Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Filistin’in Britanya siyasetinde yarattığı deprem

''Motokuryelerin motosikletlerine Filistin bayrağı astığını, mağazalarda çalışanların omuzlarına Filistin bayrağı diktiğine, köylerde ağaçlara Filistin bayraklarının asıldığına denk geliyoruz.''

Eren Korkmaz

Yayın Tarihi: 16.11.2023 , 11:47 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Britanya'da hükümetin ve muhalefetin İsrail’e verdiği koşulsuz destek devam ederken Filistin’e destek verenlerin yarattığı kitlesel hareketlilik hem iktidardaki Muhafazakar Parti (Tory’ler) hem de muhalefetteki İşçi Partisi (Labour) nezdinde önemli siyasi krizlere neden oluyor. 

Hamas’ın 7 Ekim baskınının ardından geçen sürede Britanya’da iktidar, muhalefet ve medya Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Rusya’ya ve Rus vatandaşlarına uyguladığı yaklaşımın benzerini Filistinliler nezdinde de tekrarladı ama bu yaklaşım beklediği sonucu vermedi. Rusya’nın işgali ve Ukrayna’ya verilen askeri ve finansal destek ve yaptırımlar kamuoyunda sorgulanmadı, fakat Filistin meselesinde benzeri kampanya o düzeyde etkili olmadığı gibi hem kabinede hem de iki partinin içinde ve toplumsal muhalefette önemli yansımaları oldu.

Britanya, “İsrail’in savuna hakkını” kayıtsız şartsız savundu ve bugüne kadar hem iktidarı hem de anamuhalefeti ısrarla ateşkes çağrısı yapmıyor. En fazla son günlerde olduğu gibi sivil ölümlere dikkat edilmesi gibi tavsiyelerle ve insani yardım için geçici teneffüs araları talebi dile getiriliyor. Medya da bu sürece etkin şekilde katkı sunuyor. Son dönemde ateşkes talebine toplumun desteğinin artması üzerine birçok Tory yöneticisi Gazze’den ''Hamasland'' olarak bahsetmeye başladı.

İsrail’in resmi söylemine uygun olarak, ölü ve yaralı açıklamaları yapan Gazze’de Sağlık Bakanlığının Hamas’ın kontrolünde olduğunu ve güvenilmeyeceğini, basına açıklama yapan doktorların Hamas üyesi olduğunu, hatta onlarca çalışanının öldürüldüğü Birleşmiş Milletlerin çalışanlarının da hamas üyesi olduğu iddia edilmeye başlandı. Filistin’in mücadelesinin ısrarla ulusal değil, dinsel bir kavga olduğu belirtilerek bir yanda klasik “Arap Müslüman terörist” algısı ve göçmen düşmanlığı köpürtülürken öte yanda liberal değerleri, LGBT haklarını savunan İsrailli asker güzellemeleri yapıldı. Örneğin BBC her iki tarafa da söz veriyor gibi yapıp birkaç dakika ağıt yakan Filistinliyi gösterdikten sonra kara harekatına hazırlanırken barbekü yapan İsrailli askerlere mikrofonunu uzattı. 

Ancak bunların toplumda beklenen etkiyi yaratmadığı ortaya çıkıyor. Anketlerde yalnızca Müslüman, göçmen azınlıklarda değil, Britanya toplumunun yaklaşık yüzde 75’inin derhal ateşkesi istediği, gün geçtikçe bizzat Filistinlileri haklı bulanların İsrail’i haklı bulanları geçtiği görülüyor. Gündelik yaşamda da bunun etkisini görmek mümkün. Örneğin eylemlerin dışında motokuryelerin motosikletlerine Filistin bayrağı astığını, mağazalarda çalışanların omuzlarına Filistin bayrağı diktiğine, köylerde ağaçlara ve direklere Filistin bayraklarının asıldığına denk geliyoruz.

