Sayfa yolu
Gökçek’ten Yavaş’a değişmeyen yol: ODTÜ’de asfaltın altında ne var?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Mehmet Erkin
Yayın Tarihi: 06.09.2026 , 12:57
ODTÜ’de iş makineleri yeniden çalışıyor. Asfalt dökülüyor, öğrenciler nöbet tutuyor, mezunlar ve meslek odaları tepki gösteriyor.
Ankara ise yıllar önce yaşadığı bir tartışmayı yeniden yaşıyor.
Eski proje, yeni asfalt
Bugün gündemde olan Bilkent–İncek Çevre Yolu Bağlantısı yeni bir proje değil. Geçmişi Melih Gökçek dönemine uzanıyor. 2017 yılında ODTÜ arazisinde fiilen açılan yol koridoru, Gökçek’in görevden ayrılmasının ardından tamamlanamadı. Yıllar sonra Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi döneminde proje yeniden ihale edildi ve Eylül 2026’da daha önce açılan koridorda asfalt çalışmalarına geçildi. 3 Eylül’de başlayan çalışmalarla birlikte ODTÜ öğrencileri yeniden nöbete başladı.
Dolayısıyla bugün ODTÜ’de yaşananları birkaç kilometrelik bir ulaşım projesi üzerinden okumak yeterli değil.
Çünkü yolun kendisinden daha eski ve çok daha geniş bir tartışma var:
Ankara’nın güney ve güneybatısı nasıl planlanıyor?
Bilkent’ten Hacettepe’ye, Beytepe’den İncek, Taşpınar ve Kızılcaşar’a uzanan bu geniş coğrafya, Ankara’nın yıllardır en yoğun imar, ulaşım ve yapılaşma tartışmalarının yaşandığı bölgelerden biri. Farklı tarihlerde yapılan plan değişiklikleri, getirilen yapılaşma hakları ve ulaşım kararları; meslek odaları ve yöre halkı tarafından çok sayıda kez yargıya taşındı.
Şehir Plancıları Odası’nın Bilkent–İncek bağlantısına yönelik itirazlarının önemli taraflarından biri de bu. Meslek odaları yolun Ankara’nın üst ölçekli ulaşım ve planlama kararlarıyla ilişkisini sorgularken, çevresindeki yapılaşma ve arazi kullanım kararlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini yıllardır dile getiriyor. 2021’de Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ile Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ankara Şubesi yol ihalesinin iptali istemiyle idari yargıya da başvurdu.
İktidarın sansür kararı sonrası açtığımız yeni X hesabımızı https://x.com/soLHaber2026 adresinden takip edebilirsiniz. Bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz. Yanımızda olmak, desteğinizi sunmak için soL'a abone olun.
Yolun çevresindeki büyük imar kavgası
Tam burada bir parantez açmak gerekiyor.
Bilkent ve Hacettepe üniversitelerinin arkasında, Beytepe Köyü çevresinde ve İncek bağlantısının etki alanında bulunan, yaklaşık 152 futbol sahası büyüklüğündeki alanlara ilişkin imar kararları da yıllardır ayrı bir hukuk mücadelesinin konusu.
Bu uyuşmazlıkların ayırt edici yönü ise alanların geçmişte 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payından oluşturulan yeşil ve kamusal alanlardan meydana gelmesi.
İmar mevzuatının temel kuralı burada son derece açık: düzenleme ortaklık payından elde edilen park, yeşil saha ve diğer umumi hizmet alanları, tahsis edildikleri kamusal amaçların dışında kullanılamaz. Başka bir ifadeyle bu yolla oluşturulmuş bir yeşil alanın daha sonra konut alanına dönüştürülmesi, sıradan bir plan değişikliği olarak değerlendirilemez.
Buna rağmen söz konusu alanlara ilişkin planlama işlemleri meslek odaları ve yöre halkı tarafından yargıya taşındı. Davalarda imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı yanında, düzenleme ortaklık payından elde edilmiş kamusal alanların hukuki statüsünün plan kararıyla ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı da temel uyuşmazlık başlıklarından birini oluşturdu.
Aleyhe sonuçlanan davalarda verilen kararların gerekçeleri de tam bu nedenle tartışmalı.
Çünkü tartışmanın merkezindeki açık imar hukuku kuralının ve düzenleme ortaklık payından doğan kamusal kullanım statüsünün hangi hukuki gerekçeyle aşılabildiği sorusu karşılığını bütünüyle bulmuş değil. Bu durum, söz konusu işlemler ve bunları hukuka uygun bulan kararlar bakımından hukuken yokluk düzeyine ulaşan bir sakatlığın bulunup bulunmadığı tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Uyuşmazlıkların bir bölümü bugün Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru kapsamında incelenmeyi bekliyor.
Bu parantez, ODTÜ’de bugün asfaltlanan yolun çevresindeki coğrafyaya neden yalnızca bir ulaşım koridoru olarak bakılamayacağını da gösteriyor. Beytepe–Bilkent–Hacettepe–İncek hattındaki arazi kullanım kararları, yapılaşma tercihleri ve ulaşım yatırımları birbirinden bütünüyle kopuk başlıklar değil; Ankara’nın güneybatısında yıllardır devam eden aynı büyük şehircilik ve kamu yararı tartışmasının farklı yüzleri.
Dolayısıyla mesele yalnızca yolun kaç ağacı etkileyeceği ya da iki nokta arasındaki ulaşımı kaç dakika kısaltacağı da değil.
Bir yol yapıldığında yalnızca otomobiller hareket etmez.
O yolun ulaştığı arazilerin erişilebilirliği değişir, ekonomik değeri değişir, yapılaşma baskısı değişir ve kentin gelişme yönü değişir.
