Sayfa yolu
Fethullahçıların belleği: 'Komünist, evli, çok tehlikeli…'
Yayın Tarihi: 27.07.2026 , 14:31
Fethullahçılar son dönemde AKP’nin 15 Temmuz belgeseli “Asırlık Gece”nin ardından şimdi de bir “bellek” ve bu belleği anlatan kitapla gündemdeler.
Belgeselin öyküsünü AKP-Gülen ortaklığını da içerecek şekilde soL okurlarına aktarmıştık.
Şimdi de belleğin öyküsünü ve ne anlama geldiğini yerli yerine oturtalım…
Yandaşlar neden tahrifat yapıyor?
Bellek aslında yeni değil, uzun yıllardır gündemde.
Her şey yıllardır biliniyor yani.
Ancak AKP’nin yandaş medyası bu bellek üzerinden büyük bir pişkinlikle muhalifleri, özel olarak da belleğin ulaştırıldığı isim, haberimizin konusu olan kitabın da yazarı Tuncay Özkan’ı hedef alıyor:
"CHP Milletvekili Tuncay Özkan FETÖ’nün sözde Hava Kuvvetleri örgütlenmesini ve İmamı Adil Öksüz’ü deşifre eden bir flash belleği Kara Kuvvetleri komutanı iken 2007 yılında İlker Başbuğ’a vermişti. Başbuğ kendi ifadesine göre flash belleği Hava Kuvvetleri Komutanlığına göndermiş sonrasında bu flash bellekle hiç ilgilenmemişti. Sözde Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz ve 15 Temmuz’un 1 numaralı askeri sorumlusu FETÖ’cü Akın Öztürk bu flash belleği anında yok etmişlerdi. Üstelik ne Tuncay Özkan ne de Başbuğ bu flash bellekle ilgili olarak TBMM’de kurulan 15 Temmuz darbesini araştıran komisyona bilgi vermemişlerdi. Gizlemişlerdi dersek daha doğru olur. Eğer İlker Başbuğ bu flash bellekle ilgilenseydi FETÖ bırakın 15 Temmuz’da kalkışmayı toparlanamayacak bir darbe yemesi işten bile değildi. 15 bin FETÖ’cü derdest edilecek. Yapılan soruşturmalar sonrasında örgütün beli kırılabilecekti."
Bu sözler Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu'na ait.
Peki, gerçekler onun yazdığı gibi mi?
Gelin kısaca hatırlayalım...
Zehirli bellek ve beklenen final
Söz konusu belleği 2006 yılında, Cemaat’in askeri yapılanmasının Ege sorumlusu olduğu tahmin edilen kişi, bir yolcu otobüsünde düşürüyor.
Hikayemiz de bu tarihten sonra başlıyor.
Belleği bulan muavin, firma temsilcisine ulaştırıyor. Söz konusu yetkili, aynı zamanda faal bir futbol hakemi.
Sahibini bulmak adına bilgisayara taktığında karşısında kendini şok eden veriler görüyor.
Ülkedeki tüm Alevi köylerinin fişlendiğini gösteren bir tablo görüyor örneğin ilk olarak, Cemaat’in TSK içindeki yapılanmasına dair de notlar...
Yani sansasyon yaratacak çok fazla şey var.
Ancak bellek büyük oranda şifreli.
Önce şirketinin üst düzey bir yöneticisiyle görüşüyor, aldıkları kararla da bir kopyasını tutarak Ege Ordu’ya bir general üzerinden teslim ediyorlar.
Sonrasında tabii ki ordudan çıt çıkmıyor.
Bu sessizliğin verdiği rahatsızlığın ardından belleğin bir kopyasını elinde tutan hakem, gazeteci Tuncay Özkan’a ulaştırıyor.
Özkan da gördükleri karşısında şoke oluyor ve bir kopyasını alarak belleği dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’a teslim ediyor.
Başbuğ, benzer bir belleğin kendilerine geldiğini, bu belleklerin inceleneceğini söylüyor.
Sonrası şaşırtıcı değil...
Bellek ayrıntılı şekilde incelensin diye Hava Kuvvetleri'ne gönderiliyor, çünkü içeriği de ağırlıklı olarak orayla ilgili.
Belleğin gönderildiği birliğin başında ise 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan, darbenin Adil Öksüz ile birlikte bir numarası olduğu söylenen Akın Öztürk var.
Sonradan ortaya çıkıyor ki, belleğin incelenmesi sonrası tam 173 Cemaatçi asker tespit edilmiş. Sonra bu sayı, bizzat Cemaatçi askerlerin devreye girmesiyle sıfıra indirilmiş ve dosya kapatılmış.
Özkan bu bellek nedeniyle tutuklandı, zehirlenmeye çalışıldı, başına gelmeyen kalmadı.
İlker Başbuğ da aynı şekilde cezaevinin yolunu tuttu.
Sonra öğreniyoruz ki, belleği inceleyen ekip Adil Öksüz'e toplantıda ayrıntılarıyla bilgi veriyor, Öksüz ağlayarak "40 yıllık emek boşa gitti" diyor.
