuda en çok tartışılan başlıklardan biri de doğal olarak ordunun böyle zamanlardaki görevi ve işlevi oldu.
Depremin hemen ardından ordunun afet yönetimi ve müdahalesindeki yeri, AKP döneminde yapılan düzenlemelerle ordunun olanaklarının ve işlevinin değiştirilmesi tartışılmaya başladı. İktidarın orduyu uzak tutma kararı eleştirildi.
Emekli asker ve güvenlik ve savunma politikaları uzmanı Temel Ersoy’un konu hakkındaki değerlendirmelerini soL okuyucularıyla paylaşıyoruz:
Kaş yaparken göz çıkarmak
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki deprem Türkiye’yi yıkıp geçti. Art arda gelen bu iki deprem 1939 Erzincan felaketinden sonra ülkemizin başına gelen en büyük felaket. Görünen o ki afetzedelere yardım ve deprem sonrası örgütlü mücadele diye bir şeyden bahsedilmesi de mümkün değil.
Yıkımın büyüklüğü, milyarlarca lira harcanarak yapılan ve yerle bir olan kamu yatırımları ile 20 yıllık AKP iktidarının karnesini gösterdiği gibi, felakete müdahale edilmesi, kurtarma ve yardım çabalarının yetersizliği ve yaşanan sahipsizlik duygusu adeta AKP iktidarının göstere göstere yıktığı bazı kurumların eksikliğini de suratına çarpar nitelikte.
AKP öncesi Türkiye’de asgari düzeyde bile olsa askeri birliklerin orman yangını, sel, deprem, salgın hastalık, yağma gibi olaylarda müdahale ve destek görevi vardı. Normal zamanlarda bu birlikler olası felaketlere karşı sorumluluk sahalarında devriye gezer, bilgi toplar, aykırılıkları belirler ve alınması gerekli önlemleri ilgili makamlara ileterek sonucunu izlerlerdi.
Bu birlikler şu anda da aynı yerlerde bulunuyorlar ancak asli görevleri dışında afet yönetimi ile ilgili bir görev ve sorumlulukları yok. Neden? Şu anda herkesin cevap aradığı soru bu. Bu görev ve sorumluluklar neden kaldırıldı? Kaş yaparken göz mü çıkarıldı?
Sadece deprem değil
Hatırlayalım, Antalya/Manavgat, Muğla/Marmaris, Köyceğiz, Bodrum ve Milas orman yangınları 14 gün sürdü. Tarım ve Orman Bakanı “Orman yangınlarıyla mücadelede gönüllü olmak isteyenler e-devlet üzerinden başvuru yapsın” açıklaması dışında ne yaptı? TSK’nin envanterindeki binlerce mehmetçik, İHA’lar, helikopterler, çıkarma gemileri, iş makineleri böylesine büyük bir felaket anında seferber edilmeyecekse neye yarar?
1999’daki Marmara ve Düzce depremlerinde bunun izlerini görmek mümkündü. Olağanüstü karmaşa TSK’nin müdahalesi, denenmiş devlet kriz yönetimi yönetmeliği ve yerleşik uygulamalar sayesinde yönetilebilir hale getirilmişti.
İktidarın “aman asker kışladan çıkmasın, askeri vesayeti kırdık, şimdi tekrar askeri ön plana çıkarıp halkın gözünde yüceltmeyelim” anlayışı yüzünden devletin temel işlevini yürütmesi gereken bu kurumun yetileri de ortadan kaldırılmış oldu.
7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun”da askeri birliklerin görevlendirilmesi ve yüklenecekleri rol ile ilgili hususlar gayet net: “Afet bölgelerinde veya civarında bulunan ordu, jandarma, kıta birlik ve müessese kumandanları, hazarda, kendilerinden vali veya kaymakamlar tarafından istenilecek yardımları üstlerinden emir beklemeksizin yapmaya mecburdurlar.”
7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu’nda doğal afetler ve büyük yangınlarla ilgili olarak alınacak önlemler belirtilmiş ve bu konudaki sorumluluk İçişleri Bakanlığı’na verilmiştir.
Kanunun 4. maddesi şöyle diyor: “İşbu kanunun şümulüne giren bütün hizmet ve faaliyetlerin İçişleri Bakanlığı’nda planlanması ve icrası sırasında alınacak karar ve tedbirlerde diğer vekâletlerle işbirliği ve karşılıklı yardım hususları Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ile tespit olunur.”
Yönetmelik var mı?