Şehir planlamasının yol ile imar kararlarını birbirinden bağımsız değerlendirmemesinin nedeni de budur.
ODTÜ öğrencilerinin ve meslek odalarının bugün kullandığı “rant yolu” nitelemesinin arkasındaki temel itirazlardan biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Öğrenciler, mezunlar ve Şehir Plancıları Odası yolun Ankara’nın trafik sorununa kalıcı bir çözüm üretmeyeceğini, buna karşılık çevresindeki yapılaşma baskısını artıracağını savunuyor.
Gökçek başlattı, Yavaş devam ettirdi
Fakat bugünkü tartışmayı daha da ilginç hale getiren başka bir boyut var:
Siyasi süreklilik.
Yol Melih Gökçek döneminde başlatıldı.
Ankara’nın belediye yönetimi değişti.
Mansur Yavaş göreve geldi.
Ama proje ortadan kalkmadı.
2021’de yeniden ihale edildi. Meslek odaları yeniden dava açtı. ODTÜ bileşenleri yeniden itiraz etti.
Ve bugün, 2026 yılında, Gökçek döneminde açılan koridora Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi asfalt döküyor.
Üstelik Mansur Yavaş’ın henüz belediye başkanı olmadığı 2014 yılında ODTÜ yolu konusunda kentliye danışılacağını ve Ankaralılar “yapmayın” derse yolun yapılmayacağını söylediği açıklaması bugün yeniden hatırlatılıyor.
Elbette Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de hukuki bir savunması var.
Yürürlükteki imar planları, geçmişten gelen idari işlemler ve kesinleşmiş yargı kararları idare açısından hukuki sonuç doğurur. Bir idarenin kesinleşmiş yargı kararlarına uyması anayasal bir yükümlülüktür.
Ancak tartışmanın bittiği yer burası değildir.
Çünkü bir işlemin hukuken uygulanabilir olması ile o işlemin şehircilik bakımından doğru ve kamu yararına uygun bir tercih olması aynı şey değildir.
Dahası, bir belediye yönetiminin önündeki seçenek yalnızca kendisinden önce alınan kararları uygulamak değildir. Plan değişikliği önermek, alternatif ulaşım politikaları geliştirmek, yeni bilimsel ve teknik çalışmalar yaptırmak, merkezi idare karşısında hukuki ve idari yolları kullanmak ve bütün bunların sonunda siyasi sorumluluğu üstlenmek de belediyeciliğin parçasıdır.
Yönetimler değişiyor, kentleşme anlayışı değişmiyor
ODTÜ yolu bu nedenle Ankara açısından çok daha büyük bir sorunun küçük fakat son derece görünür bir örneği.
Karşımızda yalnızca Melih Gökçek döneminden kalmış yarım bir yol bulunmuyor.
Aynı coğrafyada yıllardır birbirinin üzerine eklenen imar kararları var.
Meslek odalarının ve yöre halkının açtığı davalar var.
İmar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı bakımından tartışılan işlemler var.
Gerekçeleri aynı hukuki ölçütler bakımından tartışmalı yargı kararları var.
Anayasa Mahkemesi’ne kadar ulaşmış uyuşmazlıklar var.
Ve bütün bunların ortasından geçen bir yol var.
Yönetimler değişiyor.
İsimler değişiyor.
Siyasi söylemler değişiyor.
Fakat yol değişmiyor.
Bugün ODTÜ’de yaşananları “ağaç mı, yol mu?” basitliğine indirgemek bu nedenle Ankara’nın yakın dönem şehircilik tarihini gözden kaçırmak olur.
Sorulması gereken asıl soru başka:
ODTÜ, Bilkent ve Hacettepe’nin çevresindeki son derece değerli kentsel alanlar nasıl planlanıyor? Ulaşım kararları ile çevredeki imar ve yapılaşma kararları arasında nasıl bir ilişki var? Ve yıllardır bütün bu işlemlerin merkezinde bulunması gereken kamu yararı, gerçekte nerede duruyor?
Sonuçta ortaya çıkan tablo, yalnızca geçmişten devralınmış bir yol projesinin sürdürülmesinden ibaret değil.
Melih Gökçek döneminde şekillenen planlama tercihleri ile merkezi yönetimin bölgeye ilişkin kararlarının, bugün Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi eliyle uygulamada devam ettirilmesi, Ankara’nın güneybatısında dikkat çekici bir idari ve siyasi sürekliliğe işaret ediyor.
Bu nedenle ODTÜ yolu, farklı siyasi kimliklerin aynı kentsel müdahale üzerinde tesadüfen buluştuğu bir örnek olarak değil, aynı kentleşme anlayışının, ranta aynı yaklaşımın ve bu doğrultuda ortaya çıkan işbirliğinin farklı dönemlerde ve farklı aktörler eliyle nasıl sürdürülebildiğinin somut bir göstergesi olarak okunmalı.
Melih Gökçek döneminde şekillenen planlama tercihleri, merkezi yönetimin bölgeye ilişkin kararları ve bugün Mansur Yavaş yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamaları, birbirinden kopuk üç ayrı siyasal hattı değil; aynı kentleşme anlayışının, ranta aynı yaklaşımın ve uygulamada ortaya çıkan işbirliğinin sürekliliğini ortaya koyuyor. Bu uygulama sürekliliği, yolun kendisinden daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:
Ankara’da yönetimler gerçekten değişiyor mu, yoksa aynı kentleşme anlayışı ve ranta aynı yaklaşım, farklı aktörlerin işbirliğiyle devam mı ediyor?
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.