Burada şu vurguyu yapmakta fayda var. Öncelikle İskoçya ve İrlanda’da Filistin’e tarihsel desteğin çok açık olduğu biliniyor. Propagandanın en yoğun olduğu ve Filistin bayrağı taşıyanların Londra’da gözaltına alındığı ilk dönemlerde dahi İskoçya’da Celtic taraftarları Avrupa kupası maçına Filistin bayrakları ile çıktı. İskoçya bölgesel yönetiminin başbakanı Hamza Yusuf da bizzat eşinin ailesi Gazze’de olduğu için ateşkesi savunan açıklamalar yapıyor. Bunun yanı sıra Britanya sol hareketi içinde barış savunuculuğu ve Filistin’in tarihsel mücadelesine verilen desteğin derin ve köklü bir yanı var. Britanya’nın askeri müdahalelerine karşı çıkan bu geleneğin mevcut propagandaya rağmen yalpalamasını beklemek mümkün değil. Ayrıca güçlü bir ilerici Yahudi hareketinin olması ve öne çıkan entelektüeller de etkili oluyorlar. Buna ek olarak Filistin diasporası da Britanya’da yıllardır mücadelesini aktif şekilde veriyor. Dolayısıyla sadece kalabalık bir azınlık olan Müslüman kökenli Britanyalılarla sınırlı olmayan, Britanya toplumunun genelini kapsayan, özellikle solda konumlanan kitlelerde net bir duruşa neden olan bir taraflaşma oluyor. Bu sayede solun görece örgütsüz olduğu bir dönemde, hızlıca bir araya gelip, her hafta, ülke genelinde ve Londra’da yüz binlerce kişinin katıldığı, barışçıl eylemlerin düzenlenmesi ve İsrail’e silah gönderen fabrikaların önünde sendikaların eylemler yapması mümkün oluyor.

Şimdi biraz da ateşkes ve Filistin’e destek amaçlı eylemlerin iç siyasette yarattığı krizlere değinelim.

Hükümet başından bu yana İsrail’e açık destek veriyor. Bu sadece siyasi bir destek değil, sonradan ortaya çıktığı üzere, Kıbrıs’taki üssünden gönderilen 40’a yakın uçak dolusu silah ile askeri destek de sunuyor. İsrail’in Gazze’de amaçlarına bir an önce ulaşıp, toplumsal tepki daha da yükselmeden zafer ilan etmesini istiyor. Diğer yandan hükümet yüz binlerce kişinin aktif şekilde eylemlere katıldığı Müslüman azınlığın ve sol muhalefetin artan tepkisinden de oldukça rahatsız. 1 yıl içinde gerçekleşecek genel seçimler öncesinde bu tür bir hareketin güçlenmesini istemiyorlar. Bunun nasıl olacağı konusunda ise kabine içinde görüş ayrılığı yaşandı ve içişleri bakanı kovuldu. 

Kendisini “düşündüklerini açıkça söyleyemeyen İngilizler”in sözcüsü sayan ve politik kariyerini kültür savaşları ve woke karşıtlığı üzerine kuran, göçmen ve solcu karşıtı, güçlü devlet ve otorite yanlısı (artık eski) İçişleri Bakanı Suella Braverman 1. Dünya Savaşının sona erdiği 11 Kasım’daki ateşkes günü etkinlikleri ile aynı günde yapılan Filistin’e destek ve ateşkes eyleminin yasaklanması için çağrıda bulunmuştu. Burada yürüyenlerin Hamas’a destek verdiğini ve yürüyüşün nefret yürüyüşü olduğunu ilan etmişti. Hatta polise eylemi yasaklama ve toplananları zorla dağıtma talimatı vermişti. Aslında ilk başta Başbakan Sunak da benzer görüşteydi ve dünya savaşında ölenlerin anıldığı bir günde eylem yapmanın saygısızlık olduğunu duyurmuştu. 

Ancak bekledikleri olmadı. Etkinliği organize edenler kendilerinin de ateşkes istediğini ve bunun günün anlam ve önemine uygun olduğunu ve resmi törenlerin olduğu yere yakın bir güzergahta yürümeyeceklerini belirttiler. Eylemin yasaklanması ve dağıtılması çağrısı büyük tepki çekti ve beklenenin zıddı oldu. Belki de giderek sönümlenmesi, katılımın azalması beklenen eyleme rekor katılım oldu. Polise göre 300 bin, düzenleyenlere göre 1 milyona yakın kişi, barışçıl şekilde Londra’da yürüdü. 
Londra Metropolitan Polisi söz konusu gelişmeler üzerine eyleme müdahale etmeyeceğini, izin vereceğini açıklamak durumunda kaldı. Bunun üzerine resmi töreni korumak ve "Arap teröristlere karşı” ülkeyi savunmak için bir araya gelen aşırı sağ, ırkçı holiganlar buradan görev çıkardılar. Polis Filistin eylemine onları yaklaştırmayınca polisle çatıştılar, barikatları devirdiler, “İngiltere için ölürüz” diye bağırarak ve ırkçı sloganlarla taşkınlıklar yaptılar. 