Peki var mı böyle bir yönetmelik? Düzenleme 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı KHK ile yapılmış olmasına rağmen tabii ki yok…
6831 sayılı Orman Kanunu’nda orman yangınları ile ilgili askeri katkı konusu muallakta. Eski Türkiye’de mevcut EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma) planlarına göre valiler bölgelerinde oluşacak afet ve eylemler karşısında askeri birliklerden yardım talep edebilir ve diğer makamlarla eşgüdümlü çalışmalar yapılabilirdi. Bu planlara göre de TSK birlikleri terör, doğal afet, iç güvenlik olayları için özel teşkilat kurar, konu ile ilgili eğitimler yapar ve diğer sivil unsurlarla koordineli tatbikatlar yaparak planlarını sürekli güncel tutarlardı.
Mevcut iktidar 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nda yazılı olan bu işbirliğini iptal etti ve EMASYA planları çöpe gitti.
Kanunun 11/D maddesinde;
“Valiler, ilde çıkabilecek veya çıkan olayların, emrindeki kuvvetlerle önlenmesini mümkün görmedikleri veya önleyemedikleri; aldıkları tedbirlerin bu kuvvetlerle uygulanmasını mümkün görmedikleri veya uygulayamadıkları takdirde, diğer illerin kolluk kuvvetleriyle bu iş için tahsis edilen diğer kuvvetlerden yararlanmak amacıyla, İçişleri Bakanlığından ve gerekirse (…) (2) Kara Kuvvetleri Komutanlığının sınır birlikleri dahil olmak üzere en yakın kara, deniz ve hava birlik komutanlığından mümkün olan en hızlı vasıtalar ile müracaat ederek yardım isterler. Bu durumlarda ihtiyaç duyulan kuvvetlerin İçişleri Bakanlığından veya askeri birliklerden veya her iki makamdan talep edilmesi hususu, yardım talebinde bulunan vali tarafından takdir edilir. Valinin yaptığı yardım istemi geciktirilmeksizin yerine getirilir. Acil durumlarda bu istek sonradan yazılı şekle dönüştürülmek kaydıyla sözlü olarak yapılabilir.”
hükmü olmasına rağmen valilerin bu konuda bir talepte bulunması söz konusu bile olmamaktadır.
Bilindiği gibi yalnız valiler değil, Türkiye’deki hiçbir makam “tek adam”dan talimat almadan hiçbir karar veremiyor. 2013 yılında değiştirilen TSK İç Hizmet kanunu 35. Maddesine göre yurt içinde doğal afetlerde askerin görevlendirilmesi mümkün değil. Bu amaçla salt İçişleri bakanlığına bağlı Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı birlikleri kullanılabilir.
Ordunun bir afet planı olsaydı…
Şimdi EMASYA Planları yürürlükte olsaydı neler olurdu ona bakalım:
- Askeri birlikler planlara uygun olarak deprem bölgelerine sevk edilir, konuşlanmasını tamamlar, sahra hastanelerini, mutfakları, çadır kentleri kurar, felaketzedelerin barınma, iaşe ve giyim ihtiyaçlarını karşılar ve enkaz altında kalanların kurtarılması çalışmalarına destek verirdi.
- Planlara uygun olarak orman alanlarında ve sel beklenen bölgelerde keşif, gözetleme ve önleme, raporlama görevlerini yapar, yangın durumunda söndürme faaliyetine başlardı.
- Türk Hava Kurumu’nun hangarda çürütülen yangın söndürme uçakları Hava İkmal ve Bakım Merkezlerinde bakımı yapılarak faal tutulabilirdi.
- TSK’nın üstün komuta kontrol ve haberleşme olanakları kurtarma ve yardım faaliyetlerinin koordinasyonu için seferber edilebilirdi.
- Afet bölgesinden yaralıların ve sivil halkın tahliyesi askeri araç ve personel desteği ile hızla ve başarıyla yerine getirilebilirdi.
İçişleri Bakanı’na soru
Şimdi gelelim “teröristlerin ayakkabı numarasına kadar her şeyi biliyoruz” diyen İçişleri Bakanı’na…
7126 sayılı yasa gereği doğal afet ve büyük yangınlarda sivil halkın desteği için planlama ve eğitim İçişleri Bakanlığının görevi olduğuna göre, kaç vatandaşımız, nerede, ne zaman ve nasıl eğitilmiştir?
Bunlara ne görev verilmiştir?
Sivil Savunma Bölge Müdürlükleri deprem bölgesinde kaç kişiyle ne görev yapmaktadır?
Sonuç olarak askeri vesayetin kaldırıldığı iddialarıyla, TSK’nın yok edilen emir komuta zinciri ve askeri hiyerarşisi ile sağlık, eğitim ve öğretim kurumları yanında EMASYA Planları da ortadan kaldırılarak devletin afet ve olağanüstü durumlarda planlı, koordineli ve iş birliği içinde çalışma yeteneği de yok edilmiştir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