Ancak gitmiyor...
Ne dönemin iktidarı ne de TSK kadroları bu belleğin üzerine gidiyor.
Şimdi bu bellek, “10 yıl önce incelenseydi, 15 Temmuz yaşanmazdı” diye ele alınıyor.
Baştan aşağı yanlış bir değerlendirme.
O dönemde de sonrasında da ordu içindeki Fethullahçı yapılanma tüm ayrıntılarıyla olmasa da biliniyordu, kimse dokunmuyor, dokunmak istemiyordu. (Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlarla da bu sürece karşı çıkma ihtimali olan tüm isimleri tutuklayacaklardı zaten.)
Ortaklardı, birlikte Cumhuriyet’i tasfiye ediyorlardı.
Şimdi öğreniyoruz ki, bazı Cemaatçi birlikler, tüm ayrıntılarıyla zaten biliniyormuş, Adil Öksüz ve diğerleri de...
Listeler ve bellekler ancak kavga başlayıp yumruk atılmaya başlandığı sırada gün yüzüne çıkıyordu onlar için.
Yani Bülent Orakoğlu açıkça gerçekleri eğip büküyor. 2006 yılında kimse, Cemaat'in ordudaki yapılanmasına dokunmak istemiyordu, çünkü ortaklardı.
O yüzden Özkan gibi isimler tutuklandı, Cemaat ise orduda kök salmaya devam etti.
Fişleme notları: Komünist, Alevi, solcu…
Kitap Gülen Cemaati’nin nasıl bir fişleme ve istihbarat ağı olduğundan Cemaat üyelerini nasıl evlendirdiklerine kadar çok fazla ayrıntı içeriyor.
Çünkü söz konusu bellek, bunun Ege Ordusu örüntüsünü çok detaylı şekilde ortaya koyuyor.
Kitap sonrası anlıyoruz ki Cemaat’in tam 27 farklı fişleme kategorisi varmış.
Bu 27 farklı kategorinin ise 4 ana başlığı: Dini-mezhebi etiketler, etnik etiketler, operasyonel-örgütsel etiketler, kişisel zaaf etiketleri.
Kitap çıktıktan sonra birçok yönüyle haber olan bu belleğin “Solcu, komünist, alevi” fişlemelerinden bir bölümü biz de okurlarımıza aktaralım.
Fethullahçıların kafasının nasıl çalıştığı, nasıl bir organize çete faaliyeti yürüttüğünü, insanları nasıl gün gün fişlediğini anlamak için:
“Komünist. Evli. Çok tehlikeli.” 19 Temmuz 2001 yılındaki bir fişleme notu.
“Bekarlığında gençleri sol görüşe teşvik için çok çalışmış birisi. Komünist olma ihtimali var.” Mart 2001’deki bir diğer fişleme notu.
“Komünist biri cumhuriyet okuyor. Çok rahat kullanılabilecek biri. İdealist biri. Oruç tutuyordu lisan okulunda, hoca baskı yapınca bıraktı. Sol görüşe sahip.” Bu da Mart 2001 tarihli, neresinden tutsan elinde kalacak tuhaf bir diğer fişleme notu.
Benzer birçok not var.
Cemaat orduda sadece solcu olduğunu düşündüğü kişileri fişlemiş değil elbette. Ancak kişi solcu, komünist ya da Alevi biriyse ya da böyle olduklarını düşünüyorlarsa, üzerini jet hızıyla çizdiklerini anlıyoruz. Onların ordu içinde yükselmesi çeşitli baskılar ve yöntemlerle engelleniyor, kendi çevreleri ise bu sayede hızla yükseliyordu.
soL Haber, iktidarın baskılarına karşı gerçeğin sesini duyurmaya devam ediyor. soL'un sesini sansüre ve baskılara karşı yükseltmek isteyen tüm okurlarımızı abone olmaya çağırıyoruz.
Neden önemli?
Bellek 1996 yılında tutulmaya başlayan fişleme notlarından oluşuyor.
Yani darbe girişimine kadar olan 20 yıllık sürece uzanabiliyoruz. Ötesinin olduğu da kesin.
Yani bir Cemaat, siyasi iktidarların ve genel olarak düzenin açtığı yolda dilediği ve istediği gibi yıllarca herkesi fişlemiş.
Ve tüm bu fişlemeleri elleri kollarını sallayarak yapan Cemaat, 15 Temmuz’a kadar uzanan süreci aslında ilmek ilmek örgütlemiş. Yine düzenin bakışları arasında ve tabii ki desteğiyle.
Bugün sürekli AKP'nin Fethullahçı çeteyle mücadele ettiği haberlerini görüyoruz. Ancak bu çete operasyonlara konu olsa da ülkenin dört bir yanına yayılmış irili ufaklı yüzlerce cemaat ve tarikat kritik her alanda örgütlenmeye devam ediyor. Önleri açılıyor, daha fazla alan tutuyorlar, yine!
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.