Braverman’in açıklamaları, polisle kamuoyu önünde kavga etmesi, ırkçı holiganları kışkırtması ve ona tepkiyle yüz binlerce kişinin sokaklara dökülmesi hükümet ve Tory parti içinde kriz çıkardı.  Birçok önde gelen Tory vekil için haftalar geçtikçe eylemlerin etkisinin azalması beklenirken bunu tetiklemenin, büyütmenin, kavga çıkarmanın anlamı yoktu. Bu nedenle eylemden sonra ilk çalışma gününde, sabah 8’de Braverman kovuldu. Kabinede değişimler oldu. Bu doğrudan bu mücadelenin bir kazanımı oldu.

Ancak ana muhalefet Labour Parti içinde de 7 Ekim’den bu yana işler “Sir” Keir Steimer için iyi gitmiyor. Her ne kadar başa geldikten sonra parti içindeki sosyalistleri kovmasıyla, Corbyn gibi birçok sol vekili partiden atmasıyla öne çıksa da Labour Parti içinde Filistin’e destek veren veya ateşkesi savunan, ayrıca Müslüman olan veya Müslümanların yoğun olduğu yerlerden seçilen vekiller var. Steimer ilk günden itibaren ateşkesi savunmayı reddediyor. Son dönemde tepkiler üzerine insani yardım arası verilmeli gibi laflar etmeye de başladı. Hatta ilk günlerde medyada kendisine sorulan “elektriğin, suyun kesilmesini savunuyor musunuz” sorusuna göstermelik bile olsa “doğru değil” dememiş, askeri operasyonlarda bunların normal olduğunu, bir “insan hakları” uzmanı ve savcı olarak savunmuştu. 

Steimer kariyerini ve Corbyn’i ve ekibini kovmasını zaten antisemitizm üzerinden gerekçelendirmişti, kovulanlar anti-semitizmdi, Steimer buna karşı kararlıydı. Dolayısıyla Filistin meselesinde tavrı çok öncesinden belli. Ayrıca açıkça İsrail’i desteklemezse iktidarın bunu aleyhinde kullanıp, “yine eski Labour, bunlar hamas destekçisi” şeklinde suçlanmaktan da çekiniyor, iktidarı bekleyen “sorumlu” devlet adamı kıyafetiyle dolaşıyor. Bu nedenle partideki tüm vekillere ateşkesi savunmama kararını dayattı Ayrıca anketlerde açık ara önde olduğu ve seçimleri kazanmayı beklediği için de pozisyonunu belirlerken ABD’de Biden ve ekibini referans oluyor. Bunu da gölge dış işleri bakanı açıkça dile getirdi. 

Ancak bu beklediği sonucu yaratmadı. Başta Londra Belediye Başkanı Sadık Khan olmak üzere önde gelen liderler İsrail’i eleştirip ateşkes çağrısı yaptı. İskoç Ulusal Partisinin (SNP)15 Kasım akşamı meclise getirdiği ateşkes çağrısı tasarısına destek veren ve parti lideri tanımayan vekillerin sayısı 60’ı buldu. Daha da önemlisi gölge bakan konumunda olan ve yanında oturan vekillerden 8’i de gölge bakanlıktan istifa edip ateşkes lehinde oy kullandı. Bu vekillerin partiden atılacağı belirtilmişti ama sayı bu kadar yükselince bunu yapabilecek mi göreceğiz. Birçok vekil İşçi Partisinin bu tavrı yüzünden şehirlerinde çok büyük tepki gördüklerini dile getiriyor.

Ayrıca yerel yönetimlerde de çok büyük kayıplar oldu. Şu ana kadar 70’e yakın belediye meclis üyesinin istifa ettiği biliniyor. Oxford gibi bazı şehirlerde Labour bu istifalardan dolayı yönetimi kaybetti.

Britanya’da Corbyn’in seçim yenilgisinden sonra solda ciddi bir gerileme olmuştu. Ancak geçen seneyi saran grev dalgaları ve son 1 ayda gelişen Filistin’e destek mitingleri solun kendi gücüyle ülke yönetimine müdahil olduğu örnekler oldu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.