Sayfa yolu
Farklı sesler, ortak sancılar: Altın Koza Uluslararası Film seçkisi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 11.10.2026 , 00:54
Birkaç gün önceki yazıda Altın Koza Ulusal Yarışma kategorilerindeki bazı filmlere ve önemli konu başlıklarına değinmiştik. Bugün ise festivalin dünya sineması seçkisinden izleme fırsatı bulabildiğim, insanlığın ortak dertlerini anlatan ve bu nedenle üzerine düşünmenin değerli olduğunu düşündüğüm iki filmden bahsedeceğim. Bazı ayrıntılara kaçınılmaz olarak yer vermek durumundayım, yani yazı “spoiler” da içeriyor!
Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
Yeni gelenler
Festivalde izlediğim en iyi filmle başlamak istiyorum. Uruguaylı yönetmen Rodrigo Plá, kendine özgü sempatik bir anlatım diliyle üç çocuk kahramanın hikâyesini anlatıyor. Tiana, 10-12 yaşlarında küçük bir kız çocuğudur. Köyleri yaşanamaz hale gelince birçok aileyle birlikte onun ailesi de her şeyi bırakıp Miraflores köyüne göç eder. Bu insanlar kamp alanı gibi bir bölgede, çadırlarda sefalet içinde yaşamaya başlarlar.
Bu göç, Miraflores köyü yerlilerini tedirgin eder. Bu “yabancı” insanlara mesafeli olunması gerektiğini, yarın bir gün çok daha ucuza çalışarak yerlilerin işlerini ellerinden alacaklarını söylerler. Tiana yeni okuluna yazılır. Sınıfta diğer çocuklar tarafından dışlanır ve dalga konusu haline gelir. Mateo, annesine ve sınıftaki diğer arkadaşlarına aldırmadan Tiana ve köpeği Nube’yle ilk dostluğu kuran sınıf arkadaşıdır.
Bir süre sonra Miraflores köyüne şık görünümlü biri gelir. Köyün tepesindeki arazileri almak istediğini, iş kuracağını ve böylelikle bu gelişmenin köye de faydası olacağından bahseder. Tiana bu adamı uzaktan görür ve tanır. Kendi köyünün başına gelen felaketler de bu adamın gelişiyle başlamıştır. Mateo ve ailesini uyarmaya çalışır ancak artık olan olmuştur. Bir süre sonra köyden geçen nehrin renginin değiştiğini, suyu kullanan insanların hastalandıklarını öğreniriz.
Kimse köyün tepesinde ne olduğunu, suyun neden kirlendiğini bilmiyordur. Çevresi silahlı birliklerce kuşatılarak korunan bu yerden hiçbir bilgi dışarı çıkmıyor. Bir derste bir çocuğun Tiana’yı işaret ederek “göçmenler nehirde yıkanıyor diye su kirlendi” demesine Mateo sinirlenerek itiraz eder ve suyun tepeden zaten kirli bir şekilde köye ulaştığını söyler. Artık Tiana hem geldiği toprakları hem de şu an yaşadığı köyü felakete sürükleyen şeyin ne olduğunu ortaya çıkarmayı kafaya koymuştur. Mateo ve kardeşi Tomas’ın da dahil olmasıyla üç çocuk nehri takip ederek köyün tepesine tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar ve tepedeki maden ocağında siyanürle altın çıkarıldığını görürler. Telefonla çektikleri video bir anda bütün köye yayılır. Daha sonra durumu öğrenen köylüler eylemlerle bu madeni kapattırırlar. Filmin sonunda ise göçmenlerin terk ettikleri köylerine geri dönerek oradaki maden ocağını da kapattırmak ve kendi topraklarını kurtarmak için yola çıktıklarını görürüz.
Filmi izlerken aklıma sık sık Nâzım Hikmet’in “Dünyayı Verelim Çocuklara” şiiri geldi. Bir göçmen hikâyesi olarak başlayan “Yeni Gelenler”, birkaç çocuğun cüretiyle emekçilerin ortak mücadelesinin destanına dönüşüyor. Başka galaksiden gelmeyen, doğaüstü güçleri olmayan bizim süper kahramanlarımızın destanı…

Bir oda hizmetçisinin güncesi
Romen yönetmen Radu Jude, bu filminde Fransız yazar Octave Mirbeau’nun 1900 tarihli ünlü hiciv romanını günümüze uyarlamıştır. Hikâye Romanya’dan Fransa’nın Bordeaux şehrine gidip, hizmetçilik ve çocuk bakıcılığı yaparak memleketteki annesi ve küçük kızına para göndermeye çalışan genç göçmen kadın Gianina’yı merkezine alır. Gianina üst-orta sınıf bir ailenin ev işlerini yapar ve evin küçük çocuğu Louen ile ilgilenir. Önceki çalıştığı evde kötü muameleye ve fiziksel şiddete maruz kalan genç kadına bu evde iyi ve kibar davranılır. Gianina’nın hayatı ve anlattığı hikâyeler aile tarafından egzotik ve ilgi çekici bulunur, zengin misafirlerin bulunduğu yemek masalarında sohbet malzemesine dönüştürülür.
Gianina başkasının çocuğuna gün boyu bakıcılık ederken kendi çocuğuyla yalnızca akşamları yaptığı görüntülü konuşmalarla iletişim kurabilir. Tek tesellileri yaklaşan Noel tatilidir. Bu beklenen kavuşmanın hayaliyle özlemlerini bastırırlar. Ancak bir pürüz çıkar, ev sahibinin annesi bacağını sakatlar ve çiftin önceden rezervasyon yaptırdıkları çok önemli bir tatil planı vardır. Gianina’dan Noel için Romanya’ya gidişini üç beş gün ertelemesini ve yaşlı kadına bakmasını isterler, kaldığı günler için de çok daha fazla para vermeyi ve uçak biletlerini karşılamayı teklif ederler. Gianina bunu kabul etse de kızı bu duruma çok üzülür ve fare zehri içer. Gianina annesinden kızının hastaneye kaldırıldığını ve midesinin yıkandığını öğrenir. Hemen Romanya’ya gitmek ister ancak evdeki yaşlı, sakat kadını bırakamaz. Bunun üzerine ev sahibi çifti arayarak acilen dönmelerini ister. Ancak bu talebi karşılık bulmaz ve ev sahibi zehirlenen kızı Romanya’dan Fransa’ya getirtmeyi teklif eder. Ayrıca iyi bir hastanede masraflarını da karşılayacaktır.
Yönetmen, burjuvazinin iki yüzlülüğünü, göçmen sömürüsünü ve kibarlık ile iyilik maskesinin, ilk çıkar çatışmasında nasıl düştüğünü hiçbir karakteri karikatürleştirmeden, çok soğukkanlı bir şekilde bize gösteriyor.
Radu Jude sınıf meselesini iyi kavrayan önemli bir yönetmen. Ancak geçmiş sosyalizm deneyimiyle kurduğu ilişki nedeniyle filmlerinin bir yerlerde sıkışıp kaldığını düşünüyorum. Aynı durumu benzer tarihsel arka planı olan ülkelerin günümüz sinemacılarında da görebiliyoruz. Geçmiş sosyalist ülkelerde kapitalizme geçişin yarattığı inanılmaz bir hayal kırıklığı var ve son yıllarda buralardan çok iyi filmler çıkıyor. Öte yandan, eskiyi kapsayarak aşan yeni bir ufuk geliştirilemediği için filmler bir noktada mevcut durumu çok iyi tespit etmenin ötesine geçemiyorlar, hatta yer yer istemeden antikomünizmin parçası oluyorlar. Bu problemin aşılması dünya sineması için de bir sıçrama olacaktır.

soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.